|
|
Aradığınız kelime
يَا
kök harflerinden türemiştir. Aynı Kökten türeyen 360 adet kelime bulunmaktadır.
Kelimelerin Kur'an'da geçtiği ayetler aşağıda sıralanmıştır.
|
|
Bakara/21
Bakara/33
Bakara/35
Bakara/40
Bakara/47
Bakara/54
Bakara/55
Bakara/61
Bakara/104
Bakara/122
Bakara/132
Bakara/153
Bakara/168
Bakara/172
Bakara/178
Bakara/179
Bakara/183
Bakara/197
Bakara/208
Bakara/254
Bakara/264
Bakara/267
Bakara/278
Bakara/282
Âl-i İmrân/37
Âl-i İmrân/42
Âl-i İmrân/43
Âl-i İmrân/45
Âl-i İmrân/55
Âl-i İmrân/64
Âl-i İmrân/65
Âl-i İmrân/70
Âl-i İmrân/71
Âl-i İmrân/98
Âl-i İmrân/99
Âl-i İmrân/100
Âl-i İmrân/102
Âl-i İmrân/118
Âl-i İmrân/130
Âl-i İmrân/149
Âl-i İmrân/156
Âl-i İmrân/200
Nisâ/1
Nisâ/19
Nisâ/29
Nisâ/43
Nisâ/47
Nisâ/59
Nisâ/71
Nisâ/73
Nisâ/94
Nisâ/135
Nisâ/136
Nisâ/144
Nisâ/170
Nisâ/171
Nisâ/174
Mâide/1
Mâide/2
Mâide/6
Mâide/8
Mâide/11
Mâide/15
Mâide/19
Mâide/20
Mâide/21
Mâide/22
Mâide/24
Mâide/31
Mâide/35
Mâide/41
Mâide/51
Mâide/54
Mâide/57
Mâide/59
Mâide/67
Mâide/68
Mâide/72
Mâide/77
Mâide/87
Mâide/90
Mâide/94
Mâide/95
Mâide/100
Mâide/101
Mâide/105
Mâide/106
Mâide/110
Mâide/112
Mâide/116
En’âm/27
En’âm/31
En’âm/78
En’âm/128
En’âm/130
En’âm/135
A’râf/19
A’râf/26
A’râf/27
A’râf/31
A’râf/35
A’râf/59
A’râf/61
A’râf/65
A’râf/67
A’râf/73
A’râf/77
A’râf/79
A’râf/85
A’râf/88
A’râf/93
A’râf/104
A’râf/115
A’râf/134
A’râf/138
A’râf/144
A’râf/158
Enfâl/15
Enfâl/20
Enfâl/24
Enfâl/27
Enfâl/29
Enfâl/45
Enfâl/64
Enfâl/65
Enfâl/70
Tevbe/23
Tevbe/28
Tevbe/34
Tevbe/38
Tevbe/73
Tevbe/119
Tevbe/123
Yûnus/23
Yûnus/57
Yûnus/71
Yûnus/84
Yûnus/104
Yûnus/108
Hûd/28
Hûd/29
Hûd/30
Hûd/32
Hûd/42
Hûd/44
Hûd/44
Hûd/46
Hûd/48
Hûd/50
Hûd/51
Hûd/52
Hûd/53
Hûd/61
Hûd/62
Hûd/63
Hûd/64
Hûd/72
Hûd/76
Hûd/78
Hûd/81
Hûd/84
Hûd/85
Hûd/87
Hûd/88
Hûd/89
Hûd/91
Hûd/92
Hûd/93
Yûsuf/4
Yûsuf/5
Yûsuf/11
Yûsuf/17
Yûsuf/19
Yûsuf/39
Yûsuf/41
Yûsuf/43
Yûsuf/63
Yûsuf/65
Yûsuf/67
Yûsuf/78
Yûsuf/81
Yûsuf/84
Yûsuf/87
Yûsuf/88
Yûsuf/97
Yûsuf/100
Hicr/6
Hicr/32
İsrâ/101
İsrâ/102
Kehf/42
Kehf/49
Kehf/86
Kehf/94
Meryem/7
Meryem/12
Meryem/23
Meryem/27
Meryem/28
Meryem/42
Meryem/43
Meryem/44
Meryem/45
Meryem/46
Tâ-Hâ/11
Tâ-Hâ/17
Tâ-Hâ/19
Tâ-Hâ/36
Tâ-Hâ/40
Tâ-Hâ/49
Tâ-Hâ/57
Tâ-Hâ/65
Tâ-Hâ/80
Tâ-Hâ/83
Tâ-Hâ/86
Tâ-Hâ/90
Tâ-Hâ/92
Tâ-Hâ/95
Tâ-Hâ/117
Tâ-Hâ/120
Enbiyâ/14
Enbiyâ/46
Enbiyâ/62
Enbiyâ/69
Enbiyâ/97
Hac/1
Hac/5
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَاِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِّنَ لَكُمْۜ وَنُقِرُّ فِي الْاَرْحَامِ مَا نَشَٓاءُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰٓى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنْ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْـًٔاۜ وَتَرَى الْاَرْضَ هَامِدَةً فَاِذَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَٓاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَاَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍ
Ey insanlar! Eğer yeniden dirilmekten şüphede iseniz, şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (aşılanmış yumurtadan), sonra uzuvları (önce) belirsiz, (sonra) belirlenmiş canlı et parçasından (uzuvları zamanla oluşan ceninden) yarattık ki size (kudretimizi) gösterelim. Ve dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız. Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi vefat eder; yine içinizden kimi de ömrün en verimsiz çağına kadar götürülür; ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelsin. Sen, yeryüzünü de kupkuru ve ölü bir halde görürsün; fakat biz, üzerine yağmur indirdiğimizde o, kıpırdanır, kabarır ve her çeşitten (veya çiftten) iç açıcı bitkiler verir.
Hac/49
Hac/73
Hac/77
Mü’minûn/23
Mü’minûn/51
Nûr/21
Nûr/27
Nûr/58
Furkân/27
Furkân/28
Furkân/30
Şu’arâ/116
Şu’arâ/167
Neml/9
Neml/10
Neml/16
Neml/18
Neml/29
Neml/32
Neml/38
Neml/46
Kasas/19
Kasas/20
Kasas/26
Kasas/30
Kasas/31
Kasas/38
Kasas/38
Kasas/79
Ankebût/36
Ankebût/56
Lokman/13
Lokman/16
Lokman/17
Lokman/33
Ahzâb/1
Ahzâb/9
Ahzâb/13
Ahzâb/28
Ahzâb/30
Ahzâb/32
Ahzâb/41
Ahzâb/45
Ahzâb/49
Ahzâb/50
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اِنَّٓا اَحْلَلْنَا لَكَ اَزْوَاجَكَ الّٰت۪ٓي اٰتَيْتَ اُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتْ يَم۪ينُكَ مِمَّٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلَيْكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّاتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَالَاتِكَ الّٰت۪ي هَاجَرْنَ مَعَكَۘ وَامْرَاَةً مُؤْمِنَةً اِنْ وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِيِّ اِنْ اَرَادَ النَّبِيُّ اَنْ يَسْتَنْكِحَهَاۗ خَالِصَةً لَكَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ينَۜ قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ ف۪ٓي اَزْوَاجِهِمْ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا
Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lâzım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Ahzâb/53
Ahzâb/56
Ahzâb/59
Ahzâb/66
Ahzâb/69
Ahzâb/70
Sebe’/10
Fâtır/3
Fâtır/5
Fâtır/15
Yâsîn/20
Yâsîn/26
Yâsîn/30
Yâsîn/52
Yâsîn/60
Sâffât/20
Sâffât/102
Sâffât/102
Sâffât/104
وَنَادَيْنَاهُ اَنْ يَٓا اِبْرٰه۪يمُۙ
103, 104, 105, 106.$ Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca: Ey İbrahim! Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır, diye seslendik.
Sâd/26
Sâd/75
Zümer/10
Zümer/16
Zümer/39
Zümer/53
Zümer/56
Mü’min/29
Mü’min/30
Mü’min/32
وَيَا قَوْمِ اِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ يَوْمَ التَّنَادِۙ
32, 33.$ «Ey kavmim! Gerçekten sizin için o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçacağınız günden korkuyorum. Sizi Allah'tan (O'nun azabından) kurtaracak kimse yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onu doğru yola iletecek de yoktur.»
Mü’min/36
وَقَالَ فِرْعَوْنُ يَا هَامَانُ ابْنِ ل۪ي صَرْحًا لَعَلّ۪ٓي اَبْلُغُ الْاَسْبَابَۙ
36, 37.$ Firavun: Ey Hâmân, bana yüksek bir kule yap; belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın Tanrısı'nı görürüm! Doğrusu ben onu, yalancı sanıyorum, dedi. Böylece Firavun'a, yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı tamamen boşa çıktı.
Mü’min/38
Mü’min/39
Mü’min/41
Zuhruf/38
Zuhruf/49
Zuhruf/51
Zuhruf/68
Zuhruf/77
Zuhruf/88
Ahkâf/30
Ahkâf/31
Muhammed/7
Muhammed/33
Hucurât/1
Hucurât/2
Hucurât/6
Hucurât/11
Hucurât/12
Hucurât/13
Rahmân/33
Hadîd/28
Mücâdele/9
Mücâdele/11
Mücâdele/12
Haşr/2
Haşr/18
Mümtehine/1
Mümtehine/10
Mümtehine/12
Mümtehine/13
Saff/2
Saff/5
Saff/6
Saff/10
Saff/14
Cum’a/6
Cum’a/9
Münâfikûn/9
Teğâbun/14
Talâk/1
Talâk/10
Tahrîm/1
Tahrîm/6
Tahrîm/7
Tahrîm/8
Tahrîm/9
Kalem/31
Hâkka/25
Hâkka/27
Nûh/2
قَالَ يَا قَوْمِ اِنّ۪ي لَكُمْ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۙ
2, 3, 4.$ Nuh şöyle dedi: Ey kavmim! Şüpheniz olmasın ki, ben sizi, «Allah'a kulluk edin; O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki, Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vâdeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden yaşatsın)» diyerek apaçık uyaran bir kimseyim. Bilinmeli ki Allah'ın tayin ettiği vâde gelince, artık o ertelenmez. Keşke bilseydiniz!
Müzzemmil/1
Müddessir/1
Nebe’/40
İnfitâr/6
İnşikâk/6
Fecr/24
Fecr/27
Kâfirûn/1
|
|
|
|
|