16 Temmuz 2024 - 9 Muharrem 1446 Salı

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Bakara Suresi 35. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Vekulnâ yâ âdemu-skun ente vezevcuke-lcennete vekulâ minhâ raġaden hayśu şi/tumâ velâ takrabâ hâżihi-şşecerate fetekûnâ mine-zzâlimîn(e)

Demiştik ki: Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, dilediğinizi bol bol yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa haddini aşanlardan olursunuz.

Ve Biz: "Ey Adem, sen ve eşin cennette yerleşin. İkiniz de ondan (cennet ortamından), neresinden dilerseniz, (çok güzel ve mükemmel rızıklarından) bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, (şeytani duygulara ve şehevi arzulara kapılmayın,) yoksa (nefislerine) zulmedenlerden olursunuz" deyip (ikaz etmiştik).

Sonra “Ey Adem!” dedik “Sen ve eşin cennete yerleşin, orada dilediğinizden serbestçe yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa yaratılış gayesi dışına çıkmış olursunuz.”

Biz Âdem'e:
"Ey Âdem, sen ve eşin Cennet'te oturun. Orada Allah'ın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun iradesinin tecellisi içinde, tercihinizi isabetli kullanarak istediğiniz zaman her yerde bol bol Cennet nimetlerinden yeyin. Sadece şu bitkiye yaklaşmayın. Eğer bu bitkinin mahsulünden yerseniz, her ikiniz de kendinize yazık eder, zâlimlerden olursunuz." dedik.

bk. Kur’ân-ı Kerim, 7/19-20; 20/120.

Ve biz: "Ey Adem, sen ve eşin cennete yerleşin ve orada, istediğiniz yerde yiyeceklerden bolca yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın, sonra kendi kendilerine haksızlık edenlerden olursunuz" dedik.

Ve dedik ki: 'Ey Adem, sen ve eşin cennette yerleş. İkiniz de ondan, neresinden dilerseniz, bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.'

Ve biz demiştik ki: “- Ey Âdem, sen eşinle Cennette sakin ol. Onun nimetlerinden ikiniz de bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa (nefislerine) zulmedenlerden olursunuz.”

Biz dedik: Ey Âdem! Sen ve zevcen Cennette yerleşin. Orada istediğiniz yerden rahatça yiyin! Fakat bu (yasak) ağaca yaklaşmayın! Yaklaşırsanız, zalimlerden olursunuz.

[İnsan nesli bir zamanlar, yeryüzü cennetinde rahatça yaşarken, aralarında düşmanlık yokken sonra yamyamlığa başladılar, yasak ağaçtan yediler. Veya i... Devamı..

Âdem'e şöyle dedik: “Sen ve eşin birlikte cennete yerleşiniz, ikiniz de oradaki nimetlerden istediğinizi bol bol yiyiniz, ancak şu ağaca yaklaşmayınız, yoksa zalim/büyük hata yapanlardan olursunuz.”

Biz de dedik: «Ey Âdem, cennet içre oturasın eşinle, bol bol yeyin istediğiniz şeylerden, yalnız şu ağaca yaklaşmayınız, günaha girersiniz»

Yine dedik ki: “Ey Âdem! Eşinle birlikte cennette/bahçede kal. Onun nimetlerinden ikiniz de bolca yiyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın yoksa haddi aşanlardan olursunuz.”

Adem’e didik ki: "Cennet bağçesinde zevcen ile ikâmet idiniz, bağçenin her tarafındaki meyvelerinden bol bol ekl idiniz, yalnız bu ağaca yaklaşmayınız ki zâlimler meyânına dâhil olmıyasınız."

"Ey Adem! Eşin ve sen cennette kal, orada olandan istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz" dedik.

Dedik ki: “Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.”

“Ey Âdem! Sen ve eşin cennette oturun, orada istediğiniz yerden rahatça yiyip için ve şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz” dedik.

Biz: Ey Âdem! Sen ve eşin (Havva) beraberce cennete yerleşin; orada kolaylıkla istediğiniz zaman her yerde cennet nimetlerinden yeyin; sadece şu ağaca yaklaşmayın. Eğer bu ağaçtan yerseniz her ikiniz de kendine kötülük eden zalimlerden olursunuz, dedik.

"Adem! Eşinle birlikte cennette kal. Dilediğiniz yerde ondan bolca yeyin; ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz!," dedik.

Dedik ki: "Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

ve dedik ki «ya Adem sen ve zevcen Cenneti mesken edin, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın ki haddi aşan zalimlerden olmıyasınız

Buyurduk ki: “Ey Âdem! Sen ve zevcen cennette yerleş (meye/kalmaya devam ed) in. Orada dilediğiniz yerden bol bol yiyin (ancak) şu ağaca yaklaşmayın, yoksa (nefislerine) zulmedenlerden olursunuz.”

Dedik ki: “Ey Âdem! Eşinle birlikte cennette¹ oturun. Orada dilediğiniz her şeyden bol bol yiyin. Fakat şu şecereye² yaklaşmayın; yoksa haksızlık yapmış olursunuz.

1- Cennet, “bahçe” demektir; bağlık, bahçelik, yeşillikli yer anlamına gelmektedir. 2- “Eş\şecere” sözcüğünün ağaç, yön değiştirme, kargaşa çıkarma ... Devamı..

Ve demişdik ki: «Ey Âdem, sen eşinle beraber Cennetde yerleş, Ondan (Cennetin yiyeceklerinden), neresinden isterseniz, ikiniz de bol bol yeyin. (Fakat) şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de (nefsine) zulmedenlerden olursunuz».

Hem demiştik: “Ey Âdem! Sen zevcen (Havvâ) ile Cennete yerleş; dilediğiniz yerde ondan bol bol yiyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, sonra zâlimlerden olursunuz!”

Biz, ey Âdem! Sen ve eşin (şu) cennete (size has kılınan şu dünya bahçesine) yerleşin ve dilediğiniz zaman ondan (o cennetin nimetlerinden) bolca yiyin, (ancak meyvesini yemek amacıyla) şu ağaca yaklaşmayın (meyvesini yemeyin), yoksa kendinize yazık edenlerden olursunuz, dedik. *

(*) Cennet, “bahçe” demektir; bağlık, bahçelik, yeşillikli yer anlamına gelmektedir. Bu cennet/bu bahçe dünyadaydı. Ayet ahiretteki cennetten bahsedil... Devamı..

Biz Âdeme “Zevcenle beraber bahçede iskân edin. Canlarınızın istediğinden dilediğiniz kadar yiyin için, asla şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa kendinize zulmedenlerden olursunuz.

O gün Biz dedik: « Ey Adem! Sen de, eşin de Cennet’te kalın. Dilediğiniz yerden dilediğiniz kadar yiyin. Yalnız, şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de kıyıcılık etmiş olursunuz.»

Biz «— Âdem! Sen ve zevcen Cennette [⁶] sâkin olun, dilediğiniz yerlerde onun yemişinden, yiyeceğinden bol bol yiyin, yalnız bu ağaca yaklaşmayın, yoksa ikiniz de kendinize zulmetmiş olursunuz, dedik.

[6] Bu Cennet bazılarına göre yeryüzünde bir bahçedir. Cumhur ehl-i sünnete göre bildiğimiz Cennettir ki türkçesi (Oçmak) dır.

(Sonra) Biz: “Ey Âdem! Sen ve eşin bahçeye [cennet]²⁶ yerleşin, orada dilediğiniz her şeyden serbestçe yiyin ancak şu ağaca yaklaşmayın yoksa zalimlerden²⁷ olursunuz” dedik.

26 Cennet Kur’an’da 147 defa geçer. Bunların 117’si ölümden sonra erdemli ve salih kulların ahiretteki gireceği yerdir. 30’u ise yeryüzünde bir bahçe ... Devamı..

“Ve ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleş, orada istediğinizden bol bol yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın ki böylece zalimlerden olursunuz” dedik.

Daha sonra dedik ki: “Ey Âdem, sen ve eşin cennette yerleşin. Oradaki nîmetlerden dilediğiniz kadar, serbestçe yiyebilirsiniz. Fakat kendinizi başıboş, müstakil ve kayıtsız zannetmeyesiniz ve size bahşettiğim özgür irâdenin sınırsız olmadığını size dâimâ hatırlatsın diye meyvesini yasakladığım şu ağaca sakın yaklaşmayın, yoksa büyük bir suç işleyerek kendinize zulmetmiş olursunuz!”

-“Ey Âdem! Sen ve eşin, Cennet’e yerleşin! Siz ikiniz, diledikçe oradan bol bol yiyin! Şu Ağaç’a yaklaşmayın! Yoksa Zâlimler’den olursunuz” dedik.

Sonra Adem'e: “Adem! dedik sen ve eşin cennete yerleşin, orada istediğiniz her şeyi bol bol yiyip içebilirsiniz, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa kendinize yazık edersiniz ” dedik.

Dedik ki: "Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin için. Ama şu ağaca yaklaşmayın! Yoksa zalimlerden olursunuz."

Şöyle demiştik: “Ey Âdem! Sen ve eşin şu bahçeye [*] yerleşip, dilediğiniz yerden bolca yiyin! Şu ağaca yaklaşmayın; yoksa kaybedenlerden olursunuz.”

Burada geçen [el-cenneh] kelimesi dünyadaki bir “bahçe”dir; mahşerde müminlere vadedilen “cennet” değildir. Çünkü Hz. Âdem ve ilk insan nesli, bu düny... Devamı..

Ve Biz: “Ey Âdem! Sen eşinle birlikte (içerisinde bulunduğun) şu cennete¹ yerleş. İkiniz de oranın (yiyeceklerinden) istediğinizi, dilediğiniz gibi yiyin. Fakat şu ağaca² yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” dedik.

1 Bu Cennet’in, dünyada olma ihtimâli kuvvetlidir. Çünkü Hz. Âdem dünyada yaratılmıştır ve bu kıssada semaya yükselmesi zikredilmemiştir. Eğer bu cenn... Devamı..

Ve (sonra,) “Ey Âdem,” dedik: “Sen ve eşin bu bahçeye ²⁷ yerleşin ve orada dilediğinizden serbestçe yiyin; ancak bir tek şu ağaca ²⁸ yaklaşmayın ki zalimlerden olmayasınız”.

27 Lafzen, “bahçede”. Burada “bahçe” ile neyin kasdedildiği üzerinde müfessirler arasında kayda değer bir görüş farklılığı vardır: dünyevî anlamda bir... Devamı..

“Ey Âdem! Sen ve eşin yeryüzü bahçesine yerleşin, dilediğiniz yerden bol bol yiyin ve şu kötülüğe/günaha yaklaşmayın/dünyayı ahirete tercih etme, yoksa kendilerine yazık edenlerden olursunuz.” demiştik. 7/19-20, 15/28...44, 17/61...65

Ve dedik ki: “Âdem! Sen ve eşin şu bahçeye[⁶⁸] yerleşin, orada canınızın istediği her şeyden serbestçe yiyin, şu ağaca[⁶⁹] da yaklaşayım demeyin, sonra zalimlerden olursunuz.”[⁷⁰]

[68] Arap dilinde c-n-n kökünden türetilen tüm kelimeler “örtme, gizleme” anlamına gelir. Cennet’in “zemini görünmeyecek kadar örtülü, kapalı” kök anl... Devamı..

Biz; "Ey Adem; sen ve eşin cennette yerleşin, dilediğiniz yerde onun meyvelerinden bol bol yeyin; sadece şu ağaca sakın yaklaşmayın, eğer o ağaçtan yiyecek olursanız (biliniz ki); ikiniz de, (kendine) zulmedenlerden olursunuz!" dedik, (onları böyle uyarmamıza rağmen)

Dedik ki: "Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zâlimlerden olursunuz!"

Ve Biz demiştik ki: «Ey Âdem! Sen ve refîkan şu cennette oturun. Dilediğiniz yerlerde onun yemişlerinden bol bol yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa ikiniz de zâlimlerden olursunuz.»

Ve dedik ki: “Âdem! Eşinle birlikte cennete yerleşin, oradaki nimetlerden istediğiniz şekilde bol bol yiyin, sadece şu ağaca yaklaşmayın. Böyle yaparsanız zalimlerden olursunuz. ” [7, 19-20; 20, 120] {KM, Tekvin 3, 6; 3, 22; 2, 15-17}

“Bu cennet, dünyada bir bahçedir. Zira Hz. Âdem (a.s.) dünyada yaratılmıştır.” diyen müfessirler vardır. Fakat ekseri müfessirlere göre maksat ebedî c... Devamı..

Dedik ki: "Ey Adem, sen ve eşin cennette oturun, ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz!"

(Meleklerin secdesinden sonra) Ey Âdem! Sen ve zevcen cennetde sâkin olınız ve cennetin istediğiniz yerinden ve dilediğiniz şeylerden 'âfiyetle yiyiniz ve şu ağaca yaklaşmayınız (ona yaklaşub meyvesinden yer iseniz) nefsinize zulm idenlerden olursunuz didik.[²]

[2] Yaklaşmakdan nehy olunan ağaç hakkında ba'zılar buğday ve ba'zılar da üzüm veyâ incir didiler. Hristiyanlar elma ağacı oldığını söylerler. Âyet-i ... Devamı..

Dedik ki: “Âdem! Sen eşinle birlikte şu bahçeye[1] yerleş; beğendiğiniz yerden çekinmeden[2] yiyin ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa yanlış yapmış[3] olursunuz”.

[*] Ayette geçen rağad =رغد güzellik ve bolluk anlamına gelir(Müfredat). Ona "hiç çekinmeden" anlamı vermemiz bundandır. [3] Zulüm, yanlış yapmaktır (... Devamı..

-Ey Adem! Sen ve eşin cennette oturun dilediğiniz yerden bol bol yiyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz, dedik.

Âdem'e de dedik ki: “Ey Âdem, sen ve eşin Cennete yerleşin. Orada istediğiniz yerden bol bol yiyin. Yalnız şu ağaca(23) yaklaşmayın; yoksa kendinize yazık edersiniz.”

(23) Ağacın cinsi konusunda Kur’ân herhangi bir tayinde bulunmamıştır. Ancak, Tâhâ Sûresinde bildirildiğine göre, Şeytan, bunun ebediyet ağacı olduğun... Devamı..

Ve Âdem'e şöyle buyurmuştuk: "Ey Âdem, sen ve eşin cennete yerleşin ve orada dilediğiniz yerde, bol bol yiyin. Ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zulme sapanlardan olursunuz."

daħı eyittük “iy ādem! döleñ sen daħı 'avratuñ uçmaķa. daħı yiñ andan dirlik gireligi-y-ile ne yirde kim dilerseñüz. daħı yaķın gelmen uşbu aġaca; pes olasız žālimlerden.

Daḫı biz eyitdük Ādeme: İy Ādem, sen sākin ol ‘avratuñ bile uçmaḳda.Daḫı yiñüz andan ‘āfiyet‐ile, ne yirden dilerseñüz. Daḫı yaḳın olmañuz,yimeñüz bu buġday aġacına. Eger yiseñüz ẓālimlerden olursız.

(Sonra) Biz (Adəmə) dedik: “Ey Adəm, sən zövcənlə (Həvva ilə) Cənnətdə qal və hər ikiniz oradakı meyvələrdən, istədiyiniz kimi, bol-bol yeyin, yalnız bu ağaca (buğdaya) yaxın gəlməyin! Yoxsa (özünüzə) zülm edənlərdən olarsınız”.

And We said: O Adam! Dwell thou and thy wife in the Garden, and eat ye freely (of the fruits) thereof where ye will; but come not nigh this tree lest ye become wrongdoers.

We said: "O Adam! dwell thou and thy wife in the Garden(50); and eat of the bountiful things therein as (where and when) ye will; but approach not this tree, or ye run into harm and transgression(51)."

50 Was the Garden of Eden a place on this earth? Obviously not. For, in verse 36 below, it was after the Fall that the sentence was pronounced: "On ea... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.