|
|
Aradığınız kelime
لَمْ
kök harflerinden türemiştir. Aynı Kökten türeyen 353 adet kelime bulunmaktadır.
Kelimelerin Kur'an'da geçtiği ayetler aşağıda sıralanmıştır.
|
|
Bakara/6
Bakara/24
Bakara/33
Bakara/106
Bakara/107
Bakara/151
Bakara/196
Bakara/196
Bakara/236
Bakara/239
Bakara/243
Bakara/246
Bakara/247
Bakara/249
Bakara/258
Bakara/259
Bakara/260
Bakara/265
Bakara/279
Bakara/282
Bakara/283
Âl-i İmrân/23
Âl-i İmrân/47
Âl-i İmrân/135
Âl-i İmrân/151
Âl-i İmrân/170
Âl-i İmrân/174
Âl-i İmrân/188
Nisâ/11
Nisâ/12
وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ اَزْوَاجُكُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُنَّ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌ فَلَكُمُ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوص۪ينَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَلَهُنَّ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَكُمْ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَكُمْ وَلَدٌ فَلَهُنَّ الثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُمْ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَاِنْ كَانَ رَجُلٌ يُورَثُ كَلَالَةً اَوِ امْرَاَةٌ وَلَهُٓ اَخٌ اَوْ اُخْتٌ فَلِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُۚ فَاِنْ كَانُٓوا اَكْثَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَٓاءُ فِي الثُّلُثِ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصٰى بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۙ غَيْرَ مُضَٓارٍّۚ وَصِيَّةً مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَل۪يمٌۜ
Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa, sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır (zevcelerinizindir). Çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının, anababası ve çocukları bulunmadığı halde (kelâle şeklinde) malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kızkardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. (Bu taksim) yapılacak vasiyetten ve borçtan sonra, kimse zarara uğramaksızın (yapılacak)tır. Bunlar Allah'tan size vasiyettir. Allah her şeyi hakkıyle bilendir, halîmdir.
Nisâ/12
وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ اَزْوَاجُكُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُنَّ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌ فَلَكُمُ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوص۪ينَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَلَهُنَّ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَكُمْ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَكُمْ وَلَدٌ فَلَهُنَّ الثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُمْ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَاِنْ كَانَ رَجُلٌ يُورَثُ كَلَالَةً اَوِ امْرَاَةٌ وَلَهُٓ اَخٌ اَوْ اُخْتٌ فَلِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُۚ فَاِنْ كَانُٓوا اَكْثَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَٓاءُ فِي الثُّلُثِ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصٰى بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۙ غَيْرَ مُضَٓارٍّۚ وَصِيَّةً مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَل۪يمٌۜ
Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa, sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır (zevcelerinizindir). Çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının, anababası ve çocukları bulunmadığı halde (kelâle şeklinde) malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kızkardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. (Bu taksim) yapılacak vasiyetten ve borçtan sonra, kimse zarara uğramaksızın (yapılacak)tır. Bunlar Allah'tan size vasiyettir. Allah her şeyi hakkıyle bilendir, halîmdir.
Nisâ/23
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ اُمَّهَاتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ وَعَمَّاتُكُمْ وَخَالَاتُكُمْ وَبَنَاتُ الْاَخِ وَبَنَاتُ الْاُخْتِ وَاُمَّهَاتُكُمُ الّٰت۪ٓي اَرْضَعْنَكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ مِنَ الرَّضَاعَةِ وَاُمَّهَاتُ نِسَٓائِكُمْ وَرَبَٓائِبُكُمُ الّٰت۪ي ف۪ي حُجُورِكُمْ مِنْ نِسَٓائِكُمُ الّٰت۪ي دَخَلْتُمْ بِهِنَّۘ فَاِنْ لَمْ تَكُونُوا دَخَلْتُمْ بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْۘ وَحَلَٓائِلُ اَبْنَٓائِكُمُ الَّذ۪ينَ مِنْ اَصْلَابِكُمْۙ وَاَنْ تَجْمَعُوا بَيْنَ الْاُخْتَيْنِ اِلَّا مَا قَدْ سَلَفَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَح۪يمًاۙ
Analarınız, kızlarınız, kızkardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kızkardeş kızları, sizi emziren analarınız, süt bacılarınız, eşlerinizin anaları, kendileriyle birleştiğiniz eşlerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız size haram kılındı. Eğer onlarla (nikâhlanıp da) henüz birleşmemişseniz kızlarını almanızda size bir mahzur yoktur. Kendi sulbünüzden olan oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi birden almak da size haram kılındı; ancak geçen geçmiştir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
Nisâ/25
Nisâ/43
Nisâ/44
Nisâ/49
Nisâ/51
Nisâ/60
Nisâ/72
Nisâ/73
Nisâ/77
Nisâ/90
Nisâ/91
Nisâ/92
Nisâ/97
Nisâ/102
Nisâ/113
Nisâ/137
Nisâ/141
Nisâ/141
Nisâ/152
Nisâ/164
Nisâ/168
Nisâ/176
Mâide/6
Mâide/20
Mâide/27
Mâide/40
Mâide/41
Mâide/41
Mâide/41
Mâide/41
Mâide/44
Mâide/45
Mâide/47
Mâide/67
Mâide/73
Mâide/89
En’âm/6
En’âm/6
En’âm/23
En’âm/77
En’âm/81
En’âm/82
En’âm/91
En’âm/93
En’âm/101
En’âm/110
En’âm/121
En’âm/130
En’âm/131
En’âm/158
A’râf/11
A’râf/22
A’râf/23
A’râf/33
A’râf/46
A’râf/87
A’râf/92
A’râf/100
A’râf/148
A’râf/149
A’râf/169
A’râf/184
A’râf/185
A’râf/203
Enfâl/17
Enfâl/53
Enfâl/72
Tevbe/4
Tevbe/4
Tevbe/16
Tevbe/16
Tevbe/18
Tevbe/25
Tevbe/26
Tevbe/40
Tevbe/58
Tevbe/63
Tevbe/70
Tevbe/74
Tevbe/78
Tevbe/104
Yûnus/12
Yûnus/24
Yûnus/39
Yûnus/39
Yûnus/45
Hûd/20
Hûd/68
Hûd/95
Yûsuf/32
Yûsuf/52
Yûsuf/60
Yûsuf/77
Yûsuf/80
Yûsuf/96
Yûsuf/109
Ra’d/18
Ra’d/31
Ra’d/41
İbrahim/9
İbrahim/19
İbrahim/24
İbrahim/28
İbrahim/44
Hicr/33
Hicr/70
Nahl/7
Nahl/48
Nahl/79
Nahl/120
İsrâ/99
İsrâ/111
İsrâ/111
İsrâ/111
Kehf/1
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ٓي اَنْزَلَ عَلٰى عَبْدِهِ الْكِتَابَ وَلَمْ يَجْعَلْ لَهُ عِوَجًاۜ
1, 2, 3, 4.$ Hamd olsun Allah'a ki, O, (insanları) kendi tarafından çetin bir azap ile ikaz etmek, iyi iş ve davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için, içinde ebedî kalacakları (cennette) güzel bir ecir bulunduğunu müjdelemek ve «Allah evlât edindi» diyenleri de uyarmak için kuluna (Muhammed'e), kendisinde hiçbir (tezat ve) eğrilik bulunmayan dosdoğru Kitab'ı indirdi.
Kehf/6
Kehf/33
Kehf/42
Kehf/43
Kehf/47
Kehf/52
Kehf/53
Kehf/68
Kehf/72
Kehf/75
Kehf/78
Kehf/82
Kehf/90
Meryem/4
Meryem/7
Meryem/9
Meryem/14
Meryem/20
Meryem/20
Meryem/32
Meryem/43
Meryem/46
Meryem/67
Meryem/83
Tâ-Hâ/86
Tâ-Hâ/94
Tâ-Hâ/96
Tâ-Hâ/115
Tâ-Hâ/127
Tâ-Hâ/128
Tâ-Hâ/133
Enbiyâ/30
Hac/18
Hac/46
Hac/63
Hac/65
Hac/70
Hac/71
Mü’minûn/68
Mü’minûn/68
Mü’minûn/69
Mü’minûn/105
Nûr/4
Nûr/6
Nûr/13
Nûr/28
Nûr/31
وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ اَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّۖ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ اَوْ اٰبَٓائِهِنَّ اَوْ اٰبَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓائِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَن۪ٓي اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَن۪ٓي اَخَوَاتِهِنَّ اَوْ نِسَٓائِهِنَّ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّ اَوِ التَّابِع۪ينَ غَيْرِ اُو۬لِي الْاِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ اَوِ الطِّفْلِ الَّذ۪ينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلٰى عَوْرَاتِ النِّسَٓاءِۖ وَلَا يَضْرِبْنَ بِاَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْف۪ينَ مِنْ ز۪ينَتِهِنَّۜ وَتُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ جَم۪يعًا اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.
Nûr/35
Nûr/39
Nûr/40
Nûr/40
Nûr/41
Nûr/43
Nûr/58
Nûr/62
Furkân/2
Furkân/2
Furkân/28
Furkân/40
Furkân/45
Furkân/67
Furkân/67
Furkân/73
Şu’arâ/7
Şu’arâ/18
Şu’arâ/116
Şu’arâ/136
Şu’arâ/167
Şu’arâ/197
Şu’arâ/225
Neml/10
Neml/22
Neml/84
Neml/86
Kasas/31
Kasas/48
Kasas/50
Kasas/57
Kasas/58
Kasas/64
Kasas/78
Ankebût/19
Ankebût/51
Ankebût/67
Rûm/8
Rûm/9
Rûm/13
Rûm/37
Lokman/7
Lokman/20
Lokman/29
Lokman/31
Secde/26
Secde/27
Ahzâb/5
Ahzâb/9
Ahzâb/19
Ahzâb/20
Ahzâb/25
Ahzâb/27
Ahzâb/60
Sebe’/9
Fâtır/27
Fâtır/37
Fâtır/44
Yâsîn/10
Yâsîn/18
Yâsîn/31
Yâsîn/60
Yâsîn/62
Yâsîn/71
Yâsîn/77
Sâffât/29
قَالُوا بَلْ لَمْ تَكُونُوا مُؤْمِن۪ينَۚ
29, 30.$ (Ötekiler de:) «Bilâkis, derler, siz inanan kimseler değildiniz. Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yok. Fakat siz kendiniz azgın bir toplum idiniz.»
Sâd/8
Zümer/21
Zümer/42
Zümer/47
Zümer/52
Zümer/71
Mü’min/21
Mü’min/50
Mü’min/69
Mü’min/74
Mü’min/78
Mü’min/82
Mü’min/85
Fussilet/15
Fussilet/53
Şûrâ/21
Duhân/21
Câsiye/8
Câsiye/31
Ahkâf/11
Ahkâf/33
Ahkâf/33
Ahkâf/35
Muhammed/10
Muhammed/15
Fetih/13
Fetih/21
Fetih/25
Fetih/27
Hucurât/11
Hucurât/14
Hucurât/14
Hucurât/15
Kâf/6
Necm/29
Necm/36
Rahmân/56
Rahmân/74
Hadîd/14
Hadîd/16
Mücâdele/4
Mücâdele/4
Mücâdele/7
Mücâdele/8
Mücâdele/8
Mücâdele/12
Mücâdele/13
Mücâdele/14
Haşr/2
Haşr/11
Mümtehine/8
Mümtehine/8
Cum’a/3
Cum’a/5
Münâfikûn/6
Teğâbun/5
Talâk/4
Tahrîm/10
Mülk/8
Mülk/19
Kalem/28
Hâkka/25
Hâkka/26
وَلَمْ اَدْرِ مَا حِسَابِيَهْۚ
25, 26.$ Kitabı sol tarafından verilene gelince, o: Keşke, der, bana kitabım verilmeseydi de, hesabımın ne olduğunu bilmeseydim!
Nûh/6
Nûh/15
Nûh/21
Nûh/25
Müddessir/43
Müddessir/44
Kıyâme/37
İnsan/1
Mürselât/16
Mürselât/20
Mürselât/25
Nebe’/6
Nâzi’ât/46
Abese/23
Bürûc/10
Fecr/6
اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍۙۖ
6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14.$ Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Âd kavmine; direkleri (yüksek binaları) olan, ülkelerde benzeri yaratılmamış İrem şehrine, o vadide kayaları yontan Semûd kavmine, kazıklar (çadırlar, ordular) sahibi Firavun'a! Ki onların hepsi ülkelerinde azgınlık ettiler. Oralarda kötülüğü çoğalttılar. Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı. Çünkü Rabbin (her an) gözetlemededir.
Fecr/8
اَلَّت۪ي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِۙۖ
6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14.$ Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Âd kavmine; direkleri (yüksek binaları) olan, ülkelerde benzeri yaratılmamış İrem şehrine, o vadide kayaları yontan Semûd kavmine, kazıklar (çadırlar, ordular) sahibi Firavun'a! Ki onların hepsi ülkelerinde azgınlık ettiler. Oralarda kötülüğü çoğalttılar. Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı. Çünkü Rabbin (her an) gözetlemededir.
Beled/7
Beled/8
Duhâ/6
İnşirâh/1
Alak/5
Alak/14
Alak/15
كَلَّا لَئِنْ لَمْ يَنْتَهِ۬ لَنَسْفَعًا بِالنَّاصِيَةِۙ
15, 16, 17, 18, 19.$ Hayır, hayır! Eğer vazgeçmezse, derhal onu alnından (perçeminden), o yalancı, günahkâr alından (perçemden) yakalarız (cehenneme atarız). O, hemen gidip meclisini (kendi taraftarlarını) çağırsın. Biz de zebânîleri çağıracağız. Hayır! Ona uyma! Allah'a secde et ve (yalnızca O'na) yaklaş!
Beyyine/1
Fil/1
Fil/2
İhlâs/3
لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْۙ
1, 2, 3, 4.$ De ki: O, Allah birdir. Allah sameddir. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.
İhlâs/3
لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْۙ
1, 2, 3, 4.$ De ki: O, Allah birdir. Allah sameddir. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.
İhlâs/4
|
|
|
|
|