25 Şubat 2024 - 15 Şaban 1445 Pazar

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Âl-i İmrân Suresi 174. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Fenkalebû bini’metin mina(A)llâhi vefadlin lem yemses-hum sû-un vettebe’û ridvâna(A)llâh(i)(k) va(A)llâhu żû fadlin ‘azîm(in)

Kendilerine hiçbir kötülük erişmeksizin Allah'ın nimetlerine ve ihsanına nail olarak geri döndüler ve Allah rızasına da uymuş oldular; Allah, pek büyük lütuf ve ihsan sahibidir.

 İşte bundan dolayı, Allah’ın nimet ve faziletiyle kendilerine hiçbir zarar ve kötülük dokunmaksızın bir inkılâba uğramış (ve zafere ulaşıp geri dönmeyi başarmış)lardı. Böylece Allah’ın rızasına ve rıdvanına uymuşlardı. Zira Allah, çok büyük üstünlük ve iyilik sahibidir. (Sadık kullarına sayısız ihsan ve ikramda bulunandır.)

Ve Allah'ın lütfu ve nimeti ile savaştan bir zarara uğramadan döndüler, çünkü onlar, Allah'ın rızası için çabalıyorlardı ve Allah büyük lütuf sahibidir.

Bu durumda savaşa gidenler, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan, Allah'ın nimeti ve lütfuyla sağ salim geri döndüler. İmanları, Kur'ân ve sünneti uygulamaları sebebiyle Allah'ın rızasına ulaşma mertebesine mazhar oldular. Allah büyük lütuf sahibidir.

Böylece kendilerine bir kötülük dokunmaksızın Allah'tan bir nimet ve lütufla ile geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük lütuf sahibidir.

Bundan dolayı, kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan bir bolluk (fazl) ve Allah'tan bir nimetle geri döndüler. Onlar, Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.

Sonra da kendilerine hiç bir keder dokunmaksızın Allah'dan bir nimet ve kazançla Bedir'den döndüler. Böylece Allah'ın rızasına uymuş bulundular. Allah çok büyük bir lütuf ve ihsan sahibidir. (Uhud savaşından dönüşte Ebû Süfyan, daha önce yapılan Bedir savaşının intikamını almak maksadıyla Hz. Peygamber Aleyhisselâm Efendimize şöyle demişti: “- Bedir savaşının yıl dönümünde yine aynı yerde buluşalım ve savaşalım.” Peygamber Efendimiz; “İnşallah”, buyurmuştu. O gün gelince, Ebû Süfyan ordusu ile savaşa çıktı, fakat Allah kalbine bir korku vermekle Bedir mevkiine varamayıp geri döndüler. Müslümanlar Bedir'de düşmanı bekledilerse de onlarla karşılaşamadılar. Ancak, orada alış-veriş yaparak, bir hayli kâr ve ticaret yaptılar ve böylece selâmetle geri döndüler, Peygamberin emrini dinlediklerinden de Allah'ın rızâsına kavuştular. İşte, bu âyet-i kerime, bu olay üzerine nâzil oldu. Bu sefere “Küçük Bedir Seferi” denir).

Bunun için onlar, Allah’ın nimet ve fazlıyla geri döndüler. Hiçbir kötülük onlara dokunmadı. Onlar Allah’ın rızasına uydular. Allah ise büyük fazl ve ikram sahibidir.

Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allah'ın nimet ve keremiyle geri geldiler. Böylece Allah'ın rızasına uymuş oldular. Allah, büyük kerem sahibidir.

Allahın nimetiyle, Allahın erdemiyle, bir kötülük gelmeden yerlerine döndüler, uydular Allahın hoşnutluğuna, Allah ulu erdem sahibidir

Sonra da kendilerine hiçbir keder dokunmaksızın Allah'tan bir nimet ve lütufla (başlarına hiçbir kötülük gelmeden) geri döndüler ve (böylece) Allah'ın rızasını da kazanmış oldular. Hiç kuşkusuz Allah, (müminlere karşı) son derece cömert, son derece lütufkârdır.

Hz. Peygamber’in komutasındaki yetmiş kişilik süvari birliği, en ufak bir cesaret kaybına ve korkuya kapılmadan, yaklaşık bir hafta Bedir Savaşı’nın y... Devamı..

173, 174. Düşmanların külliyetle tecemmu’ iyledikleri ve korkunç oldukları, kendilerine söylendiği zamân îmânlarını bir kat daha artdırub da "Allâh bize kâfîdir. Allâh en a’lâ bir hâmîdir" diyenler Allâh’ın ni’metlerine müstağrak olarak ’avdet itdiler. Hiç bir felâket ânlar içün değildir. Allâh’ın rızasına hidmet itmişlerdir. Allâh’ın lutfı ’azîmdir.

Bu yüzden kendilerine bir fenalık dokunmadan, Allah'tan nimet ve bollukla geri döndüler; Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük, bol nimet sahibidir.

Bundan dolayı Allah’tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Bunun üzerine Allah’ın lütuf ve keremiyle kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler Allah’ın rızasına da uymuş oldular. Allah büyük lütuf sahibidir.

Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allah'ın nimet ve keremiyle geri geldiler. Böylece Allah'ın rızasına uymuş oldular. Allah büyük kerem sahibidir.

 Hz. Peygamber’in komutasındaki birlik, Ebu Süfyân ile bir yıl önce sözleşilen yerde onları bir hafta kadar bekledi; ancak bir miktar asker ile yola ç... Devamı..

Böylece, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan, ALLAH'tan bir nimet ve lütufla geri döndüler. . ALLAH'ın rızasını gözetmişlerdi. Büyük lütfun sahibi ALLAH'tır.

Bunun üzerine kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan Allah'ın nimeti ve lütfuyla geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük lütuf sahibidir.

sonra da kendilerine hiç bir keder dokunmaksızın Allahdan bir ni'met ve bir fazl ile avdet ettiler ve Allahın rızası ardınca gittiler, daha çok büyük bir fazlın sahibidir Allah

173-174. (Bir kısım) insanlar mü’minlere, “(Düşmanınız olan) insanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun!” dediklerinde, bu söz onların îmânını (n kemâlâtını daha da) artırdı ve “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!” dediler. (Böyle îmân ederek, cihada gidenler) kendilerine hiçbir fenalık/kötülük dokunmadan, Allah’tan bir nimetle (sağ sâlim) ve lütuf ile geri döndüler. (Ve böylece) Allah’ın rızasını da kazanmış oldular. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Ve Allah'tan gelen nimet ve lütufla kendilerine bir kötülük dokunmadan geri döndüler. Allah'ın rızasını kazandılar. Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.

Bunun üzerine kendilerine hiç bir fenalık dokunmadan Allahdan ni'met (afiyet ve selâmet) ve fazl (-u ticâret) ile geri geldiler. (Bu suretle) Allah'ın rızaasına da uymuş bulundular. Allah, çok büyük lutf-ü inayet saahibidir.

Bunun üzerine, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan, Allah'dan bir ni'met ve bir ihsân ile (Bedir'den) geri döndüler;(1) böylece Allah'ın rızâsına tâbi' oldular. Allah ise, pek büyük ihsan sâhibidir.

(1)Müşrik ordusu Uhud’dan ayrılırken Ebû Süfyân: “Yâ Muhammed! Gelecek sene Bedir’de tekrar karşılaşalım!” demişti. Bu meydan okumaya karşı “İnşâallah... Devamı..

Allah yolunda savaşanlar, Allah’ın nimeti ve lütfu ile kendilerine bir kötülük isabet etmeden dönmüşler ve Allah’ın rızasına tabi olmuşlardır. Allah büyük lütuf sahibidir.

Bunun üzerine Allah’ın iyiliği, vergisinin bolluğu yüzünden yerlerine döndüler. Kendilerine hiç bir kötülük gelmedi. Çünkü onlar Allah’ın dileğine uymuşlardı. Allah’ın vergisi pek boldur.

Kendilerine hiçbir fenalık [¹] dokunmaksızın Allah/ın nimet ve inayeti ile [²] geri döndüler. Allah/ın rızasına tâbi oldular [³]. Allah büyük inayet sahibidir.

[1] Korku, katil, cerh, düşman hilesi gibi.[2] Selâmet ile, ticaretle.[3] İtaat ve sebat ve besaletle Allah'ın hoşnutsuzluğunu kazandılar.[1] Yahudile... Devamı..

Bundan dolayı Allah’tan bir nimet ve lütufla geri döndüler; kendilerine hiçbir kötülük dokunmadı ve Allah’ın rızasına/hoşnutluğuna tâbi oldular. Çünkü Allah çok büyük bir lütuf sahibidir.

Bu yüzden kendilerine bir kötülük dokunmadan, Allah'tan nimet ve bollukla geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük bir bolluk sahibidir.

Derken, Allah’a tam bir teslimiyetle bağlanarak savaşa çıktılar. Fakat o büyük ordular, onların karşısına çıkmaya bile cesaret edemedi. Sonuçta, Allah’ın lütuf ve nîmeti sayesinde, başlarına hiçbir kötülük gelmeden sağ salim ve üstelik yaptıkları kârlı ticâretlerle zengin olarak yurtlarına geri döndüler. En önemlisi de, böylece Allah’ın hoşnutluğunu kazanmış oldular. Hiç kuşkusuzAllah, müminlere karşı son derece cömert, son derece lütufkârdır.
Allah’ın lütuf ve yardımı sayesinde savaşta karşınızda duramayan düşman, yalan haber ve propagandalarla sizi yıldırmaya çalışacaktır:

Allah’tan bir nimet ve lütuf ile döndüler; onlara bir kötülük de dokunmadı.
Allah’ın rızasına uydular.
Allah çok büyük bir lütuf sahibidir.

Hattâ, Allah'ın özel ilgi ve ikramı sayesinde Bedir'den kayıp vermeden dönüp Allah'ın sevgisine mazhar olanlara da ödüller var... Allah, muhteşem bir erdeme sahiptir.

Bundan dolayı Allah’tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler. Allah’ın rızasına uydular. Allah’ın yasalarına göre yaşamaya devam ettiler. Münafıkların sözleri onları hiç etkilemedi. Allah, büyük lütuf sahibidir.

(Bunun üzerine), kendilerine hiçbir sıkıntı dokunmadan, Allah’ın nimet ve iyiliğiyle geri dönmüş, Allah’ın rızasına uymuşlardı. Allah büyük iyilik sahibidir.

(İşte o kimseler,) Allah’ın rızasına uyduklarından doayı Allah’tan gelen bir nîmet ve lütufla kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan geri döndüler.¹ Şüphesiz Allah, sınırsız lütuf sahibidir.²

1 Bu âyette Müslümanların bir zarara uğramadan döndükleri savaş, müfessirlerin büyük çoğunluğuna göre; “Bedr-i Suğra” savaşıdır. Konu ile ilgili olara... Devamı..

ve Allah’ın lütfu ve nimeti ile [savaştan] bir zarara uğramadan ¹³² döndüler: Çünkü onlar, Allah’ın rızası için çabalıyorlardı; ve Allah, yüceliğinde ve lütfunda sınırsızdır.

132 Yani, cesaret kaybından ve iman zayıflığından kaynaklanan ahlakî sapkınlığa kapılmadan: Uhud’da birçok Müslümanın başına gelenlere işaret.... Devamı..

O müminler Allah’ın esirgemesi ve nimeti ile hiçbir zarar görmeden yurtlarına döndüler. Ve Allah’ın rızasını kazandılar. Allah muhteşem bir ikram sahibidir. 3/162, 60/1

Onlar, Allah’ın nimeti ve lütfu sayesinde kendilerine hiçbir zarar dokunmadan geri döndüler.[⁶⁹¹] Zira onlar Allah’ın rızasına taliptiler: zira Allah sınırsız lütuf sahibidir.

[691] Âyet Uhud’dan bir gün sonra gerçekleşen bir takip operasyonu olan Hamrau’l-Esed’e işaret etmektedir.

Sonra da kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan (savaşmaya gerek kalmadan) Allah'tan bir nimet ve bollukla (bir kervan satın alarak) geri döndüler. Bu suretle Allah'ın rızasına da uymuş oldular! (onlara da mükafat vardır) Allah, büyük kerem sahibidir.

Böylece kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan, Allah'ın nimet ve fazladan verdikleriyle geri geldiler. Böylece Allah'ın rızasına uymuş oldular. Allah büyük kerem sahibidir

Sonra da kendilerine hiçbir fenalık dokunmamaksızın Allah Teâlâ'nın bir nîmetiyle ve bir fazlı ile geri döndüler ve Allah-ü Azîmüşşan'ın rızasına tâbi oldular. Allah Teâlâ ise azîm bir fazl sahibidir.

Sonra da kendilerine hiç bir fenalık dokunmadan, Allah'tan bir âfiyet, selâmet ve lütuf ile geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah çok büyük lütuf ve inâyet sahibidir.

Bundan dolayı Allah'tan bir ni'met ve bollukla geri döndüler, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadı. Ve Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük lutuf sahibidir.

Onlara hiç bir fenâlık hâsıl olmaksızın Allâh'ın ni'meti ve keremi ile (kazanç ve kâr ile) döndiler ve Allâh'ın rızâsına tâbi' oldılar. Allâh Te'âlâ pek büyük kerem ve fazl sâhibidir.[¹]

[1] Bu ve bundan evvelki iki âyet-i kerîmede işâret buyurulan vak'a şöyledir: Ebû Süfyân ile berâberindeki müşrikler Uhud'dan 'avdet iderlerken Ebû Sü... Devamı..

Sonra Allah’ın nimeti ve ikramı ile bir sıkıntı görmeden geri döndüler. Onlar, Allah’ı razı etmeye çalışıyorlardı. Allah, büyük ikram sahibidir.

Onlara bir kötülük dokunmadan Allah'tan olan bir nimet ve fazilet ile döndüler. Allah'ın rızasına uydular. Allah, fazilet ve azamet sahibidir.

Sonra da, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan, Allah'ın nimeti ve lütfuyla döndüler ve Allah'ın rızasına eriştiler. Allah ise pek büyük lütuf sahibidir.(34)

(34) Uhud Savaşından sonra Müslümanlarla müşrikler ertesi yıl tekrar buluşarak savaşmak üzere anlaşmışlardı. Ertesi yıl sözleşilen zamanda ve sözleşil... Devamı..

Böyle olduğu içindir ki, Allah'tan bir nimet ve lütufla geri döndüler, hiçbir kötülük dokunmamıştı onlara. Allah'ın rızasını izlediler. Allah çok büyük bir lütfun sahibidir.

pes döndiler ni'met-ile Tañrı’dan, daħı eylüg-ile; yoķanmadı anlara yavuzlıķ. daħı uydılar Tañrı ħoşnūdlıġına. daħı Tañrı eylük issidür ula.

Döndiler Medīneye Tañrı Ta‘ālā ni‘metleri‐y‐le hīç zaḥmet görmediler, daḫıuydılar Tañrı Ta‘ālā rāżīlıġına. Tañrı Ta‘ālānuñ fażlı, keremi uludur.

Sonra da Allahın ne’məti və lütfü sayəsində özlərinə heç bir əziyyət toxunmadan geri döndülər və Allahın razılığını qazanmış oldular. Həqiqətən, Allah böyük mərhəmət sahibidir.

So they returned with grace and favour from Allah, and no harm touched them. They followed the good pleasure of Allah, and Allah is of infinite bounty.

And they returned with Grace and bounty from Allah. no harm ever touched them: For they followed the good pleasure of Allah. And Allah is the Lord of bounties unbounded.


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.