16 Mayıs 2022 - 15 Şevval 1443 Pazartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
A’râf Suresi 203. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Seç/Sil


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Ve-iżâ lem te/tihim bi-âyetin kâlû levlâ-ctebeytehâ(c) kul innemâ ettebi’u mâ yûhâ ileyye min rabbî(c) hâżâ besâ-iru min rabbikum vehuden verahmetun likavmin yu/minûn(e)

Onlara bir ayet gelmeyince kendinden düzüp koşsaydın derler. De ki: Ben ancak Rabbim bana neyi vahy ederse ona uyarım. Budur Rabbinizden gelen ve can gözlerinizi açacak olan aşikar deliller ve inanan topluluğa doğru yolu gösteren vasıta ve rahmet.

(Ey Resulüm!) Onlara bir ayet getirmediğin zaman: "Sen onu (inmeyen ayeti) kendin derleyip-toplasana (yani uydursana!)" derler. De ki: "Ben, sadece Bana Rabbimden vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden olan basiretlerdir; iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir."

Ve sen ey peygamber! Bir ayet getirmediğin veya bir mucize göstermediğin zaman. “Onu şurdan burdan toplayıp derleseydin ya” derler. De ki: “Ben sadece Rabbim tarafından bana vahyolunan her ne ise, ona uyarım. Bu vahiy, inanmak isteyen bir toplum için, Rabbinizin katından bahşedilmiş bir kavrama yöntemi, bir yol gösterici ve bir rahmettir.”

Sen onlara bir âyet getirmediğin zaman, vahiy bir müddet kesilince:
“Birşeyler derleyip toparlasaydın ya!" derler. Sen:
“Ben ancak Rabbimden bana vahyolunana, Kur'ân'a tâbi olurum. Bu Kur'ân önünüzü aydınlatan, ufkunuzu açan, güven sağlayan, basiretinizle anlayabileceğiniz âyetleri içeren, Rabbinizden gelen bir kitaptır. İnanacak bir kavim için hidayet rehberi ve rahmettir" de.

bk. Kur’an-ı Kerim, 2/129; 6/104.

Onlara bir ayet (mucize) göstermediğin zaman: "Bir yerlerden buluştursaydın" derler. De ki: "Ben ancak bana Rabbimden vahyedilene uyuyorum." Bunlar, Rabbinizden gerçeği görmenizi sağlayacak işaretler ve iman edenler topluluğu için bir hidayet rehberi ve rahmettir.

Onlara bir ayet getirmediğin zaman: 'Sen Onu (inmeyen ayeti) derleyip-toplasana' derler. De ki: 'Ben, yalnızca bana Rabbimden vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden olan basiretlerdir; iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir.'

Onlara (Mekke halkına), istedikleri bir âyeti getirmesen, şöyle derler: “- Sen o âyeti hazırlayıp toplasaydın ya!” De ki: “- Ben ancak Rabbim tarafından bana vahyolunana uyarım. Bütün bu Kur'an âyetleri, Rabbinizden gelen hüccetlerdir; ve iman edecek bir kavim için hidâyettir, rahmettir.”

Onlara bir ayet (mucize) getirmediğin zaman, “Neden bulup buluşturup getirmedin?” derler. De ki: “Ben ancak Rabbimden bana vahiy olana tabi olurum. Bu Kur’an sizin hakkı görmeniz için açık deliller ve inanan bir toplum için rahmet ve hidayettir.

Onlara bir âyet getirmediğin zaman, “Sen bir tane derleseydin ya!” derler. De ki: “Ben ancak Rabbim tarafından bana vahyolunana uyarım. Bu kitap, Rabbinizden gelen göz açıcı belgeler olup, inanmış bir topluma rehber ve rahmettir.”

Onlara bir âyet getirmez isen sana derler ki : «Neden onu buluvermedin?» diyesin ki: «Ben ancak, Tanrımın vahyettiği bir nesneye uyarım», bunlar Tanrınızdan birer tanıktır, inanan bir ulusa doğru yoldur, rahmettir

Ve sen (ey Resul,) onlara (kendi isteklerine göre) bir âyet getirmediğin zaman: “Madem Rabbin bizim arzularımıza göre ayet göndermiyor, bari) sen derleyip getirseydin ya!” derler. De ki: “Ben sadece Rabbim tarafından bana vahyolunan her neyse, ona uyarım. Bu (Kur'an), inanmak isteyen bir toplum için Rabbinizin katından bahşedilmiş bir kavrama yöntemi, bir yol gösterici ve bir rahmettir.”

Bir âyet getürrmediğin vakit "Henüz bulamadın mı?" diyorlar. Ânlara di ki: "Ben ancak Allâh’dan nâzil olanı tebliğ iderim, bu rabbinizin âşikâr irşâdıdır mü’minlere bir rahmeti, bir lütfudur.

Onlara bir ayet getirmediğin zaman, "Sen bir tane yapsaydın ya" derler. De ki: "Ben ancak Rabbim tarafından bana vahyolunana uyarım. Bu Kitap inanan millete Rabbinizden açık belgeler, yol gösterme ve rahmettir."

(Ey Muhammed!) Onlara (istedikleri) bir âyet getirmediğin zaman (alay ederek) derler ki: “Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya.” De ki: “Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uymaktayım. Bu (Kur’an âyetleri), Rabbinizden gelen basiretlerdir (Gönül gözlerini aydınlatan nurlardır). İman edecek bir topluluk için bir hidayet kaynağı ve bir rahmettir.”

Onlara bir mucize getirmediğin zaman, (ötekiler gibi) onu da derleyip getirseydin ya! derler. De ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu (Kur'an), Rabbinizden gelen basîretlerdir (kalp gözlerini açan beyanlardır); inanan bir kavim için hidayet ve rahmettir.

Kendilerine bir mucize getirmediğin zaman: "Mucize isteseydin ne olurdu," derler. De ki: "Ben, ancak Rabbimden bana vahyedilene uyuyorum." Bunlar, Rabbinizden aydınlatmalardır, inanan bir toplum için bir hidayet ve rahmettir.

Onlara (arzularına göre) bir âyet getirmediğin zaman, derleyip toplasaydın ya derler, sen de de ki; ben ancak Rabbimden bana ne vahyolunuyorsa ona uyarım, işte bütünüyle bu Kur'ân, Rabbinizden gelen basiretlerdir (kalp gözünü açacak beyanlardır), iman eden bir kavim için hidayettir, rahmettir.

Ve sen onlara bir âyet getirmediği zaman derib toplasa idin' a dediler, de ki: ben, ancak rabbımdan bana ne vahiy olunuyorsa ona ittiba' ederim bütün bu Kur'an rabbınızdan gelen basıretlerdir ve iyman edecek bir kavm için bir hidayet ve rahmettir

Onlara bir âyet getirmediğin zaman, “Derleyip uydursaydın ya.” derler. De ki: “Ben ancak Rabb'imden bana vahyedilene uyuyorum. Bu, inanan bir toplum için Rabb'inizden gelen bir basiret¹, bir hidayet ve bir rahmettir.

1- Kavrayış, gerçeği görme yeteneği.

Onlara (istedikleri) bir âyet gelmediği vakit derler ki: «(Kendinden derib) onları toplasaydın ya!». De ki: «Rabbimden bana ne vahy olunursa ben ancak ona uyarım. Bu (Kur'an âyetleri, kalblerinize) Rabbinizden (açılan) gözlerdir, îman edecek bir kavm için (mahz-ı) hidâyet ve rahmetdir».

Ve onlara (arzularına göre) bir âyet getirmediğin zaman: “Bunu da uydursaydın ya!” derler. De ki: “(Ben) ancak Rabbimden bana vahyolunana tâbi' olurum!” Bu (Kur'ân), îmân edecek bir topluluk için Rabbinizden (gelen) basîretler (deliller)dir ve bir hidâyet ve bir rahmettir.

Sen onlara mucize getirmediğin zaman, “O’nu elde etseydin ya” derler. Deki “Bana Rabbimden ne indiriliyorsa, ben yalnızca ona uyarım. Bu (vahye uymak), Rabbinizden gerçekleri görebilme ve doğruya ulaşabilme yöntemidir. Aynı zamanda inanan bir topluma Rabbinizin merhametidir.”

Sen onlara hiçbir belge getirmeyince onlar derler: "Sen kendiliğinden derleyip düzseydin ya?" De ki : "Ben yalnız çalabımın benim gönlüme bildirdiklerine uyarım. Bunlar Allah’ın verdiği gönül bilgileridir. İnananlar takımı içinde yol gösterme, esirgemedir."

Onlara istedikleri bir mucize getirmediğin zaman «— Kendinden onu getirmeli idin» derler. Onlara de ki: «— Ben ancak Rabbim tarafından bana vahiy olunan şeye tâbi olurum. Bu Kur/an Rabbiniz tarafından birtakım aşikâr delillerdir. İman getirenler için hidayettir, rahmettir».

Onlara (istedikleri) bir ayet getirmediğin zaman: “Onu da sen bir yerlerden uydursaydın ya!” derler. De ki: “Ben ancak bana Rabbimden vahyedilene tabi olurum. Bunlar inanmış olan bir topluluk [kavm] için, Rabbinden gönüllere açılan gözlerdir [besâ’ir], bir yol göstericidir ve bir rahmettir.”

Onlara (bir süre) bir ayet getirmediğin zaman, “Neden (kendi nezdinden) ayetler seçip toplamadın” derler. De ki: “Ben ancak Rabbim tarafından bana vahyolunana uyarım. Bu, (Kur'an) Rabbinizden basiretlerdir (kalp gözünü açan sözlerdir) ve iman edecek bir topluluk için de bir hidayet ve bir rahmettir.”

Onlara, arzu ve heveslerini okşayacak bir ayet veya istedikleri türden bir mûcize getirmedin diye, “Madem Rabb’in bizim arzu ve beklentilerimize uygun ayetler göndermiyor, bâri sen bir şeyler uydursaydın ya!” derler. Onlara de ki: “Ben, ancak Rabb’im tarafından bana gönderilen emir ve direktiflere uyarım! Siz, dünyada ve âhirette kurtuluşun, mutluluğun yolunu gösteren mükemmel bir rehber, apaçık bir mûcize mi istiyorsunuz? İşte bu Kur’an ayetleri, Rabb’inizden gelen, gönülleri ve hayatı aydınlatan deliller, basiretlerdir; inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet kaynağıdır.
Şu hâlde, ey insanlar!

Onlara bir âyet getirmediğin zaman:
-“Onu sen derleseydin ya!” dediler.
De ki:
-“Doğrusu bana rabbimden vahyedilenlere tabi’ oluyorum.
Bu, inanacak bir kavim için rabbinizden basîretler, bir hidayet ve rahmettir”.

Hattâ sen bu gibi azmanlara bir ayet getirmemiş isen: " uydur gitsin " derler. Resulüm! Sen: " Ben, sadece Rabb'imden bana vahyedilene uyarım " de yeter. Bu Kitap, Rabb'inizin, bir inanç toplumuna gönül, yöntem ve sevgi çıkartmasıdır,

Onların çıkarına uygun bir ayet okumadığın zaman derler ki: "Çıkarımıza uygun ayeti bir yerlerden derleyip toplasaydın ya!" Sanki onlara okuduğun ayetleri bir yerlerden derleyip toplamışsın! Onlara de ki: "Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uymaktayım! Size okuduğum ayetler; Rabbinizden gelen, yolunuzu aydınlatan, sizi karanlıktan aydınlığa çıkaran, size bilmediğiniz şeyleri açıklayan sözlerdir. Rabbinizin ayetlerine uyarsanız, akıl, gönül, kalp gözleriniz açılır. Aklınızdaki, gönlünüzdeki, kalbinizdeki karanlıklar aydınlanır. Böylece gerçekleri daha iyi görür, daha iyi anlarsınız. Rabbinizin ayetleri iman edecek bir topluluk için hidayet kaynağı ve rahmettir. Onlar sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarır!"

Onlara herhangi bir delil getirmediğin zaman, “Onu da derleyip getirseydin ya!” derler. De ki: “Ben sadece Rabbimden bana vahyedilene uyuyorum. Bu (Kur’an), Rabbinizden gelen öngörülerdir; (ayrıca) inanan bir toplum için yol gösterme ve merhamettir.”

(Ey Muhammed!) Sen onlara bir âyet getirmediğin zaman:¹ “Kendin bir âyet uydursaydın ya!”² derler. O zaman sen de onlara:“Ben, ancak bana vahyolunana tâbi olurum. Bu Kur’an (insanların) gözünü gönlünü açan, Rabbinizden gelen bir nur, inanan bir toplum için ise en doğru yol gösterici ve bir rahmettir.” de.

1 Yani, bazen vahiyde bir gecikme olduğu zaman… 2 Aslında onlar, böyle demekle; diğer âyetleri de onun uydurduğu bir söz gibi gösterip, akıllarınca on... Devamı..

Ve sen [ey Peygamber,] onlara bir mucize getirmediğin zaman, bazı [kimseler]: “Onu [Allah’tan] elde etmeye çalışsan ya!” derler. ¹⁶⁷ De ki: “Ben sadece Rabbim tarafından bana vahyolunan her neyse, ona uyarım: bu [vahiy], inanmak isteyen bir toplum için Rabbinizin katından bahşedilmiş bir kavrama yöntemi, bir yol gösterici ve bir rahmettir.

167 Zımnen, “Eğer gerçekten O’nun elçisi isen” (karş. 6:37 ve 109. ayet ve ilgili notlar). Bizim burada “mucize” olarak çevirdiğimiz “âyet” terimi, ba... Devamı..

Sen onlara istedikleri bir ayet getirmediğin zaman: – Onu kendin uyduruverseydin ya! Derler. De ki: – Ben, ancak Rabbimden bana vahyedilene uyarım, işte bu Kuran Rabbinizden bir bilinç kaynağı ve iman eden bir toplum için doğru yol kılavuzu ve rahmettir. 6/50- 51, 10/15- 16, 46/9

Ve sen onlara istedikleri âyeti getirmediğin zaman, hemen “Bari sen düzüp koşsaydın ya!” diyerek (alay ederler). De ki: “Ben yalnızca Rabbimden bana vahyedilene uyarım: bu (vahiy) Rabbiniz katından gelen bir bilinç kaynağıdır;[¹³¹⁸] inanacak bir toplum için de kapsamlı bir doğru yol haritası ve bir rahmet pınarıdır.”

[1318] Besâir (t. basîret) “aklın eşyanın hakikatini kavrama hâlini” ifade eder. Muhtemelen bu formla kullanıldığı ilk yer burasıdır. Fizikî bir görme... Devamı..

Ve onlara bir âyet getirmediğin zaman, «Onu kendi tarafından uydurmalı değil miydin?» derler.

Onlara keyfî olarak istedikleri bir âyet veya mûcize getirmediğin zaman“Hiç değilse bir şeyler bulup buluştursaydın yâ! ” derler. De ki: “Ben, sadece Rabbimden ne vahyolunursa ona tâbi olurum. Bütün bu Kur'ân Rabbinizden gelen basiretlerdir, gönül gözlerini açan, gerçekleri gösteren nurlardır. İman edecek kimseler için hidâyet ve rahmettir. ” [2, 129; 6, 104]

Onlara bir ayet getirmediğin zaman: "Bunu da derleseydin ya!" derler. De ki: "Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyuyorum. Bu (Kur'an), Rabbinizden gelen basiretler(gönül gözlerini açan nurlar, gerçeğe ileten kanıtlar)dır ve inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmettir!"

Eğer onlar (müşrikler) bir âyet getirmez isen (vahiy te'hîr itdiği cihetle teblîğ itmez isen) "Ne içün sen kendin uydurmuyo(r)sun?" dirler. Di ki: "Ben ancak rabbim tarafından bana vahy olunanana ittibâ' iderim. Bu Kur'ân rabbiniz tarafından kalblere basîret viren nûr ve îmân iden kavim içün rehber-i hidâyet ve rahmetdir. [¹]

[1] Ehl-i Mekke te'annütlerinden dâimâ Rasûl-ü Ekrem efendimizden âyet getirmesini, Kur'ân teblîğini isterlerdi. Eğer vahiy te'hîr iylediği cihetle Fa... Devamı..

Onlara bir âyet getirmediğin zaman “Derleseydin ya?” derler. De ki “Ben Rabbim tarafından bana vahyedilene uyarım. Bunlar, Rabbinizden size gelen ayetlerlerdir. Bir de inanıp güvenen bir topluluk için yol gösterici ve bir ikramdır.”

Onlara bir ayet getirmediğin zaman: -Kendin bir ayet yapsaydın! derler. De ki:-Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım, bu, Rabbinizden gelen açık delillerdir. İnanan bir toplum için de yol gösterici ve rahmettir.

Onlara yeni bir âyet getirmediğin zaman, “Kendin derlesene” derler. Sen de ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uyarım. Bu Kur'ân, Rabbinizden size hakkı gösteren delillerdir; iman eden bir topluluk için o bir hidayet rehberi ve bir rahmettir.

Onlara bir ayet getirmediğinde, "Onu da şuradan buradan derleseydin ya!" diye konuşurlar. De ki: "Ben sadece Rabbimden bana vahyedilene uyuyorum. Bu, Rabbinizden gelen gönül gözleridir, doğruya kılavuzdur, iman eden bir toplum için rahmettir."

daħı ķaçan kim getürmedüñ anlara nişān eyittiler pes gendüzünden baġlamaduñ anı?” eyit “bayıķ uyarırı aña kim vaḥy olınur baña çalabundan. [88b] uşbu ya'nį ķur’ān ḥüccetler deliller çalabuñuzdan daħı ŧoġru yol göstermekdür daħı raḥmetdür bir ķavma kim inanurlar.”

Daḫı ḳaçan özlerine bir āyet getürmeseñ eyitdiler: Niçün sen özüñden söy‐lemedüñ dirler. Eyit yā Muḥammed: Ben uymazın illā baña vaḥy olana Çala‐bumdan. Bu Ḳur’ān ögütlerdür size Çalabuñuzdan, daḫı doġru yol gösteri‐cidür, daḫı raḥmet‐durur bir ḳavme ki īmān getürdiler.

(Ya Peyğəmbərim!) Sən onlara (Məkkə müşriklərinə) bir ayə gətirmədiyin zaman (sənə ayə nazil olmayanda): “Məgər sən onu öz tərəfindən uydurub düzəltməli deyildin? – deyə soruşarlar. De: “Mən ancaq Rəbbimdən mənə vəhy edilənlərə tabe oluram. Bu (Qur’an, vəhylər) Rəbbiniz tərəfindən (göndərilmiş) aşkar dəlillərdir, həm də iman gətirən bir tayfa üçün hidayət və mərhəmətdir.

And when thou bringest not a verse for them they say: Why hast thou not chosen it? Say: I follow only that which is inspired in me from my Lord. This (Qur’an) is insight from your Lord, and a guidance and a mercy for a people that believe.

If thou bring them not a revelation,(1174) they say: "Why hast thou not got it together?" Say: "I but follow what is revealed to me from my Lord: this is (nothing but) lights from your Lord,(1175) and Guidance, and mercy, for any who have faith."

1174 "Ayah" here, I think, means specially an Ayah of the Holy Qur'an. The infidels did not believe in revelation, and used to taunt the Holy Prophet,... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.