|
|
Aradığınız kelime
عَلَىٰ
kök harflerinden türemiştir. Aynı Kökten türeyen 347 adet kelime bulunmaktadır.
Kelimelerin Kur'an'da geçtiği ayetler aşağıda sıralanmıştır.
|
|
Bakara/5
Bakara/7
Bakara/20
Bakara/23
Bakara/61
Bakara/90
Bakara/90
Bakara/96
Bakara/97
Bakara/102
Bakara/106
Bakara/109
Bakara/113
Bakara/113
Bakara/143
Bakara/148
Bakara/177
لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّ۪نَۚ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّه۪ ذَوِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَالسَّٓائِل۪ينَ وَفِي الرِّقَابِۚ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَۚ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُواۚ وَالصَّابِر۪ينَ فِي الْبَأْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَح۪ينَ الْبَأْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır!
Bakara/184
Bakara/185
Bakara/185
Bakara/204
Bakara/253
Bakara/259
Bakara/259
Bakara/259
Bakara/260
Bakara/264
Bakara/283
Bakara/284
Âl-i İmrân/26
Âl-i İmrân/29
Âl-i İmrân/42
Âl-i İmrân/81
Âl-i İmrân/93
Âl-i İmrân/98
Âl-i İmrân/103
Âl-i İmrân/135
Âl-i İmrân/144
Âl-i İmrân/153
Âl-i İmrân/165
Âl-i İmrân/179
Âl-i İmrân/189
Âl-i İmrân/194
Nisâ/32
Nisâ/33
Nisâ/34
Nisâ/41
Nisâ/43
Nisâ/54
Nisâ/85
Nisâ/86
Nisâ/111
Nisâ/133
Nisâ/136
Nisâ/156
Mâide/6
Mâide/13
Mâide/17
Mâide/19
Mâide/19
Mâide/32
Mâide/40
Mâide/52
Mâide/68
Mâide/78
Mâide/92
Mâide/108
Mâide/117
Mâide/120
En’âm/12
En’âm/17
En’âm/25
En’âm/30
En’âm/31
En’âm/31
En’âm/34
En’âm/39
En’âm/46
En’âm/54
En’âm/57
En’âm/83
En’âm/91
En’âm/92
En’âm/102
En’âm/135
En’âm/145
En’âm/156
A’râf/52
A’râf/63
A’râf/69
A’râf/93
A’râf/100
A’râf/101
A’râf/137
A’râf/138
Enfâl/11
Enfâl/37
Enfâl/41
Enfâl/41
Enfâl/48
Enfâl/53
Enfâl/58
Enfâl/72
Tevbe/15
Tevbe/26
Tevbe/27
Tevbe/39
Tevbe/84
Tevbe/87
Tevbe/93
Tevbe/97
Tevbe/109
Tevbe/109
Yûnus/46
Yûnus/74
Yûnus/83
Yûnus/88
Hûd/4
Hûd/12
Hûd/17
Hûd/18
Hûd/18
Hûd/28
Hûd/56
Hûd/57
Hûd/63
Hûd/88
Hûd/93
Hûd/121
Yûsuf/11
Yûsuf/18
Yûsuf/18
Yûsuf/55
Yûsuf/66
Yûsuf/69
Yûsuf/84
Yûsuf/93
Yûsuf/96
Yûsuf/99
Yûsuf/108
Ra’d/4
Ra’d/6
Ra’d/33
İbrahim/11
İbrahim/12
İbrahim/18
Hicr/47
Nahl/2
Nahl/37
Nahl/47
Nahl/59
Nahl/71
Nahl/71
Nahl/75
Nahl/76
Nahl/76
Nahl/76
Nahl/77
Nahl/89
Nahl/108
İsrâ/21
İsrâ/46
İsrâ/55
İsrâ/70
İsrâ/84
İsrâ/97
İsrâ/106
Kehf/1
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ٓي اَنْزَلَ عَلٰى عَبْدِهِ الْكِتَابَ وَلَمْ يَجْعَلْ لَهُ عِوَجًاۜ
1, 2, 3, 4.$ Hamd olsun Allah'a ki, O, (insanları) kendi tarafından çetin bir azap ile ikaz etmek, iyi iş ve davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için, içinde ebedî kalacakları (cennette) güzel bir ecir bulunduğunu müjdelemek ve «Allah evlât edindi» diyenleri de uyarmak için kuluna (Muhammed'e), kendisinde hiçbir (tezat ve) eğrilik bulunmayan dosdoğru Kitab'ı indirdi.
Kehf/14
Kehf/42
Kehf/42
Kehf/45
Kehf/48
Kehf/57
Kehf/68
Kehf/90
Meryem/11
Meryem/71
Tâ-Hâ/18
Tâ-Hâ/39
Tâ-Hâ/40
Tâ-Hâ/40
Tâ-Hâ/47
Tâ-Hâ/48
Tâ-Hâ/72
Tâ-Hâ/120
Tâ-Hâ/130
Enbiyâ/56
Enbiyâ/65
Enbiyâ/95
Enbiyâ/109
Enbiyâ/112
Hac/6
Hac/11
Hac/11
Hac/17
Hac/28
Hac/34
Hac/35
Hac/37
Hac/39
Hac/45
Mü’minûn/9
Mü’minûn/18
Mü’minûn/91
Nûr/31
وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ اَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّۖ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ اَوْ اٰبَٓائِهِنَّ اَوْ اٰبَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓائِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَن۪ٓي اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَن۪ٓي اَخَوَاتِهِنَّ اَوْ نِسَٓائِهِنَّ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّ اَوِ التَّابِع۪ينَ غَيْرِ اُو۬لِي الْاِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ اَوِ الطِّفْلِ الَّذ۪ينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلٰى عَوْرَاتِ النِّسَٓاءِۖ وَلَا يَضْرِبْنَ بِاَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْف۪ينَ مِنْ ز۪ينَتِهِنَّۜ وَتُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ جَم۪يعًا اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.
Nûr/31
وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ اَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّۖ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ اَوْ اٰبَٓائِهِنَّ اَوْ اٰبَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓائِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَن۪ٓي اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَن۪ٓي اَخَوَاتِهِنَّ اَوْ نِسَٓائِهِنَّ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّ اَوِ التَّابِع۪ينَ غَيْرِ اُو۬لِي الْاِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ اَوِ الطِّفْلِ الَّذ۪ينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلٰى عَوْرَاتِ النِّسَٓاءِۖ وَلَا يَضْرِبْنَ بِاَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْف۪ينَ مِنْ ز۪ينَتِهِنَّۜ وَتُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ جَم۪يعًا اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.
Nûr/35
Nûr/45
Nûr/45
Nûr/45
Nûr/58
Furkân/1
Furkân/16
Furkân/27
Furkân/34
Furkân/55
Şu’arâ/109
Şu’arâ/113
Şu’arâ/127
Şu’arâ/145
Şu’arâ/164
Şu’arâ/180
Şu’arâ/194
Şu’arâ/198
Şu’arâ/221
Şu’arâ/222
Neml/15
Neml/18
Neml/59
Neml/76
Kasas/10
Kasas/15
Kasas/28
Kasas/78
Kasas/79
Ankebût/20
Rûm/50
Rûm/59
Lokman/5
Lokman/14
Lokman/17
Ahzâb/27
Ahzâb/52
Ahzâb/55
Sebe’/7
Sebe’/14
Sebe’/21
Sebe’/47
Sebe’/50
Fâtır/1
Fâtır/40
Fâtır/45
Yâsîn/4
Yâsîn/28
Yâsîn/67
Sâffât/27
Sâffât/44
عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِل۪ينَ
41, 42, 43, 44.$ Bunlar için bilinen bir rızık, türlü meyveler vardır. Naîm cennetlerinde karşılıklı koltuklar üzerine kurulmuş oldukları halde kendilerine ikram edilir.
Sâffât/50
Sâffât/79
Sâffât/114
Sâffât/120
Sâd/17
Sâd/22
Sâd/22
Sâd/24
Sâd/34
Zümer/22
Zümer/39
Zümer/49
Zümer/56
Zümer/62
Mü’min/15
Mü’min/35
Fussilet/39
Fussilet/53
Şûrâ/9
Şûrâ/24
Şûrâ/29
Şûrâ/33
Zuhruf/13
Zuhruf/31
Zuhruf/43
Duhân/32
Câsiye/18
Câsiye/23
Câsiye/23
Câsiye/23
Ahkâf/10
Ahkâf/33
Muhammed/2
Muhammed/14
Muhammed/16
Muhammed/24
Fetih/10
Fetih/21
Fetih/26
Fetih/29
Hucurât/6
Kâf/39
Tûr/20
Tûr/25
Necm/12
Kamer/13
Kamer/48
Rahmân/54
Rahmân/76
Vâkı’a/15
Hadîd/2
Hadîd/9
Hadîd/23
Hadîd/29
Mücâdele/6
Mücâdele/18
Haşr/6
Haşr/6
Haşr/6
Haşr/7
Haşr/21
Saff/10
Saff/14
Münâfikûn/3
Münâfikûn/7
Teğâbun/1
Teğâbun/12
Talâk/12
Tahrîm/8
Mülk/1
Mülk/22
Mülk/22
Kalem/22
Kalem/25
وَغَدَوْا عَلٰى حَرْدٍ قَادِر۪ينَ
(Evet, yoksullara yardıma) güçleri yettiği halde, onları yardımdan mahrum etmek niyet ve azmi ile erkenden yola düştüler.
Kalem/30
Hâkka/34
Me’âric/23
Me’âric/34
Cin/26
Müzzemmil/10
Kıyâme/14
İnsan/8
Mutaffifîn/14
Bürûc/7
وَهُمْ عَلٰى مَا يَفْعَلُونَ بِالْمُؤْمِن۪ينَ شُهُودٌۜ
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7.$ Burçlara sahip gökyüzüne, geleceği bildirilmiş olan güne, (o günde) tanıklık edene ve edilene andolsun ki, ateşle dolu hendeğe atılanlar (yakılarak) öldürüldü. Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.
Bürûc/9
Târık/8
اِنَّهُ عَلٰى رَجْعِه۪ لَقَادِرٌۜ
5, 6, 7, 8.$ İnsan neden yaratıldığına bir baksın! Atılan bir sudan yaratıldı. (O su) sırt ile göğüs kafesi arasından çıkar. İşte Allah (başlangıçta bu şekilde yarattığı) insanı tekrar yaratmaya da kadirdir.
Fecr/18
وَلَا تَحَٓاضُّونَ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۙ
17, 18, 19, 20.$ Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz, yoksulu yedirmeye birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Haram helâl demeden mirası yiyorsunuz. Malı aşırı biçimde seviyorsunuz.
Âdiyât/7
وَاِنَّهُ عَلٰى ذٰلِكَ لَشَه۪يدٌۚ
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8.$ Harıl harıl koşanlara, (nallarıyla) çakarak kıvılcım saçanlara, (ansızın) sabah baskını yapanlara, orada tozu dumana katanlara, derken orada bir topluluğun ta ortasına girenlere yemin ederim ki insan, Rabbine karşı pek nankördür. Şüphesiz buna kendisi de şahittir ve o, mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür.
Mâ’ûn/3
|
|
|
|
|