|
|
Aradığınız kelime
ر ح م
kök harflerinden türemiştir. Aynı Kökten türeyen 339 adet kelime bulunmaktadır.
Kelimelerin Kur'an'da geçtiği ayetler aşağıda sıralanmıştır.
|
|
Fâtiha/1
Fâtiha/1
Fâtiha/3
Fâtiha/3
Bakara/37
Bakara/54
Bakara/64
Bakara/105
Bakara/128
Bakara/143
Bakara/157
Bakara/160
Bakara/163
Bakara/163
Bakara/173
Bakara/178
Bakara/182
Bakara/192
Bakara/199
Bakara/218
Bakara/218
Bakara/226
Bakara/228
Bakara/286
Âl-i İmrân/6
Âl-i İmrân/8
Âl-i İmrân/31
Âl-i İmrân/74
Âl-i İmrân/89
Âl-i İmrân/107
Âl-i İmrân/129
Âl-i İmrân/132
Âl-i İmrân/157
Âl-i İmrân/159
Nisâ/1
Nisâ/16
Nisâ/23
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ اُمَّهَاتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ وَعَمَّاتُكُمْ وَخَالَاتُكُمْ وَبَنَاتُ الْاَخِ وَبَنَاتُ الْاُخْتِ وَاُمَّهَاتُكُمُ الّٰت۪ٓي اَرْضَعْنَكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ مِنَ الرَّضَاعَةِ وَاُمَّهَاتُ نِسَٓائِكُمْ وَرَبَٓائِبُكُمُ الّٰت۪ي ف۪ي حُجُورِكُمْ مِنْ نِسَٓائِكُمُ الّٰت۪ي دَخَلْتُمْ بِهِنَّۘ فَاِنْ لَمْ تَكُونُوا دَخَلْتُمْ بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْۘ وَحَلَٓائِلُ اَبْنَٓائِكُمُ الَّذ۪ينَ مِنْ اَصْلَابِكُمْۙ وَاَنْ تَجْمَعُوا بَيْنَ الْاُخْتَيْنِ اِلَّا مَا قَدْ سَلَفَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَح۪يمًاۙ
Analarınız, kızlarınız, kızkardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kızkardeş kızları, sizi emziren analarınız, süt bacılarınız, eşlerinizin anaları, kendileriyle birleştiğiniz eşlerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız size haram kılındı. Eğer onlarla (nikâhlanıp da) henüz birleşmemişseniz kızlarını almanızda size bir mahzur yoktur. Kendi sulbünüzden olan oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi birden almak da size haram kılındı; ancak geçen geçmiştir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
Nisâ/25
Nisâ/29
Nisâ/64
Nisâ/83
Nisâ/96
Nisâ/96
Nisâ/100
Nisâ/106
Nisâ/110
Nisâ/113
Nisâ/129
Nisâ/152
Nisâ/175
Mâide/3
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ وَالدَّمُ وَلَحْمُ الْخِنْز۪يرِ وَمَٓا اُهِلَّ لِغَيْرِ اللّٰهِ بِه۪ وَالْمُنْخَنِقَةُ وَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّط۪يحَةُ وَمَٓا اَكَلَ السَّبُعُ اِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَاَنْ تَسْتَقْسِمُوا بِالْاَزْلَامِۜ ذٰلِكُمْ فِسْقٌۜ اَلْيَوْمَ يَئِسَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ د۪ينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِۜ اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ د۪ينَكُمْ وَاَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَت۪ي وَرَض۪يتُ لَكُمُ الْاِسْلَامَ د۪ينًاۜ فَمَنِ اضْطُرَّ ف۪ي مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لِاِثْمٍۙ فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ
Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, boğulmuş, (taş, ağaç vb. ile) vurulup öldürülmüş, yukarıdan yuvarlanıp ölmüş, boynuzlanıp ölmüş (hayvanlar ile) canavarların yediği hayvanlar -ölmeden yetişip kestikleriniz müstesna- dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyle kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmişlerdir. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı beğendim. Kim, gönülden günaha yönelmiş olmamak üzere açlık halinde dara düşerse (haram etlerden yiyebilir). Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
Mâide/34
Mâide/39
Mâide/74
Mâide/98
En’âm/12
En’âm/16
En’âm/54
En’âm/54
En’âm/133
En’âm/143
En’âm/144
En’âm/145
En’âm/147
En’âm/154
En’âm/155
En’âm/157
En’âm/165
A’râf/23
A’râf/49
A’râf/52
A’râf/56
A’râf/57
A’râf/63
A’râf/72
A’râf/149
A’râf/151
A’râf/151
A’râf/151
A’râf/153
A’râf/154
A’râf/155
A’râf/156
A’râf/167
A’râf/203
A’râf/204
Enfâl/69
Enfâl/70
Enfâl/75
Tevbe/5
Tevbe/21
Tevbe/27
Tevbe/61
Tevbe/71
Tevbe/91
Tevbe/99
Tevbe/99
Tevbe/102
Tevbe/104
Tevbe/117
Tevbe/118
Tevbe/128
Yûnus/21
Yûnus/57
Yûnus/58
Yûnus/86
Yûnus/107
Hûd/9
Hûd/17
Hûd/28
Hûd/41
Hûd/43
Hûd/47
Hûd/58
Hûd/63
Hûd/66
Hûd/73
Hûd/90
Hûd/94
Hûd/119
Yûsuf/53
Yûsuf/53
Yûsuf/56
Yûsuf/64
Yûsuf/64
Yûsuf/92
Yûsuf/92
Yûsuf/98
Yûsuf/111
Ra’d/8
Ra’d/30
İbrahim/36
Hicr/49
Hicr/56
Nahl/7
Nahl/18
Nahl/47
Nahl/64
Nahl/89
Nahl/110
Nahl/115
Nahl/119
İsrâ/8
İsrâ/24
İsrâ/24
İsrâ/28
İsrâ/54
İsrâ/57
İsrâ/66
İsrâ/82
İsrâ/87
İsrâ/100
İsrâ/110
Kehf/10
Kehf/16
Kehf/58
Kehf/65
Kehf/81
Kehf/82
Kehf/98
Meryem/2
Meryem/18
Meryem/21
Meryem/26
Meryem/44
Meryem/45
Meryem/50
Meryem/53
Meryem/58
Meryem/61
Meryem/69
Meryem/75
Meryem/78
Meryem/85
يَوْمَ نَحْشُرُ الْمُتَّق۪ينَ اِلَى الرَّحْمٰنِ وَفْدًاۙ
85, 86, 87.$ Takvâ sahiplerini heyet halinde çok merhametli olan Allah'ın huzurunda topladığımız, günahkârları da susuz olarak cehenneme sürdüğümüz gün, Rahmân nezdinde söz ve izin alandan başkalarının şefâata güçleri yetmeyecektir.
Meryem/87
Meryem/88
Meryem/91
Meryem/92
Meryem/93
Meryem/96
Tâ-Hâ/5
Tâ-Hâ/90
Tâ-Hâ/108
Tâ-Hâ/109
Enbiyâ/26
Enbiyâ/36
Enbiyâ/42
Enbiyâ/75
Enbiyâ/83
Enbiyâ/83
Enbiyâ/84
Enbiyâ/86
Enbiyâ/107
Enbiyâ/112
Hac/5
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَاِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِّنَ لَكُمْۜ وَنُقِرُّ فِي الْاَرْحَامِ مَا نَشَٓاءُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰٓى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنْ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْـًٔاۜ وَتَرَى الْاَرْضَ هَامِدَةً فَاِذَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَٓاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَاَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍ
Ey insanlar! Eğer yeniden dirilmekten şüphede iseniz, şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (aşılanmış yumurtadan), sonra uzuvları (önce) belirsiz, (sonra) belirlenmiş canlı et parçasından (uzuvları zamanla oluşan ceninden) yarattık ki size (kudretimizi) gösterelim. Ve dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız. Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi vefat eder; yine içinizden kimi de ömrün en verimsiz çağına kadar götürülür; ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelsin. Sen, yeryüzünü de kupkuru ve ölü bir halde görürsün; fakat biz, üzerine yağmur indirdiğimizde o, kıpırdanır, kabarır ve her çeşitten (veya çiftten) iç açıcı bitkiler verir.
Hac/65
Mü’minûn/75
Mü’minûn/109
Mü’minûn/109
Mü’minûn/118
Mü’minûn/118
Nûr/5
Nûr/10
Nûr/14
Nûr/20
Nûr/20
Nûr/21
Nûr/22
Nûr/33
Nûr/56
Nûr/62
Furkân/6
Furkân/26
Furkân/48
Furkân/59
Furkân/60
Furkân/60
Furkân/63
Furkân/70
Şu’arâ/5
Şu’arâ/9
Şu’arâ/68
Şu’arâ/104
Şu’arâ/122
Şu’arâ/140
Şu’arâ/159
Şu’arâ/175
Şu’arâ/191
Şu’arâ/217
Neml/11
Neml/19
Neml/30
Neml/30
Neml/46
Neml/63
Neml/77
Kasas/16
Kasas/43
Kasas/46
Kasas/73
Kasas/86
Ankebût/21
Ankebût/23
Ankebût/51
Rûm/5
بِنَصْرِ اللّٰهِۜ يَنْصُرُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُ
2, 3, 4, 5.$ Rumlar, (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın bir yerde yenilgiye uğradılar. Halbuki onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Eninde sonunda emir Allah'ındır. O gün müminler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir.
Rûm/21
Rûm/33
Rûm/36
Rûm/46
Rûm/50
Lokman/3
Lokman/34
Secde/6
Ahzâb/5
Ahzâb/6
Ahzâb/17
Ahzâb/24
Ahzâb/43
Ahzâb/50
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اِنَّٓا اَحْلَلْنَا لَكَ اَزْوَاجَكَ الّٰت۪ٓي اٰتَيْتَ اُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتْ يَم۪ينُكَ مِمَّٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلَيْكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّاتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَالَاتِكَ الّٰت۪ي هَاجَرْنَ مَعَكَۘ وَامْرَاَةً مُؤْمِنَةً اِنْ وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِيِّ اِنْ اَرَادَ النَّبِيُّ اَنْ يَسْتَنْكِحَهَاۗ خَالِصَةً لَكَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ينَۜ قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ ف۪ٓي اَزْوَاجِهِمْ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا
Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lâzım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Ahzâb/59
Ahzâb/73
Sebe’/2
Fâtır/2
Yâsîn/5
Yâsîn/11
Yâsîn/15
Yâsîn/23
Yâsîn/44
Yâsîn/45
Yâsîn/52
Yâsîn/58
Sâd/9
Sâd/43
Zümer/9
Zümer/38
Zümer/38
Zümer/53
Zümer/53
Mü’min/7
Mü’min/9
Fussilet/2
Fussilet/2
Fussilet/32
نُزُلًا مِنْ غَفُورٍ رَح۪يمٍ۟
31, 32.$ Biz dünya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınızız. Gafûr ve rahîm olan Allah'ın ikramı olarak orada sizin için canlarınızın çektiği her şey var ve istediğiniz her şey orada sizin için hazırdır.
Fussilet/50
Şûrâ/5
Şûrâ/8
Şûrâ/28
Şûrâ/48
Zuhruf/17
Zuhruf/19
Zuhruf/20
Zuhruf/32
Zuhruf/32
Zuhruf/33
Zuhruf/36
Zuhruf/45
Zuhruf/81
Duhân/6
Duhân/42
Duhân/42
Câsiye/20
Câsiye/30
Ahkâf/8
Ahkâf/12
Muhammed/22
Fetih/14
Fetih/25
Fetih/29
Hucurât/5
Hucurât/10
Hucurât/12
Hucurât/14
Kâf/33
Tûr/28
Rahmân/1
اَلرَّحْمٰنُۙ
1, 2, 3, 4.$ Rahmân Kur'an'ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona açıklamayı öğretti.
Hadîd/9
Hadîd/13
Hadîd/27
Hadîd/28
Hadîd/28
Mücâdele/12
Haşr/10
Haşr/22
Haşr/22
Mümtehine/3
Mümtehine/7
Mümtehine/12
Teğâbun/14
Tahrîm/1
Mülk/3
Mülk/19
Mülk/20
Mülk/28
Mülk/29
Müzzemmil/20
اِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ اَنَّكَ تَقُومُ اَدْنٰى مِنْ ثُلُثَيِ الَّيْلِ وَنِصْفَهُ وَثُلُثَهُ وَطَٓائِفَةٌ مِنَ الَّذ۪ينَ مَعَكَۜ وَاللّٰهُ يُقَدِّرُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۜ عَلِمَ اَنْ لَنْ تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْاٰنِۜ عَلِمَ اَنْ سَيَكُونُ مِنْكُمْ مَرْضٰىۙ وَاٰخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِي الْاَرْضِ يَبْتَغُونَ مِنْ فَضْلِ اللّٰهِۙ وَاٰخَرُونَ يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۘ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُۙ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَقْرِضُوا اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًاۜ وَمَا تُقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللّٰهِ هُوَ خَيْرًا وَاَعْظَمَ اَجْرًاۜ وَاسْتَغْفِرُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ
(Resûlüm!) Senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, (bazen) yarısını, (bazen de) üçte birini yatmadan (ibadetle) geçirdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını) Rabbin elbette biliyor. Gece ve gündüzü (içinde olup bitenleri iyiden iyiye) ölçüp biçen ancak Allah'tır. O sizin, bunu sayamayacağınızı bildiği için, sizi bağışladı. Artık, Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Allah bilmektedir ki, içinizde hastalar bulunacak, bir kısmınız Allah'ın lütfundan (rızık) aramak üzere yeryüzünde yol tepecekler, diğer bir kısmınız da Allah yolunda çarpışacaklardır. O halde Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a gönül hoşluğuyla ödünç verin. Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz; hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. Allah'tan mağfiret dileyin, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.
İnsan/31
Nebe’/37
Nebe’/38
Beled/17
|
|
|
|
|