|
|
Aradığınız kelime
ك و ن
kök harflerinden türemiştir. Aynı Kökten türeyen 323 adet kelime bulunmaktadır.
Kelimelerin Kur'an'da geçtiği ayetler aşağıda sıralanmıştır.
|
|
Bakara/75
Bakara/97
Bakara/98
Bakara/111
Bakara/114
Bakara/135
Bakara/143
Bakara/170
Bakara/184
Bakara/185
Bakara/196
Bakara/213
Bakara/232
Bakara/280
Bakara/282
Âl-i İmrân/13
Âl-i İmrân/67
Âl-i İmrân/67
Âl-i İmrân/67
Âl-i İmrân/79
Âl-i İmrân/93
Âl-i İmrân/95
Âl-i İmrân/97
Âl-i İmrân/137
Âl-i İmrân/145
Âl-i İmrân/147
Âl-i İmrân/154
ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذ۪ينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Sonra o kederin arkasından Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin yol açtığı) uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına düşmüş bir gurup da, Allah'a karşı haksız yere cahiliye devrindekine benzer düşüncelere kapılıyorlar, «Bu işten bize ne!» diyorlardı. De ki: İş (zafer, yardım, herşeyin karar ve buyruğu) tamamen Allah'a aittir. Onlar, sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. «Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik» diyorlar. Şöyle de: Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, öldürülmesi takdir edilmiş olanlar, öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (böyle yaptı). Allah içinizde ne varsa hepsini bilir.
Âl-i İmrân/161
Âl-i İmrân/179
Âl-i İmrân/179
Nisâ/1
Nisâ/2
Nisâ/6
Nisâ/6
Nisâ/11
Nisâ/11
Nisâ/11
Nisâ/12
وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ اَزْوَاجُكُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُنَّ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌ فَلَكُمُ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوص۪ينَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَلَهُنَّ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَكُمْ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَكُمْ وَلَدٌ فَلَهُنَّ الثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُمْ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَاِنْ كَانَ رَجُلٌ يُورَثُ كَلَالَةً اَوِ امْرَاَةٌ وَلَهُٓ اَخٌ اَوْ اُخْتٌ فَلِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُۚ فَاِنْ كَانُٓوا اَكْثَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَٓاءُ فِي الثُّلُثِ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصٰى بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۙ غَيْرَ مُضَٓارٍّۚ وَصِيَّةً مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَل۪يمٌۜ
Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa, sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır (zevcelerinizindir). Çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının, anababası ve çocukları bulunmadığı halde (kelâle şeklinde) malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kızkardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. (Bu taksim) yapılacak vasiyetten ve borçtan sonra, kimse zarara uğramaksızın (yapılacak)tır. Bunlar Allah'tan size vasiyettir. Allah her şeyi hakkıyle bilendir, halîmdir.
Nisâ/12
وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ اَزْوَاجُكُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُنَّ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌ فَلَكُمُ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوص۪ينَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَلَهُنَّ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَكُمْ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَكُمْ وَلَدٌ فَلَهُنَّ الثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُمْ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَاِنْ كَانَ رَجُلٌ يُورَثُ كَلَالَةً اَوِ امْرَاَةٌ وَلَهُٓ اَخٌ اَوْ اُخْتٌ فَلِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُۚ فَاِنْ كَانُٓوا اَكْثَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَٓاءُ فِي الثُّلُثِ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصٰى بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۙ غَيْرَ مُضَٓارٍّۚ وَصِيَّةً مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَل۪يمٌۜ
Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa, sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır (zevcelerinizindir). Çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının, anababası ve çocukları bulunmadığı halde (kelâle şeklinde) malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kızkardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. (Bu taksim) yapılacak vasiyetten ve borçtan sonra, kimse zarara uğramaksızın (yapılacak)tır. Bunlar Allah'tan size vasiyettir. Allah her şeyi hakkıyle bilendir, halîmdir.
Nisâ/12
وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ اَزْوَاجُكُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُنَّ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌ فَلَكُمُ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوص۪ينَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَلَهُنَّ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَكُمْ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَكُمْ وَلَدٌ فَلَهُنَّ الثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُمْ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَاِنْ كَانَ رَجُلٌ يُورَثُ كَلَالَةً اَوِ امْرَاَةٌ وَلَهُٓ اَخٌ اَوْ اُخْتٌ فَلِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُۚ فَاِنْ كَانُٓوا اَكْثَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَٓاءُ فِي الثُّلُثِ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصٰى بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۙ غَيْرَ مُضَٓارٍّۚ وَصِيَّةً مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَل۪يمٌۜ
Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa, sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır (zevcelerinizindir). Çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının, anababası ve çocukları bulunmadığı halde (kelâle şeklinde) malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kızkardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. (Bu taksim) yapılacak vasiyetten ve borçtan sonra, kimse zarara uğramaksızın (yapılacak)tır. Bunlar Allah'tan size vasiyettir. Allah her şeyi hakkıyle bilendir, halîmdir.
Nisâ/16
Nisâ/22
Nisâ/23
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ اُمَّهَاتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ وَعَمَّاتُكُمْ وَخَالَاتُكُمْ وَبَنَاتُ الْاَخِ وَبَنَاتُ الْاُخْتِ وَاُمَّهَاتُكُمُ الّٰت۪ٓي اَرْضَعْنَكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ مِنَ الرَّضَاعَةِ وَاُمَّهَاتُ نِسَٓائِكُمْ وَرَبَٓائِبُكُمُ الّٰت۪ي ف۪ي حُجُورِكُمْ مِنْ نِسَٓائِكُمُ الّٰت۪ي دَخَلْتُمْ بِهِنَّۘ فَاِنْ لَمْ تَكُونُوا دَخَلْتُمْ بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْۘ وَحَلَٓائِلُ اَبْنَٓائِكُمُ الَّذ۪ينَ مِنْ اَصْلَابِكُمْۙ وَاَنْ تَجْمَعُوا بَيْنَ الْاُخْتَيْنِ اِلَّا مَا قَدْ سَلَفَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَح۪يمًاۙ
Analarınız, kızlarınız, kızkardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kızkardeş kızları, sizi emziren analarınız, süt bacılarınız, eşlerinizin anaları, kendileriyle birleştiğiniz eşlerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız size haram kılındı. Eğer onlarla (nikâhlanıp da) henüz birleşmemişseniz kızlarını almanızda size bir mahzur yoktur. Kendi sulbünüzden olan oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi birden almak da size haram kılındı; ancak geçen geçmiştir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
Nisâ/24
Nisâ/29
Nisâ/32
Nisâ/33
Nisâ/34
Nisâ/35
Nisâ/36
وَاعْبُدُوا اللّٰهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِه۪ شَيْـًٔا وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَبِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبٰى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّب۪يلِۙ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًاۙ
Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.
Nisâ/43
Nisâ/56
Nisâ/58
Nisâ/76
Nisâ/82
Nisâ/86
Nisâ/92
Nisâ/92
Nisâ/92
Nisâ/94
Nisâ/102
Nisâ/106
Nisâ/107
Nisâ/127
Nisâ/128
Nisâ/129
Nisâ/134
Nisâ/135
Nisâ/141
Nisâ/141
Nisâ/149
Mâide/104
Mâide/106
En’âm/11
En’âm/35
En’âm/122
En’âm/136
En’âm/136
En’âm/152
En’âm/161
A’râf/5
A’râf/39
A’râf/70
A’râf/82
A’râf/84
A’râf/86
A’râf/87
A’râf/103
A’râf/137
Enfâl/32
Enfâl/33
Enfâl/33
Enfâl/35
Enfâl/42
Enfâl/44
Enfâl/67
Tevbe/17
Tevbe/24
Tevbe/42
Tevbe/70
Tevbe/113
Tevbe/114
Tevbe/115
Tevbe/120
Tevbe/122
Yûnus/19
Yûnus/37
Yûnus/39
Yûnus/71
Yûnus/73
Yûnus/100
Hûd/15
Hûd/17
Hûd/20
Hûd/34
Hûd/116
Hûd/117
Yûsuf/7
Yûsuf/26
Yûsuf/27
Yûsuf/38
Yûsuf/68
Yûsuf/76
Yûsuf/109
Yûsuf/111
Yûsuf/111
Ra’d/32
Ra’d/38
İbrahim/10
İbrahim/11
İbrahim/22
İbrahim/46
Hicr/78
Nahl/36
Nahl/120
Nahl/123
İsrâ/3
İsrâ/18
İsrâ/19
İsrâ/20
İsrâ/25
İsrâ/30
İsrâ/31
İsrâ/32
İsrâ/33
İsrâ/34
İsrâ/36
İsrâ/38
İsrâ/42
İsrâ/44
İsrâ/53
İsrâ/57
İsrâ/58
İsrâ/66
İsrâ/72
İsrâ/78
İsrâ/81
İsrâ/83
İsrâ/87
İsrâ/88
İsrâ/95
İsrâ/96
İsrâ/108
Kehf/43
Kehf/50
Kehf/109
Kehf/110
Meryem/28
Meryem/29
Meryem/35
Meryem/41
Meryem/44
Meryem/47
Meryem/51
Meryem/54
Meryem/56
Meryem/61
Meryem/63
Meryem/64
Meryem/71
Meryem/75
Enbiyâ/22
Enbiyâ/47
Enbiyâ/99
Hac/15
Hac/44
Mü’minûn/91
Mü’minûn/109
Nûr/7
وَالْخَامِسَةُ اَنَّ لَعْنَتَ اللّٰهِ عَلَيْهِ اِنْ كَانَ مِنَ الْكَاذِب۪ينَ
6, 7.$ Eşlerine zina isnadında bulunup da kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği, kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ederek şahitlik etmesi, beşinci defa da, eğer yalan söyleyenlerden ise Allah'ın lânetinin kendi üzerine olmasını dilemesidir.
Nûr/9
Nûr/51
Furkân/6
Furkân/16
Furkân/18
Furkân/65
Şu’arâ/8
Şu’arâ/67
Şu’arâ/86
Şu’arâ/103
Şu’arâ/121
Şu’arâ/139
Şu’arâ/158
Şu’arâ/174
Şu’arâ/189
Şu’arâ/190
Neml/14
Neml/20
Neml/51
Neml/56
Neml/60
Neml/69
Kasas/4
Kasas/40
Kasas/59
Kasas/68
Kasas/76
Kasas/81
Kasas/81
Ankebût/5
Ankebût/24
Ankebût/29
Ankebût/40
Rûm/9
Rûm/9
Rûm/10
Rûm/42
Rûm/42
Lokman/21
Secde/5
Secde/18
Secde/18
Ahzâb/1
Ahzâb/2
Ahzâb/6
Ahzâb/21
Ahzâb/21
Ahzâb/24
Ahzâb/34
Ahzâb/36
Ahzâb/38
Ahzâb/40
Ahzâb/53
Ahzâb/53
Ahzâb/53
Ahzâb/54
Ahzâb/55
Ahzâb/72
Sebe’/15
Sebe’/21
Sebe’/43
Sebe’/45
Fâtır/10
Fâtır/18
Fâtır/26
Fâtır/41
Fâtır/44
Fâtır/44
Fâtır/44
Fâtır/45
Yâsîn/70
Sâffât/30
Sâffât/51
Sâffât/73
Sâffât/143
Sâd/69
Zümer/8
Mü’min/5
Mü’min/21
Mü’min/21
Mü’min/78
Mü’min/82
Fussilet/52
Şûrâ/20
Şûrâ/20
Şûrâ/46
Şûrâ/51
Zuhruf/25
Zuhruf/40
Zuhruf/81
Duhân/31
Câsiye/25
Ahkâf/10
Ahkâf/11
Muhammed/10
Muhammed/14
Fetih/11
Kâf/27
Kâf/37
Zâriyât/35
Kamer/14
Kamer/16
Kamer/18
Kamer/21
Kamer/30
Vâkı’a/88
Vâkı’a/90
Vâkı’a/92
Haşr/9
Mümtehine/6
Mümtehine/6
Talâk/2
Mülk/18
Kalem/14
اَنْ كَانَ ذَا مَالٍ وَبَن۪ينَۜ
10, 11, 12, 13, 14.$ (Resûlüm!) Alabildiğine yemin eden, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan lâf götürüp getiren, iyiliği hep engelleyen, mütecâviz, günaha dadanmış, kaba ve haşin, bütün bunlardan sonra bir de soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine, mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.
Hâkka/33
Me’âric/4
Nûh/10
Cin/4
Cin/6
Müzzemmil/18
Müddessir/16
Kıyâme/38
İnsan/5
İnsan/7
İnsan/17
İnsan/22
İnsan/30
Mürselât/39
Nebe’/17
İnşikâk/13
اِنَّهُ كَانَ ف۪ٓي اَهْلِه۪ مَسْرُورًا
10, 11, 12, 13.$ Kimin de kitabı arkasından verilirse, derhal yok olmayı isteyecek; alevli ateşe girecektir. Zira o, (dünyada) ailesi içinde (mal-mülk sebebiyle) şımarmıştı.
İnşikâk/15
Beled/17
Alak/11
Nasr/3
|
|
|
|
|