|
|
Aradığınız kelime
ق و ل
kök harflerinden türemiştir. Aynı Kökten türeyen 263 adet kelime bulunmaktadır.
Kelimelerin Kur'an'da geçtiği ayetler aşağıda sıralanmıştır.
|
|
Bakara/80
Bakara/91
Bakara/93
Bakara/94
Bakara/97
Bakara/111
Bakara/120
Bakara/135
Bakara/139
Bakara/140
Bakara/142
Bakara/189
Bakara/215
Bakara/217
Bakara/219
Bakara/220
Bakara/222
Âl-i İmrân/12
Âl-i İmrân/15
Âl-i İmrân/29
Âl-i İmrân/31
Âl-i İmrân/32
Âl-i İmrân/64
Âl-i İmrân/73
Âl-i İmrân/73
Âl-i İmrân/84
Âl-i İmrân/93
Âl-i İmrân/95
Âl-i İmrân/98
Âl-i İmrân/99
Âl-i İmrân/119
Âl-i İmrân/154
ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذ۪ينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Sonra o kederin arkasından Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin yol açtığı) uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına düşmüş bir gurup da, Allah'a karşı haksız yere cahiliye devrindekine benzer düşüncelere kapılıyorlar, «Bu işten bize ne!» diyorlardı. De ki: İş (zafer, yardım, herşeyin karar ve buyruğu) tamamen Allah'a aittir. Onlar, sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. «Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik» diyorlar. Şöyle de: Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, öldürülmesi takdir edilmiş olanlar, öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (böyle yaptı). Allah içinizde ne varsa hepsini bilir.
Âl-i İmrân/154
ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذ۪ينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Sonra o kederin arkasından Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin yol açtığı) uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına düşmüş bir gurup da, Allah'a karşı haksız yere cahiliye devrindekine benzer düşüncelere kapılıyorlar, «Bu işten bize ne!» diyorlardı. De ki: İş (zafer, yardım, herşeyin karar ve buyruğu) tamamen Allah'a aittir. Onlar, sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. «Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik» diyorlar. Şöyle de: Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, öldürülmesi takdir edilmiş olanlar, öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (böyle yaptı). Allah içinizde ne varsa hepsini bilir.
Âl-i İmrân/165
Âl-i İmrân/168
Âl-i İmrân/183
Nisâ/77
Nisâ/78
Mâide/4
Mâide/17
Mâide/18
Mâide/59
Mâide/60
Mâide/68
Mâide/76
Mâide/77
Mâide/100
En’âm/11
En’âm/12
En’âm/12
En’âm/14
En’âm/14
En’âm/15
En’âm/19
En’âm/19
En’âm/19
En’âm/37
En’âm/40
En’âm/46
En’âm/47
En’âm/50
En’âm/50
En’âm/56
En’âm/56
En’âm/57
En’âm/58
En’âm/63
En’âm/65
En’âm/66
En’âm/71
En’âm/71
En’âm/90
En’âm/91
En’âm/109
En’âm/135
En’âm/143
En’âm/144
En’âm/145
En’âm/148
En’âm/149
En’âm/150
En’âm/151
En’âm/161
En’âm/162
En’âm/164
A’râf/28
A’râf/29
A’râf/32
A’râf/32
A’râf/33
A’râf/158
A’râf/187
A’râf/187
A’râf/188
A’râf/203
Enfâl/38
Enfâl/70
Tevbe/24
Tevbe/51
Tevbe/52
Tevbe/53
Tevbe/61
Tevbe/65
Tevbe/81
Tevbe/94
Yûnus/15
Yûnus/16
Yûnus/18
Yûnus/31
Yûnus/34
Yûnus/35
Yûnus/38
Yûnus/49
Yûnus/50
Yûnus/53
Yûnus/58
Yûnus/59
Yûnus/59
Yûnus/69
Yûnus/102
Yûnus/104
Yûnus/108
Hûd/13
Hûd/35
Yûsuf/108
Ra’d/16
Ra’d/16
Ra’d/16
Ra’d/27
Ra’d/30
Ra’d/33
Ra’d/36
Ra’d/43
İbrahim/30
İbrahim/31
Nahl/102
İsrâ/42
İsrâ/50
قُلْ كُونُوا حِجَارَةً اَوْ حَد۪يدًاۙ
50, 51.$ De ki: İster taş olun, ister demir, isterse gözünüzde büyüyen herhangi bir mahlûk! (Bunlar, Allah'ın sizi yeniden diriltmesini güçleştirmez.) Diyecekler ki: «Bizi tekrar (hayata) kim döndürecek?» De ki: Sizi ilk kez yaratan. Bunun üzerine onlar sana alaylı bir tarzda başlarını sallayacak ve «Ne zamanmış o?» diyecekler. De ki: Yakın olsa gerek!
İsrâ/51
İsrâ/84
İsrâ/88
İsrâ/93
İsrâ/95
İsrâ/96
İsrâ/100
İsrâ/107
Kehf/22
Kehf/83
Kehf/103
Kehf/109
Kehf/110
Meryem/75
Tâ-Hâ/135
Enbiyâ/24
Enbiyâ/42
Enbiyâ/45
Enbiyâ/108
Hac/49
Hac/72
Mü’minûn/84
Mü’minûn/85
Mü’minûn/86
Mü’minûn/87
Mü’minûn/88
Mü’minûn/89
Mü’minûn/93
قُلْ رَبِّ اِمَّا تُرِيَنّ۪ي مَا يُوعَدُونَۙ
93, 94.$ (Resûlüm!) De ki: «Rabbim! Eğer onlara yöneltilen tehdidi (dünyevî sıkıntıyı ve uhrevî azabı) mutlaka bana göstereceksen; bu durumda beni zalimler topluluğunun içinde bulundurma Rabbim!»
Nûr/30
Nûr/53
Nûr/54
Furkân/6
Furkân/15
Furkân/57
Furkân/77
Neml/64
Neml/65
Neml/69
Neml/72
Kasas/49
Kasas/71
Kasas/72
Kasas/85
Ankebût/20
Ankebût/50
Ankebût/52
Rûm/42
Secde/11
Secde/29
Ahzâb/16
Ahzâb/17
Ahzâb/28
Ahzâb/59
Ahzâb/63
Sebe’/3
Sebe’/24
Sebe’/25
Sebe’/26
Sebe’/27
Sebe’/30
Sebe’/36
Sebe’/39
Sebe’/46
Sebe’/47
Sebe’/48
Sebe’/49
Sebe’/50
Fâtır/40
Yâsîn/79
Sâffât/18
Sâd/65
Sâd/67
Sâd/86
Zümer/8
Zümer/9
Zümer/10
Zümer/11
Zümer/13
Zümer/15
Zümer/38
Zümer/38
Zümer/39
Zümer/43
Zümer/44
Zümer/53
Zümer/64
Mü’min/66
Fussilet/6
Fussilet/9
Fussilet/44
Fussilet/52
Şûrâ/23
Zuhruf/81
Câsiye/14
Ahkâf/4
Ahkâf/8
Ahkâf/9
Ahkâf/10
Fetih/11
Fetih/15
Fetih/16
Hucurât/14
Hucurât/16
Hucurât/17
Tûr/31
Vâkı’a/49
Cum’a/6
Cum’a/8
Cum’a/11
Teğâbun/7
Mülk/23
Mülk/24
Mülk/26
Mülk/28
Mülk/29
Mülk/30
Cin/1
Cin/20
Cin/21
Cin/22
Cin/25
Kâfirûn/1
İhlâs/1
قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌۚ
1, 2, 3, 4.$ De ki: O, Allah birdir. Allah sameddir. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.
Felâk/1
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِۙ
1, 2, 3, 4, 5.$ De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!
Nâs/1
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِۙ
1, 2, 3, 4, 5, 6.$ De ki: İnsanların kalplerine vesvese sokan, (insan Allah'ı andığında) pusuya çekilen cin ve insan şeytanının şerrinden insanların Rabbine, insanların Melikine (mutlak sahip ve hakimine) insanların İlâhına sığınırım!
|
|
|
|
|