26 Şubat 2024 - 16 Şaban 1445 Pazartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Yûnus Suresi 49. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Kul lâ emliku linefsî darran velâ nef’an illâ mâ şâa(A)llâh(u)(k) likulli ummetin ecel(un)(c) iżâ câe eceluhum felâ yeste/ḣirûne sâ’a(ten)(s) velâ yestakdimûn(e)

De ki: Allah dilemedikçe kendimden bile bir zararı gidermeye, bir hayrı elde etmeye gücüm yetmez. Her ümmetin mukadder bir zamanı var. Mukadder zamanları geldi mi ne bir an geri kalırlar, ne bir an önce helak olurlar.

 De ki: “Allah’ın dilemesi dışında, kendim için zarardan ve yarardan (hiçbir şeye) malik değilim. Her ümmetin (her devletin, her sistemin ve medeniyetin) bir eceli (bir hâkimiyet süreci) vardır. Onların ecelleri gelince, artık ne bir saat ertelenebilirler, ne öne alınabilirler.”

Ey peygamber! De ki: Allah dilemedikçe, ben kendi kendime ne bir zararı önleyecek, ne de kendime bir yarar sağlayabilecek güçteyim. Her toplum için, bir süre belirlenmiştir; süreleri son bulunca, onu ne bir an geciktirebilirler, ne de çabuklaştırabilirler.

“Allah'ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellilerine uygun olanların dışında, ben kendime ne zarar verebilecek, ne fayda sağlayabilecek güce sahibim. Her millet (toplum, devlet, medeniyet) için bir vade belirlenmiştir. Vadeleri dolduğu zaman ne bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler” de.

bk. Kur’an-ı Kerim, 7/34, 188; 63/11.

De ki: "Ben Allah'ın dilediğinden başka kendime herhangi bir zarar veya yarar dokunduramam. Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiğinde ne bir saat öne alınırlar, ne de bir saat geriye bırakılırlar."

De ki: 'Allah'ın dilemesi dışında, kendim için zarardan ve yarardan (hiç bir şeye) malik değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Onların ecelleri gelince, artık ne bir saat ertelenebilirler, ne öne alınabilirler.

(Ey Rasûlüm), de ki: “- Ben kendi kendime, Allah'ın dilediğinden başka, ne bir menfaate, ne de bir zarara sahip olamam.” Her ümmetin helâki için muayyen bir vakit (ecel) vardır. Artık bu ecel geldiği vakit, bir an geri de kalamazlar, ileride gidemezler.

De ki: “Allah’ın dilediği dışında, kendim için ne bir zarar ne de yarara malik değilim. Her toplumun bir eceli vardır. Ecelleri geldiğinde bir an ne ertelenirler ne de öne alınırlar.”

De ki: “Ben kendime bile, Allah'ın istediği dışında ne bir zarar ne de bir fayda verme gücüne sahibim.” Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiği zaman, artık ne bir saat geri kalırlar ne de ileri giderler.

Onlar derler ki: «Gerçekseniz ne zaman bu vait?», Diyesin ki: «Kendim için, ben Allahın dilediği bir şeyden başka, ne bir zarara, ne de bir kâra sahip olurum? Her ümmetin belli bir zamanı var, ecelleri geldiğinde, ne bir saat gecikir, ne de öne geçerler»

De ki: “Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin (her canlının) bir eceli (ölüm zamanı) vardır. Onların eceli geldi mi ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.”

Bkz. 7/34, 16/61, 63/11“Ben kendime bile ne bir zarar ne de fayda verme gücüne sahibim” yani size vaad edilen azabın nerede ve ne zaman gerçekleşeceği... Devamı..

49, 50. Ânlara di ki: "Nefsime fâideli veyâ muzırr olan şeyi ben ta’yîn idemem ancak Allâh ta’yîn ider her ümmetin eceli vardır. Bu ecel geldiği vakit ne bir sa’at te’hîr ne bir sa’at ta’cîl olunamaz. Allâh’ın ’azâbı gerek gice gerek gündüz ânlara irişecek oldukdan sonra mücrimler niçün ’acele idiyorlar?"

De ki: "Allah'ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Her ümmet için bir süre vardır; süreleri sona erince bir saat bile geciktirilmezler ve öne de alınmazlar."

De ki: “Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.”[269]

Bu konu ile ilgili olarak bakınız: A’râf sûresi, âyet, 34.

De ki: “Allah dilemedikçe ben kendime bile ne bir zarar ne de fayda vermeye muktedirim. Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiğinde ne bir an geri kalır ne de bir an ileri gidebilirler.”

De ki: «Ben kendime bile Allah’ın dilediğinden başka ne bir zarar ne de bir menfaat verme gücüne sahibim.» Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiği zaman artık ne bir saat geri kalırlar ne de ileri giderler.

De ki: "ALLAH'ın dilemesi dışında, ben kendime dahi ne bir zarar ne de bir yarar verme gücüne sahip değilim. Her toplumun bir süresi vardır. Süreleri bitince ne bir saat geciktirilir ne de öne alınırlar.

De ki, "Ben, Allah'ın dilediğinin dışında kendi kendime ne bir zarar ne bir fayda verebilirim". Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince artık ne bir an geri, ne bir an ileri gidebilirler.

De ki: ben kendi kendime Allahın dilediğinden başka ne bir menfeate ne de bir mazarrata malik değilim, her ümmet için bir ecel vardır, ecelleri geldiği vakıt artık bir saat geri de kalamazlar, ileri de gidemezler

De ki: “Allah dilemedikçe, ben kendime bile herhangi bir zarar veya fayda verebilecek güce sahip değilim. Her ümmetin (takdir edilen) bir eceli vardır. Ecelleri geldiği vakit, (onu) ne bir an geciktirebilirler ne de (bir an) öne alabilirler.

De ki: “Ben, kendime dahi Allah'ın dilediğinden başka ne bir yarar sağlama ne de bir zarar verme gücüne sahibim. Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir saat öne alınırlar ne de geriye bırakılırlar.

De ki: «Ben kendi kendime Allahın dilediğinden başka ne bir zarar, ne de bir fâide (yapmıya) muktedir değilim. Her ümmetin (helâkleri için mukadder) bir eceli vardır. Ecelleri geldiği zaman artık bir saat geri de kalamazlar, öne de geçemezler».

De ki: “(Ben) kendim için dahi, Allah'ın dilemesi müstesnâ, ne bir zarar, ne de bir faydaya sâhibim!” Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiği zaman, artık ne bir saat geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler!

Onlara deki “Ben kendi nefsime, Allah dilemedikçe ne bir zarar, nede bir fayda verebilirim. Her toplum için belirlenmiş bir süre var. Bu süre dolduğunda ne bir saat geri bırakılır, nede bir saat öne alınabilir.”

De ki : "allah dilemedikçe benim kendime ne bir zararım ne de bir yararım olabilir. Her topluluğun sonu vardır. Sonları gelince artık onlar ne bir göz kırpması kadar geri bırakılırlar ne de bir göz kırpması kadar ileri alınırlar."

Onlara de ki: Ben kendim için ne mazarrat define ne menfaat celbine kaadir değilim [⁸]. Meğer ki Allah dilemiş olsun. Her bir ümmetin muayyen bir zamanı vardır. Onların o zamanlan gelince onlar ne bir saat geri kalırlar, ne de ileri geçerler.

[8] Bunun için bunu tacil edemem.

(Ey Peygamber!) De ki: “Allah’ın dilediğinden başka, ben bile kendime ne bir zarar ne de bir fayda vermeye mâlikim. Her topluluğun [ummet] bir süresi [ecel] vardır. Ecelleri geldiği zaman artık onlar ne bir an geciktirebilirler ne de öne alabilirler!”

De ki: “Allah'ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Her ümmet için bir süre vardır; süreleri sona erince artık ne bir saat geri kalırlar ne de ileri giderler.”

Ey Peygamber! Bu câhillere de ki: “Ben size, ‘Bana inanmayanları azâba uğratacağım!’ demedim ki! Bilakis, Allah dilemedikçe, ben kendime bile herhangi bir zarar veya fayda verebilecek güce sahip değilim. Dolayısıyla, size vaad edilen azâbın ne zaman gerçekleşeceğini de bilemem. Fakat şunu söyleyebilirim ki, Allah ceza ve mükâfât vermekte acele etmez. Mesajını iyice anlamanız, üzerinde düşünmeniz için size bir süre daha mühlet verecektir. Çünkü Allah’ın değişmez yasalarına göre, her bireyin ve toplumun bir yaşam sınırı, bir helâk tarihi, yani bir eceli vardır. Bu süre gelinceye kadar da imtihân devam edecektir. Fakat o belirlenen süre bir de geldi mi, artık son pişmanlıkları fayda vermez ve helâk zamanını ne bir an geciktirebilir, ne de öne alabilirler!”

De ki: -“Allah’ın dilediği şeyler dışında kendi nefsim için ne bir zarara, ne bir yarara mâlik olurum.
Her ümmet için bir ecel vardır. Onların eceli geldiği zaman bir saat bile ertelemeyi istemezler; öne almayı da istemezler”.

De ki: " Ben, Allah'ın izni olmadan, kendim için dahi, iyi kötü bir şey yapamam. Her milletin belli bir ömrü vardır. Bu ömür bitti mi milletler bu süreyi ne geri alabilirler ne de ileri.

De ki; "Ben kendime bile Allah’ın dilediğinden başka ne bir zarar ne de bir yarar verme gücüne sahip değilim! Her toplumun bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir an geri kalırlar, ne de bir an ileri giderler. Siz niçin azabın gelmesi için acele ediyorsunuz?"

De ki: “Allah’ın dilemesi hariç, kendime herhangi bir zarar veya yarar sağlayacak güce sahip değilim.” Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri geldiği zaman artık ne bir saat (bir an) geri kalabilir ne de ileri gidebilirler. [*]

Benzer mesajlar: A‘râf 7:34; Hicr 15:5; Nahl 16:61; Mü’minûn 23:43.

(Ey Muhammed!) Sen onlara: “-Allah dilemedikçe- ben kendime zarar da fayda da verme gücüne sahip değilim. Her ümmet için verilen bir süre vardır. Süreleri dolunca onlar, (o süreyi) bir an bile kısaltamadıkları gibi, uzatamazlar da.” de.

[Ey Peygamber] de ki: “Allah dilemedikçe, ben kendim ne bir zararı önleyecek ne de kendime bir yarar sağlayabilecek güçteyim. ⁶⁹ Her ümmet için bir süre belirlenmiştir: süreleri son bulunca, onu ne bir an geciktirebilirler, ne de çabuklaştırabilirler”. ⁷⁰

69 Zımnen, “Tabiatüstü bir güce sahip olmadığıma göre, insanın duyu ve algı alanını aşan şeyler (ğayb) hakkında bir şey söyleyemem”.70 Bkz. 7:34 ve il... Devamı..

De ki: – Ben Allah’ın dilediğinden başka, kendim için herhangi bir zarar da fayda da sağlayamam. Zira her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri/vadeleri geldiği zaman ne bir saat geri alınır ne de bir saat ertelenir. 7/188, 72/21

De ki: “Allah istemedikçe, ben kendim için dahi ne yarar sağlayacak ne de zararı önleyecek bir güce sahibim. Her ümmet için belirlenmiş bir süre vardır;[¹⁶²⁵] süreleri dolduğunda artık onu ne bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.”

[1625] Ümmetlerin, en geniş anlamıyla milletlerin ve uygarlıkların tâbi olduğu bir yasaya dikkat çekiliyor: İnsanlar gibi doğarlar, büyürler, yaşlanır... Devamı..

(Ey Muhammed) De ki: Ben kendime dahi, Allah’ın dilediğinden başka ne bir zarar verme ve ne bir yarar sağlama gücüne sahip değilim. Her ümmetin bir eceli vardır, ecelleri geldiği zaman artık ne bir saat geri kalabilirler, ne de ileri geçebilirler.

De ki: "Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda vermeye malik değilim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler. "

De ki: «Ben kendi nefsim için Allah Teâlâ'nın dilediğinden başka ne bir zarara ve nede bir faideye mâlik olamam. Her ümmet için bir ecel vardır. Ecelleri geldiği vakit artık ne bir saat geri kalabilirler ve ne de ileri gidebilirler.»

De ki: “Ben kendi kendime bile, Allah'ın dilediğinden başka ne bir zararı savma, ne de bir fayda sağlama imkânına sahip değilim. Her ümmetin belirlenmiş bir ömür süresi vardır. Artık o vâdeleri gelince, onu ne bir saat ileri, ne de bir saat geri alamazlar. ” [7, 34. 188; 63, 11]

De ki: "Ben kendime dahi, Allah'ın dilediğinden başka, ne zarar, ne de yarar verme gücüne sahip değilim. Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir an geri kalırlar, ne de ileri giderler."

Di ki:" Ben kendi nefsime bile ne zarar itmeğe ve ne de fâide hâsıl iylemeğe kâdirim. Ancak Allâh Te'âlâ neyi ister ise o olur. Her ümmet içün bir vakt-i merhûn vardır. O vakit geldikde bir lahza takdîm olunmaz."

De ki “Kendim için, zararlı veya yararlı bir iş yapmaya gücüm yetmez; Allah’ın koyduğu kanuna uyarsam başka[1]. Her toplumun (ümmetin) bir eceli vardır. Ne ecelleri gelince onu bir süre erteleyebilirler, ne de ecelleri gelmeden[2] onun gelmesini sağlayabilirler.[3]”

[1] Nebimiz dahil hiç kimse, Allah'ın kanuna uymadan başarılı veya başarısız olamaz. [2] Biz bir şeyi irade etsek bile onu, Allah, ayrı bir varlık ol... Devamı..

De ki:-Allah'ın dilediğinden başka kendim için bir zarar da fayda da sağlayamam. Her ümmetin bir eceli vardır. Eceli geldiği zaman bir saat bile geri de bırakılmaz; ileri de alınmaz.”

De ki: Allah dilemedikçe benim kendime ne bir yararım dokunur, ne bir zararım. Her ümmet için bir ecel vardır. Ecelleri geldiğinde de ne bir an geri bırakılır, ne de öne alınır.

De ki: "Ben kendime bile Allah'ın istediği dışında bir zarar verme yahut yarar sağlama gücünde değilim. Her ümmetin bir eceli var. Ecelleri geldiğinde bir saat geri de kalamazlar, ileri de gidemezler."

eyit “mālik degülven gendüzüm içün ziyāna ne daħı aśśıya illā anı kim diledi Tañrı. dükeli bölüġüñ eceli var ķaçan gele eceli anlaruñ girü ķalmayalar bir śā'at daħı ilerü varmayalar.”

Eyit yā Muḥammed: Mālik olmazın nefsüme ziyān eylemege, nedaḫı aṣṣı eylemege illā Tañrı Ta‘ālā diledügi olsa gerek. Her ümmet helāk ol‐maġa eceli vardur, ḳaçan ecelleri gelse bir sā‘at atḳaru gidemezler, ilerüdaḫı gidemezler.

(Ya Rəsulum!) De: “Allahın istədiyindən başqa, mən özümə nə bir xeyir, nə də bir zərər verə bilərəm. Hər ümmətin (əzəldən müəyyən olunmuş) bir əcəl vaxtı (ömrünün sona çatma, məhv olma, tənəzzülə uğrama, əzaba, müsibətə düçar olma çağı) vardır. Onların əcəli gəlib çatdıqda (ondan) bircə saat belə nə geri qalar, nə də irəli keçərlər”.

Say: I have no power to hurt or benefit myself, save that which Allah willeth. For every nation there is an appointed time. When their time cometh, then they cannot put it off an hour, nor hasten (it).

Say: "I have no power(1440) over any harm or profit to myself except as Allah willeth. To every People(1441) is a term appointed: when their term is reached, not an hour can they cause delay, nor (an hour) can they advance (it in anticipation)."

1440 Cf. 7:188. 1441 This repeats 7:34 , but the significance is different in the two contexts. Here the reply is to the Unbelievers' mocking incredul... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.