|
|
Aradığınız kelime
يَا
kök harflerinden türemiştir. Aynı Kökten türeyen 160 adet kelime bulunmaktadır.
Kelimelerin Kur'an'da geçtiği ayetler aşağıda sıralanmıştır.
|
|
Bakara/40
Bakara/47
Bakara/54
Bakara/55
Bakara/61
Bakara/122
Bakara/132
Âl-i İmrân/37
Âl-i İmrân/42
Âl-i İmrân/43
Âl-i İmrân/45
Âl-i İmrân/55
Nisâ/73
Mâide/20
Mâide/21
Mâide/22
Mâide/24
Mâide/31
Mâide/72
Mâide/110
Mâide/112
Mâide/116
En’âm/27
En’âm/31
En’âm/78
En’âm/128
En’âm/130
En’âm/135
A’râf/26
A’râf/27
A’râf/31
A’râf/35
A’râf/59
A’râf/61
A’râf/65
A’râf/67
A’râf/73
A’râf/77
A’râf/79
A’râf/85
A’râf/88
A’râf/93
A’râf/104
A’râf/115
A’râf/134
A’râf/138
A’râf/144
Yûnus/71
Yûnus/84
Hûd/28
Hûd/32
Hûd/42
Hûd/46
Hûd/48
Hûd/50
Hûd/51
Hûd/53
Hûd/61
Hûd/62
Hûd/63
Hûd/72
Hûd/78
Hûd/81
Hûd/84
Hûd/87
Hûd/88
Hûd/91
Hûd/92
Yûsuf/5
Yûsuf/19
Yûsuf/39
Yûsuf/41
Yûsuf/67
Yûsuf/87
İsrâ/101
İsrâ/102
Kehf/42
Kehf/49
Kehf/86
Kehf/94
Meryem/7
Meryem/12
Meryem/23
Meryem/27
Tâ-Hâ/11
Tâ-Hâ/17
Tâ-Hâ/19
Tâ-Hâ/36
Tâ-Hâ/40
Tâ-Hâ/49
Tâ-Hâ/57
Tâ-Hâ/65
Tâ-Hâ/80
Tâ-Hâ/83
Tâ-Hâ/86
Tâ-Hâ/90
Tâ-Hâ/92
Tâ-Hâ/95
Enbiyâ/14
Enbiyâ/46
Enbiyâ/69
Enbiyâ/97
Mü’minûn/23
Furkân/27
Furkân/28
Furkân/30
Şu’arâ/116
Şu’arâ/167
Neml/9
Neml/10
Neml/46
Kasas/19
Kasas/20
Kasas/30
Kasas/31
Kasas/38
Kasas/79
Ankebût/36
Ankebût/56
Lokman/13
Lokman/16
Lokman/17
Ahzâb/30
Ahzâb/32
Ahzâb/66
Sebe’/10
Yâsîn/20
Yâsîn/26
Yâsîn/30
Yâsîn/52
Yâsîn/60
Sâffât/20
Sâffât/102
Sâd/26
Zümer/10
Zümer/16
Zümer/39
Zümer/53
Zümer/56
Mü’min/29
Mü’min/30
Mü’min/36
وَقَالَ فِرْعَوْنُ يَا هَامَانُ ابْنِ ل۪ي صَرْحًا لَعَلّ۪ٓي اَبْلُغُ الْاَسْبَابَۙ
36, 37.$ Firavun: Ey Hâmân, bana yüksek bir kule yap; belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın Tanrısı'nı görürüm! Doğrusu ben onu, yalancı sanıyorum, dedi. Böylece Firavun'a, yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı tamamen boşa çıktı.
Mü’min/38
Mü’min/39
Zuhruf/38
Zuhruf/51
Zuhruf/68
Zuhruf/77
Zuhruf/88
Ahkâf/30
Ahkâf/31
Rahmân/33
Saff/5
Saff/6
Kalem/31
Hâkka/25
Hâkka/27
Nûh/2
قَالَ يَا قَوْمِ اِنّ۪ي لَكُمْ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۙ
2, 3, 4.$ Nuh şöyle dedi: Ey kavmim! Şüpheniz olmasın ki, ben sizi, «Allah'a kulluk edin; O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki, Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vâdeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden yaşatsın)» diyerek apaçık uyaran bir kimseyim. Bilinmeli ki Allah'ın tayin ettiği vâde gelince, artık o ertelenmez. Keşke bilseydiniz!
Nebe’/40
Fecr/24
|
|
|
|
|