|
|
Aradığınız kelime
ك و ن
kök harflerinden türemiştir. Aynı Kökten türeyen 186 adet kelime bulunmaktadır.
Kelimelerin Kur'an'da geçtiği ayetler aşağıda sıralanmıştır.
|
|
Bakara/23
Bakara/23
Bakara/31
Bakara/33
Bakara/72
Bakara/91
Bakara/93
Bakara/94
Bakara/111
Bakara/133
Bakara/144
Bakara/150
Bakara/172
Bakara/184
Bakara/187
Bakara/198
Bakara/248
Bakara/278
Bakara/280
Bakara/283
Âl-i İmrân/31
Âl-i İmrân/49
Âl-i İmrân/55
Âl-i İmrân/79
Âl-i İmrân/79
Âl-i İmrân/93
Âl-i İmrân/103
Âl-i İmrân/106
Âl-i İmrân/110
Âl-i İmrân/118
Âl-i İmrân/139
Âl-i İmrân/143
Âl-i İmrân/154
ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذ۪ينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Sonra o kederin arkasından Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin yol açtığı) uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına düşmüş bir gurup da, Allah'a karşı haksız yere cahiliye devrindekine benzer düşüncelere kapılıyorlar, «Bu işten bize ne!» diyorlardı. De ki: İş (zafer, yardım, herşeyin karar ve buyruğu) tamamen Allah'a aittir. Onlar, sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. «Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik» diyorlar. Şöyle de: Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, öldürülmesi takdir edilmiş olanlar, öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (böyle yaptı). Allah içinizde ne varsa hepsini bilir.
Âl-i İmrân/168
Âl-i İmrân/175
Âl-i İmrân/183
Nisâ/43
Nisâ/59
Nisâ/78
Nisâ/94
Nisâ/102
Mâide/6
Mâide/6
Mâide/15
Mâide/23
Mâide/48
Mâide/57
Mâide/105
Mâide/112
En’âm/22
En’âm/30
En’âm/40
En’âm/60
En’âm/81
En’âm/93
En’âm/94
En’âm/118
En’âm/143
En’âm/144
En’âm/164
A’râf/37
A’râf/39
A’râf/43
A’râf/48
A’râf/85
A’râf/86
A’râf/194
Enfâl/1
Enfâl/35
Enfâl/41
Tevbe/13
Tevbe/35
Tevbe/41
Tevbe/53
Tevbe/65
Tevbe/94
Tevbe/105
Yûnus/22
Yûnus/23
Yûnus/28
Yûnus/38
Yûnus/48
Yûnus/51
Yûnus/52
Yûnus/84
Yûnus/84
Yûnus/104
Hûd/13
Hûd/86
Yûsuf/10
Yûsuf/43
Yûsuf/74
Hicr/71
Nahl/27
Nahl/28
Nahl/32
Nahl/43
Nahl/56
Nahl/92
Nahl/93
Nahl/95
Nahl/114
Enbiyâ/7
Enbiyâ/38
Enbiyâ/54
Enbiyâ/68
Enbiyâ/103
Hac/5
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَاِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِّنَ لَكُمْۜ وَنُقِرُّ فِي الْاَرْحَامِ مَا نَشَٓاءُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰٓى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنْ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْـًٔاۜ وَتَرَى الْاَرْضَ هَامِدَةً فَاِذَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَٓاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَاَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍ
Ey insanlar! Eğer yeniden dirilmekten şüphede iseniz, şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (aşılanmış yumurtadan), sonra uzuvları (önce) belirsiz, (sonra) belirlenmiş canlı et parçasından (uzuvları zamanla oluşan ceninden) yarattık ki size (kudretimizi) gösterelim. Ve dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız. Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi vefat eder; yine içinizden kimi de ömrün en verimsiz çağına kadar götürülür; ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelsin. Sen, yeryüzünü de kupkuru ve ölü bir halde görürsün; fakat biz, üzerine yağmur indirdiğimizde o, kıpırdanır, kabarır ve her çeşitten (veya çiftten) iç açıcı bitkiler verir.
Hac/69
Mü’minûn/84
Mü’minûn/88
Mü’minûn/114
Nûr/2
Nûr/17
Şu’arâ/24
Şu’arâ/28
Şu’arâ/75
Şu’arâ/92
Neml/64
Neml/71
Neml/84
Neml/90
Kasas/49
Kasas/62
Kasas/74
Ankebût/8
Ankebût/16
Ankebût/55
Rûm/56
Lokman/15
Secde/14
Secde/20
Secde/28
Sebe’/29
Sebe’/32
Sebe’/42
Yâsîn/48
Yâsîn/54
Yâsîn/63
Yâsîn/64
Sâffât/21
Sâffât/28
Sâffât/30
Sâffât/39
Sâffât/157
Zümer/7
Zümer/24
Mü’min/73
ثُمَّ ق۪يلَ لَهُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْ تُشْرِكُونَۙ
73, 74.$ Sonra onlara: Allah'ı bırakıp da koştuğunuz ortaklar nerededir? denilecek. Onlar da: Bizden uzaklaştılar, zaten biz önceleri hiçbir şeye tapmıyorduk, diyecekler. İşte Allah kâfirleri böyle şaşırtır.
Mü’min/75
Mü’min/75
Fussilet/22
Fussilet/30
Fussilet/37
Zuhruf/5
Zuhruf/72
وَتِلْكَ الْجَنَّةُ الَّت۪ٓي اُو۫رِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
71, 72, 73.$ Onlara altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canlarının istediği, gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Ve kendilerine: Siz, orada ebedî kalacaksınız, işte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur. Orada sizin için bol bol meyveler vardır, onlardan yersiniz, denilir.
Duhân/7
Duhân/36
Duhân/50
اِنَّ هٰذَا مَا كُنْتُمْ بِه۪ تَمْتَرُونَ
47, 48, 49, 50.$ (Allah zebânilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasına sürükleyin! Sonra başına azap olarak kaynar su dökün! (ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin! İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.
Câsiye/25
Câsiye/28
Câsiye/29
Ahkâf/4
Ahkâf/20
Ahkâf/20
Ahkâf/34
Hucurât/17
Zâriyât/14
Tûr/14
Tûr/16
Tûr/19
Vâkı’a/86
Vâkı’a/87
Hadîd/8
Mümtehine/1
Saff/11
Cum’a/6
Cum’a/8
Cum’a/9
Tahrîm/7
Mülk/25
Mülk/27
Kalem/22
Nûh/4
Mürselât/29
Mürselât/43
Mutaffifîn/17
|
|
|
|
|