|
|
Aradığınız kelime
ك ث ر
kök harflerinden türemiştir. Aynı Kökten türeyen 167 adet kelime bulunmaktadır.
Kelimelerin Kur'an'da geçtiği ayetler aşağıda sıralanmıştır.
|
|
Bakara/26
Bakara/26
Bakara/100
Bakara/109
Bakara/243
Bakara/245
Bakara/249
Bakara/269
Âl-i İmrân/41
Âl-i İmrân/110
Âl-i İmrân/146
Âl-i İmrân/186
Nisâ/1
Nisâ/7
Nisâ/12
وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ اَزْوَاجُكُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُنَّ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌ فَلَكُمُ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوص۪ينَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَلَهُنَّ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَكُمْ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَكُمْ وَلَدٌ فَلَهُنَّ الثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُمْ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَاِنْ كَانَ رَجُلٌ يُورَثُ كَلَالَةً اَوِ امْرَاَةٌ وَلَهُٓ اَخٌ اَوْ اُخْتٌ فَلِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُۚ فَاِنْ كَانُٓوا اَكْثَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَٓاءُ فِي الثُّلُثِ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصٰى بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۙ غَيْرَ مُضَٓارٍّۚ وَصِيَّةً مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَل۪يمٌۜ
Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa, sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır (zevcelerinizindir). Çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının, anababası ve çocukları bulunmadığı halde (kelâle şeklinde) malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kızkardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. (Bu taksim) yapılacak vasiyetten ve borçtan sonra, kimse zarara uğramaksızın (yapılacak)tır. Bunlar Allah'tan size vasiyettir. Allah her şeyi hakkıyle bilendir, halîmdir.
Nisâ/19
Nisâ/82
Nisâ/94
Nisâ/100
Nisâ/114
Nisâ/160
Mâide/15
Mâide/15
Mâide/32
Mâide/49
Mâide/59
Mâide/62
Mâide/64
Mâide/66
Mâide/68
Mâide/71
Mâide/77
Mâide/80
Mâide/81
Mâide/100
Mâide/103
En’âm/37
En’âm/91
En’âm/111
En’âm/116
En’âm/119
En’âm/128
En’âm/137
A’râf/17
A’râf/86
A’râf/102
A’râf/102
A’râf/131
A’râf/179
A’râf/187
A’râf/188
Enfâl/19
Enfâl/34
Enfâl/43
Enfâl/45
Tevbe/8
Tevbe/25
Tevbe/25
Tevbe/34
Tevbe/69
Tevbe/82
Yûnus/36
Yûnus/55
Yûnus/60
Yûnus/92
Hûd/17
Hûd/32
Hûd/91
Yûsuf/21
Yûsuf/38
Yûsuf/40
Yûsuf/68
Yûsuf/103
Yûsuf/106
Ra’d/1
İbrahim/36
Nahl/38
Nahl/75
Nahl/83
Nahl/101
İsrâ/6
İsrâ/70
İsrâ/89
Kehf/34
Kehf/54
Tâ-Hâ/33
Tâ-Hâ/34
Enbiyâ/24
Hac/18
Hac/18
Hac/40
اَلَّذ۪ينَ اُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ بِغَيْرِ حَقٍّ اِلَّٓا اَنْ يَقُولُوا رَبُّنَا اللّٰهُۜ وَلَوْلَا دَفْعُ اللّٰهِ النَّاسَ بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ لَهُدِّمَتْ صَوَامِعُ وَبِيَعٌ وَصَلَوَاتٌ وَمَسَاجِدُ يُذْكَرُ ف۪يهَا اسْمُ اللّٰهِ كَث۪يرًاۜ وَلَيَنْصُرَنَّ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُۜ اِنَّ اللّٰهَ لَقَوِيٌّ عَز۪يزٌ
Onlar, başka değil, sırf «Rabbimiz Allah'tır» dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah, bir kısım insanları (kötülüklerini) diğer bir kısmı ile defedip önlemeseydi, mutlak surette, içlerinde Allah'ın ismi bol bol anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler yıkılır giderdi. Allah, kendisine (kendi dinine) yardım edenlere muhakkak surette yardım eder. Hiç şüphesiz Allah, güçlüdür, galiptir.
Mü’minûn/19
Mü’minûn/21
Mü’minûn/70
Furkân/14
Furkân/38
Furkân/44
Furkân/49
Furkân/50
Şu’arâ/8
Şu’arâ/67
Şu’arâ/103
Şu’arâ/121
Şu’arâ/139
Şu’arâ/158
Şu’arâ/174
Şu’arâ/190
Şu’arâ/223
Şu’arâ/227
Neml/15
Neml/61
Neml/73
Neml/76
Kasas/13
Kasas/57
Kasas/78
Ankebût/63
Rûm/6
Rûm/8
Rûm/9
Rûm/30
Rûm/42
Lokman/25
Ahzâb/21
Ahzâb/35
اِنَّ الْمُسْلِم۪ينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْقَانِت۪ينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِق۪ينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِر۪ينَ وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِع۪ينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّق۪ينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّٓائِم۪ينَ وَالصَّٓائِمَاتِ وَالْحَافِظ۪ينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِر۪ينَ اللّٰهَ كَث۪يرًا وَالذَّاكِرَاتِ اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظ۪يمًا
Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.
Ahzâb/41
Sebe’/28
Sebe’/35
Sebe’/36
Sebe’/41
Yâsîn/7
Yâsîn/62
Sâffât/71
Sâd/24
Sâd/51
Zümer/29
Zümer/49
Mü’min/57
Mü’min/59
Mü’min/61
Mü’min/82
Fussilet/4
Fussilet/22
Şûrâ/30
Şûrâ/34
Zuhruf/73
لَكُمْ ف۪يهَا فَاكِهَةٌ كَث۪يرَةٌ مِنْهَا تَأْكُلُونَ
71, 72, 73.$ Onlara altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canlarının istediği, gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Ve kendilerine: Siz, orada ebedî kalacaksınız, işte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur. Orada sizin için bol bol meyveler vardır, onlardan yersiniz, denilir.
Zuhruf/78
Duhân/39
Câsiye/26
Fetih/19
Fetih/20
Hucurât/4
Hucurât/7
Hucurât/12
Tûr/47
Vâkı’a/32
Hadîd/16
Hadîd/20
Hadîd/26
Hadîd/27
Mücâdele/7
Cum’a/10
Nûh/24
Müddessir/6
Fecr/12
فَاَكْثَرُوا ف۪يهَا الْفَسَادَۙۖ
6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14.$ Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Âd kavmine; direkleri (yüksek binaları) olan, ülkelerde benzeri yaratılmamış İrem şehrine, o vadide kayaları yontan Semûd kavmine, kazıklar (çadırlar, ordular) sahibi Firavun'a! Ki onların hepsi ülkelerinde azgınlık ettiler. Oralarda kötülüğü çoğalttılar. Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı. Çünkü Rabbin (her an) gözetlemededir.
Tekâsür/1
Kevser/1
اِنَّٓا اَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَۜ
1, 2, 3.$ (Resûlüm!) Kuşkusuz biz sana Kevser'i verdik. Şimdi sen Rabbine kulluk et ve kurban kes. Asıl sonu kesik olan, şüphesiz sana hınç besleyendir.
|
|
|
|
|