Yu/ti-l hikmete men yeşâ(u)(c) vemen yu/te-l hikmete fekad ûtiye ḣayran keśîrâ(an)(k) vemâ yeżżekkeru illâ ulu-l-elbâb(i)
Dilediğine hikmet ihsan eder ve kime hikmet ihsan ederse şüphe yok ki o, çok hayra nail olmuş demektir, fakat bunu, aklı başında olanlardan başkaları düşünmez bile.
(Allah) Hikmeti kime dilerse (kim ilmi ve hakikati talep eder ve bu yönde ciddi gayret gösterirse) ona verir. (Hikmet ehli kılınan seçkin ve nasipli birisidir.) Ve her kime de hikmet (ilim ve feraset) verilirse, hakikaten ona çok hayır lütfedilmiştir. (Bu gerçeği ise ancak) Akıl ve gönül ehli düşünüp anlar (ve değerlendirir).
Dilediğine hikmet bağışlar ve her kime hikmet bağışlanmışsa, doğrusu ona en büyük servet verilmiş demektir. Ama derin kavrayış sahipleri dışında kimse bunu düşünüp anlayamaz.
Allah, ilmi, Kur'ân'ın ifadesine vukufu, meseleleri anlamayı, isabetli kararı ve çözümü, olayları değerlendirme kabiliyetini, sağlıklı ve ahlâklı yaşama bilgisini, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimselere verir. Kendilerine ilim ve hikmet, Kur'ân verilenler, dünya ve âhiret mutluluğuna kavuşanlardır. Kur'ân hükümleri ve vahy ile gelen ilkelerden, yalnızca akıl ve vicdan sahipleri düşünüp ibret alırlar.
O, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilirse ona çokça hayır verilmiş olur. Ama sadece akıl sahipleri düşünüp ibret alır.
Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez.
Allah dilediğine faydalı bilgi (hikmet) ihsan eder. Kime ki hikmet verilmişse, muhakkak ona çok hayır verilmiştir. Bu âyet ve öğütleri ancak olgun akıl sahipleri düşünürler.
İstediğine hikmeti (ilmi, irfanı, kâinatı tanımayı) verir. Kime de hikmet verilmişse, muhakkak ona büyük bir hayır (sevap, mal) verilmiş demektir. [Böyleleri manevi zenginliği elde ettikleri için, maddi fakirlikten asla korkmazlar.] Bunu ancak öz sahipleri anlar.
Dilediği kimseye hikmet verir, kime hikmet verirse, ona büyük iyilik verilmiştir, ancak bunu aklı olanlar anlar
O (Allah), hikmeti (bilgeliği, isabetli hüküm verme ve pratik hayatta uygulama yeteneğini) dilediğine verir. Ve her kime de hikmet verilmişse ona çok büyük iyilik yapılmıştır. Bu ayet ve öğütleri ancak olgun akıl sahipleri düşünür.
Allâh kime ister ise hikmet ihsân ider. Ve hikmete nâil olan büyük hayra nâil olmuşdır. Lâkin bunı yalnız ’âkil insânlar anlayabilir.
Hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse şüphesiz ona çokça hayır verilmiştir. Bundan ancak akıl sahipleri ibret alır.
Allah, hikmeti[77] dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar.
O, dilediğine hikmeti verir ve kime hikmet verilirse o kimse birçok hayra nâil olmuş demektir. Bunu ise ancak derin kavrayış sahibi olanlar düşünüp anlarlar.
Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilirse, ona pek çok hayır verilmiş demektir. Ancak akıl sahipleri düşünüp ibret alırlar.
Bilgeliği dilediğine verir. Kime bilgelik verilmişse ona çok büyük iyilik yapılmıştır. Düşünce sahiplerinden başkası öğüt almaz.
Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir. Ve bunu ancak üstün akıllılar anlar.
Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise çok bir hayır verilmiş demektir ve bunu ancak temiz akıllılar anlar
(Allah,) dilediğine hikmet ihsan eder. Kime hikmet ihsan edilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş (demek) tir. Bunu ancak akl-ı selîm sahipleri (tefekkür edip) anlar.
(Allah) hikmeti kime dilerse ona verir. Kime de hikmet verilirse muhakkak ki ona çok hayır verilmişdir. Salim akıl saahiblerinden başkası iyi düşünmez.
(O,) hikmeti(3) dilediğine verir. Kime de hikmet verilirse, artık şübhesiz (ona) pek çok hayır verilmiş demektir. (İstikametli) akıl sâhiblerinden başkası ise ibret almaz.
Allah hikmeti (problemleri çözüme kavuşturma bilimini, hükümleri ve bilimsel gerçekleri), dileyene (bu uğurda yeteneklerini kullanan ve çalışıp gereğini yapana) verir. Kime bu hikmet (bilgi) verilirse, şüphesiz ona çokça hayır (maddi ve manevi bir servet) verilmiş demektir. Oysa bunu ancak sağlıklı düşünen akıl sahipleri anlar. *
Allah dilediği kimseye (hükümranlık verip) hüküm verme yetkisi verir. Allah kime hükmetme yetkisi vermişse, o’na pek çok hayırlar bahşetmiştir. Ancak akıl sahipleri bunları anlayabilir.
Allah doğrunun bilgisini kime dilerse ona verir. Doğrunun bilgisi kime verilmişse gerçekten ona büyük iyilik edilmiş olur. Öğüt alanlar ise yalnız sağ düşünenlerdir.
O, hikmeti¹⁷⁴ dilediğine verir. Kime hikmet verilmiş ise ona çok hayır verilmiştir. Bunu derin idrak/basiret sahiplerinden başkası düşünüp anlayamaz.
Hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse şüphesiz ona çokça hayır verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası düşünüp anlamaz.
O, ilâhî bilgiyi pratik hayata uygulama yeteneği olan hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmiş ise, ona gerçekten pek çok iyilik bağışlanmış demektir.
Ne var ki, idrâk ve sağduyu sahibi olanlardan başkasıbunları düşünüp ibret almaz.
Hikmet’i, dileyeceği kimseye veriyor. Kime Hikmet verilirse, kesinlikle çokça hayır / mal verilmiştir. Duyular’ın sahiplerinden başkası düşünüp öğüt almıyor.
Bilgi hakimiyetini lâyık gördüğüne verir. Bilgi hakimiyetini elinde bulunduranlar ise, çok zengin olacaklar demektir. Bu sözün anlamını, sadece öz bilgiye sahip olanlar düşünüp çözebilir.
Allah düşünüp anlamanız için size aklı, düşünme kabiliyetini, muhakeme gücünü vermiştir. Kim bu yetilerini kullanarak gerçekleri öğrenmek için yola çıkarsa ona yardım eder. Onu gerçeğe ulaştırır. Ona bütün olayların iç yüzünü, görünmeyen tarafını, perde arkasını kavrama, anlama, analiz etme yetisi verir. Onu feraset sahibi kılar. Allah kime bu yolda yardım etmişse, onu gerçeğe ulaştırmışsa, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar.
(Allah) [hikmet]i (doğru hüküm verme yeteneğini) dileyene (layık gördüğüne) verir. Kime [hikmet] (doğru hüküm verme yeteneği) verilirse, elbette ona pek çok iyilik verilmiş demektir. [*] Öz akıl sahiplerinden başkası (gerçeği) hatırlamaz.
Allah, hikmeti¹ kime dilerse, ona verir. Kime de hikmet verilirse, ona büyük bir hayır verilmiş demektir. İşte bunu, ancak temiz akıl sahibi olan kimseler idrak ederler.
Dilediğine hikmet bağışlar ve her kime hikmet bağışlanmışsa doğrusu ona en büyük servet verilmiş demektir. Ama derin kavrayış sahipleri dışında kimse bunu düşünüp anlayamaz.
O, hikmeti dileyen kimseye verir. Kime hikmet/anlama kavrama verilmişse, ona pek çok hayır verilmiştir. Bunu ancak, temiz akıl/derin kavrayış sahipleri anlar. 3/81, 4/113
Doğru hüküm verme yeteneğini isteyene/istediğine verir; ama kime doğru hüküm verme yeteneği bahşedilmişse, doğrusu ona tarifsiz büyüklükte bir servet bahşedilmiştir;[⁵⁰⁹] fakat, aktif akıl sahiplerinden başkası bundan ders çıkaramaz.[⁵¹⁰]
(Allah) Hikmeti dilediğine verir ve kime de hikmet verildiyse; muhakkak ona çok hayır da verilmiş olur, (çünkü hikmetsiz binde bir hayra erilirse, bir hikmet ile binlerce hayra erilir) Bundan ise ancak selim akıl sahipleri ibret alırlar.
Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak derin kavrayış sahipleri anlar.
Dilediğine hikmet verir. Kendisine hikmet verilmiş olan bir kimse ise, muhakkak ona birçok hayır verilmiş olur. Ve bunu ancak halis akıl sahipleri tefekkür eder.
O hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet nasib edilmişse, doğrusu ona pek çok hayır verilmiştir. Ancak tam akıllı olanlar gerçekleri anlar ve düşünürler.
Hikmeti dilediğine verir. Hikmet verilen kimseye çok hayır verilmiştir. Bunu ancak sağduyu sahipleri düşünüp anlar(lar).
Dilediğine hikmeti ihsân buyurur. Şu kimseye ki hikmet (îmân, 'ilim ve ef'âl-i makbûleye tevfîk) virilmişdir. Tahkîk ona pek çok hayırlar virilmiş dimekdir. Bunı ancak akıl ve idrâk sâhibleri anlar ve idrâk iderler.
O, tercihini doğru yapana hikmeti[1] verir. Kime hikmet verilirse, ona çokça iyilik yapılmış olur. Bu bilgiyi sağlam duruşlu (ulü’l-elbâb)[2] olanlardan başkası elde edemez.
O, hikmeti dilediği kimseye verir. Hikmet verilen kimseye pek çok hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşünmez.
O, hikmeti dilediğine verir. Kendisine hikmet verilen kimseye ise, gerçekten pek büyük bir hayır verilmiştir. Bunu ise ancak akıl sahipleri anlar.
O, hikmeti dilediğine verir. Ve kendisine hikmet verilmiş olana çok büyük bir hayır verilmiş demektir. Gönlünü ve aklını çalıştıranlardan başkası düşünüp anlayamaz.
virür ilm-ile 'ameli yā ķur’ān añlamaġı, kime diler-ise. daħı her kim virinildi ḥikmet, bayıķ virinildi ħayr çoķ daħı ögütlenmeye, illā aķdlar isleri.
Virür ḥikmeti kime dilese. Daḫı kime ki ḥikmet virilse, taḥḳīḳ aña çoḳ ḫayrvirilmişdür. Daḫı ögütlenmez illā ol kişiler kim ‘aḳlları vardur.
Allah istədiyi şəxsə hikmət (elm, mə’rifət, müdriklik) bəxş edər. Kimə hikmət bəxş edilmişsə, ona çoxlu xeyir (əbədi səadət) verilmişdir. Bunu ancaq ağıllı adamlar dərk edərlər!
He giveth wisdom unto whom He will, and he unto whom wisdom is given, he truly hath received abundant good But none remember except men of understanding.
He granteth wisdom to whom He pleaseth; and he to whom wisdom is granted receiveth indeed a benefit overflowing; but none will grasp the Message but men of understanding.
Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |