|
|
Aradığınız kelime
ع ظ م
kök harflerinden türemiştir. Aynı Kökten türeyen 128 adet kelime bulunmaktadır.
Kelimelerin Kur'an'da geçtiği ayetler aşağıda sıralanmıştır.
|
|
Bakara/7
Bakara/49
Bakara/105
Bakara/114
Bakara/255
Bakara/259
Âl-i İmrân/74
Âl-i İmrân/105
Âl-i İmrân/172
Âl-i İmrân/174
Âl-i İmrân/176
Âl-i İmrân/179
Nisâ/13
Nisâ/27
Nisâ/40
Nisâ/48
Nisâ/54
Nisâ/67
Nisâ/73
Nisâ/74
Nisâ/93
Nisâ/95
Nisâ/113
Nisâ/114
Nisâ/146
Nisâ/156
Nisâ/162
Mâide/9
Mâide/33
Mâide/41
Mâide/119
En’âm/15
En’âm/146
A’râf/59
A’râf/116
A’râf/141
Enfâl/28
Enfâl/29
Enfâl/68
Tevbe/20
Tevbe/22
Tevbe/63
Tevbe/72
Tevbe/89
Tevbe/100
Tevbe/101
Tevbe/111
Tevbe/129
Yûnus/15
Yûnus/64
Yûsuf/28
İbrahim/6
Hicr/87
Nahl/94
Nahl/106
İsrâ/40
İsrâ/49
İsrâ/98
Meryem/4
Meryem/37
Enbiyâ/76
Hac/1
Hac/30
Hac/32
Mü’minûn/14
Mü’minûn/14
Mü’minûn/35
Mü’minûn/82
Mü’minûn/86
Nûr/11
Nûr/14
Nûr/15
Nûr/16
Nûr/23
Şu’arâ/63
Şu’arâ/135
Şu’arâ/156
Şu’arâ/189
Neml/23
Neml/26
Kasas/79
Lokman/13
Ahzâb/29
Ahzâb/35
اِنَّ الْمُسْلِم۪ينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْقَانِت۪ينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِق۪ينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِر۪ينَ وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِع۪ينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّق۪ينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّٓائِم۪ينَ وَالصَّٓائِمَاتِ وَالْحَافِظ۪ينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِر۪ينَ اللّٰهَ كَث۪يرًا وَالذَّاكِرَاتِ اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظ۪يمًا
Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.
Ahzâb/53
Ahzâb/71
Yâsîn/78
Sâffât/16
Sâffât/53
Sâffât/60
اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ
58, 59, 60, 61.$ Birinci ölümümüz hariç, bir daha biz ölmeyecek ve bir daha azap görmeyecek değil miyiz? Şüphesiz bu, büyük kurtuluştur. Çalışanlar, böylesi bir kurtuluş için çalışsın.
Sâffât/76
Sâffât/107
وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظ۪يمٍ
107, 108, 109, 110, 111.$ Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik. Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık: İbrahim'e selam! dedik. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandır.
Sâffât/115
Sâd/67
Zümer/13
Mü’min/9
Fussilet/35
Şûrâ/4
Zuhruf/31
Duhân/57
Câsiye/10
Ahkâf/21
Fetih/5
Fetih/10
Fetih/29
Hucurât/3
Vâkı’a/46
Vâkı’a/47
Vâkı’a/74
Vâkı’a/76
Vâkı’a/96
Hadîd/10
Hadîd/12
Hadîd/21
Hadîd/29
Saff/12
Cum’a/4
Teğâbun/9
Teğâbun/15
Talâk/5
Kalem/4
Hâkka/33
Hâkka/52
Müzzemmil/20
اِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ اَنَّكَ تَقُومُ اَدْنٰى مِنْ ثُلُثَيِ الَّيْلِ وَنِصْفَهُ وَثُلُثَهُ وَطَٓائِفَةٌ مِنَ الَّذ۪ينَ مَعَكَۜ وَاللّٰهُ يُقَدِّرُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۜ عَلِمَ اَنْ لَنْ تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْاٰنِۜ عَلِمَ اَنْ سَيَكُونُ مِنْكُمْ مَرْضٰىۙ وَاٰخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِي الْاَرْضِ يَبْتَغُونَ مِنْ فَضْلِ اللّٰهِۙ وَاٰخَرُونَ يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۘ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُۙ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَقْرِضُوا اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًاۜ وَمَا تُقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللّٰهِ هُوَ خَيْرًا وَاَعْظَمَ اَجْرًاۜ وَاسْتَغْفِرُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ
(Resûlüm!) Senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, (bazen) yarısını, (bazen de) üçte birini yatmadan (ibadetle) geçirdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını) Rabbin elbette biliyor. Gece ve gündüzü (içinde olup bitenleri iyiden iyiye) ölçüp biçen ancak Allah'tır. O sizin, bunu sayamayacağınızı bildiği için, sizi bağışladı. Artık, Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Allah bilmektedir ki, içinizde hastalar bulunacak, bir kısmınız Allah'ın lütfundan (rızık) aramak üzere yeryüzünde yol tepecekler, diğer bir kısmınız da Allah yolunda çarpışacaklardır. O halde Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a gönül hoşluğuyla ödünç verin. Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz; hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. Allah'tan mağfiret dileyin, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.
Kıyâme/3
Nebe’/2
Nâzi’ât/11
ءَاِذَا كُنَّا عِظَامًا نَخِرَةًۜ
10, 11.$ «Öldükten sonra biz, (dünyadaki) ilk halimize mi döndürüleceğiz, (hem de) çürümüş kemikler olduktan sonra mı?» derler.
Mutaffifîn/5
لِيَوْمٍ عَظ۪يمٍۙ
4, 5, 6.$ Onlar düşünmezler mi ki, büyük bir günde (hesap vermek için) diriltilecekler! Öyle bir gün ki, insanlar o günde âlemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır.
|
|
|
|
|