11 Mayıs 2026 - 23 Zi'l-Ka'de 1447 - Pazartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
İsrâ Suresi 98. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Żâlike cezâuhum bi-ennehum keferû bi-âyâtinâ ve kâlû e-iżâ kunnâ ‘izâmen verufâten e-innâ lemeb’ûśûne ḣalkan cedîdâ(n)

Bu da, delillerimizi inkar edip kemik haline geldikten, toz olup gittikten sonra mı yeniden yaratılacağız da dirileceğiz demelerinin karşılığı.

Bu (azap), şüphesiz onların, ayetlerimizi inkâr etmelerine ve: "Biz (ölüp kabre gömülüp kuru) kemikler halini aldıktan, toprak olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi (çürüyüp yok olmanın ardından) yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?" demelerine (küfür ve kötülükte direnmelerine) karşılık (uygun) cezalarıdır. (Bunu hak etmişlerdir.)

Bu onların mesajlarımızı inkâr edip ve “Demek biz kemiğe, toza, toprağa dönüştükten sonra, gerçekten yepyeni bir yaratma biçimiyle diriltileceğiz, öyle mi?” demelerinden dolayıdır.

Âyetlerimizi, kâinattaki kudretimizi, birliğimizi gösteren açık delilleri inkârda ısrar edip küfre saplanmaları,
“Sahi bizler, bir kemik yığını ve kokuşmuş toz toprak olduktan sonra mı, yepyeni bir yaratılışla mı, yeniden diriltileceğiz?” demeleri sebebiyle cezaları budur.

Bu, ayetlerimizi inkar etmelerine ve: "Kemikler ve ufalanmış toz haline geldikten sonra mı, biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?" demelerine karşılık onların cezalarıdır.

Bu, şüphesiz, onların ayetlerimizi inkar etmelerine ve: 'Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?' demelerine karşılık cezalarıdır.

Bu, onların cezasıdır; çünkü onlar, âyetlerimizi inkâr ettiler ve şöyle dediler: “- Biz, bir yığın kemik ve ufalanmış toz olduğumuz zaman mı, gerçekten yeni bir yaratılışla diriltileceğiz!...”

Bu, onlar için (hak olan) bir cezadır. Çünkü onlar ayetlerimizi inkâr ettiler. Ve: “Biz kemikler ve toz toprak olduğumuz zaman mı yeni bir şekilde dirileceğiz?” dediler. (Yani, Allah’ı ve ahireti inkâr ettiler.)

İşte onların bu cezası, âyetlerimizi inkâr etmiş olmalarından ve “Biz kemik ve ufalanmış toprak olduğumuz zaman da mı, yeniden yaratılarak dirileceğiz?” demelerindendir.

Bu onların, bizim âyetlerimizi küçümseyen kâfir olduklarının; «Kemik olup ufalandıktan sonra, biz yine dirilir miyiz?» demiş olduklarının cezasıdır

İşte onların cezaları budur. Çünkü ayetlerimizi yalanladılar ve: “Biz kemik ve toz haline dönüştükten sonra diriltilerek yaratılışın yeni bir aşamasına mı geçeceğiz?” dediler.

Âyetlerimizi inkâr ile küfr itdiklerinin ve dâimâ "Kemik toprak oldukdan sonra yeni bir şekilde tekrâr mı dirileceğiz" didiklerinin cezâsı öyle olacakdır.

Bu, ayetlerimizi inkar etmelerinin ve: "Kemik ve ufalanmış toprak olduğumuzda mı yeniden dirileceğiz?" demelerinin cezasıdır.

Bu, onların cezasıdır. Çünkü onlar âyetlerimizi inkâr ettiler ve, “Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduktan sonra mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?” dediler.

Cezaları işte budur. Çünkü onlar âyetlerimizi inkâr etmişler ve demişlerdi ki: “Bizler, bir kemik yığını ve un ufak olmuşken yepyeni bir yaratmayla dirilecek mişiz, öyle mi?”

Cezaları işte budur! Çünkü onlar, âyetlerimizi inkâr etmişler ve: «Sahi bizler, bir kemik yığını ve kokuşmuş toprak olduktan sonra yeni bir yaratılışla diriltilmiş mi olacağız?» demişlerdir.

Ayetlerimizi yalanladıkları, "Kemik ve ufalanmış toprak olduktan sonra biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz," dedikleri için cezaları budur

Bu onların cezasıdır! Çünkü onlar, âyetlerimizi inkâr etmişler ve: "Sahi bizler, bir yığın kemik ve ufalanmış toz olduğumuz zaman mı, yeni bir yaratılışla diriltilmiş olacağız?" demişlerdir.

O onların cezalarıdır, çünkü onlar âyetlerimize küfrettiler de: ya biz bir yığın kemik olduğumuz ve ufalanıp tozduğumuz vakıt mı, biz mi cidden yeni bir hılkatle ba'solunacağız? Dediler

Bu, onların cezasıdır. Çünkü onlar, âyetlerimizi inkâr ettiler ve “Biz bir kemik yığını ve ufalanmış bir toprak hâline geldiğimiz zaman, gerçekten biz yeni bir yaratılışla diriltilecek kimseler miyiz?” dediler.

Onların, cezalandırılmalarının nedeni, ayetlerimizi inkâr etmelerinden ve “Biz bir yığın kemik ve ufalanmış toz haline geldikten sonra mı yeni bir yaratılışla diriltilecekmişiz?” diye alay etmeleridir.

Bu, onların cezasıdır. Çünkü, onlar âyetlerimizi tanımayarak kâfir oldular, «Bir yığın kemik ve kırıntı olunca mı, hakıykaten biz mi yeni bir yaratılışla diriltilecekmişiz?» dediler.

Bu onların cezasıdır. Çünkü ayetlerimizi inkâr ettiler ve dediler ki: “Kemik haline gelip, ufalanıp toprak olduktan sonra yeni bir yaratılışla tekrar mı diriltileceğiz?”

[32/10; 36/78-79]

İşte bu, onların cezâsıdır; çünki onlar, âyetlerimizi inkâr ettiler ve: “(Biz) bir kemik yığını ve ufalanmış bir toprak hâline geldiğimiz zaman mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltilecek kimseleriz?” dediler.(2)

(2)“O’nun kudretinde noksan yoktur. En büyük ve en küçük şeyler, ona nisbeten birdirler. Bir baharı halk etmek (yaratmak), bir çiçek kadar kolaydır. E... Devamı..

Bu, ayetlerimizi inkâr etmiş olmaları ve ‘’Biz çürümüş bir kemik yığını olup ufalanmış toprak olduğumuz zaman da mı, yeniden yaratılıp diriltileceğiz?” demeleri sebebiyle onların cezasıdır.

İşte, bu cezanın sebebi, onların ayetlerimizi inkâr edip kabullenmemeleri ve “Biz kemik yığını olup, toprağın içinde un ufak haline geldikten sonra, yeni bir yaratılışla mı yaratılacağız?” demelerindendir.

İşte onların cezası budur. Çünkü onlar belgelerimizi tanımadılar, "Bir yığın kemik, bir avuç toz olduktan sonra gerçek olarak yeni bir yaradılışla diriltilecekmişiz, öyle mi?"

İşte bu, onların âyetlerimizi tanımamaları, «— Biz kemik, döküntü ve kırıntı olduktan sonra yeniden yaratılarak mı dirileceğiz?» demeleri cezasıdır.

İşte onların cezası budur. Çünkü onlar ayetlerimizi inkâr ettiler ve “Biz kemik yığını ve ufalanıp toprak olduğumuz zaman mı gerçekten yeniden bir yaratılışla diriltileceğiz?” dediler.

Şüphesiz bu; onların ayetlerimizi inkâr etmelerine ve “Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufalandıktan sonra, gerçekten biz yeni bir yaratılışla mı diriltileceğiz?” demelerine karşılık cezadır.

İşte, zâlimlerin cezası budur! Çünkü onlar, hem ayetlerimizi inkâr etmiş, hem de “Biz mezara girip kemik ve toz yığını hâline geldikten sonra mı yeniden yaratılıp diriltileceğiz, öyle şey olmaz!” demek sûretiyleâhiretin varlığını, dolayısıyla Allah’ın adâletini inkâr etmişlerdi.

Bu, âyetlerimizi inkâr ettikleri ve "Bir yığın kemik ve ufalanmış toprak olduğumuz zaman mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılış olarak yeniden diriltilenleriz?" dedikleri sebebiyle onların cezasıdır.

Bizim sözlerimizi inkar etmenin cezası budur: Nitekim: " bir sürü kemik yığını ve ufantı olduktan sonra mı yeniden diriltileceğiz? " demişlerdi.

İşte cezaları budur. Çünkü onlar inkâr edip dediler ki: "Biz kokuşmuş, kemik tozu yığını haline gelip, toprağa karıştıktan sonra mı yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?"

Ayetlerimizi inkâr etmeleri ve “Biz kemik ve ufalanmış toprak olmuşken mi yepyeni bir varlık olarak mı diriltilecekmişiz?” [*] demeleri nedeniyle cezaları işte budur. [*]

Benzer mesajlar: Ra‘d 13:5; İsrâ 17:49; Meryem 19:66; Mü’minûn 23:35, 82; Neml 27:67; Secde 32:10; Yâsîn 36:78; Sâffât 37:16, 53; Duhân 44:35; Kâf 50:... Devamı..

Şüphesiz bu, onların âyetlerimizi inkâr etmelerinin ve: “Biz kemik haline geldikten ve toprak olup ufalandıktan sonra diriltilerek yaradılışın yeni bir aşamasına mı geçeceğiz?” demelerinin cezâsıdır.¹

1 Bu âyet, 49. âyetteki kâfirlere ait ifâdelere cevap niteliğindedir.

Bu, onların mesajlarımızı inkar ederek ve “Demek, biz kemiğe, toza-toprağa dönüştükten sonra gerçekten yepyeni bir yaratma eylemiyle diriltileceğiz, öyle mi?” ¹¹³ diyerek hak ettikleri bir karşılık olacak.

113 İnkarcıların ağzından nakledilen (ve bu surenin 49. ayetinde de tam bu şekliyle zikredilen) bu söz, Allah’ın ölüyü diriltmeye kâdir olduğunu inkar... Devamı..

Bu onların, bizim ayetlerimize inanmamaları ve “Biz kemik yığını haline gelip toza toprağa karıştıktan sonra, yeni bir yaratılışla tekrar mı diriltileceğiz” demelerinin cezasıdır. 2/39, 6/26...28-93, 13/5, 36/77...79

Bu onların, Bizim âyetlerimizi inkârda ısrar etmelerinin ve “Ne yani, şimdi biz kemiğe, toza-toprağa karıştıktan sonra yepyeni bir yaratılışla tekrar mı diriltileceğiz?” demelerinin bir karşılığı olacak.

İşte onların cezası budur. Çünkü, onlar ayetlerimizi yalan sayarak kafir oldular ve "(kabirde) Bir kemik yığını ve kokuşmuş toprak olduktan sonra, biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz? (hiç buna imkan var mı) dediler. (Böylece ahireti de inkar ettiler, oysa)

Bu, onların ayetlerimizi inkar etmelerinin cezasıdır. Ve (onlar) dediler ki: “Biz kemik ve toprak olduktan sonra mı yeniden yeni bir yaratılışla tekrar diriltileceğiz?”

Bu onların cezasıdır. Çünkü onlar Bizim âyetlerimizi inkar ettiler ve dediler ki, «Biz birtakım kemikler ve parçalanmış nesneler olduğumuz vakit mi, biz mi yeni bir yaratılmış olarak diriltileceğiz?»

İşte onların cezaları budur! Çünkü onlar âyetlerimizi inkâr ediyorlar ve: “Bir kemik yığını ve ufalanan kırıntı haline geldikten sonra mı biz diriltilip yeniden yaratılacağız! ” diye dinle alay ediyorlardı.

İşte cezaları budur. Çünkü onlar, ayetlerimizi inkar ettiler ve: "Biz kemikler ve ufalanmış toprak haline geldikten sonra mı, biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?" dediler.

Bu cehennem, onların Allâh'ın âyetlerine küfür itmelerinin cezâsıdır ve "Biz, kurumuş ve çürümüş kemik oldığımızdan sonra halk-ı cedîd olarak ba's olunur mıyız?" dimelerinin cezâsıdır.

Ayetlerimizi görmezlikten gelmelerine karşılık onlara verilen ceza budur. Bir de şöyle demişlerdi: “Kemikler haline gelmiş ve param parça olmuşken mi? Yani o durumdayken gerçekten biz yeni bir yaratılışla ayağa mı kalkacağız?”

Bu, ayetlerimizi inkar etmeleri ve “Kemik haline gelip, ufalanıp toprak olduktan sonra yeni bir yaratılışla tekrar mı diriltileceğiz?” demeleri sebebiyle onların cezasıdır.

Bu onların cezasıdır; çünkü onlar âyetlerimizi inkâr etmişler ve “Biz kemik olup toza toprağa karıştıktan sonra mı yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?” demişlerdi.

Cezaları işte budur. Çünkü ayetlerimizi inkâr ettiler ve şöyle dediler: "Biz, bir kemik yığını olduktan, un-ufak hale geldikten sonra mı, sahi bundan sonra mı, yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?"

Bu ko‘‎rgiliklar ‎ Bizning oyatlarimizga kufr keltirganlar hamda: “Chirigan suyak va titilgan tuproqqa aylangan vaqtimizda, yangitdan yaralib, qayta tiriluvchimizmi?!” – deganlarning jazosidir.

şol cezāsıdur anlaruñ andan ötürü kim bayıķ anlar kāfir oldılar āyetlerümüze daħı eyittiler “ol vaķt kim olduķ süñükler daħı uvanmış süñükler bayıķ biz mi dirildinilmişlerüz diriltmek yiñi?”

Ol anlaruñ cezālarıdur andan ötürü kim kāfir oldılar bizüm āyetlerümüze. Daḫı eyitdiler: Ḳaçan ki biz ölürüz, çürümiş süñük oluruz. İkinci biztürbe durup, dirilüp yiñi yaradılur mı‐y‐uz? didiler.

Bu, ayələrimizi inkar etdiklərinə və: “Sür-sümük, çürüyüb ovxalanmış torpaq olduğumuz halda, biz dirildilib yeni bir məxluqmu olacağıq?” – dediklərinə görə onların cəzasıdır.

That is their reward because they disbelieved Our revelations and said: When we are bones and fragments shall we, forsooth, be raised up as a new creation?

That is their recompense, because they rejected Our signs, and said, "When we are reduced to bones and broken dust, should we really be raised up (to be) a new Creation?"(2304)

2304 This phrase is repeated from 17:49. The reminiscence rounds oft the argument. After certain moral precepts to which Faith was linked, we have had... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.