|
|
Aradığınız kelime
يَوْمَئِذٍ
kök harflerinden türemiştir. Aynı Kökten türeyen 70 adet kelime bulunmaktadır.
Kelimelerin Kur'an'da geçtiği ayetler aşağıda sıralanmıştır.
|
|
Âl-i İmrân/167
وَلِيَعْلَمَ الَّذ۪ينَ نَافَقُواۚ وَق۪يلَ لَهُمْ تَعَالَوْا قَاتِلُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَوِ ادْفَعُواۜ قَالُوا لَوْ نَعْلَمُ قِتَالًا لَاتَّبَعْنَاكُمْۜ هُمْ لِلْكُفْرِ يَوْمَئِذٍ اَقْرَبُ مِنْهُمْ لِلْا۪يمَانِۚ يَقُولُونَ بِاَفْوَاهِهِمْ مَا لَيْسَ ف۪ي قُلُوبِهِمْۜ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا يَكْتُمُونَۚ
166, 167.$ İki birliğin karşılaştığı gün sizin başınıza gelenler, ancak Allah'ın dilemesiyle olmuştur ki, bu da, müminleri ayırdetmesi ve münafıkları ortaya çıkarması için idi. Bunlara: «Gelin, Allah yolunda çarpışın; ya da savunma yapın» denildiği zaman, «Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik» dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirliğe yakın idiler. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Halbuki Allah, onların içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir.
Nisâ/42
En’âm/16
A’râf/8
Enfâl/16
Hûd/66
İbrahim/49
Nahl/87
Kehf/99
Kehf/100
Tâ-Hâ/102
Tâ-Hâ/108
Tâ-Hâ/109
Hac/56
Mü’minûn/101
Nûr/25
Furkân/22
Furkân/24
Furkân/26
Neml/89
Kasas/66
Rûm/4
Rûm/14
Rûm/43
Rûm/57
Sâffât/33
Mü’min/9
Şûrâ/47
Zuhruf/67
Câsiye/27
Tûr/11
Rahmân/39
Hâkka/15
فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُۙ
13, 14, 15.$ Artık Sûr'a bir defa üflendiği, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine tek çarpışla çarpılıp darmadağın edildiği zaman, işte o gün olacak olur (kıyamet kopar).
Hâkka/16
Hâkka/17
Hâkka/18
Me’âric/11
Müddessir/9
Kıyâme/10
Kıyâme/12
Kıyâme/13
Kıyâme/22
Kıyâme/24
Kıyâme/30
Mürselât/15
Mürselât/19
Mürselât/24
Mürselât/28
Mürselât/34
Mürselât/37
Mürselât/40
Mürselât/45
Mürselât/47
Mürselât/49
Nâzi’ât/8
قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌۙ
6, 7, 8, 9.$ Birinci üflemenin (kâinatı) sarstığı, onu ikinci üflemenin takip ettiği gün, işte o gün yürekler kaygıdan oynar, gözlerini korku bürür.
Abese/37
Abese/38
Abese/40
İnfitâr/19
Mutaffifîn/10
Mutaffifîn/15
Gâşiye/2
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَاشِعَةٌۙ
2, 3, 4, 5, 6, 7.$ O gün bir takım yüzler zelildir, durmadan çalışır, (fakat boşuna) yorulur, kızgın ateşe girer. Onlara kaynar su pınarından içirilir. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur, o ise ne besler ne de açlığı giderir.
Gâşiye/8
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاعِمَةٌۙ
8, 9, 10, 11.$ O gün bir takım yüzler de vardır ki, mutludurlar; (dünyadaki) çabalarından hoşnut olmuşlardır, yüce bir cennettedirler. Orada boş bir söz işitmezler.
Fecr/23
Fecr/23
Fecr/25
Zilzâl/4
يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ اَخْبَارَهَاۙ
1, 2, 3, 4, 5.$ Yerküre kendine has sarsıntısıyla sallandığı, toprak ağırlıklarını dışarı çıkardığı ve insan «Ne oluyor buna!» dediği vakit, işte o gün (yer) Rabbinin ona bildirmesiyle bütün haberlerini anlatır.
Zilzâl/6
Âdiyât/11
اِنَّ رَبَّهُمْ بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَخَب۪يرٌ
9, 10, 11.$ Kabirlerde bulunanlar diriltilip dışarı atıldığı ve kalplerde gizlenenler ortaya konduğu zaman insan (halinin ne olacağını) düşünmez mi? Şüphesiz Rableri o gün onlardan tamamıyle haberdardır.
Tekâsür/8
ثُمَّ لَتُسْـَٔلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّع۪يمِ
5, 6, 7, 8.$ Gerçek öyle değil! Kesin bilgi ile bilmiş olsaydınız, (orada) mutlaka cehennem ateşini görürdünüz. Sonra ahirette onu çıplak gözle göreceksiniz. Nihayet o gün (dünyada yararlandığınız) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz.
|
|
|
|
|