Hûd / 98
فَاَوْرَدَهُمُ
: fe-evradehumu
sürükler
and lead them
Bağlaç + Fiil + Zamir
Hûd / 98
الْوِرْدُ
: l-virdu
bir yerdir
(is) the place
İsim
Hûd / 98
الْمَوْرُودُ
: l-mevrûd(u)
vardıkları yer
to which (they are) led
İsim
Yûsuf / 19
وَارِدَهُمْ
: vâridehum
sucularını
their water drawer
İsim + Zamir
Meryem / 71
وَارِدُهَاۚ
: vâriduhâ
oraya gitmeyecek
(will be) passing over it
İsim + Zamir
Meryem / 86
وِرْدًاۢ
: virdâ(n)
yaya ve susuz olarak
thirsty
İsim
Enbiyâ / 98
وَارِدُونَ
: vâridûn(e)
gireceksiniz
will come
İsim
Enbiyâ / 99
وَرَدُوهَاۜ
: veradûhâ
oraya girmezlerdi
they (would) have come to it
Fiil + Zamir + Zamir
Kasas / 23
وَرَدَ
: verade
varınca
he came
Fiil
Kâf / 16
الْوَر۪يدِ
: l-verîd(i)
şah damarı-
(his) jugular vein
İsim
Rahmân / 37
وَرْدَةً
: verdeten
kıpkırmızı bir gül
rose-colored
İsim