İnne fî żâlike leâye(ten)(s) vemâ kâne ekśeruhum mu/minîn(e)
Şüphe yok ki bunda bir delil var, fakat halkın çoğu inanmaz.
Şüphesiz bunda (bu olayda) bir ayet (büyük ibret) vardır. Ama buna rağmen onların çoğu iman eder olmamıştı.
Bu olayda şüphesiz bütün insanlar için, bir ders ve ibret vardır. Ama insanların pek çoğu yine de inanmazlar.
Bunlarda Allah'ın kudretine, ilmine, hikmet sahibi olduğuna işaretler, insanlar için ibretler vardır. Fakat onların çoğu iman edecek değildir.
Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmemişti.
Şüphesiz, bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
Elbette bunda bir ibret var, böyle iken (geri kalanlardan) çoğu imana gelmedi.
Şüphesiz bunda önemli bir delil vardır. Fakat çokları inanmadılar.
Şüphesiz bunda bir ders vardır, ama çokları inanmamaktadır.
Sonra suya batırdık öbürlerini!
Şübhesiz bu vak’ada bir ’alâmet vardır fakat Fir’avn kavminin ekserîsi îmân itmediler.
Bunda şüphesiz ders vardır, ama çoğu inanmamıştır.
Bunda şüphesiz bir ibret vardır. Ama pek çokları iman etmiş değillerdi.
Şüphesiz bunda inandırıcı işaretler vardır; ama çokları imana gelmiş değildir.
Şüphesiz bunda bir ibret vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.
Şüphesiz bunda bir âyet (ibret) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.
Şübhesiz bunda mutlak bir âyet var, öyle iken ekserîsi mü'min olmadı
Şüphesiz bunda (insanlar için alınacak nice) ibret (ler) vardır, ama (bunca hakikatlere rağmen, insanların) çoğu îmân etmezler.
Bunda elbette bir ibret vardı. (Fakat) onların çoğu îman etmiş değillerdi.
Bunda elbette bir ayet vardır, yine de onların çoğu inanmaz.
Şübhesiz ki bunda, elbette bir ibret vardır. Fakat onların çoğu îmân etmiş kimseler değildir.
Kuşku yok ki, bu olayda alınması gereken bir ayet (bir ders) vardır. (Buna rağmen) yine de onların çoğu iman etmiş olmadı.
Elbette bu olayda alınacak bir ders var ama onların pek çoğu inanmış değiller.
İşte bu olayda kesin bir belge vardır. Ancak, onların pek çoğu inanmış kimseler değildirler.
İşte bunda bir ibret vardır. Halbuki Firavuncuların pek çoğu Musa/ya iman etmemişlerdi.
Şüphesiz bunda, bir ibret [âyet] vardır fakat onların pek çoğu inanmamaktadır.
Şüphesiz bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değillerdir.
Hiç kuşkusuz bu anlatılanlarda, ilâhî adâleti gözler önüne seren apaçık bir delil, bir işâret vardır, fakat insanların çoğu, yine de inanmamakta diretiyor.
Şüphesiz ki, bunda bir âyet vardır. Yine de onların çoğu mümin olmadı.
Resulüm! Çokları inanmasa da bu toplu telef olayında şuna işaret vardır:
Şüphesiz bütün bunlarda Rabbinizin kudretine işaretler vardır. Ancak çokları inanmazlar.
Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.
Şüphesiz bunda, (insanlar için) bir ibret vardır; ama onların çoğu (hâlâ) inanmadılar.
Bu [kıssada], şüphesiz, [bütün insanlar için] bir ders vardır; velev ki onlardan çoğu inanmasa da.
Elbet bunda alınacak bir ders mutlaka vardır, fakat insanların çoğu yine de iman etmediler. 7/103...145
Elbet bu (Musa kıssası)nda da alınacak bir mesaj mutlaka vardır; fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.[³²¹¹]
Şüphe yok ki bunda (Hak daveti kabul etmeyen kavimlerin helâke uğradıkları hususunda) ders alınması gereken büyük bir ibret vardır. (Fakat ne yazık ki geride kalanlar ve sonra gelenlerden) çoğu iman etmediler.
Kesinlikle bunda bir ibret vardır ve onların ekserisi de iman etmedi.
Şüphe yok ki, bunda elbette bir ibret vardır. Halbuki, onların ekserisi imân etmiş kimseler olmalı.
Elbette bunda alınacak ibret vardır, fakat onların ekserisi ibret alıp da iman etmezler.
Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama çokları inanmazlar.
Bunda kudretimize delâlet ider âyât vardı. Halbuki onların ekserîsi mü'min değildiler.
İşte bu olayda kesin bir belge vardır. Ama onların çoğu inanacak değillerdi.
Şüphesiz bunda bir “ayet/işaret” vardır. Yine de onların çoğu iman etmezler.
İşte bunda bir âyet vardır. Fakat onların çoğu yine iman etmez.
Bunda elbette bir ibret vardır ama onların çoğu inanmış kimseler değildi.
Albatta, bunday hodisada katta ibrat bor. Lekin odamlarning ko‘plari iymon keltiruvchi bo‘lmadilar.
bayıķ anuñ içinde nişāndur daħı olmadı eyregi anlaruñ inanıcılar.
Taḥḳīḳ anda ‘ibretler vardur. Daḫı anlaruñ çoġı mü’minler degüldür.
Şübhəsiz ki, bunda (Musanın bu hekayətində) bir ibrət vardır. Lakin onların (Fir’on tayfasının, qədim Misir əhalisinin, yaxud Məkkə müşriklərinin) əksəriyyəti iman gətirmədi.
Lo! herein is indeed a portent, yet most of them are not believers.
Verily in this is a Sign: but most of them do not believe.(3173)
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |