15 Mayıs 2026 -
27 Zi'l-Ka'de 1447 - Cuma
ANA SAYFA
|
SURELER
|
AYET KARŞILAŞTIRMA
|
KUR'AN'DA ARA!
|
FİHRİST
|
DOWNLOAD
|
MOBİL
Kullanıcı :
Şifre :
Şifremi Unuttum
KAYDOL
Diğer Mealler...
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Sure Seçiniz
Abese(80/42)
Âdiyât(100/11)
Ahkâf(46/35)
Ahzâb(33/73)
Âl-i İmrân(3/200)
Alak(96/19)
Ankebût(29/69)
Asr(103/3)
A’lâ(87/19)
A’râf(7/206)
Bakara(2/286)
Beled(90/20)
Beyyine(98/8)
Bürûc(85/22)
Câsiye(45/37)
Cin(72/28)
Cum’a(62/11)
Duhâ(93/11)
Duhân(44/59)
Enbiyâ(21/112)
Enfâl(8/75)
En’âm(6/165)
Fâtiha(1/7)
Fâtır(35/45)
Fecr(89/30)
Felâk(113/5)
Fetih(48/29)
Fil(105/5)
Furkân(25/77)
Fussilet(41/54)
Gâşiye(88/26)
Hac(22/78)
Hadîd(57/29)
Hâkka(69/52)
Haşr(59/24)
Hicr(15/99)
Hucurât(49/18)
Hûd(11/123)
Hümeze(104/9)
İbrahim(14/52)
İhlâs(112/4)
İnfitâr(82/19)
İnsan(76/31)
İnşikâk(84/25)
İnşirâh(94/8)
İsrâ(17/111)
Kadr(97/5)
Kâf(50/45)
Kâfirûn(109/6)
Kalem(68/52)
Kamer(54/55)
Kâri’a(101/11)
Kasas(28/88)
Kehf(18/110)
Kevser(108/3)
Kıyâme(75/40)
Kureyş(106/4)
Leyl(92/21)
Lokman(31/34)
Mâide(5/120)
Mâ’ûn(107/7)
Meryem(19/98)
Me’âric(70/44)
Mücâdele(58/22)
Müddessir(74/56)
Muhammed(47/38)
Mülk(67/30)
Mümtehine(60/13)
Münâfikûn(63/11)
Mürselât(77/50)
Mutaffifîn(83/36)
Müzzemmil(73/20)
Mü’min(40/85)
Mü’minûn(23/118)
Nahl(16/128)
Nâs(114/6)
Nasr(110/3)
Nâzi’ât(79/46)
Nebe’(78/40)
Necm(53/62)
Neml(27/93)
Nisâ(4/176)
Nûh(71/28)
Nûr(24/64)
Rahmân(55/78)
Ra’d(13/43)
Rûm(30/60)
Sâd(38/88)
Saff(61/14)
Sâffât(37/182)
Sebe’(34/54)
Secde(32/30)
Şems(91/15)
Şûrâ(42/53)
Şu’arâ(26/227)
Tâ-Hâ(20/135)
Tahrîm(66/12)
Talâk(65/12)
Târık(86/17)
Tebbet(111/5)
Teğâbun(64/18)
Tekâsür(102/8)
Tekvîr(81/29)
Tevbe(9/129)
Tîn(95/8)
Tûr(52/49)
Vâkı’a(56/96)
Yâsîn(36/83)
Yûnus(10/109)
Yûsuf(12/111)
Zâriyât(51/60)
Zilzâl(99/8)
Zuhruf(43/89)
Zümer(39/75)
Satırarası Meal
Yûnus Suresi
◄
208
►
Cüz 11
(Abdullah-Ahmet Akgül Meali)
7.
Gerçekten
(öldükten sonra dirilmeyi inkâr edip, hesap vermek üzere)
Bize kavuşmayı ummayanlar,
(ahiretten gafil olduklarından dolayı)
dünya hayatına
(geçici servet, şöhret ve lezzet ortamına)
razı olmuşlardır ve bununla tatmin olup rahatlamışlardır ki, onlar ayetlerimizden
(Yüce Yaratan’ın varlığını gösteren delillerden ve Kur’ani hükümlerden)
gafil olanlardır.
8.
İşte bunların, kazandıkları
(küfür ve kötülükler)
yüzünden varacakları yer cehennem ateşi
(olacaktır.)
9.
İman edenler ve
(İslam’a, insanlığa uygun)
salih amellerde bulunanları ise, Rableri onları imanları
(ve itaatleri)
dolayısıyla
(dünyada iman şuuruna ve huzura erdirir. Ahirette ise)
altından ırmaklar
(ve havuzlu şelaleler)
akan, nimetlerle donatılmış
(olan)
cennetlere yöneltip-iletir
(onlara hidayet edip hakikate ve selamete ulaştırır)
.
10.
(Mutlu mü’minlerin)
Oradaki duaları: “Allah’ım, Sen ne Yücesin”
(Seni tüm hatalardan ve noksanlıklardan tenzih ederiz yakarışıdır)
ve oradaki dirlik temennileri
(ve insanlara iltifat sözleri)
: “Selam”dır; bunların davalarının ve dualarının sonu da: “Gerçek hamd
(ve teşekkür)
, âlemlerin Rabbi olan Allah’adır.”
(olacaktır.)
11.
Şayet insanların hayrı istemelerinde acele ettikleri gibi, Allah da onlara, şerri
(ve cezalarını)
vermekte acele etseydi,
(alınan)
karar gereği ecel süreleri hemen bitirilmiş
(ve sonları getirilmiş)
olurdu. Ama Biz huzurumuza çıkacağına
(ve ettiklerine kavuşacağına)
inanmayanları
(bir zaman kendi hallerine)
bırakırız,
(onlara tevbe fırsatı tanırız)
böylece
(yine)
azgınlık ve şaşkınlık içinde bocalayıp duracaklardır
(ve sonunda hak ettiklerini bulacaklardır.)
12.
İnsana bir zarar dokunduğunda; yan yatarken, otururken ya da ayaktayken
(sürekli ve samimiyetle)
Bize
(yalvarıp)
dua eder; ama sıkıntı ve zararını üstünden kaldırdığımız zaman ise, kendisine dokunan zarardan
(hastalık, geçim darlığı, düşman saldırısı ve diğer bela ve sarsıntılardan dolayı)
sanki Bizi hiç çağırmamış ve yalvarmamış gibi
(Hakk’tan ve hayırdan)
dönüp-gider. İşte, ölçüyü taşıranlara yapmakta oldukları
(kötülükler, şeytan tarafından)
böyle süslenmiş durumdadır.
13.
Andolsun, sizden önceki nice nesilleri; onların resulleri kendilerine apaçık deliller getirdiği halde, zulmedip
(haksızlığa ve azgınlığa daldıkları)
ve iman etmeyecek oldukları için yıkıma uğrattık. İşte Biz, suçlu-günahkâr olan bir topluluğu böyle cezalandırırız.
14.
Sonra onların ardından sizi yeryüzünde halifeler yaptık
(imkânlarla donattık ve iktidara taşıdık)
ki, nasıl davranacağınıza
(ve neler yapacağınıza)
nazar edip bakalım…
سُورَةُ يُونُسَ
◄
٢٠٨
►
الجزء١١
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَرْجُونَ
لِقَٓاءَنَا
وَرَضُوا
بِالْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
وَاطْمَاَنُّوا
بِهَا
وَالَّذ۪ينَ
هُمْ
عَنْ
اٰيَاتِنَا
غَافِلُونَۙ
﴿٧﴾
اُو۬لٰٓئِكَ
مَأْوٰيهُمُ
النَّارُ
بِمَا
كَانُوا
يَكْسِبُونَ
﴿٨﴾
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
يَهْد۪يهِمْ
رَبُّهُمْ
بِا۪يمَانِهِمْۚ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهِمُ
الْاَنْهَارُ
ف۪ي
جَنَّاتِ
النَّع۪يمِ
﴿٩﴾
دَعْوٰيهُمْ
ف۪يهَا
سُبْحَانَكَ
اللّٰهُمَّ
وَتَحِيَّتُهُمْ
ف۪يهَا
سَلَامٌۚ
وَاٰخِرُ
دَعْوٰيهُمْ
اَنِ
الْحَمْدُ
لِلّٰهِ
رَبِّ
الْعَالَم۪ينَ۟
﴿١٠﴾
وَلَوْ
يُعَجِّلُ
اللّٰهُ
لِلنَّاسِ
الشَّرَّ
اسْتِعْجَالَهُمْ
بِالْخَيْرِ
لَقُضِيَ
اِلَيْهِمْ
اَجَلُهُمْۜ
فَنَذَرُ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَرْجُونَ
لِقَٓاءَنَا
ف۪ي
طُغْيَانِهِمْ
يَعْمَهُونَ
﴿١١﴾
وَاِذَا
مَسَّ
الْاِنْسَانَ
الضُّرُّ
دَعَانَا
لِجَنْبِه۪ٓ
اَوْ
قَاعِدًا
اَوْ
قَٓائِمًاۚ
فَلَمَّا
كَشَفْنَا
عَنْهُ
ضُرَّهُ
مَرَّ
كَاَنْ
لَمْ
يَدْعُنَٓا
اِلٰى
ضُرٍّ
مَسَّهُۜ
كَذٰلِكَ
زُيِّنَ
لِلْمُسْرِف۪ينَ
مَا
كَانُوا
يَعْمَلُونَ
﴿١٢﴾
وَلَقَدْ
اَهْلَكْنَا
الْقُرُونَ
مِنْ
قَبْلِكُمْ
لَمَّا
ظَلَمُواۙ
وَجَٓاءَتْهُمْ
رُسُلُهُمْ
بِالْبَيِّنَاتِ
وَمَا
كَانُوا
لِيُؤْمِنُواۜ
كَذٰلِكَ
نَجْزِي
الْقَوْمَ
الْمُجْرِم۪ينَ
﴿١٣﴾
ثُمَّ
جَعَلْنَاكُمْ
خَلَٓائِفَ
فِي
الْاَرْضِ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
لِنَنْظُرَ
كَيْفَ
تَعْمَلُونَ
﴿١٤﴾
◄
٢٠٨
►
Designed by
ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.