18 Nisan 2026 - 29 Şevval 1447 - Cumartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Şu’arâ Suresi 209. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Żikrâ vemâ kunnâ zâlimîn(e)

Öğüt vermesinler ve biz zulmetmeyiz hiç.

(Ve onlara) Zikri (İlahi duyuruları ve uyarıları) ulaştırmışlardı. (Buna rağmen dinlemeyip belalarını buldular.) Biz asla zulmetmiş değilizdir.

Ve hatırlatıcı mesajlar göndermeden, çünkü biz, hiç kimseye asla haksızlık etmeyiz.

İkazda bulunmadan, öğüt vermeden de helâk etmedik. Biz zâlim değiliz.

Hatırlatma yapılmıştır. Biz zalimler değiliz.

(Onlara) Hatırlatma (yapılmıştır); biz zulmedici değiliz.

(Onlara) öğüd verilmiştir. Biz (onları helâk etmekle) zulmetmiş değilizdir.

Bu helak edişimiz, başkaları için bir ikaz oldu. Ve Biz, zulmedenler olmadık. [Onlar helak olmayı hak ettikleri için helak oldular.]

Bu, bir uyarıdır. Biz, asla hiçbir kimseye haksızlık yapmayız.

208,209. Kocunduranlarla, bir öğüt göndermedikçe, yok etmedik bir kenti, zalimlerden değiliz

208-209.Biz, hiçbir memleketi uyarıcılar göndermedikçe helâk etmedik. Bu, bir hatırlatmadır. Yoksa biz kimseye zulmederek haksızlık etmeyiz.

Bkz. 17/15, 28/59 İnsan, ruhî hakikatlerden uzaklaşıp Allah’ın koyduğu ilahî düzenden saptığı her durumda, hayatın dengesini bozmuş; bunun sonucunda ... Devamı..

208, 209. Bir karyeyi helâk itmedik ki âna rasûl gönderilmemiş ve kendilerine ihbâr vâki’ olmamış olsun. Biz zâlim değiliz.

208,209. Hiçbir kent halkını kendilerine öğüt veren uyarıcılar gelmeden yok etmedik. Biz zalim değiliz.*

Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalim değiliz.

208-209. Kaldı ki biz, öğüt vermek üzere uyarıcılar göndermeden hiçbir ülke halkını yok etmemişizdir. Biz zalim değiliz.

208, 209. Biz hiçbir memleketi, öğüt vermek üzere (gönderdiğimiz) uyarıcıları (peygamberleri) olmadan yok etmemişizdir. Biz zalim değiliz.

Bu bir uyarı ve mesajdır; çünkü biz haksızlık etmeyiz.

(Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz.

İhtar edilmiştir, ve biz zulmetmiş değilizdir

(Onlar peygamberlerimiz tarafından yeterince) uyarıldılar. Biz (onları helâk etmekle) zulmetmedik.

Bu öğüttür¹. Biz, haksızlık yapanlardan olmadık.²

1- Doğru yolu gösteren bir uyarıdır. 2- Uyarmadan hiçbir toplumu cezalandırmadık.

208,209. Biz hiçbir memleketi, ona (halkına) öğüd vermek üzere inzâr edici (peygamber) ler (göndermiş) olmadıkça helak etmedik. Biz zulmedenler değiliz.

208-209. Kendilerine hatırlatan uyarıcıları olmaksızın, biz hiçbir şehri helak etmedik. Zira biz zalim değiliz.

[10/47; 16/36; 17/15; 35/24; 28/59]

208,209. Hâlbuki (biz) hiçbir memleketi, (halkına) nasîhat vermek üzere kendisine(gönderilen) korkutucuları (peygamberleri) olmadan helâk etmedik. Ve (aslâ) zâlimler olmadık.

Onlara (inkâr, zulüm, isyan, azgınlık ve kötü işleri yapmaktan vazgeçmeleri için) mutlaka öğüt verilmiştir (tebliğ yapan elçiler gönderilmiştir). Oysa (bununla) hiçbir zaman haksızlık edici olmadık.

O (kitap onlar için) öğüttü. Biz zulmedici olmadık.

Öğütlemek için bu! Biz hiç kıyıcılık etmedik.

208, 209. Biz, hiçbir kasaba ahalisini helâk etmedik ki, onlar için kendilerine akıbeti, tevhidi hatırlatmak için Allah azabıyle korkutucu peygamberler bulunmasın. Biz helâklerinde zalim olmadık.

Bu bir öğüttür [zikrâ]! Biz zalimlerden değiliz.

(Onlara bir) Hatırlatma (idi); biz zulmedenler değiliz.

En azgın zâlimleri bile, cezalandırmadan önce güzelce öğüt verip uyarmışızdır; çünkü Biz, hiç kimseye asla haksızlık etmeyiz. İşte bu yüzdendir ki, sizleri uyarmak için bu son kitabı gönderdik:

Hatırlatmalar!
Bir de zâlimler değildik.

Daha önce ne diller döktük, yoksa zulmetmiş değiliz...

Elçilerimiz onlara gerçeklerden haber verdi. Azabımızla uyardılar. Biz yok ettiğimiz ülkelerin insanlarına hiçbir zaman zulmetmiş değiliz. Çünkü hiçbir zaman uyarmadan azabımızı göndermedik!

208,209. Zaten gerçeği hatırlatan uyarıcılar olmadan hiçbir şehri helak etmemiştik; biz kimseye [*] haksızlık edici de değildik.

Bu ayet En‘âm 6:131, Enfâl 8:33, Hûd11:116-117, İsrâ 17:15, Kasas 28:59. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

(Onlar) mutlaka uyarıldılar ve Biz asla zulmetmedik.¹

1 Bu iki âyet; “Biz Peygamberlerle uyarmadığımız bir memleketi, helâk ederek asla zulmetmeyiz.” şeklinde tercüme edilebilir.

ve hatırlatıcı mesajlar göndermeden; ⁹⁰ çünkü Biz [hiç kimseye] asla zulmetmeyiz.

90 Lafzen, “Bir hatırlatıcı (mesaj) yoluyla uyarıcılar göndermeksizin hiçbir toplumu yok etmedik”; bkz. 6:131, 15:4, 20:134 ve ilgili notlar.... Devamı..

Gerçekleri hatırlatan bir uyarıcı. Yoksa biz kimseye zulmederek haksızlık edecek değiliz. 9/115

hatırlatmışızdır; zira Biz, asla zulmeden biri değiliz.

208,209. Biz hiçbir beldeyi; ora halkına öğüt vermek üzere uyarıcılar göndermedikçe helak etmedik. Biz haksızlık edenler değiliz.

(Her belde halkına ya peygamberleri ya da yardımcıları tarafından; kurtuluşa erebilmeleri için gereken emir ve yasaklar muhakkak bildirilmiştir)... Devamı..

Onlara hatırlattık/uyardık ve biz zulmetmedik.

Azîm bir tenbih yapılmıştır ve Biz zulmedenler olmadık.

Öğüt verilip hatırlatma yapılmıştır. Biz hiçbir zaman zalim olmadık.

(Uyarıcılar) uyarırlardı. Biz zulmediciler değildik.

Onları tekzîbleri üzerine helâk iyledik, biz zâlimlerden olmadık.

Bu bilgileri olsun diyedir; yoksa biz yanlış yapmayız.

208,209. -Uyarıcılar göndermediğimiz hiçbir ülkeyi helak etmedik. hiçbir zaman zulmedici olmadık.

Onlara öğüt verilmiş, hatırlatma yapılmıştır. Yoksa Biz haksızlık edici değiliz.

Uyarı/hatırlatma olacak! Biz zalimler değiliz.

Eslatma bo‘‎lsin, deb shunday qildik, Biz bandalarimizga zulm qiluvchilar bo‘‎lmadik.

208-209. daħı helāk eylemedük hįç köy illā anuñ ķorķıdıcılardur. añdurmaġ içün. daħı olmaduķ güc eyleyiciler.

ögüt virmeg‐içün. Daḫı biz ẓālimler degülüz.

(Peyğəmbərləri) öyüd-nəsihət vermək üçün (göndərdik). Biz zalım deyilik!

For reminder, for We never were oppressors.

By way of reminder; and We never are unjust.(3231)

3231 Allah will grant much respite to sinners, for He is Most Gracious and Merciful. But all this respite will profit them nothing if they are merely ... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.