Felyed’u nâdiyeh(u)
Derken hemdemlerini, kavmini, kabilesini çağırır.
(Yapabilirse) O zaman hemen (gidip) meclisini (ve destek verenlerini) çağırsın da (bakalım o güvendikleri bir işe yarayacak mıdır?)
Artık o yandaşlarını çağırsın da yardım istesin.
O vakit, o taraftarlarını, toplantılarına düzenli devam eden danışma meclisini yardıma çağırsın.
O meclisini (yandaşlarını) çağırsın,
O zaman da meclisini (yakın çevresini ve yandaşlarını) çağırsın.
O vakit, (kendisine yardım için) taraftarlarını çağırıb toplasın.
17, 18. O meclisini çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız.
O, derneğin çağırsın
O zaman da meclisini (yakın çevresini ve yandaşlarını) çağırsın da görelim.
17,18. O ittibâ’ına nidâ ider ise biz de zebâniler ile ânı cehenneme göndeririz.
O zaman, kafadarlarını çağırsın,
Haydi, taraftarlarını çağırsın.
O hemen kurultayını çağırsın.
15, 16, 17, 18, 19. Hayır, hayır! Eğer vazgeçmezse, derhal onu alnından (perçeminden), o yalancı, günahkâr alından (perçemden) yakalarız (cehenneme atarız). O, hemen gidip meclisini (kendi taraftarlarını) çağırsın. Biz de zebânîleri çağıracağız. Hayır! Ona uyma! Allah'a secde et ve (yalnızca O'na) yaklaş!
O zaman haydi çağırsın kurultayını.
O zaman o taraftarlarını yardıma çağırsın.
O vakıt çağırsın o kurultayını, meclisini
O zaman yandaşlarını/destekçilerini çağırsın bakalım.
Haydi, yardımcılarını çağırsın.
O vakit (durmasın) meclisini da'vet etsin!
O, meclisini çağırsın,
O zaman çağırsın (bakalım) meclisini!
Artık o zaman çağırsın (bakalım) yandaşlarını (yardımına gelebilecekler mi?)
O, yardımcılarını çağırsın.
O da kendininkilerini çağırsın dursun.
O zaman da meclisini (yakın çevresini ve yandaşlarını) çağırsın.
O zaman çağırsın bakalım, o güvendiği ordusunu, adamlarını, meclisini.
Artık çağırsın kendi nâdiyesini (meclisini)!
Hadi o zaman kulüp arkadaşlarını çağırsın,
O zaman yeryüzünde kendini alkışlayan destekleyen adamlarını çağırsın bakalım. Kendilerine yardım edebilecekler mi?
(O), meclisini (destekçilerini) çağırsın!
17,18. Bizim Zebanileri¹ çağıracağımız zaman o da taraftarlarını toplasın bakalım!
Bırak, kendi aklının [asılsız, düzmece] tavsiyelerini ⁹ [yardımına] çağırsın,
Haydi o yandaşlarını yardıma çağırsın da görelim. 6/94, 40/40...50
haydi o kendi yandaşlarını[⁵⁸¹⁹] çağırsın,
Öyleyse topluluğunu çağırsın dursun.
Ve o imdat edeceklerini hemen çağırsın.
Artık, o, encümeni çağırsın.
İstediği kadar grubunu yardıma çağırsın!
O zaman (o gitsin) de meclisini (adamlarını) çağırsın.
O, kavim ve 'aşîretini da'vet itsün
Çağırsın bakalım yandaşlarını.
-haydi çağırsın çetesini/meclisini.
Çağırsın taraftarlarını!
Hadi çağırsın derneğini/kurultayını!
Bas, u o‘zining jamoasini yordamga chaqiraversin!
17-18. pes oķısuñ dirnegini; tįz oķıyavuz zebānileri.
Oḳusun özi cemā‘atını.
Qoy o özünün bütün tərəfdarlarını (köməyə) çağırsın!
Then let him call upon his henchmen!
Then, let him call (for help) to his council(6214) (of comrades):
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |