اِنَّا عَرَضْنَا الْاَمَانَةَ عَلَى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالْجِبَالِ فَاَبَيْنَ اَنْ يَحْمِلْنَهَا وَاَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا الْاِنْسَانُۜ اِنَّهُ كَانَ ظَلُوماً جَهُولاًۙ
Türkçe Transcript
İnnâ ‘aradnâ-l-emânete ‘alâ-ssemâvâti vel-ardi velcibâli feebeyne en yahmilnehâ ve eşfakne minhâ ve hamelehâ-l-insân(u)(s) innehu kâne zalûmen cehûlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Şüphe yok ki biz arzettik emaneti göklere ve yeryüzüne ve dağlara, derken onlar, onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular ve onu yükledik insana; şüphe yok ki çok zalim oldu, çok bilgisiz bir hale geldi.
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Gerçek şu ki, Biz emaneti (İslamiyet’i ve Allah’a Hilâfet görevini) göklere, yerküreye ve dağlara (ve bunlardaki mahlûkata) arz ve teklif ettik de; onlar bunun (sorumluluğunu) yüklenmekten çekindiler ve ondan (gereğini yapamadıklarında gelecek azaptan) korkuya kapılıp titrediler. (Ama) Onu (yeryüzünde Allah’a halifelik ve adaletle yöneticilik sorumluluğunu) insan yüklendi. Gerçekten o, pek zalim ve çok cahildir (ki Rabbinin emri ve isteği yerde kalmasın diye çok riskli bir cesaretle böyle bir mesuliyetin altına girmiş ve bir nevi çok tehlikeli kahramanlık göstermiştir).
Abdullah Parlıyan Meali
Gerçek şu ki biz, akıl ve irade ile yerine getirilecek dini sorumluluk emanetini göklere, yere ve dağlara sunmuştuk; ama sorumluluğundan korktukları için, onu yüklenmeyi reddettiler. O emaneti insan üstlendi, zaten o, her zaman kendisine haksızlık etmeye yatkın bir yaratık olup, işlerin sonucu hususunda da, sağlam bilgiden yoksundur.
Ahmet Tekin Meali
Biz göklere, yere ve dağlara da emanetler, mükellefiyetler, sorumluluklar verdik. Onlar görevlerine, sorumluluklarına hıyanet ederek âsi olmaktan görevlerini aksatmaktan çekindiler. Korkarak görev ve sorumluluklarına itina gösterdiler. İnsansa, emanetlere, kamu görevlerine, hakka-hukuka, şer'î mükellefiyetlere ve sorumluluklarına hıyanete cüret ederek âsi oldu. Gerçekten o çok âsi, inkârcı, haksız, zâlim, bilgiden, muhakemeden uzak, menfaatlerinden habersiz, tutarsız, cahilce davranışlarda bulunmayı alışkanlık haline getiren birisidir.
Ahmet Varol Meali
Doğrusu biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar onu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korktular. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalim çok bilgisizdir.
Ali Bulaç Meali
Gerçek şu ki, biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim, çok cahildir.
Ali Fikri Yavuz Meali
Biz, emaneti (Allah'a itaat ve ibadetleri), göklere, arza ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler; ondan korktular da onu insan yüklendi. İnsan (bu emanetin hakkını gözetmediğinden) cidden çok zalim, çok cahil bulunuyor. (Yani, bu emanetin şeref ve kıymeti, mes'uliyeti o kadar büyüktür ki, eğer o, şu büyük cisimlere ve yapısı sağlam varlıklara arz edilse ve onların da şuur ve idrakleri bulunsa muhakkak ki bu emaneti yüklenmekten sakınırlar ve ondan korkarlardı. Fakat insan çaresiz olarak bünyesinin zafiyeti ile o emaneti yüklenmiştir).
Bahaeddin Sağlam Meali
Gerçekten Biz, emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik. Onu taşımaktan çekindiler ve ondan şiddetle korktular. Fakat insan, o emaneti yüklendi. Şüphesiz insan, çok zalim ve çok cahildir.
Bayraktar Bayraklı Meali
Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, sorumluluğundan korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zâlimdir; çok câhildir.[445]
Besim Atalay Meali (1965)
Göklere de, yere de, hemi de dağlara, biz emaneti önergemiştik, yüklenmekten çekindiler onu, ondan korktular, onu insan yüklendi, o zalimdi, o bilgisiz!
Cemal Külünkoğlu Meali
Gerçek şu ki, biz emaneti (akıl ve iradeyi), göklere, yere ve dağlara sunduk; onu yüklenmekten kaçındılar, sorumluluğundan korktular. Onu, pek zalim ve cahil olduğu halde insan yüklendi.
Cemil Said (1924)
Semâvâta ve arza ve dağlara emâneti (günâhı) teklîf itdik yüklenmek istemediler ânı kabûlden korkdılar câhil insân yüklendi ve zâlim oldı.
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Doğrusu Biz, sorumluluğu (emaneti) göklere, yere, dağlara sunmuşuzdur da onlar bunu yüklenmekten çekinmişler ve ondan korkup titremişlerdir; onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim ve çok cahildir. (kabulüne rağmen emanete hıyanet etmektedir)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.[443]
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Biz emaneti göklere, yerküreye ve dağlara teklif ettik, ama onlar bunu yüklenmek istemediler, ondan korktular ve onu insan yüklendi. Kuşkusuz insan çok zalim, çok bilgisizdir.
Diyanet Vakfı Meali
Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir.
Edip Yüksel Meali
Biz sorumluluğu (sınanmayı) göklere, yere, dağlara sunmuştuk da onlar onu yüklenmekten çekinmişler ve kabul etmemişlerdi. Ancak onu insan yüklendi; o zalim ve cahil olmuştu.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Biz o emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik, onlar, onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi. O gerçekten çok zalim ve çok cahildir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
Evet, biz o emaneti Göklere, Yere ve Dağlara arzettik, onlar onu yüklenmeğe yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi, o cidden çok zalim, çok câhil bulunuyor
Emrah Demiryent Meali
Biz emâneti (aklı, irâdeyi ve bu özelliklere sahip olmanın sorumluluklarını) göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (akıl ve irâdeye sahip olmanın) sorumluluğundan korktular. Onu insan yüklendi. Şüphesiz (akıl ve irâdelerini hakkı inkâr ve isyanda kullanarak, Allah’a itaat etmeyen) o (insanlar), çok zâlim, çok câhildir (ler).
Erhan Aktaş Meali
Biz, emaneti¹ göklere, yere ve dağlara sunduk. Onu yüklenmeye yanaşmadılar². Ondan korktular.³ Onu insan yüklendi. O, çok zalim ve çok cahildir.⁴
Hasan Basri Çantay Meali
Biz emâneti göklere, yere ve dağlara arz (ve teklif) etdik de onlar bunu yüklenmekden çekindiler, bundan endişeye düşdüler. İnsan (a gelince: O, tutdu) bunu sırtına yükledi. Çünkü o, çok zulümkâr, çok câhildir.
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Gerçek şu ki biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk. Onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan endişe ettiler, onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalim, çok cahildir.
Hayrat Neşriyat Meali
Muhakkak ki biz emâneti göklere, yere ve dağlara arz ettik de (onlar) onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular; insan ise onu yükleniverdi.(1) Doğrusu o çok zâlim, çok câhildir.(2)
İhsan Aktaş Meali
Şüphe yok ki biz emaneti (sorumluluk gerektiren akıl, bilinç ve özgür irade melekesini) göklere (uzaydaki varlık âlemine), yerküreye, dağlara arz ettik de onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve sorumluluğundan korkup titrediler, ama onu (sorumluluk gerektiren emaneti) insan (türü) yüklendi. Şüphesiz o (bu emanetin hakkını gözetmediğinden) cidden (nefsine karşı) çok zalim, çok cahil oldu.(*)
İlyas Yorulmaz Meali
Biz emaneti göklere, yere ve dağlara yükledik, onlar emaneti yüklenmekten kaçındılar ve üzerlerinde kalmasından korkup (Allah’ın onlara yüklediği bütün fonksiyonlarını yerine getirip) itaat ettiler. İnsan ise emaneti yüklendi. (yüklendiği kulluk görevini yerine getirmemekle) kendi kendine zulmedip cahillik etmiştir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Biz din ödevini önce yerlere, göklere yüklemek istedik. Ancak, onlar bunu yüklenmekten çekindiler, bundan kuşkulandılar. sonra bunu insan yüklendi. Çünkü o kıyan, sonunu hiç düşünmiyen bir varlıktır.
İsmail Hakkı İzmirli
Biz emaneti [²] göklere, yere ve dağlara arz ve teklif ettik. Onlar, yüklenmeden çekindiler, ondan endişe ve telâşa düştüler. İnsan tuttu onu sırtına yüklendi, çünkü o, pek zalim, pek cahildir.
İsmail Yakıt
Muhakkak ki Biz emaneti²⁸ göklere, yere ve dağlara teklif ettik.²⁹ Fakat onlar onu yüklenmekten kaçındılar ve onun sorumluluğundan korktular. Sonunda onu insan yüklendi. Muhakkak o da çok zalim ve çok cahil biri oldu.
Kadri Çelik Meali
Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar. Onu insan yüklendi. Şüphesiz o çok zalimdir, çok cahildir.
Mahmut Kısa Meali
Allah’ın bahşettiği ekonomik, sosyal, bireysel ve toplumsal bütün imkan ve fırsatları; akıl, beden, duyular, irâde, vicdan, muhâkeme gibi üstün yetenekleri O’na kullukta kullanarak yeryüzünde O’nun adına, O’nun hükümlerini egemen kılma mücâdelesi o kadar ağır, o kadar ciddî bir görevdir ki; Biz bu emâneti önce göklere, yere ve dağlara teklif ettik fakat onlar bu büyük sorumluluğu göze alamadıklarından, onu yüklenmekten çekindiler. Böylece bu yükümlülüğü, küçücük cüssesine rağmen, Allah’ın kendisine bahşettiği yetenekler sayesinde göklere, yere ve dağlara hükmetme gücünü elinde bulunduraninsanoğlu kabul etti. Düşünsenize; bunca nîmetlerle donatıldığı hâlde, yüklendiği emânetin hakkını veremeyen insan ne kadar zâlim, ne kadar câhildir!
Mahmut Özdemir Meali
Biz, Emanet’i Dağlar’a, Yer’e ve Gökler’e sunduk; onu yüklenmekten kaçındılar; ondan korktular. Onu İnsan yüklendi. O, çok câhil zâlim oldu.
Mehmet Çakır Meali
Aslında biz sorumluluk olayını, göklere yerlere ve dağlara teklif ettik. Onu yüklenmek istemediler. Ondan ürktüler. Ama onu, insan üstlendi. Çünkü sorumluluk, her tür haksızlığa elverişli bir makamdır.
Mehmet Çoban Meali
Şüphesiz özgür iradeleriyle seçme hakkını, yapacağı seçimlerinden sorumlu olmayı göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar yüklenmek istemediler. Özgürce seçim yapma sorumluluğundan çekindiler. Özgürce seçim yaparak sorumluluk üstlenmeyi insan yüklendi. Çünkü insan yaptığını pek bilmez. Acele kararlar vererek kendine zulmeder. Üstelik bilmeden hareket ederek cahillik yapar.
Mehmet Okuyan Meali
Biz emaneti (sorumluluğu) göklere, yere ve dağlara sunmuştuk da onlar bunu yüklenmekten çekinmişler, (sorumluluğundan) korkmuşlardı. [*] Onu insan yüklenmişti. Şüphesiz ki o (insan), çok zalimdir, [*] çok cahildir.
Mehmet Türk Meali
Gerçekten Biz, emaneti¹ göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar, bunu yüklenmekten kaçınıp ondan korktular. Fakat o (emaneti, sadece) insan yüklendi. (Buna rağmen) o (insan cinsi) çok zâlim, çok cahildir.
Muhammed Esed Meali
Gerçek şu ki, Biz [akıl ve irade] emaneti[ni] göklere, yere ve dağlara sunmuştuk; ⁸⁷ ama (sorumluluğundan) korktukları için onu yüklenmeyi reddettiler. O (emanet)i insan üstlendi; ⁸⁸ zaten o, daima haksızlığa ve akılsızlığa son derece meyyal biridir.
Mustafa Çavdar Meali
Biz emaneti (irade ve yükümlülüğü) göklere, yere ve dağlara sunduk, fakat onlar bu yükümlülüğün hakkını verememekten korkup emaneti almaktan kaçındılar ve emaneti insan yüklendi. Zalimce ve cahilce davrandı. 7/172- 173, 59/21
Mustafa İslamoğlu Meali
İşin gerçeği Biz emaneti[³⁷⁹⁷] göklere, yere ve dağlara sunduk; ve onlar emaneti taşımaktan kaçındılar, ondan dolayı tedirgin oldular;[³⁷⁹⁸] nihayet onu insan yüklendi:[³⁷⁹⁹] ne var ki, o da zalim ve cahil biri olup çıktı.[³⁸⁰⁰]
Orhan Kuntman Meali
Gerçek şu ki Biz emaneti, (özgür irade emanetini,) göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar (sorumluluğundan) korkup bunu yüklenmekten çekindiler; onu insan yüklendi! (*) Fakat o (ne yazık ki insanların çoğu özgür iradelerini şer yolunda kullandı.. emanete hıyanet etti..) çok zalim ve cahil oldu. (Ancak nefsiyle mücadele ederek özgür irade emanetini koruyanlar bu töhmetten kurtuldular.)
Osman Fırat Meali
Muhakkak ki biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk; onu yüklenmekten geri durup çekindiler; insan onu yüklenip kabul etti. Gerçekten o (insan) zalim ve cahildir.
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Biz emaneti göklere ve yere ve dağlara teklif ettik, onlar onu yüklenmeden hemen çekindiler ve ondan korkuya düştüler ve onu insan yüklendi. Şüphe yok ki o, çok zalim, çok bilgisiz oldu.
Suat Yıldırım Meali
Biz emaneti göklere, yere, dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten kaçındılar. Zira sorumluluğundan korktular, ama onu insan yüklendi. İnsan (bu emanetin hakkını gözetmediğinden) cidden çok zalim, çok cahildir.
Süleyman Ateş Meali
Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara sunduk; onu yüklenmekten kaçındılar, on(un sorumluluğun)dan korktular; onu insan yüklendi; (fakat onun ağır sorumluluğunu tam kavrayamadı) doğrusu o, çok zalim, çok cahildir.
Süleyman Tevfik (1927)
Biz emâneti (teklîfâtı) göklere, yere ve dağlara arz itdik. Onı yüklenmekden imtinâ' itdiler. Ve biz onlara acıdık.. Emâneti insân yüklendi. Tahkîk insân nefsine zulüm idici ve 'âkıbet-i umûrdan câhil idi.
Süleymaniye Vakfı Meali
Biz emaneti[1]; göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkup titrediler. Onu insan yüklendi. O da çok zalimleşti[2] ve kendine hakim olamadı[3]. .
Şaban Piriş Meali
Biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk, onu taşımaktan kaçındılar, ondan korktular. Onu insan yüklendi. O, zalim ve cahil oldu.
Ümit Şimşek Meali
Biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk. Onlar korktular ve yüklenmekten kaçındılar; insan ise onu yükleniverdi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir.(25)
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Biz emâneti göklere, yere, dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmekten kaçındılar, ondan ürktüler. İnsan ise çok zalim ve çok cahil olduğu halde onu yüklendi.
Sardorxon Jahongir
Biz bu din omonatini oldin osmonlarga, Yerga va tog‘larga taklif qildik, ular uni ko‘tarishdan bosh tortdilar va undan qo‘rqdilar. Lekin inson uni o‘z zimmasiga oldi. Darhaqiqat, u o‘ziga zulm qiluvchi va johildir.
Eski Anadolu Türkçesi
bayıķ biz 'arż eyledük emāneti göklere daħı yire daħı ŧaġlara pes onamadılar kim götüreler anı daħı ķorķdılar andan. daħı götürdi anı ādemį ya'nį ādem peyġamber bayıķ ol oldı žulm eyleyici bilmeyici.
Satıraltı Meal (1534)
Taḥḳīḳ biz ‘arż ḳılduḳ emāneti gökler üstine, daḫı yirler üstine ve ṭaġlarüstine. Rāżī olmadılar anı götürmege ve andan ḳorḳdılar. Ādem oġlanı gö‐türdi anı. Taḥḳīḳ ol ḳatı ẓālim ve ḳatı cāhildür.
Bunyadov-Memmedeliyev
Biz əmanəti (Allaha itaət və ibadəti, şər’i hökmləri yerinə yetirməyi) göylərə, yerə və dağlara təklif etdik. Onlar ona yüklənməkdən (götürüb özləri ilə daşımaqdan) qorxub çəkindilər. Ona insan yükləndi. Həqiqətən, o çox zalım, çox cahildir. (İnsan bu ağır əmanəti götürməklə özünə zülm etdi və cahilliyi üzündən onun çətinliyini, ağır nəticəsini bilmədi).
M. Pickthall (English)
Lo! We offered the trust unto the heavens and the earth and the hills, but they shrank from bearing it and were afraid of it. And man assumed it. Lo! he hath proved a tyrant and a fool.
Yusuf Ali (English)
We did indeed offer the Trust(3777) to the Heavens and the Earth and the Mountains;(3778) but they refused(3779) to undertake it,(3780) being afraid thereof: but man undertook it;-(3781) He was indeed unjust(3782) and foolish;-
Designed by ÖFK