16 Mayıs 2026 -
28 Zi'l-Ka'de 1447 - Cumartesi
ANA SAYFA
|
SURELER
|
AYET KARŞILAŞTIRMA
|
KUR'AN'DA ARA!
|
FİHRİST
|
DOWNLOAD
|
MOBİL
Kullanıcı :
Şifre :
Şifremi Unuttum
KAYDOL
Diğer Mealler...
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Sure Seçiniz
Abese(80/42)
Âdiyât(100/11)
Ahkâf(46/35)
Ahzâb(33/73)
Âl-i İmrân(3/200)
Alak(96/19)
Ankebût(29/69)
Asr(103/3)
A’lâ(87/19)
A’râf(7/206)
Bakara(2/286)
Beled(90/20)
Beyyine(98/8)
Bürûc(85/22)
Câsiye(45/37)
Cin(72/28)
Cum’a(62/11)
Duhâ(93/11)
Duhân(44/59)
Enbiyâ(21/112)
Enfâl(8/75)
En’âm(6/165)
Fâtiha(1/7)
Fâtır(35/45)
Fecr(89/30)
Felâk(113/5)
Fetih(48/29)
Fil(105/5)
Furkân(25/77)
Fussilet(41/54)
Gâşiye(88/26)
Hac(22/78)
Hadîd(57/29)
Hâkka(69/52)
Haşr(59/24)
Hicr(15/99)
Hucurât(49/18)
Hûd(11/123)
Hümeze(104/9)
İbrahim(14/52)
İhlâs(112/4)
İnfitâr(82/19)
İnsan(76/31)
İnşikâk(84/25)
İnşirâh(94/8)
İsrâ(17/111)
Kadr(97/5)
Kâf(50/45)
Kâfirûn(109/6)
Kalem(68/52)
Kamer(54/55)
Kâri’a(101/11)
Kasas(28/88)
Kehf(18/110)
Kevser(108/3)
Kıyâme(75/40)
Kureyş(106/4)
Leyl(92/21)
Lokman(31/34)
Mâide(5/120)
Mâ’ûn(107/7)
Meryem(19/98)
Me’âric(70/44)
Mücâdele(58/22)
Müddessir(74/56)
Muhammed(47/38)
Mülk(67/30)
Mümtehine(60/13)
Münâfikûn(63/11)
Mürselât(77/50)
Mutaffifîn(83/36)
Müzzemmil(73/20)
Mü’min(40/85)
Mü’minûn(23/118)
Nahl(16/128)
Nâs(114/6)
Nasr(110/3)
Nâzi’ât(79/46)
Nebe’(78/40)
Necm(53/62)
Neml(27/93)
Nisâ(4/176)
Nûh(71/28)
Nûr(24/64)
Rahmân(55/78)
Ra’d(13/43)
Rûm(30/60)
Sâd(38/88)
Saff(61/14)
Sâffât(37/182)
Sebe’(34/54)
Secde(32/30)
Şems(91/15)
Şûrâ(42/53)
Şu’arâ(26/227)
Tâ-Hâ(20/135)
Tahrîm(66/12)
Talâk(65/12)
Târık(86/17)
Tebbet(111/5)
Teğâbun(64/18)
Tekâsür(102/8)
Tekvîr(81/29)
Tevbe(9/129)
Tîn(95/8)
Tûr(52/49)
Vâkı’a(56/96)
Yâsîn(36/83)
Yûnus(10/109)
Yûsuf(12/111)
Zâriyât(51/60)
Zilzâl(99/8)
Zuhruf(43/89)
Zümer(39/75)
Satırarası Meal
Yûnus Suresi
◄
211
►
Cüz 11
(Abdullah-Ahmet Akgül Meali)
26.
(Allah’ın bu davetine uyup iman eden ve her konuda örnek)
Güzel ameller işleyenlere
(cennetle beraber)
daha güzeli, bir de ziyadesi
(olarak, Allah’ın tecelli Cemâlini görmesi)
vardır.
(Bak: Hadis; Müslim, İman. 297.)
Artık onların
(cennete ve rü’yete ulaşanların)
yüzlerine ne bir
(kömür)
tozu
(utanç karalığı)
, ne de zillet
(ve mahcubiyet ayıpları)
bulaşmayacak
(hep emniyet ve saadet içinde olacaklar)
dır. İşte bunlar cennet ehlidir ve onlar orada daimi yaşayacaklardır.
27.
(Dünyada sürekli günah ve)
Kötülükler kazanmış olanlara gelince; her bir kötülüğün karşılığı, kendi misliyle
(ve kendi cinsinden olacaktır)
. Bunları
(küfür ve kötülük yapanları)
bir zillet
(aşağılık ve bayağılık)
sarıp kaplayacaktır. Onları Allah’tan
(kurtaracak)
hiçbir koruyucu da bulunmayacaktır. Onların yüzleri, sanki bir karanlık gecenin parçalarına bürünmüş gibi olacak
(gizli ve kirli günahları açığa çıkınca utanca boğulacak)
lardır. İşte bunlar da ateşin halkıdırlar; onlar orada süresiz kalacaklardır.
28.
O gün, onların
(insanların)
tümünü bir arada toplayacağız, sonra
(imanlarına)
şirk katanlara: "
(Şimdi)
Siz de, şirk koştuklarınız da yerlerinizden ayrılmayınız!" deyip
(durduracağız)
. Artık onların
(müşriklerle sahte şefaatçilerin, mü’minlerle münafıkların)
arasını açmışızdır. Şirk koştukları
(kimseler ve nesneler ise)
: “Siz bize ibadet ediyor değildiniz
(kendi çıkarlarınızı gözetmekteydiniz)
” diyerek
(onları suçlayacaklardır)
.
29.
“Bizim ile sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Gerçekten biz, sizin ibadetinizden habersizdik”
(deyip kendi başlarının çaresine bakacaklardır.)
30.
İşte orada, her nefis
(iyi veya kötü herkes)
önceden yaptıklarının karşılığını bulacaktır ve onlar Hakk
(asıl-gerçek)
Mevlâ’ları olan Allah’a döndürülmüş olacaklardır. Yalan yere uydurdukları
(tağutları, canlı ve cansız tabuları)
da, kendilerinden kaybolup uzaklaşacaktır.
31.
De ki: “Göklerden ve yerden sizlere rızık veren kimdir? Kulaklara ve gözlere malik olan
(insanlara ve hayvanlara görme ve işitme imkânı sağlayan)
kimdir? Diriyi ölüden çıkaran ve ölüyü diriden çıkaran kimdir? Ve
(bu muhteşem kâinattaki bütün)
işleri evirip-çeviren
(tedbir ve takdir edip duran)
kimdir?” Onlar: ’Allah’ diyeceklerdir. Öyleyse de ki: “Peki siz yine de korkup
(küfür, zulüm ve kötülükten)
sakınmayacak mısınız?”
32.
İşte bu
(kutlu hükümleri koyan)
, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah’tır. Öyleyse Hakk’tan sonra sapkınlıktan başka ne vardır? Buna rağmen, nasıl hâlâ çevriliyor ve dönekleşiyorsunuz?
(Siz Yüce Yaratıcınızdan ve İslam’la destanlar yazan atalarınızdan hiç utanmaz mısınız?)
33.
İşte böylece Rabbinin o fasık
(ve münafık)
kimseler üzerindeki “Onlar asla iman etmezler” sözü de gerçekleşmiş olacaktır.
سُورَةُ يُونُسَ
◄
٢١١
►
الجزء١١
لِلَّذ۪ينَ
اَحْسَنُوا
الْحُسْنٰى
وَزِيَادَةٌۜ
وَلَا
يَرْهَقُ
وُجُوهَهُمْ
قَتَرٌ
وَلَا
ذِلَّةٌۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
اَصْحَابُ
الْجَنَّةِۚ
هُمْ
ف۪يهَا
خَالِدُونَ
﴿٢٦﴾
وَالَّذ۪ينَ
كَسَبُوا
السَّيِّـَٔاتِ
جَزَٓاءُ
سَيِّئَةٍ
بِمِثْلِهَاۙ
وَتَرْهَقُهُمْ
ذِلَّةٌۜ
مَا
لَهُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
مِنْ
عَاصِمٍۚ
كَاَنَّمَٓا
اُغْشِيَتْ
وُجُوهُهُمْ
قِطَعًا
مِنَ
الَّيْلِ
مُظْلِمًاۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
اَصْحَابُ
النَّارِۚ
هُمْ
ف۪يهَا
خَالِدُونَ
﴿٢٧﴾
وَيَوْمَ
نَحْشُرُهُمْ
جَم۪يعًا
ثُمَّ
نَقُولُ
لِلَّذ۪ينَ
اَشْرَكُوا
مَكَانَكُمْ
اَنْتُمْ
وَشُرَكَٓاؤُ۬كُمْۚ
فَزَيَّلْنَا
بَيْنَهُمْ
وَقَالَ
شُرَكَٓاؤُ۬هُمْ
مَا
كُنْتُمْ
اِيَّانَا
تَعْبُدُونَ
﴿٢٨﴾
فَكَفٰى
بِاللّٰهِ
شَه۪يدًا
بَيْنَنَا
وَبَيْنَكُمْ
اِنْ
كُنَّا
عَنْ
عِبَادَتِكُمْ
لَغَافِل۪ينَ
﴿٢٩﴾
هُنَالِكَ
تَبْلُوا
كُلُّ
نَفْسٍ
مَٓا
اَسْلَفَتْ
وَرُدُّٓوا
اِلَى
اللّٰهِ
مَوْلٰيهُمُ
الْحَقِّ
وَضَلَّ
عَنْهُمْ
مَا
كَانُوا
يَفْتَرُونَ۟
﴿٣٠﴾
قُلْ
مَنْ
يَرْزُقُكُمْ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
وَالْاَرْضِ
اَمَّنْ
يَمْلِكُ
السَّمْعَ
وَالْاَبْصَارَ
وَمَنْ
يُخْرِجُ
الْحَيَّ
مِنَ
الْمَيِّتِ
وَيُخْرِجُ
الْمَيِّتَ
مِنَ
الْحَيِّ
وَمَنْ
يُدَبِّرُ
الْاَمْرَۜ
فَسَيَقُولُونَ
اللّٰهُۚ
فَقُلْ
اَفَلَا
تَتَّقُونَ
﴿٣١﴾
فَذٰلِكُمُ
اللّٰهُ
رَبُّكُمُ
الْحَقُّۚ
فَمَاذَا
بَعْدَ
الْحَقِّ
اِلَّا
الضَّلَالُۚ
فَاَنّٰى
تُصْرَفُونَ
﴿٣٢﴾
كَذٰلِكَ
حَقَّتْ
كَلِمَتُ
رَبِّكَ
عَلَى
الَّذ۪ينَ
فَسَقُٓوا
اَنَّهُمْ
لَا
يُؤْمِنُونَ
﴿٣٣﴾
◄
٢١١
►
Designed by
ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.