13 Mayıs 2026 -
25 Zi'l-Ka'de 1447 - Çarşamba
ANA SAYFA
|
SURELER
|
AYET KARŞILAŞTIRMA
|
KUR'AN'DA ARA!
|
FİHRİST
|
DOWNLOAD
|
MOBİL
Kullanıcı :
Şifre :
Şifremi Unuttum
KAYDOL
Diğer Mealler...
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Sure Seçiniz
Abese(80/42)
Âdiyât(100/11)
Ahkâf(46/35)
Ahzâb(33/73)
Âl-i İmrân(3/200)
Alak(96/19)
Ankebût(29/69)
Asr(103/3)
A’lâ(87/19)
A’râf(7/206)
Bakara(2/286)
Beled(90/20)
Beyyine(98/8)
Bürûc(85/22)
Câsiye(45/37)
Cin(72/28)
Cum’a(62/11)
Duhâ(93/11)
Duhân(44/59)
Enbiyâ(21/112)
Enfâl(8/75)
En’âm(6/165)
Fâtiha(1/7)
Fâtır(35/45)
Fecr(89/30)
Felâk(113/5)
Fetih(48/29)
Fil(105/5)
Furkân(25/77)
Fussilet(41/54)
Gâşiye(88/26)
Hac(22/78)
Hadîd(57/29)
Hâkka(69/52)
Haşr(59/24)
Hicr(15/99)
Hucurât(49/18)
Hûd(11/123)
Hümeze(104/9)
İbrahim(14/52)
İhlâs(112/4)
İnfitâr(82/19)
İnsan(76/31)
İnşikâk(84/25)
İnşirâh(94/8)
İsrâ(17/111)
Kadr(97/5)
Kâf(50/45)
Kâfirûn(109/6)
Kalem(68/52)
Kamer(54/55)
Kâri’a(101/11)
Kasas(28/88)
Kehf(18/110)
Kevser(108/3)
Kıyâme(75/40)
Kureyş(106/4)
Leyl(92/21)
Lokman(31/34)
Mâide(5/120)
Mâ’ûn(107/7)
Meryem(19/98)
Me’âric(70/44)
Mücâdele(58/22)
Müddessir(74/56)
Muhammed(47/38)
Mülk(67/30)
Mümtehine(60/13)
Münâfikûn(63/11)
Mürselât(77/50)
Mutaffifîn(83/36)
Müzzemmil(73/20)
Mü’min(40/85)
Mü’minûn(23/118)
Nahl(16/128)
Nâs(114/6)
Nasr(110/3)
Nâzi’ât(79/46)
Nebe’(78/40)
Necm(53/62)
Neml(27/93)
Nisâ(4/176)
Nûh(71/28)
Nûr(24/64)
Rahmân(55/78)
Ra’d(13/43)
Rûm(30/60)
Sâd(38/88)
Saff(61/14)
Sâffât(37/182)
Sebe’(34/54)
Secde(32/30)
Şems(91/15)
Şûrâ(42/53)
Şu’arâ(26/227)
Tâ-Hâ(20/135)
Tahrîm(66/12)
Talâk(65/12)
Târık(86/17)
Tebbet(111/5)
Teğâbun(64/18)
Tekâsür(102/8)
Tekvîr(81/29)
Tevbe(9/129)
Tîn(95/8)
Tûr(52/49)
Vâkı’a(56/96)
Yâsîn(36/83)
Yûnus(10/109)
Yûsuf(12/111)
Zâriyât(51/60)
Zilzâl(99/8)
Zuhruf(43/89)
Zümer(39/75)
Satırarası Meal
Tevbe Suresi
◄
193
►
Cüz 10
(Abdullah-Ahmet Akgül Meali)
41.
(Ey mü’minler!)
Gerek hafif
(gençlik çağında veya teknolojik imkânlarla ve ucuz harika hava araçlarıyla)
, gerek ağırlıklı
(olgun yaşta veya klasik-ağır silahlarla donatılmış)
olarak seferber olun ve mallarınızla canlarınızla Allah yolunda cihad edin.
(Adalet düzeni kurulsun ve insan hakları korunsun diye gayret gösterin.)
Eğer
(gerçeği)
bilenlerden
(ve ebedi çıkarını düşünenlerden)
olursanız sizin için bu
(cihat hizmetleri)
pek hayırlı
(bir gayrettir)
.
42.
(Şayet onları çağırdığın şey)
Yakın bir dünya menfaati ve orta halli
(zahmetsiz)
bir sefer olsaydı, herhalde
(o münafıklar)
Sana tâbi olurlardı. Fakat zorlukla
(ve uzun zamanda)
aşılacak mesafe
(ve hizmetler)
onlara uzak ve meşakkatli geldi.
(Her biri birer bahane uydurup Tebük seferinden kaytardı.)
Üstelik; “Eğer gücümüz ve imkânımız olsaydı, mutlaka sizinle beraber çıkardık” diye de gelip
(yalan yere)
Allah’a yemin ederek boşuna kendilerini helak ediyorlardı. Çünkü, Allah onların yalancı olduklarını elbette bilmektedir.
43.
Allah Seni affetsin; doğru söyleyenler Sana açıkça belli oluncaya ve yalancıları da öğrenip tanıyıncaya kadar, niye onlara
(cihaddan kaytarmak için bahane uyduranlara)
izin verdin?
44.
Allah’a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten
(Allah yolunda çaba harcamaktan kaçınmak ve kaytarmak için)
Senden
(uydurma özürlerle)
izin istemezler. Allah takva sahiplerini Bilendir.
45.
Ancak Allah’a ve ahiret gününe
(gerçekten)
inanmayanlar, kalpleri
(Hakk’tan ve hayırdan kayıp)
kuşkuya kapılanlar, şüpheler
(ve endişeler)
içinde bocalayıp duranlar
(cihaddan kaçmak için yalan özürler uydurup)
Senden izin isteyeceklerdir.
46.
Aslında
(o münafıklar)
eğer
(cihad için yola)
çıkmak isteselerdi
(herhalde)
bu maksatla bir hazırlık görür
(ve gayret gösterirlerdi)
. Ancak Allah, onların harekete geçip
(aranıza katılmalarını)
kerih bulup
(münasip görmemiştir)
de
(bu yüzden)
ayaklarını dolayıp oyalayıvermiş ve
(onlara)
; “siz de
(cihaddan ve sorumluluktan kaytarıp evlerinde)
oturanlarla birlikte oturun
(da Allah’ın rahmetinden mahrum olun!..)
” denilmiştir.
47.
(Sizden ayrıldıklarına üzüldükleriniz,)
Eğer sizinle
(kalıp)
birlikte
(yola)
çıksalardı, size kötülük ve zarardan başka
(faydaları dokunmaz, zannettiğiniz gibi gücünüzü de)
artırmazlardı ve kesinlikle aranıza fitne-fesat sokmaya uğraşırlardı.
(Hâlâ)
İçinizde onlara haber taşıyanlar
(bile)
vardır. Allah zalimleri
(ve hainleri)
Bilendir
(ve oyunlarını bozuverecektir)
.
سُورَةُ التَّوْبَةِ
◄
١٩٣
►
الجزء١٠
اِنْفِرُوا
خِفَافًا
وَثِقَالًا
وَجَاهِدُوا
بِاَمْوَالِكُمْ
وَاَنْفُسِكُمْ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِۜ
ذٰلِكُمْ
خَيْرٌ
لَكُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
تَعْلَمُونَ
﴿٤١﴾
لَوْ
كَانَ
عَرَضًا
قَر۪يبًا
وَسَفَرًا
قَاصِدًا
لَاتَّبَعُوكَ
وَلٰكِنْ
بَعُدَتْ
عَلَيْهِمُ
الشُّقَّةُۜ
وَسَيَحْلِفُونَ
بِاللّٰهِ
لَوِ
اسْتَطَعْنَا
لَخَرَجْنَا
مَعَكُمْۚ
يُهْلِكُونَ
اَنْفُسَهُمْۚ
وَاللّٰهُ
يَعْلَمُ
اِنَّهُمْ
لَكَاذِبُونَ۟
﴿٤٢﴾
عَفَا
اللّٰهُ
عَنْكَۚ
لِمَ
اَذِنْتَ
لَهُمْ
حَتّٰى
يَتَبَيَّنَ
لَكَ
الَّذ۪ينَ
صَدَقُوا
وَتَعْلَمَ
الْكَاذِب۪ينَ
﴿٤٣﴾
لَا
يَسْتَأْذِنُكَ
الَّذ۪ينَ
يُؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِ
اَنْ
يُجَاهِدُوا
بِاَمْوَالِهِمْ
وَاَنْفُسِهِمْۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
بِالْمُتَّق۪ينَ
﴿٤٤﴾
اِنَّمَا
يَسْتَأْذِنُكَ
الَّذ۪ينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِ
وَارْتَابَتْ
قُلُوبُهُمْ
فَهُمْ
ف۪ي
رَيْبِهِمْ
يَتَرَدَّدُونَ
﴿٤٥﴾
وَلَوْ
اَرَادُوا
الْخُرُوجَ
لَاَعَدُّوا
لَهُ
عُدَّةً
وَلٰكِنْ
كَرِهَ
اللّٰهُ
انْبِعَاثَهُمْ
فَثَبَّطَهُمْ
وَق۪يلَ
اقْعُدُوا
مَعَ
الْقَاعِد۪ينَ
﴿٤٦﴾
لَوْ
خَرَجُوا
ف۪يكُمْ
مَا
زَادُوكُمْ
اِلَّا
خَبَالًا
وَلَا۬اَوْضَعُوا
خِلَالَكُمْ
يَبْغُونَكُمُ
الْفِتْنَةَۚ
وَف۪يكُمْ
سَمَّاعُونَ
لَهُمْۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
بِالظَّالِم۪ينَ
﴿٤٧﴾
◄
١٩٣
►
Designed by
ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.