Ve entum hîne-iżin tenzurûn(e)
Siz de o sırada bakar durursunuz.
Ki o sırada siz (sadece ve çaresizce) bakıp-duracaksınız.
siz de çaresiz bir şekilde durup seyrederken
O zaman acz içinde bakar durursunuz.
O vakit siz (can çekişene) bakar durursunuz.
Ki o sırada siz (sadece) bakıp-durursunuz,
O vakit (ölünün etrafında bulunan sizler), bakar durursunuz. (Elinizden bir şey gelmez, canınızın çıkmasını beklersiniz).
Ve siz de o an bakıp durursunuz.
O zaman bakıp duracaksınız
O vakit siz sadece bakıp durursunuz.
83-87. Niçün rûhunız boğazınıza gelüb de her tarafa ’atf-ı nazar iylediğiniz zamân ve siz görmediğiniz halde biz sizin yanınızda bulunacağımız vakit -eğer muhâkeme olunmayacağınıza kâni’ ve sözünüzde sâdık iseniz- niçün rûhunızı vücûdunuza ’avdet itdirmiyorsunuz?
83,84,85. Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
Oysa siz o zaman bakıp durursunuz.
İşte o zaman siz (çaresiz) bakar durursunuz.
O vakit siz bakar durursunuz.
O anda siz bakınmaktasınız.
Ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.
ki siz o vakıt bakar durursunuz
83-84-85. (İçinizden birine ecel gelip de) can boğaza dayandığı zaman, siz o sırada (can çekişen o kimseye çaresizlikle) bakar durursunuz. (Oysa) biz o kişiye (kudretimiz ve ölüm ile ilgili vazifeli meleklerimiz ile) sizden daha yakınızdır, ama (siz melekleri) göremezsiniz.
O zaman bakınıp durursunuz.
o vakit siz görürsünüz!
O sırada siz bakıp durursunuz,
83,84. Öyle ise, değil mi ki (can) boğaza geldiğinde, artık siz, o sırada (can çekişen o kimseye çâresizlikle) bakar durursunuz.
Ki, o zaman siz (can çekişenin yanında çaresiz) bakakalırsınız. *
O zaman bakınıp durursunuz.
o vakit siz bakakalırsınız.
İşte o zaman (ona yardım etmeksizin) bakar durursunuz.
Siz o zaman bakar kalırsınız.
O sırada siz (sadece) bakıp durursunuz.
Ve siz de o anda, âciz ve çaresiz bir hâlde ona bakıp dururken,
Siz o anda bakarsınız.
83,84. Hadi o zaman! hasta can çekişirken bir şeyler yapsanıza! // sadece seyrediyorsunuz.
Başlarına gelen gerçek karşısında bakakalırlar. Güvendikleri, dayandıkları her şey ellerinden kayıp gider. Güçsüzlük içinde ölüme teslim olurlar.
O zaman siz (ölmekte olan kişiye) bakar durursunuz.
83,84. Canın boğaza dayandığı ve sizin de (can çekişene) baka kaldığınız an var ya!
siz de [çaresiz bir şekilde] durup seyrederken,
Siz o zaman çaresizce bakakalır hiçbir şey yapamazsınız. 6/97, 8/50-51
Ve siz o zaman aval aval bakakalacaksınız.
83,84. Hele can boğaza dayandığı zaman siz (ölmek üzere olan yakınınıza ancak) bakıp durursunuz! (Elinizden bir şey gelmez, sadece seyredersiniz)
Ve siz o anda bakıp duruyorsunuz.
Ve siz o zaman bakar durursunuz.
O vakit can çekişenin yanında bulunan sizler bakar durursunuz.
Ki siz de o zaman (can çekişen kimseye) bakıp durursunuz.
Siz (elinizden bir şey gelmediğinden) ona karşı durır ve bakarsınız.
O vakit siz bakakalırsınız.
Siz, o zaman bakıp kalırsınız
O vakit siz bakar, durursunuz.
İşte o zaman siz bakakalırsınız!
Holbuki, o‘sha vaqtda sizlar qarab turgan bo‘lasizlar.
83-84. pes nişe, ķaçan ire boġazlaġuya [285b] daħı siz ol vaķt baķarsız!
ol vaḳt siz görürsiz.
Siz (ona) baxıb durursunuz (əlinizdən heç bir şey gəlmir).
And ye are at that moment looking
And ye the while (sit) looking on,-(5264)
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |