16 Ocak 2026 - 27 Receb 1447 Cuma

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Vâkı’a Suresi 84. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Ve entum hîne-iżin tenzurûn(e)

Siz de o sırada bakar durursunuz.

Ki o sırada siz (sadece ve çaresizce) bakıp-duracaksınız.

siz de çaresiz bir şekilde durup seyrederken

O zaman acz içinde bakar durursunuz.

O vakit siz (can çekişene) bakar durursunuz.

Ki o sırada siz (sadece) bakıp-durursunuz,

O vakit (ölünün etrafında bulunan sizler), bakar durursunuz. (Elinizden bir şey gelmez, canınızın çıkmasını beklersiniz).

Ve siz de o an bakıp durursunuz.

83,84,85. Hele can boğaza dayandığı zaman. Siz o zaman, bakıp duracaksınız. O anda biz, ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.[605]

[605] Ölmekte olanların durumu hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVIII, 555-557.

O zaman bakıp duracaksınız

O vakit siz sadece bakıp durursunuz.

83-87. Niçün rûhunız boğazınıza gelüb de her tarafa ’atf-ı nazar iylediğiniz zamân ve siz görmediğiniz halde biz sizin yanınızda bulunacağımız vakit -eğer muhâkeme olunmayacağınıza kâni’ ve sözünüzde sâdık iseniz- niçün rûhunızı vücûdunuza ’avdet itdirmiyorsunuz?

83,84,85. Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

Oysa siz o zaman bakıp durursunuz.

İşte o zaman siz (çaresiz) bakar durursunuz.

O vakit siz bakar durursunuz.

O anda siz bakınmaktasınız.

Ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.

ki siz o vakıt bakar durursunuz

83-84-85. (İçinizden birine ecel gelip de) can boğaza dayandığı zaman, siz o sırada (can çekişen o kimseye çaresizlikle) bakar durursunuz. (Oysa) biz o kişiye (kudretimiz ve ölüm ile ilgili vazifeli meleklerimiz ile) sizden daha yakınızdır, ama (siz melekleri) göremezsiniz.

O zaman bakınıp durursunuz.

o vakit siz görürsünüz!

O sırada siz bakıp durursunuz,

83,84. Öyle ise, değil mi ki (can) boğaza geldiğinde, artık siz, o sırada (can çekişen o kimseye çâresizlikle) bakar durursunuz.

Ki, o zaman siz (can çekişenin yanında çaresiz) bakakalırsınız. *

(*) Burada siz zamiri ile kastedilen, ölünün can çekişmesine tanık olup orada bulunan ve hiçbir şey yapamayanlardır. Ölüm karşısındaki âcziyet resmedi... Devamı..

O zaman bakınıp durursunuz.

o vakit siz bakakalırsınız.

İşte o zaman (ona yardım etmeksizin) bakar durursunuz.

Siz o zaman bakar kalırsınız.

O sırada siz (sadece) bakıp durursunuz.

Ve siz de o anda, âciz ve çaresiz bir hâlde ona bakıp dururken,

Siz o anda bakarsınız.

83,84. Hadi o zaman! hasta can çekişirken bir şeyler yapsanıza! // sadece seyrediyorsunuz.

Başlarına gelen gerçek karşısında bakakalırlar. Güvendikleri, dayandıkları her şey ellerinden kayıp gider. Güçsüzlük içinde ölüme teslim olurlar.

O zaman siz (ölmekte olan kişiye) bakar durursunuz.

83,84. Canın boğaza dayandığı ve sizin de (can çekişene) baka kaldığınız an var ya!

siz de [çaresiz bir şekilde] durup seyrederken,

Siz o zaman çaresizce bakakalır hiçbir şey yapamazsınız. 6/97, 8/50-51

Ve siz o zaman aval aval bakakalacaksınız.

83,84. Hele can boğaza dayandığı zaman siz (ölmek üzere olan yakınınıza ancak) bakıp durursunuz! (Elinizden bir şey gelmez, sadece seyredersiniz)

Ve siz o anda bakıp duruyorsunuz.

Ve siz o zaman bakar durursunuz.

O vakit can çekişenin yanında bulunan sizler bakar durursunuz.

Ki siz de o zaman (can çekişen kimseye) bakıp durursunuz.

Siz (elinizden bir şey gelmediğinden) ona karşı durır ve bakarsınız.

O vakit siz bakakalırsınız.

Siz, o zaman bakıp kalırsınız

O vakit siz bakar, durursunuz.

İşte o zaman siz bakakalırsınız!

Holbuki, o‘‎sha vaqtda sizlar qarab turgan bo‘‎lasizlar.

83-84. pes nişe, ķaçan ire boġazlaġuya [285b] daħı siz ol vaķt baķarsız!

ol vaḳt siz görürsiz.

Siz (ona) baxıb durursunuz (əlinizdən heç bir şey gəlmir).

And ye are at that moment looking

And ye the while (sit) looking on,-(5264)

5264 The dying man's friends, relatives and companions may be sitting round him and quite close to him in his last moments, but Allah is nearer still ... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.