Fentalekâ hattâ iżâ rakibâ fî-ssefîneti ḣarakahâ(s) kâle eḣaraktehâ lituġrika ehlehâ lekad ci/te şey-en imrâ(n)
Derken kalkıp yola düştüler, nihayet bir gemiye bindiler, o zat, gemiyi deldi. Musa, içindekileri boğmak için mi gemiyi deldin dedi, andolsun ki pek kötü bir iş yaptın.
Böylece (anlaşınca) kalkıp birlikte yürüyüp gittiler. Nihayet (bir nehir, boğaz veya denizden karşıya geçmek üzere ve kendilerini parasız aldıkları halde) gemiye bindikleri vakit (Hz. Hızır) gemiyi (bir tarafından) delip hasar bıraktı. (Bunu gören ve sabredemeyen Hz. Musa: “Ne kötü ve tehlikeli) Hayret verici bir iş yaptın. İçindekileri batırıp boğmak için mi gemiyi yaralayıp delik açtın?!” diye (itiraza kalkıştı.)
Derken… Bu ikisi böylece yola koyuldular, sonunda bir kıyıya vardılar, onları karşı kıyıya taşıyan gemiden inecekleri zaman, o kimse gemide bir delik açtı. Musa bunu görünce: “İçindekileri boğmak için mi onu deldin? Doğrusu çok kötü bir iş yaptın” diye çıkıştı.
Bunun üzerine birlikte yürüdüler. Nihayet bir gemiye bindiklerinde, Hızır su seviyesine yakın bir yerden gemide delik açtı. Mûsâ:
“Gemiyi, yolcularını boğmak için mi deldin? Çok kötü, tehlikeli bir şey yaptın.” dedi.
Böylece ikisi de yola koyuldular. Nihayet gemiye bindiklerinde o, bunu deliverdi. (Musa): "Sen içindekileri boğmak için mi bunu deldin? Andolsun şaşılacak bir şey yaptın!" dedi.
Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deliverdi. (Musa) Dedi ki: 'İçindekilerini batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın.'
Böylece kalkıp gittiler. Nihayet gemiye bindikleri zaman, Hızır, gemiyi (bir balta ile delip) yaraladı. Mûsa, ona şöyle dedi: “- Geminin içindekileri boğasın diye mi onu deldin? Doğrusu çok büyük bir iş yaptın!”
Ve ikisi çıktılar. Nihayet bir gemiye bindiklerinde, o abd gemiyi deldi. Musa: “İçindekileri batırmak için mi deldin? Andolsun! Sen korkunç bir iş yaptın” dedi.
Bunun üzerine yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman o, gemiyi deliverdi. Mûsâ, “Gemidekileri boğmak için mi gemiyi deldin? Gerçekten sen çok tehlikeli bir iş yaptın!” dedi.
Yürüdüler, bir gemiye bindiler, gemiyi deldi o, «Gemide olanları batırmakçin mi deldin? Çok yaman bir iş yaptın!» deyince
Derken yola koyuldular. Nihayet bir gemiye bindiklerinde; (Kul,) onu (gemiyi) deldi. (Musa:) “Gemiyi içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu şaşılacak bir şey yaptın” dedi.
Her ikisi yola çıkdılar bir sefîneye râkib oldılar, O sefîneyi kırdı. Mûsâ "İçindekileri gark itmek içün mi sefîneyi kırdın? Bu garîb bir hareketdir" didi.
Bunun üzerine kalkıp gittiler; sonunda bir gemiye bindiklerinde, o gemiyi deliverdi; Musa: "Gemiyi içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu şaşılacak bir şey yaptın" dedi.
Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ, “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.” dedi.
Bunun üzerine birlikte yürüdüler. Kıyıya ulaşıp gemiye bindikleri zaman o kul gemiyi deldi. Mûsâ, “İçindekileri boğmak için mi onu deldin? Gerçekten sen çok kötü bir iş yaptın!” dedi.
Bunun üzerine yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman o (Hızır) gemiyi deldi. Musa: Halkını boğmak için mi onu deldin? Gerçekten sen (ziyanı) büyük bir iş yaptın! dedi.
Böylece yürüdüler. Nihayet gemiye bindiklerinde, onda delik açtı. "Halkını boğmak için mi gemide delik açtın? Gerçekten müthiş bir iş yaptın," dedi.
Bunun üzerine ikisi beraber yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman, o kul (Hızır) gemiyi deldi. Musa, ona şöyle dedi: "Geminin içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu çok kötü bir iş yaptın."
Bunun üzerine ikisi bir gittiler, nihayet gemiye bindiklerinde tuttu gemiyi yaraladı, â, dedi: ehalisini gark etmek için mi yaralandın onu? Alimallah müdhiş bir şey yaptın
Derken yola koyuldular. Nihâyet bir gemiye bindiklerinde, (Hızır) onu (gemiyi) deldi. (Bunu gören Mûsâ,) “Ne yaptın sen? Gemiyi, içindekilerini boğmak için mi deldin? Gerçekten sen çok tehlikeli/şaşılacak bir iş yaptın” dedi.
Bunun üzerine yürüdüler. Nihayet bir gemiye bindiklerinde onu deldi. Musa: “İçindekilerini boğmak için mi onu deldin? Gerçekten sen şaşılacak bir iş yaptın.” dedi.
Bunun üzerine gitdiler. Nihayet (bir) gemiye bindikleri zaman o, bunu deliverdi. (Musa) dedi ki: «Sâhiblerini (suda) boğasın diye mi onu deldin? Andolsun, sen büyük bir iş yapdın».
Bunun üzerine yola koyuldular, nihayet bir gemiye bindiklerinde o kul gemiyi deldi. Musa: “İçindekileri batırmak için mi onu deldin? Sen gerçekten şaşılacak bir iş yaptın.” dedi.
Bunun üzerine ikisi gittiler; nihâyet gemiye bindikleri zaman, (Hızır) onu (o gemiyi tehlikeli olmayacak yerinden) deldi. (Mûsâ:) “Onu, içinde bulunanları boğmak içinmi deldin? Gerçekten müdhiş bir şey yaptın!” dedi.
Derken yola koyuldular. Nihayet (karşı kıyıya geçmek için), bir gemiye bindiklerinde (o kul) gemiyi (bir yerinden) deldi. (Musa bunu görünce:) "İçindekileri boğmak için mi onu deldin? Doğrusu, çok vahim bir şey yaptın!" dedi
Bir gemiye bininceye kadar gittiler ve o kul bindikleri gemiyi yaraladı. Musa “İçindekileri boğmak için mi gemiyi yaraladın? Gerçekten çok tuhaf bir iş getirdin (yaptın)” dedi.
Bunun üzerine ikisi de kalkıp gittiler. Sonunda bir gemiye bindiklerinde o kimse gemiyi deldi. Musa dedi: "İçindekiler boğulsun diye mi deldin sen onu? Doğrusu, çok korkunç bir işledin."
Artık ikisi de kalkıp gittiler. Nihayet bir gemiye bindiler, O, gemiyi deldi, Musa «— İçindekilerini suda boğmak için mi gemiyi deldin * Korkunç, çok fena bir şey yaptın» dedi.
Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deliverdi. (Musa) Dedi ki: “İçindekileri batırmak için mi onu deldin? Şüphesiz sen şaşırtıcı bir iş yaptın.”
Böylece, Hızır ile Mûsâ birlikte yola koyuldular; sahil boyunca yürürken, bir yolcu gemisine rast geldiler. Karşı kıyıya geçmek üzere gemiye bindiklerinde, tam denizin ortasındayken, Hızır gizlice gemide bir delik açtı. Bunu gören Mûsâ, hemen öfkeye kapılarak, “Ne yaptın sen? İçindeki yolcuları boğmak için mi deldin gemiyi?” diye çıkıştı, “Doğrusu sen, çok çirkin bir iş yaptın!”
Yine yola koyuldular. Sonunda Gemi’ye bindikleri zaman onu deldi. (Musa): -"Ahâlisini (yolcu ve mürettebâtını) suda boğmak için onu deldin ha? Gerçekten tehlikeli bir şey yaptın!" dedi.
İkisi yolda giderlerken bir gemiye bindiler. Adam gemiyi deldi. Musa dayanamadı: " Yolcuları boğmak için mi deldin gemiyi !!? Amma iş yaptın haa! "
Anlaştıktan sonra birlikte yola koyuldular. Nihayet bir gemiye bindiklerinde adam gemiyi deldi. Musa: "Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu şaşılacak bir iş yaptın!" dedi.
Yola çıkmışlardı. Sonunda gemiye bindikleri zaman (melek) gemiyi delmişti. (Musa) “Halkını boğmak için mi onu deldin? Şüphesiz ki sen çok çirkin (tehlikeli) bir iş yaptın!” demişti.
Böylece yola koyuldular. (Yolda) bir gemiye bindiklerinde, o (zat) gemiyi deldi. (Bunu gören Mûsa): “Gemiyi içerisindekileri boğmak için mi deldin? Gerçekten sen, çok kötü bir iş yaptın!” dedi.
Ve böylece yola koyuldular ve bir gemiye bindiler. Bilge kişi durduk yerde gemide bir delik açtı. Musa ona: – Sen yolcuları boğmak için mi deldin? Sen gerçekten çok tehlikeli bir şey yaptın, dedi.
Birlikte yola koyuldular (ve) nihayet bir gemiye bindiler. O, gemide bir delik açtı.[²⁴¹⁵] (Musa) dedi ki: “Yolcuları boğmak için mi onu deldin? Doğrusu, çok tehlikeli bir şey yaptın!”
Bunun üzerine kalkıp gittiler.. bir gemiye bindiler. (Musa, nereye gittiklerini sormadı, sözünde durmuş oldu. Fakat ne zaman ki) Hızır gemiyi deldi. (Gemi su almaya başlayınca Musa dayanamadı) Hızır'a "Gemidekileri boğmak için mi deldin? Sen gerçekten zararlı bir iş yaptın, diye çıkıştı.
Ta ki bir gemiye bininceye kadar gittiler. O (beraber gittiği adam) onu (gemiyi) delmeye başladı. (Mûsâ) dedi ki: "Gemidekileri boğmak için mi onu deliyorsun? Gerçekten tuhaf bir iştesin."
Bunun üzerine gidiverdiler. Vaktâ ki bir gemiye bindiler, o, gemiyi yaraladı. Dedi ki: «Onu yaraladın mı ki, ahalisini garkediveresin? Doğrusu pek münker bir şey yaptın.»
Bunun üzerine kalkıp gittiler. Nihayet bir gemiye rastlayıp ona bindiler ve o zat gemiyi deldi. Mûsâ duramayıp: “Ne yaptın öyle? ” dedi “İçindeki yolcuları denizde boğmak için mi yaptın bunu? Vallahi çok korkunç bir iş yaptın! ”
Bunun üzerine yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman gemiyi deliverdi. (Musa): "Halkını boğmak için mi gemiyi deldin? Gerçekten sen çok tehlikeli bir iş yaptın!" dedi.
Oradan gitdiler. Bir sefîneye râkib olduklarından Hızır gemiyi deldi. Mûsâ: "Gemide bulunanları denizde boğmak içün mi sefîneyi deldin? Tahkîk fenâ bir şey yapdın." didi.
Bunun üzerine ikisi de kalkıp gittiler; derken bir gemiye bindiler. O kişi gemiyi deldi. Musa dedi ki "Onu, içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, çok garip bir durum meydana getirdin."
Musa da bu şartı kabul etti. Bunun üzerine kalkıp yürüdüler. Sonunda bir gemiye bindiler. O kul, gemiyi deldi. Musa:-Gemiyi içindekileri boğmak için mi deldin? Acayip bir iş yaptın, dedi.
Böylece yola koyuldular. Nihayet bir gemiye bindiklerinde, o zat gemiyi batırdı. Musa, “İçindekileri boğmak için mi gemiyi batırdın?” dedi. “Doğrusu sen büyük bir iş yaptın.”
İkisi birlikte yola koyuldular. Bir süre sonra gemiye bindiklerinde, tuttu gemiyi deliverdi. Mûsa dedi: "İçindekileri boğmak için mi deldin onu? Vallahi korkunç bir iş yaptın!"
Keyin ikkisi yo‘lga tushdilar. Bir kemaga minganlarida Xizr kemani teshib qo‘ydi. Muso bundan hayratlanib: “Kema ahlini cho‘ktirib yuborish uchun uni teshib qo‘ydingmi?! Haqiqatan, juda g‘alati narsa qilding-ku!” – dedi.
pes yüridiler. tā ķaçan bindiler gemiye deldi anı. eyitti “deldüñ mi anı tā ġarķ eyleyesin ķavumını bayıķ geldüñ neseneye ulu śarp iş!”
Pes gitdiler, ḥattā ol vaḳt ki gemiye bindiler. Ḥıżr peyġamber deldi ol ge‐miyi Mūsā eyitdi: Gemiyi deldüñ mi içindekileri ġarḳ eylemeg‐içün? Taḥḳīḳsen bir ulu iş işledi‐sen, didi.
Bundan sonra onlar durub yola düşdülər. Gəmiyə mindikləri zaman (Xızır) onu deşdi (gəminin bir-iki taxtasını sındırıb çıxartdı). (Musa) dedi: “Sən gəmidə olanları suya qərq etmək üçünmü gəmini deşdin? Doğrusu, (günahı) böyük bir şey etdin (olduqca çirkin bir iş gördün)”.
So the twain set out till, when they were in the ship, be made a hole therein. (Moses) said: Hast thou made a hole therein to drown the folk thereof? Thou verily hast done a dreadful thing.
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |