21 Nisan 2026 - 3 Zi'l-Ka'de 1447 - Salı

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Mâ’ûn Suresi 7. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Ve yemne’ûne-lmâ’ûn(e)

Ve zekat vermeyi menederler.

(Dinin bütün hükümleriyle yerleşip yürümesi ve tüm mazlum ve yoksulların huzura ermesi yolunda) Malının az bir kısmının (kamu payı ve yoksul hakkı olarak paylaşma ve dayanışma amaçlı) alınmasına (ve ülkede zekât vergisini uygulayacak bir nizamın kurulmasına) bile mâni olup engellemeye çalışmaktadırlar. (İşte böylesine zalim, hain ve merhametsiz davranmalarının sebebi, gerçek bir imanla DİN’in aslına ve ahiret hesabına inanmamış olmalarıdır. Bir kişinin veya kesimin, ibadet alışkanlıklarıyla, helâl kazanma ve hayırda harcama gibi ekonomik sorumlulukları arasında bir uygunluk yoksa, bunların dindarlık tavrı samimiyetten uzaktır.)

İnsanlara yapılabilecek en küçük bir iyiliği ve yardımı da esirger ve sakınırlar veya zekat vermeye engel olurlar ve reddederler.

Verilmesi ve yapılması meşru olan şeyleri engelleyenlerin, hakları kısıtlayanların, hakkın aranmasını, meşru harcamayı sınırlayanların, yağmura, su ve otlak kullanımına-paylaşımına mani olanların, kâğıt kısıtlaması yapanların, mâlî mükellefiyetleri yerine getirmeyenlerin, olanından karşılıksız-ödünç vermeyenlerin, bağlılık ve itaatin, yardıma gitmenin, imdada yetişmenin önüne gerilenlerin vay haline!

Ve zekatı (veya emaneti) vermezler.

Ve 'ufacık bir yardımı (veya zekatı) da' engellemektedirler.

Ve zekâtı vermezler...

Ve (insanların birbirine fayda vermesini ve) yardım etmesini engellerler.

Hayra da mâni olurlar.

Hayra engel olana

Fakat iş, küçük bir yardımı paylaşmaya gelince, onu bile çok görürler.

Bkz. 2/264, 4/38, 8/47 Kur’an’ın genel üslubunda öznenin çoğu zaman açık biçimde belirlenmesi doğru bir tespittir; özellikle Yahudiler ve Hristiyanla... Devamı..

4,5,6,7. Hayf namâzı lâkaydâne ve mahzâ gösteriş olsun diyu kılanların ve sadaka virmekden imtinâ’ idenlerin hâline!

Onlar basit şeyleri dahi vermezler.

Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.

Hayra da engel olurlar.

6, 7. Onlar gösteriş yapanlardır; hayra da mâni olurlar.

 Bazı kimseler namazlarına riyâ katarlar, bazıları da namazın erkânını ihmal ederler. Âyette bunlara işaret edilmiştir.

Ve yardımı da engellerler.

Ve yardımlığı sakınırlar (zekatı vermezler).

Ve yardımlığı sakınır (zekâtı vermezler)

Ve (onlar, kendilerinden istenilen) en ufak bir yardımı (insanlardan) esirgerler.

Ve küçük, basit, sıradan yardımı bile esirgerler.

Zekâtı da men'ederler onlar.

(En ufak) bir yardımı dahi engellemektedirler.

Ve mâûn'u (zekâtı)(1) men' ederler!

(1)****; (Maûn) zekât, sadaka, itâat, ihtiyaç maddeleri ma‘nâlarını taşır. (İbn-i Kesîr, c. 3, 682)

Ve onlar (kamu payı ve yoksul hakkı olarak paylaşma ve dayanışma amaçlı yoksul ve muhtaç kimselere yapılan) yardıma (bile) mâni oluyorlar.*

(*) (Maûn) her türlü yardım, iyilik ve ihtiyaç maddeleri kapsamaktadır. وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ} أي: ما يعان به الخلق ويصرف في معونتهم من الأموال ... Devamı..

Yardımlara da engel olan kimselerdir.

zekattan alıkoyanlardır.

Zekât ve âriyet vermeyi men/edenlerin haline!

Küçük yardıma/kamu hakkına [mâ’ûn] bile engel olurlar.

Faydası olan her şeyi engellemektedirler.

Ve en ufak bir iyiliğe, yardıma engel olan o sözde “dindarlara” yazıklar olsun!

MÂÛN’a / Ufak Tefek Yardıma engel oluyorlar.

birbirilerine kap kacağı bile esirgeyenler!

Bir sürü laf söylerler ama neticesi yoktur. Onların topluma insanlara destek veriyoruz, yoksula, yetime, öksüze sahip çıkıyoruz sözleri yalandır. Bu sözleri sadece gösteriştir. Toplumu aldatmaya yöneliktir.

(En ufak) yardıma (bile) engel olurlar.

Ve onlar, kimseye en ufak bir şey¹ bile vermezler.²

1 Mâun: Zekât, hediye, konu-komşu arasında emanete verilip alınan, kap-kacak gibi âletler demektir. Hz. Ali, İbnu Abbas, İbnu Ömer, buradaki “mâûn”u z... Devamı..

ve üstelik onlar, [insanlara] en ufak bir yardımı bile reddederler! ⁴

4 Mâ‘ûn terimi, kişinin günlük hayatında ihtiyaç duyduğu birçok küçük şeyi ve insanlara bu yolla yardım etme şeklinde kendini gösteren arızî yardımsev... Devamı..

Zira onlar en küçük bir yardımı bile esirgerler. 36/47, 50/23.25, 63/7-8

ama en küçük yardımı bile esirgerler.[⁵⁹⁰⁹]

[5909] Veya mâ’ûnun ma’rûf vurgusuyla: “En küçük bir nezikati bile esirgerler.” (Buhari) Burada anahtar “görme-gösterme-görünme” kavramıdır. İnsanlar ... Devamı..

Ve (cimrilik eder) başkasına hiç bir hayır ve yardımda bulunmazlar!

Ve onlar o dayanışmaya (iyilik için olan yardımlaşmaya da) mani olurlar.

Ve men edilmesi mutad olmayan bir şeyi bile men ediverirler.

5, 6, 7. Ki onlar namazlarından gafildirler (Kıldıkları namazın değerini bilmez, namaza gereken ihtimamı göstermezler). İbadetlerini gösteriş için yapar, zekât ve diğer yardımlarını esirger, vermezler. [4, 142; 4, 38; 2, 264; 8, 47]

Namazdan gafil olmak: Ona gereken önemi vermemek, vaktinin geçip geçmediğine pek aldırmamak, namazın mânasından gaflet, dolayısıyla kıldığı namazların... Devamı..

En ufak bir yardımı esirgerler.

Zekâtı veyâ ödünç istenen şeyi virmezler. [¹]

[1] Ebû Cehil bir yetîme vasî olmuş ve onun malını kendi yemeğe başlamışdı. Yetîm çırçıplak kalub ondan kendi malından bir giyecek istedikde onı kahr ... Devamı..

Küçük yardımlara bile engel olan kimselerdir.

Ufak tefek yardıma bile engel olanlara..

Mâuna da engel olurlar.

Ve onlar, kamu hakkına/yardıma/zekâta/iyiliğe engel olurlar.

Hamda ro‘‎zg‘‎or buyumlarini odamlardan man qiladilar.

daħı yıġarlar ev āletin yā zekātı.

Daḫı zekātı yā ev āletini men‘ iderler.

Və (xalqa) zəkat verməyi qadağan edərlər (yaxud xəsislik göstərib bir iş üçün qonum-qonşuya lazım olan qab-qacağı verməkdən imtina edərlər).

Yet refuse small kindnesses!

But refuse (to supply) (even) neighbourly needs.(6285)

6285 Hypocrites make a great show of hollow acts of goodness, devotion, and charily. But they fail signally if you test them by little acts of neighbo... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.