21 Nisan 2026 - 3 Zi'l-Ka'de 1447 - Salı

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Kehf Suresi 62. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Felemmâ câvezâ kâle lifetâhu âtinâ ġadâenâ lekad lakînâ min seferinâ hâżâ nasabâ(n)

Oradan geçtikten sonra Musa, genç arkadaşına kuşluk yemeğimizi getir dedi, gerçekten de şu yolculuk, yordu bizi.

Vaktâki (varmaları gereken yere gelip) geçtiklerinde (Musa) genç yardımcısına dedi ki: "Yemeğimizi getir bize ki (karnımızı doyuralım), andolsun bu yaptığımız yolculuktan gerçekten yorulduk (ve iyice acıktık)."

Orayı geçtiklerinde, Musa genç arkadaşına: “Kuşluk yemeğimizi getir” dedi. “Gerçektende şu yolculuk çok yordu bizi.”

İki denizin birleştiği yeri geçtikleri zaman Mûsâ genç arkadaşına, öğrencisine:
“Kahvaltımızı getir. Gerçekten, biz bu yolculuğumuzda epey yorulduk.” dedi.

Orayı geçtiklerinde (Musa) genç adamına dedi ki: "Azığımızı getir. Andolsun, bu yolculuğumuzdan dolayı yorgun düştük."

(Varmaları gereken yere gelip) Geçtiklerinde (Musa) genç-yardımcısına dedi ki: 'Yemeğimizi getir bize, andolsun, bu yaptığımız-yolculuktan gerçekten yorulduk.'

İki deniz kavşağını geçtikleri zaman, Mûsa, genç arkadaşına: “-Kuşluk yemeğimizi getir, gerçekten biz bu yolculuğumuzdan yorgun düştük.” dedi.

(İki denizin birleştiği yeri) geçtiklerinde, Musa hizmetçisine: “Yemeğimizi getir. Andolsun! Bu seferimizde ağır bir yorgunluk çektik.” dedi.

İkisi de orayı geçip gittiklerinde Mûsâ, genç adamına, “Kuşluk yemeğimizi getir. Bu yolculuğumuzdan dolayı iyice yorulduk” dedi.

Biraz ilerlediler, çömezine dedi ki: «Getir kuşluk yemeğini, bu yolculuk bizi yordu ! »

(İki denizin birleştiği yeri) geçtiklerinde (Musa,) genç arkadaşına: “Azığımızı getir bakalım, gerçekten bu yolculuğumuzda çok yorgun düştük” dedi.

Mecme’ul bahreyni geçdikden sonra Mûsâ şakîrdine: "Ta’âmımızı vir, bu seyâhatde çok yorulduk" didi.

Oradan uzaklaştıklarında Musa, yanındaki gence: "Azığımızı çıkar, and olsun bu yolculuğumuzda yorgun düştük" dedi.

Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence, “Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük” dedi.

Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ genç adama, “Yiyeceğimizi getir. Gerçekten şu yolculuğumuz yüzünden yorgun düştük” dedi.

(Buluşma yerlerini) geçip gittiklerinde Musa genç adamına: Kuşluk yemeğimizi getir bize. Hakikaten şu yolculuğumuz yüzünden başımıza (epeyce) sıkıntı geldi, dedi.

Orayı geçtiklerinde, genç yoldaşına, "Yemeğimizi getir. Bu yolculuğumuz bizi gerçekten yordu," dedi.

İki denizin birleştiği yeri geçtikleri zaman, Musa genç arkadaşına: "Kuşluk yemeğimizi getir. Gerçekten biz bu yolculuğumuzda epey yorulduk" dedi.

Bu sûretle vakta ki geçtiler fetâsına getir, dedi: Kuşluk yemeğimizi, hakikaten biz bu seferimizden yorgunluğa giriftar olduk

(Hızır ile buluşacakları yeri) geçip gittiklerinde, (Mûsâ,) hizmetinde bulunan gence, “Bize yemeğimizi getir. Gerçekten, bu yolculuğumuzda epey yorulduk” dedi.

Epey bir mesafe aldıktan sonra, genç arkadaşına, “Yolculuğumuz nedeniyle iyice yorulduk, haydi sabah yemeğimizi getir.” dedi.

Vaktaki (oradan geçip gitdiler) Musa gene (adamın) a dedi ki: «Kuşluk yemeğimizi getir. Bu yolculuğumuzdan, andolsun, yorgun düşdük».

Oradan ayrıldıklarında Musa, beraberindeki gence: “Yemeğimizi getir. Bu yolculuğumuz gerçekten de bizi yorgun düşürdü.” dedi.

Sonunda (Mûsâ oradan) uzaklaştıklarında genç (arkadaş)ına: “Kahvaltımızı bize getir (de yiyelim), gerçekten bu yolculuğumuzda yorgun düştük” dedi.

Orayı geçtiklerinde (Musa,) genç arkadaşına (yardımcısına): “Azığımızı (hazırlayıp) getir bakalım, gerçekten bu yolculuğumuzdan dolayı yorgunluğa uğradık (yorgunluğa düştük)” dedi.

Yolda bir müddet gittikten sonra Musa genç arkadaşına “Bu kadar yorucu yolculuktan sonra yemeğimizi getir (yiyelim)” dedi.

Oradan geçip gittikten sonra Musa delikanlıya dedi: "Getir şu yemeğimizi. Ant olsun ki yolculuk bizi iyice yormuş."

Vaktaki (Mecma/ül - bahreyn)/i geçtiler. Musa hadimine «— Kuşluk yemeğimizi getir de yiyelim, * biz bu yolculukta yorgun düştük» dedi.

(Orayı) geçtiklerinde Musa genç arkadaşına¹⁴, “Öğle azığımızı getir (yiyelim). Andolsun bu yolculuğumuzdan dolayı epey yorulduk” dedi.

14 Bu yolculukta Musa’nın genç arkadaşı yine klasik kaynaklara göre Yuşa bin Nun’dur.

(Varmaları gereken yere gelip) Geçtiklerinde (Musa) genç delikanlısına dedi ki: “Yemeğimizi getir bize; şüphesiz bu yaptığımız yolculuktan gerçekten yorulduk.”

Oradan biraz uzaklaşınca, Mûsâ yardımcısına, “Azığımızı getir de karnımızı doyuralım! dedi, “Doğrusu bu yolculuk, bizi epeyce yordu.”

Bir mesafe katettiklerinde / yol aldıklarında "genç hizmetçi arkadaşı"na:
-"Yiyeceğimizi getir! Bu yolculuğumuzda epeyce yorgun düştük" dedi.

Kavşağı geçince delikanlıya: " hadi öğle yemeğimizi getir artık, çünkü bu seyahatte pestilimiz çıktı " dedi.

Bir müddet yol aldıktan sonra Musa beraberindeki gence: "Öğle yemeğimizi getir. Yolculuğumuzdan dolayı yorgun düştük." dedi.

(İki denizin birleştiği yeri) geçip gittiklerinde (Musa beraberindeki) gence “Azığımızı bize getir! Şüphesiz ki bu yolculuğumuz nedeniyle çok yorulduk.” demişti.

(Oradan biraz) uzaklaştıklarında (Mûsa) hizmetçisine: “Azığımızı getir bakalım, gerçekten yolculuğumuzdan dolayı yorgun düştük.” dedi.

Ve biraz uzaklaştıktan sonra [Musa] yardımcısına: “Öğlen azığımızı çıkar” dedi, “doğrusu, bu yolculuk bizi bir hayli yordu!”

İki denizin birleştiği yeri geçince Musa yanındaki gence: – Haydi, azığımızı getir de yiyelim bu yolculuk bizi bir hayli yordu, dedi.

Ve bir miktar uzaklaştıklarında, (Musa) yardımcısına “Azığımızı çıkar” dedi, “doğrusu bu yolculuk bizi hayli yormuştur.”

Oradan bir hayli uzaklaşmışlardı ki, Musa yardımcısına: "Kuşluk yemeğimizi çıkar, bu yolculuğumuzdan gerçekten yorgun düştük" dedi.

Ne zaman ki orayı geçip gittiler, (Mûsâ) genç adamına dedi ki: "Yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzda yorulduk."

Vaktâ ki geçip gittiler. (Hazreti Mûsa) Genç arkadaşına dedi ki: «Bize kuşluk yemeğimizi getir, biz bu yolculuğumuzda muhakkak ki yorgunluğa uğradık.»

Buluşma yerini farkına varmaksızın geçip gidince Mûsâ yardımcısına: “Getir artık kahvaltımızı! ” dedi, “Gerçekten bu seyahatimizde epey yorgun düştük. ”

Orayı geçip gittiklerinde (Musa) uşağına: "Kahvaltımızı bize getir (de yiyelim), andolsun ki, bu yolculuğumuzdan (epey) yorgunluk çektik." dedi.

Tefsîrlerdeki rivâyete göre Hz. Mûsâ'nın buluşacağı zât, Hızır Aleyhisselâm, uşağının adı da Yûşa'dır. Fakat Kur'ân, ne Mûsâ'nın uşağının adından, ne ... Devamı..

Oradan geçüb gitdiler. (Dinlenmek içün oturduklarında) Mûsâ şâkirdine "Yimeğimizi getir, çünki bu seyahatden bize yorgunluk hâsıl oldı" didi.

Oradan geçtikten sonra Musa genç arkadaşına dedi ki "Getir şu kuşluk yemeğimizi; bu yolculuk bizi iyice yordu."

O yeri geçtikleri zaman genç arkadaşına: -Yiyeceğimizi getir, bu yolculuğumuzda bir hayli yorgun düştük, dedi.

Buluşma yerini geçtiklerinde, Musa genç hizmetkârına “Yemeğimizi getir,” dedi. “Bu yolculuğumuz bizi gerçekten yorgun düşürdü.”

Orayı geçtiklerinde Mûsa, genç arkadaşına dedi ki: "Hadi, getir şu sabah yemeğimizi. Vallahi bu yolculuğumuz yüzünden epey çektik."

Ikki dengizning tutashgan joyidan o‘‎tganlarida, Muso yigitiga: “Bizga tushligimizni keltir, haqiqatan, bu safarimizdan juda charchadik”, – dedi.

pes ol vaķt kim geçdiler eyitti yigidine “getür bize ķuşlıķ öyünümüzi bayıķ gördük biz seferümüzden uşbu armaķ.”

Ḳaçan ki geçdiler Mūsā eyitdi ṭapuçısına ki Yūşa‘ bin Nūndur: Getür bizeyimegümüzi, taḥḳīḳ biz ṭapduḳ bu seferümüzde çoḳ zaḥmet.

Onlar (iki dənizin qovuşduğu yerdən) keçib getdikləri zaman (Musa) gənc dostuna dedi: “Nahar yeməyimizi gətir. Bu səfərimiz bizi lap əldən saldı!”

And when they had gone further, he said unto his servant: Bring us our breakfast. Verily we have found fatigue in this our journey.

When they had passed on (some distance), Moses said to his attendant: "Bring us our early meal; truly we have suffered much fatigue(2409) at this (stage of) our journey."

2409 When they came to the Junction of the Seas, Moses forgot about the fish, and his attendant forgot to tell him of the fact that he had seen the fi... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.