Fe-inneke lâ tusmi’u-lmevtâ velâ tusmi’u-ssumme-ddu’âe iżâ vellev mudbirîn(e)
Hiç şüphe yok ki sen, sesini duyuramazsın ölüye ve ardına dönüp giderlerken davetini duyuramazsın sağırlara.
(Ey Resulüm!) Şimdi Sen, (kalpleri) ölülere kesinlikle (söz) işittirip (uyandıramazsın) ve arkalarını dönüp giden (insan görünümlü) sağırlara da (Hakk) çağrıyı dinletip duyuramazsın.
Elbette sen ölülere, asla duyuramazsın ve sırtlarını dönüp uzaklaşan, kalbi sağırlara da asla duyuramazsın.
Doğrusu sen ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Şimdi sen, ölülere (söz) duyuramazsın ve arkalarını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Bunun için sen (Ey Rasûlüm, onlar) arkalarını dönmüş giderlerken, (hakka olan) o daveti, (kalbleri) ölülere duyuramazsın ve sağırlara da işittiremezsin.
Artık sen, ölülere söz dinletemezsin. Sağırlara da arkalarını dönüp kaçtıklarında, çağrıyı işittiremezsin.
Elbette sen manen ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp giderlerken manen sağırlara o daveti işittiremezsin.
İmdi, sen ölüye söz duyuramazsın, yüz çevirip gidince, sağırı çağırsan da işittiremen
Sen ölülere ismâ-’ı merâm idemezsin sen sağırlara ses işitdiremezsin çünki yüz çevirüb giderler.
Tabiidir ki sen ölülere katiyyen işittiremezsin; dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Şüphesiz, sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin.
Bil ki sen ölülere işittiremezsin; dönüp giderlerken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
(Resûlüm!) Elbette sen ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp giderlerken sağırlara o daveti işittiremezsin.
Çünkü sen ölülere işittiremezsin. O daveti, arkalarını dönmüş giderlerken sağırlara da duyuramazsın.
Çünkü sen ölülere işittiremezsin, o da'veti sağırlara da işittiremezsin, arkalarını dünmüş giderlerken
(Habibim!) Şüphesiz sen, (manen) ölülere (hakkı) işittiremezsin ve arkalarını dönmüş kaçarlarken, (manevi) sağırlara da hak davetini duyuramazsın.
Şu bir gerçek ki, sen ölülere1 duyuramazsın. Arkasını dönüp giden sağırlara2 da çağrıyı duyuramazsın.3
Bunun için sen — arkalarına dönüb giderlerken — o da'veti ölülere de duyuramazsın, sağırlara da işitdiremezsin.
O hâlde, şübhesiz ki sen ölülere işittiremezsin; arkalarını dönen kimseler olarak yüz çevirirlerken, o sağırlara da da'veti(ni) işittiremezsin!(1)
(Resulüm!) Şüphesiz sen (gerçekten) ölmüş olanlara (söz işittiremediğin gibi manen ölüp şuursuzca yaşayanlara da) işittiremezsin, (hak ve hakikatlere) arkalarını dönüp giden (manen) sağırlara da (daveti) işittiremezsin!*
Sen ölülere kesinlikle işittiremezsin ve arkasını dönüp gittiğin de, sağırlara da çağrını duyuramazsın.
Ant olsun ki sen sesini ne olülere işittirebilirsin, ne de arkasını dönen sağırlara işittirebilirsin.
Sıkılma, çünkü sen ölülere söz işittiremezsin, sağırlara da, dönüp kaçınca dâvetini işittiremezsin.
Şimdi sen, ölülere (söz) duyuramazsın ve arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Ey Müslüman! Gerçek şu ki, sen, kalpleri kibir, bencillik ve günah kirleriyle kararıp ölmüş olanlarasesini duyuramazsın ve ne kadar çırpınsan da, gerçeklerden sırt çevirip uzaklaşmakta olan sağırlara bu çağrıyı işittiremezsin.
Sen, Ölüler’e işittiremezsin.
Arka dönmüş olarak yüz çevirdikleri zaman Çağrı’yı Sağırlar’a işittiremezsin.
Resulüm! sen, sesini ölülere duyuramazsın. Ürküp kaçan sağırlara söz dinletemezsin.
Ey Resulüm! Unutma ki yaşıyor gördüğün ama bilinçlerinde ölü olanlara işittiremezsin. Ön yargılarıyla sağırlaşanlar ayetlerimizi dinlemeden dönüp giderler. Sen onlara nasıl işittirebilirsin?
Şüphesiz ki sen ölülere [*] duyuramaz; sağırlara da arkalarını dönüp giderlerken çağrıyı duyuramazsın.
Bil ki sen (hakka) daveti ölülere¹ işittiremediğin gibi, arkalarını dönüp giden sağırlara da duyuramazsın.²
Elbette sen ölülere asla duyuramazsın: ve sırtlarını [sana] dönüp uzaklaşan [kalbi] sağırlara [da]!
– Şu bir gerçek ki; sen bu mesajı ölülere duyuramazsın, bir de arkasını dönüp giden sağırlara da çağrını işittiremezsin. 27/80- 81, 35/22, 36/70
(Ey Muhammed) sen elbette ölülere (böyle kalpleri günahlarla kararmış mühürlenmiş kafirlere, ayetlerimizi) işittiremezsin. (Kur'an okunduğunda) dönüp giden sağırlara da, hak davetini iletemezsin.
Elbette sen ölülere işittiremezsin ve arkalarını dönen sağırlara da duyuramazsın.
Çünkü sen o dâveti ölülere duyuramazsın ve arkalarına dönüp giderlerken sağırlara da duyuramazsın.
Şunu bil ki: Sen ne ölülere sesini duyurabilirsin, ne de arkasını dönüp uzaklaşan sağırlara bu dâveti işittirebilirsin. [63, 36; 67, 10]
Sen de ölülere söz dinletemezsin; arkalarını dönüp giden sağırlara çağrıyı işittiremezsin.
"Yâ Muhammed! Sen mevtâya (kalbi) ve arkalarına dönüb gitdikleri zamân sağırlara (kalbi) da'veti işitdiremezsin."
Sen ölülere işittiremezsin, arkasını döndüğünde sağırlara da işittiremezsin.
Sen, ölüye sesini duyuramazsın, arkasını dönüp gittiği zaman sağırlara çağrını duyuramazsın.
Sen ölülere söz dinletemezsin; arkasını dönüp giden sağırlara da çağrını duyuramazsın.
Artık sen, ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri takdirde sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Ey Rasulim, aniqki, siz o‘liklarga so‘zingizni anglata olmaysiz, ortlariga burilib ketayotgan karlarga ham da’vatni eshittira olmaysiz.
pes bayıķ sen işiddürmeyesin ölülere daħı işiddürmeyesin śaġırlara ķıġırmagı ķaçan kim yüz döndürdiler yüz döndüricilerken.
Taḥḳīḳ sen yā Muḥammed ölüleri işitdürmek bilmezsin. Daḫı işitdüremez‐sin ṣaġırlara du‘āyı yüz ḳaytarduḳları vaḳt.
Şübhəsiz ki, sən (haqqa) çağırışı nə ölülərə bildirə bilərsən, nə də dönüb gedən karlara eşitdirə bilərsən!
For verily thou (Muhammad) canst not make the dead to hear, nor canst thou make the deaf to hear the call when they have turned to flee.
So verily thou canst not make the dead to hear,(3570) nor canst thou make the deaf to hear the call, when they show their backs and turn away.
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |