17 Eylül 2026 - 3 Rebiü'l-Ahir 1448 - Perşembe

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Rûm Suresi 52. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Fe-inneke lâ tusmi’u-lmevtâ velâ tusmi’u-ssumme-ddu’âe iżâ vellev mudbirîn(e)

Hiç şüphe yok ki sen, sesini duyuramazsın ölüye ve ardına dönüp giderlerken davetini duyuramazsın sağırlara.

(Ey Resulüm!) Şimdi Sen, (kalpleri) ölülere kesinlikle (söz) işittirip (uyandıramazsın) ve arkalarını dönüp giden (insan görünümlü) sağırlara da (Hakk) çağrıyı dinletip duyuramazsın.

Elbette sen ölülere, asla duyuramazsın ve sırtlarını dönüp uzaklaşan, kalbi sağırlara da asla duyuramazsın.

Elbette sen, tebliğini ölüler gibi duygusuz olanlara duyuramazsın. İkballerine ve istikballerine sırt çevirip arkalarını dönüp giderlerken, hakkı duymak istemeyerek sağır kesilenlere de tebliğini duyuramazsın.

bk. Kur’ân-ı Kerim, 63/4; 67/10.

Doğrusu sen ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

Şimdi sen, ölülere (söz) duyuramazsın ve arkalarını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

Bunun için sen (Ey Rasûlüm, onlar) arkalarını dönmüş giderlerken, (hakka olan) o daveti, (kalbleri) ölülere duyuramazsın ve sağırlara da işittiremezsin.

Artık sen, ölülere söz dinletemezsin. Sağırlara da arkalarını dönüp kaçtıklarında, çağrıyı işittiremezsin.

Elbette sen manen ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp giderlerken manen sağırlara o daveti işittiremezsin.

İmdi, sen ölüye söz duyuramazsın, yüz çevirip gidince, sağırı çağırsan da işittiremen

Şüphesiz, sen (manen) ölülere söz dinletemezsin; arkasını dönüp giden sağırlara da çağrını duyuramazsın.

Bkz. 10/42, 27/80-81, 63/4; 67/10

Sen ölülere ismâ-’ı merâm idemezsin sen sağırlara ses işitdiremezsin çünki yüz çevirüb giderler.

Tabiidir ki sen ölülere katiyyen işittiremezsin; dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

Şüphesiz, sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin.

Bil ki sen ölülere işittiremezsin; dönüp giderlerken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

(Resûlüm!) Elbette sen ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp giderlerken sağırlara o daveti işittiremezsin.

Çünkü sen ölülere işittiremezsin. O daveti, arkalarını dönmüş giderlerken sağırlara da duyuramazsın.

Çünkü sen ölülere işittiremezsin, o da'veti sağırlara da işittiremezsin, arkalarını dünmüş giderlerken

(Habibim!) Şüphesiz sen, (manen) ölülere (hakkı) işittiremezsin ve arkalarını dönmüş kaçarlarken, (manevi) sağırlara da hak davetini duyuramazsın.

Şu bir gerçek ki, sen ölülere1 duyuramazsın. Arkasını dönüp giden sağırlara2 da çağrıyı duyuramazsın.3

1- Aklını kullanmayanlara, aklını devre dışı bırakanlara. 2- Gerçeği dikkate almayan ona önem vermeyen, duyarsız ve sorumsuz olanlara. 3- Söz dinletem... Devamı..

Bunun için sen — arkalarına dönüb giderlerken — o da'veti ölülere de duyuramazsın, sağırlara da işitdiremezsin.

Sen ölülere işittiremezsin ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.

[10/42; 27/80-81; 43/40]

O hâlde, şübhesiz ki sen ölülere işittiremezsin; arkalarını dönen kimseler olarak yüz çevirirlerken, o sağırlara da da'veti(ni) işittiremezsin!(1)

(1)“Kulaktaki zar, nûr-ı îmân ile ışıklandığı zaman, kâinâttan gelen ma‘nevî nidâları (sesleri) işitir. Lisân-ı hâl (hâl dili) ile yapılan zikirleri, ... Devamı..

(Resulüm!) Şüphesiz sen (gerçekten) ölmüş olanlara (söz işittiremediğin gibi manen ölüp şuursuzca yaşayanlara da) işittiremezsin, (hak ve hakikatlere) arkalarını dönüp giden (manen) sağırlara da (daveti) işittiremezsin!*

(*) Yani sen nasıl ki sesini bedenen ölmüş olanlara işittiremezsin, aklını kullanmayanlara, aklını devre dışı bırakanlara, gerçeği dikkate almayanlara... Devamı..

Sen ölülere kesinlikle işittiremezsin ve arkasını dönüp gittiğin de, sağırlara da çağrını duyuramazsın.

Ant olsun ki sen sesini ne olülere işittirebilirsin, ne de arkasını dönen sağırlara işittirebilirsin.

Sıkılma, çünkü sen ölülere söz işittiremezsin, sağırlara da, dönüp kaçınca dâvetini işittiremezsin.

(Ey Peygamber!) Muhakkak ki sen ölülere asla işittiremediğin gibi, arkalarını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.¹⁶

16 Krş. Enbiyâ, 21/45

Şimdi sen, ölülere (söz) duyuramazsın ve arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

Ey Müslüman! Gerçek şu ki, sen, kalpleri kibir, bencillik ve günah kirleriyle kararıp ölmüş olanlarasesini duyuramazsın ve ne kadar çırpınsan da, gerçeklerden sırt çevirip uzaklaşmakta olan sağırlara bu çağrıyı işittiremezsin.

Sen, Ölüler’e işittiremezsin.
Arka dönmüş olarak yüz çevirdikleri zaman Çağrı’yı Sağırlar’a işittiremezsin.

Resulüm! sen, sesini ölülere duyuramazsın. Ürküp kaçan sağırlara söz dinletemezsin.

Ey Resulüm! Unutma ki yaşıyor gördüğün ama bilinçlerinde ölü olanlara işittiremezsin. Ön yargılarıyla sağırlaşanlar ayetlerimizi dinlemeden dönüp giderler. Sen onlara nasıl işittirebilirsin?

Şüphesiz ki sen ölülere [*] duyuramaz; sağırlara da arkalarını dönüp giderlerken çağrıyı duyuramazsın.

Burada sözü edilen [el-mevtâ] kelimesi, “kalbini öldürenler” demektir. Bakara 2:154 ve Âl-i İmrân 3:169’da Allah yolunda öldürülenlerle ilgili gündeme... Devamı..

Bil ki sen (hakka) daveti ölülere¹ işittiremediğin gibi, arkalarını dönüp giden sağırlara da duyuramazsın.²

1 Mevta’dan kastedilen “hakkı duymayan kâfirler”dir. Allah’ın âyetlerinden hiç etkilenmedikleri için duygusuzlukları yönüyle ölülere benzetilmişlerdir... Devamı..

Elbette sen ölülere asla duyuramazsın: ve sırtlarını [sana] dönüp uzaklaşan [kalbi] sağırlara [da]!

– Şu bir gerçek ki; sen bu mesajı ölülere duyuramazsın, bir de arkasını dönüp giden sağırlara da çağrını işittiremezsin. 27/80- 81, 35/22, 36/70

Şu da bir gerçek ki sen asla ölülere duyuramazsın; arkasını dönüp uzaklaşırken her tür davete sağır kesilenlere de duyuramazsın.[³⁶¹⁷]

[3617] Vahye göre yaşamak nabız ve kalp atışıyla değil, insanın hakikatle ilişki kurup kuramadığıyla ölçülebilen bir şeydir.

(Ey Muhammed) sen elbette ölülere (böyle kalpleri günahlarla kararmış mühürlenmiş kafirlere, ayetlerimizi) işittiremezsin. (Kur'an okunduğunda) dönüp giden sağırlara da, hak davetini iletemezsin.

Elbette sen ölülere işittiremezsin ve arkalarını dönen sağırlara da duyuramazsın.

Çünkü sen o dâveti ölülere duyuramazsın ve arkalarına dönüp giderlerken sağırlara da duyuramazsın.

Şunu bil ki: Sen ne ölülere sesini duyurabilirsin, ne de arkasını dönüp uzaklaşan sağırlara bu dâveti işittirebilirsin. [63, 36; 67, 10]

Sen de ölülere söz dinletemezsin; arkalarını dönüp giden sağırlara çağrıyı işittiremezsin.

"Yâ Muhammed! Sen mevtâya (kalbi) ve arkalarına dönüb gitdikleri zamân sağırlara (kalbi) da'veti işitdiremezsin."

Sen ölülere işittiremezsin, arkasını döndüğünde sağırlara da işittiremezsin.

Sen, ölüye sesini duyuramazsın, arkasını dönüp gittiği zaman sağırlara çağrını duyuramazsın.

Sen ölülere söz dinletemezsin; arkasını dönüp giden sağırlara da çağrını duyuramazsın.

Artık sen, ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri takdirde sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

Ey Rasulim, aniqki, siz o‘‎liklarga so‘‎zingizni anglata olmaysiz, ortlariga burilib ketayotgan karlarga ham da’vatni eshittira olmaysiz.

pes bayıķ sen işiddürmeyesin ölülere daħı işiddürmeyesin śaġırlara ķıġırmagı ķaçan kim yüz döndürdiler yüz döndüricilerken.

Taḥḳīḳ sen yā Muḥammed ölüleri işitdürmek bilmezsin. Daḫı işitdüremez‐sin ṣaġırlara du‘āyı yüz ḳaytarduḳları vaḳt.

Şübhəsiz ki, sən (haqqa) çağırışı nə ölülərə bildirə bilərsən, nə də dönüb gedən karlara eşitdirə bilərsən!

For verily thou (Muhammad) canst not make the dead to hear, nor canst thou make the deaf to hear the call when they have turned to flee.

So verily thou canst not make the dead to hear,(3570) nor canst thou make the deaf to hear the call, when they show their backs and turn away.

3570 The marvels of Allah's creation can be realised in a general way by every one who has a disposition to allow such knowledge to penetrate his mind... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.