18 Nisan 2026 - 29 Şevval 1447 - Cumartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Mü’minûn Suresi 41. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Feaḣażet-humu-ssayhatu bilhakki fece’alnâhum ġuśâ-â(en)(c) febu’den lilkavmi-zzâlimîn(e)

Gerçek ve yerinde gelen bir bağırışla onları helak ediverdik de selle sürüklenip gelen çerçöpe döndürdük; artık uzaklık, zulmeden topluluğa.

Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü (çer çöp kalıntısı) kılıverdik. Zulmeden kavim için (hayır ve huzurdan uzaklık ve) yıkım olsun. (Kahredilsin!)

Derken o korkunç ses onları gerçek bir şekilde yakaladı da, bu yüzden onları sel önündeki kıyılara atılıp itilmiş, çerçöp haline getirdik. Yaratılış gayesi dışına çıkanlar, her türlü rahmet ve yardımdan uzak olsunlar.

Haklı bir gerekçe ile şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe, onların işini bitirdi. Kendilerini bir sel süprüntüsüne çevirdik. Baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlim bir kavim rahmetten ve korumadan uzak olsun, canları cehenneme!

bk. Kur’ân-ı Kerim, 40/78.

Derken onları hak üzere o korkunç çığlık yakaladı. Böylece onları sel süpürüntüsü haline getirdik. Zâlimler topluluğu uzak olsun!

Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü kılıverdik. Zulmeden kavim için yıkım olsun.

Derken onları korkunç bir azab gürültüsü, Allah'dan adalet olarak, yakalayıverdi. Böylece onları bir sel süpürüntüsü yaptık. Artık helâk olsun öyle zalimler!...

Haklı olarak bir ses ve patlama, onları birden yakalayıverdi. Onları sel süprüntüsüne çevirdik. “Kahrolsun, o zalim toplum!” (dedik.)

Nitekim, gerçekleşmesi kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zâlimler topluluğunun canı cehenneme!

Hak olarak bir haykırtı yakaladı onları, çöre çöpe döndüler, ırak ola zalim olan uluslar

Derken onları korkunç bir ses, kıskıvrak yakalayıverdi. Böylece onları çerçöp yığını hâline getirdik. Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!

Bu ayetler her ne kadar doğrudan Hz. Hûd ile Âd kavmi arasında yaşanan süreci konu edinse de içerdikleri anlam yalnızca bu tarihsel bağlamla sınırlı d... Devamı..

Şiddetli bir sadâ (ra’şe [1]) ânları yakaladı ve bu kavm-i zâlimi selin götürdiği süprüntüye benzer bir hâle getürdik.

[1] Sadâ dimek olan (sayha) ba’zan ra’şe kelimesi ile tercüme idildiği vakit ma’nâyı daha iyi ifâde itmekdedir.

Gerçekten, onları bir çığlık yakaladı ve onları süprüntü yığını haline getirdik. Haksızlık eden millet, rahmetden ırak olsun!

Derken onları o korkunç ses, kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör çöp yığını hâline getirdik. Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!

Nitekim kaçınılmaz bir âkıbet olarak onları o korkunç ses yakalayıverdi; böylece sel süprüntüsüne çevirdik onları! Zalimlerin canı cehenneme!

Nitekim, vukuu kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!

Korkunç felaket onları eşitçe yakaladı ve böylece onları süprüntü yığınına çevirdik. O zalim halk yok olmayı hakketmişti.

Nitekim, Hak tarafından korkuç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen çepeçevre kuşattık. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!

Derken onları sayha, bihakkın alıverdi de kendilerini bir seyl süpürüntüsü yapıverdik, artık öyle bir defolmuş oldu ki o kavm, o zalimler!

Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, onları korkunç bir sayhâ yakaladı. Böylece onları (helâk ederek) sel süprüntüsü (sel yatağındaki kalıntılar gibi çerçöp) haline getirdik. Zâlimler (topluluğu), Allah’ın rahmetinden uzak olsun!

Derken, kaçınılmaz bir gerçek olarak sayha¹ onları yakalayıverdi. Böylece onları çerçöp yaptık. Zalim halk yok oldu.

1- Korkunç çığlık, korkunç felaket.

İşte onları o müdhiş (azâb) sayha (sı), (Allahın bir) adalet (i) olmak üzere, hemen yakalayıverdi de bir çörçöp haaline getirdik onları. Artık uzak olsun zaalimler güruhu!

Derken o korkunç ses onları hak ettikleri şekilde yakaladı. Hepsini çer çöpe çevirdik. Yok olsun o zalim toplum!

Nihâyet, o (korkunç) ses onları hak ile yakaladı da onları bir sel süprüntüsü hâline getirdik. Artık o zâlimler topluluğu helâk olsun!(4)

(4)Peygamberlerini yalanlayan kavimlerin başlarına gelen dehşetli semâvî musîbetler hakkında bakınız; (sahîfe 162, hâşiye 2; sahîfe 197, hâşiye 1)... Devamı..

Derken onları o korkunç (titreşimli) ses yakaladı. Onları bir süprüntü haline getirdik. (Nihayet) Helâk olup gitti (o) zalim kavim!*

(*) Ayette geçen (فَبُعْدًا لِّلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ) cümlesini ‘’zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun’’ şeklinde çevirip meal vermek ... Devamı..

Verilen söz karşılığında, onları şiddetli bir ses dalgası yakaladı. Haksızlık yapan bir topluluk olduğu için, onları yere çökmüş kupkuru bir ot haline getirdik. Zalimler topluluğu uzak olsun.

Bunun üzerine korkunç bir çığlık ötlerini kopardı. Onları çere çöpe çevirdik. Kıyıcılar takımı ırak olsun.

Bunun üzerine onlar bihakkın [²] korkunç bir sese giriftar oldular. Biz de onları çör çöpe çevirdik. Zalimler Allah/ın rahmetinden uzak olsunlar.

[2] Veya defolunamayacak bir surette.

Bunun üzerine, gerçekten korkunç ses [sayha] onları yakalayıverdi. Böylece onları sel yatağındaki çer çöp [ğusâ’en] hâline getirdik. Uzak olsun o zalimler topluluğu!

Derken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü kılıverdik. Zulmeden kavim için (Allah'ın rahmetinden) uzaklık olsun!

Ve çok geçmeden, gerçekten de, kulakları sağır edici o korkunççığlık ansızın çarpıverdi onları ve böylece, hepsini selin sürükleyip kıyıya attığı kokuşmuş bir çer. çöp yığınına dönüştürdük!
Evet, rahmetimden uzak olsun, o zalim topluluk!

Sayha / Yüksek Ses onları Hakk ile yakaladı. Onları bir süprüntü haline getirdik. Defolup gitti Zâlim Kavim!

Müthiş bir ses patlaması onları şok etti. Böylece hepsini selintiye çevirdik. Zalim toplumların canı cehenneme!...

İnkârcıları korkunç bir ses yakaladı. Yaşadıkları yerde yığınlar haline geldiler. Görenler çerçöp yığını zannederlerdi. Zalimler topluluğu rahmetimizden uzaktır.

(Nitekim) onları bir amaç için korkunç bir ses yakalamış ve kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirmiştik. [*] O zalimler topluluğuna “Uzak olun (defolun)!” (denmişti).

Hz. Hud’un inkarcı kavminin ona yönelttiği bu suçlama peygamberler tarihinde onlara karşı sıklıkla dile getirilen bir inkar ve alay ifadesidir.... Devamı..

(Derken,) o korkunç ses, onları gerçekten yakalayıverdi. (Böylece) Biz de onları çör çöp haline getiriverdik. (Sonunda) o zâlimler topluluğu, defoldu gitti.¹

1 Âyetin son bölümü; “Kahrolsun zâlimler topluluğu!” şeklinde de tercüme edilebilir.

Ve anî bir darbe şeklinde gelen [cezamız] tam yerinde ve kaçınılmaz olarak ²⁰ onları kıskıvrak yakalayıverir; ve böylece onları sel önünde sürüklenen çerçöp ve köpüğe çeviririz: uzak olsun, böyle bir zalimler toplumu!

20 Bi’l-hakk ifadesi (lafzen, “hakikate” yahut “adalete uygun olarak”) burada, adalet, hikmet, gerçeklik, kaçınılmazlık gibi anlamlarla yüklü olup söz... Devamı..

Derken korkunç bir çığlık onları yakalayıverdi ve hak yerini buldu. Onları böylece sel yatağındaki kalıntılar gibi çerçöp haline dönüştürdük. Nuh’u yalanlayan zalimlerin canı cehenneme! 46/24, 51/41- 42

Derken mutlak hakikatin üstün gücü, onları sarsıcı bir bela çığlığı halinde kuşattı. Sonuçta onları selin sürüklediği çer çöpe çevirdik: evet, uzak olsun bu zalimler güruhu![²⁹²⁰]

[2920] Allah’la ayaklaşanlar kaybedecekleri bir savaşa girişirler. İlâhî mesaja kulak tıkayanlar, bela sayhasıyla uyanırlar: Ya Rab! Uyandırılmadan uy... Devamı..

Gerçekten onları korkunç bir çığlık yakaladı ve onları bir çerçöp yığını haline getirdik!.. Artık zalimler topluluğu -ilahi rahmetten- yoksun kalsın!

Nihayet hak ettikleri o korkunç ses onları yakaladı ve çerçöp döküntüsü haline getirdi. Zalimler topluluğu uzak olsun!

Derken onları bihakkın bir sayha yakaladı da Biz onları bir sel süprüntüsü kıldık. Artık zalimler olan kavim için bir uzaklık olsun.

Derken korkunç bir ses onları bastırıverdi. Adalet yerini buldu. Onları sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler güruhunun canı cehenneme! [40, 78]

Derken o korkunç ses, onları gerçekten yakaladı da onları sel süprüntüsü haline getirdik. Uzak olsun o zalim kavim!.

Onları müstehak oldukları sayha 'azâbı ahz itdi. Selin üzerindeki kurı ot gibi kıldık. Zâlim kavim içün Allâh'ın rahmetinden tard vardır.

Bunun üzerine onları gerçek anlamda yüksek bir ses yakaladı, hepsini çere çöpe çevirdik. Zalimler[*] topluluğu uzak olsunlar

[*] Zalim: Yanlış yapan, suçlu (müfredat) Bakınız Bakara 2/35 ve ilgili dipnot

Derken onları müthiş bir çığlık yakaladı. Onları bir süprüntü haline getirdik. Helak olup gitti zalim kavim!

Derken o korkunç ses onları hak ettikleri şekilde yakalayıverdi de hepsini sel süprüntüsüne çevirdik. Yok olsun o zalimler güruhu!

Nihayet, o korkunç titreşimli ses onları tam bir biçimde yakaladı da hepsini sel süprüntüsü haline getirdik. Dönmeze gitsin o zalimler topluluğu!

Keyin, haqiqatan, ham ularni dahshatli bir qichqiriq tutdi. Biz esa ularni xazonga aylantirdik. Zolim qavmlarga halokat bo‘‎lsin!

pes duttı anları ün ya'nį cebreyil üni ḥaķķ-ıla pes eyledük anları sil üzerindegi pes ıraķ olmaķdur žālim ķavumlara!

Pes helāk itti anları Cebrā’īl ṣayḥası ḥaḳḳ‐ıla. Pes anları biçilmiş ekin gibieyledük. Raḥmetden ıraḳ olsun ẓālim ḳavmler.

(Bir az sonra) həqiqətən, qorxunc (tükürpədici) bir səs onları bürüdü. Biz onları (sel üstündəki) saman çöpünə döndərdik. Zalım (kafir) tayfa məhv (Allahın rəhmətindən uzaq) olsun!

So the (Awful) Cry overtook them rightfully, and We made them like as wreckage (that a torrent hurleth). A far removal for wrongdoing folk!

Then the Blast(2900) overtook them with justice, and We made them as rubbish of dead leaves(2901) (floating on the stream of Time)! So away with the people who do wrong!

2900 See 11:66, and notes 1563 and 1561. 2901 Ghutha ': rubbish of dead leaves, or scum floating on a torrent.


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.