27 Temmuz 2026 - 10 Safer 1448 - Pazartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Ahkâf Suresi 24. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Felemmâ raevhu ‘âridan mustakbile evdiyetihim kâlû hâżâ ‘âridun mumtirunâ(c) bel huve mâ-sta’celtum bih(i)(s)hun fîhâ ‘ażâbun elîm(un)

O bulutun, vadilerine doğru gelmekte olduğunu görünce bu demişlerdi, bize yağmur getiren bulut. Hayır, o, çarçabuk gelmesini istediğiniz şey, bir yel ki onda elemli bir azap var.

Derken, onu (azabı ve yıkımı) kendi vadilerine doğru yönelerek gelen bir bulut şeklinde gördükleri zaman, (işte herhalde) "Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur" demişlerdi. (Ve boşuna sevinmişlerdi. Zaferi ve izzeti; İslami cihadda değil, zalim güçlere yaranmakta arayanların boş umutları ve kuruntuları, rahmet zannedilen musibet bulutları gibidir.) Hayır o (gelen), kendisi için acele ettiğiniz (felaket olayıdır. Bu öyle) bir rüzgârdır ki (zafer ve bereket sanıldığı halde;) onda acı bir azap (ve yıkım) vardır. (Ve sizi kum fırtınasıyla boğacaktır!)

Nihayet gelecek azabı, ufukta geniş bir bulut halinde, vadilerine doğru geldiğini görünce: “Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur” dediler. Hûd peygamber de: “Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir, acıklı azabı getiren rüzgardır.”

O azâbı, vâdilerine doğru ansızın yayılan, akan bir bulut halinde gördükleri zaman:
“Bu, bize yağmur yağdıracak, ufukta beliren bir buluttur.” dediler. Hûd ise:
“O, sizin küstahça acele gelmesini istediğiniz şeydir. O, içinde can yakıp inleten müthiş azap olan bir rüzgârdır.”dedi.

Derken onu vadilerine yönelerek gelen geniş bir bulut olarak gördüklerinde: "Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur" dediler. "Hayır o çarçabuk gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acıklı azap bulunan bir rüzgar.

Derken, onu (azabı) vadilerine doğru yönelerek gelen bir bulut şeklinde gördükleri zaman, 'Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur' dediler. Hayır, o kendisi için acele ettiğiniz şeydir. Bir rüzgar; onda acı bir azab vardır.

Vakta ki, o korkutuldukları azabı, (bulundukları) vadilerine doğru gelen bir bulut halinde gördüler, dediler ki: “- Bu, ufukta beliren bir bulut; bize yağmur yağdıracak.” (Hûd Aleyhisselâm, onlara şöyle dedi) “- Hayır, o, sizin acele istediğiniz şey. Bir rüzgâr ki, onda çok acıklı bir azab vardır.

Onlar, kum fırtınasının bir bulut olarak vadilerine doğru geldiğini görünce: “Bu, bize yağmur getirecek bir buluttur” dediler. “Hayır, o, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem verici bir azap olan bir fırtınadır.

Nihayet onu, vadilerine doğru yayılan bir bulut şeklinde görünce, “Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur” dediler. “Hayır! O, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı azap bulunan bir rüzgârdır.”

Söz verilen şeyin, kendi yurtlarına yöneldiğin görünce, dediler ki: «Bu yağmur getiren bir bulut bize»; O da dedi ki: «Hayır, o çabuk gelmesini istemiş bulunduğunuz acıklı azabı getiren bir yel !

Nihayet (onlar) azabın ufukta geniş bir bulut halinde vadilerine doğru geldiğini görünce: “Bu, bize yağmur yağdıracak bir buluttur” dediler. (Hûd ise:) “Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı dolu azap bulunan bir rüzgârdır (kum fırtınasıdır)” (dedi)

Mekke müşrikleri, inkâr ve isyanda ileri bir noktaya ulaşmış; mü’minlere yönelik baskı ve şiddeti giderek sistematik bir zulüm politikasına dönüştürmü... Devamı..

24,25. Vâdîlerine bir bulut geldiğini gördükleri vakit biri birilerine "Bulut bize yağmur getürecek" didiler. Hûd: "Hayır bu bulut sizin görmekde isti’câl itdiğiniz ’azâb-ı elîmi getüren rüzgârdır, rabbin emriyle her şeyi kahr ve tedmîr idecekdir." didi. İrtesi gün yalnız meskenleri göriniyordı. İşte mücrim kavmi biz böyle tecziye ideriz.

O azabın, yayılarak vadilerine doğru yöneldiğini gördüklerinde: "Bu yaygın bulut bize yağmur yağdıracaktır" dediler. Hud: "Hayır, o, acele beklediğiniz şeydir; can yakıcı azap veren bir rüzgardır; Rabbinin buyruğu ile her şeyi yok eder" dedi. Bunun üzerine evlerinin harabelerinden başka bir şey görünmez oldu. Biz, suçlu milleti işte böyle cezalandırırız.

O azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, “Bu, bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. Hûd, “Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır” dedi.

24-25. Felâketi vadilerine yönelmiş, ufku kaplayan bir bulut olarak görünce, “İşte bize yağmur getirecek bir bulut” dediler. Hayır, o hemen gelmesini istediğiniz ceza; içinde acılı azap bulunan, rabbinin emri ile her şeyi silip süpüren bir rüzgâr! Sonunda sadece evlerinin kalıntılarının görüldüğü bir hale geldiler. Günaha batıp kalmış bir topluluğu işte böyle cezalandırırız.

Nihayet onu, vâdilerine doğru yayılan bir bulut şeklinde görünce: Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur, dediler. Hayır! O, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı azap bulunan bir rüzgârdır!

O azabı, vadilerine doğru yayılan bir bulut halinde gördükleri zaman: "Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur." dediler. Hud ise: "O sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. O bir rüzgârdır ki, içerisinde acı bir azab vardır.

Derken vaktâ ki onu vadîlerine karşı gelen bir bulut halinde gördüler, bu, dediler: bir ârız (ufukta beliren bir bulut) bize yağmur yağdıracak, hayır, o sizin acele istediğiniz şey: bir rüzgâr ki onda çok acıklı bir azâb var

Derken, onu (azabı) vadilerine doğru yönelerek gelen geniş bir bulut şeklinde gördükleri zaman, “Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur” dediler. (Hûd onlara şöyle dedi:) “Hayır! O sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. (O) İçinde, elem dolu bir azabın bulunduğu rüzgârdır.”

Onu, vadilerine doğru gelen yoğun bir bulut halinde gördüklerinde: “Bu, bize yağmur getiren bir buluttur.” dediler. Hayır! O, sizin hemen gelmesini istediğiniz şeydir; acıklı azabı getiren rüzgârdır.”

Artık vaktaki onu, vadilerine yönelerek gelen bir bulut haalinde, görmüşlerdi. Dediler ki: «Bu, bize yağmur verici bir bulutdur». (Hûd) »Hayır, (dedi), bu, çarçabuk gelmesini istediğiniz şeydir, rüzgârdır ki onda elem verici bir azâb vardır».

Azabı, vadilerine doğru yönelerek gelen bir bulut şeklinde gördüklerinde: “Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur.” dediler. Oysa o, kendisi için acele ettiğiniz şeydir. İçinde elim bir azap olan rüzgârdır!

[69/6-8; 54/19]

Nihâyet onu (o azâbı) vâdilerine doğru gelen bir bulut hâlinde görünce: “Bu (olsa olsa) bize yağmur yağdırıcı bir buluttur!” dediler. (Hûd dedi ki:) “Hayır! O, kendisini acele istediğiniz şeydir! İçinde (pek) elemli bir azab bulunan bir rüzgârdır!”

Nihayet (onlar) azabın ufukta geniş bir bulut hâlinde vadilerine doğru geldiğini görünce: “Bu, bize yağmur yağdıracak bir buluttur” dediler. (Hûd ise:)“Bilakis, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı dolu azap bulunan bir rüzgârdır (kum fırtınasıdır).” (dedi) *

(*) Ârız: Bir yanı görünen, ufku örten, dağ, afet ve engel demek olup mecazen “ufku kaplayan bulut” anlamında kullanılır. Mekkeli müşrikler inkârda, z... Devamı..

Onlar kendilerine yönelip gelen geniş, büyük bir bulut kütlesini gördüklerinde “İşte, bize yağmuru yağdıracak bulut” dediler. Hayır, o, acele olarak istediğiniz ve içinde çok şiddetli rüzgârın olduğu acı veren bir azaptır.

Onlar bir bulutun dereylerine doğru ilerlediğini görünce dediler: "İşte bize yağmur getiren bir bulut !" Yok, o, sizin çarçabuk gelmesini istediğinizdir. Onunla bir yel geliyor. Bu yelde acıklı bir azap vardır,

Onlar vaad olunan azabı kendi derelerine yönelmiş kara bir bulut halinde görünce «— Bu, bize yağmur getirir bir buluttur» dediler. «— Hayır, o, istical ettiğiniz, şeydir, bulut suretinde bir yeldir, onda acıklı bir azap vardır.

Nihayet onu/azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, “Bu bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. (Hûd dedi ki): “Bilakis o, acele gelmesini istediğiniz şeydir; içinde can yakıcı bir azap bulunan bir rüzgârdır.”¹⁴

14 Krş. Fussilet, 41/15-16; Kamer, 54/19; Hâkka, 69/6. Ayette [rîh] kelimesi geçtiği için “rüzgâr” diye tercüme ettik. Azap yüklü bir rüzgâr olduğu if... Devamı..

Derken, onu (azabı) vadilerine doğru yönelerek gelen bir bulut şeklinde gördükleri zaman, “Bu bize yağmur yağdıracak olan bir buluttur” dediler. Hayır, o, kendisi için acele ettiğiniz şeydir. İçinde acı azap bulunan bir rüzgârdır!

Nihâyet, o azâbın simsiyah bir bulut şeklinde vadilerine doğru yaklaştığını görünce, sevinç içinde “İşte, bize bereketli yağmur yağdıracak bir bulut!” diye bağrıştılar. Fakat azap melekleri “Hayır!”dediler, “Bu, küstahça meydan okuyarak bir an önce gelmesini istediğiniz azâbın ta kendisidir; can yakıcı bir azap taşıyan fırtına!”

Onu, bulut halinde vâdilerine karşı geldiğini gördüklerinde: -"Bu bize yağmur yağdıracak bir bulut!" dediler.
Hayır aksine o, acele gelmesini istediğiniz, içinde acıveren bir azâp olan rüzgârdır.

Derken vadinin ufkunda enlemesine bir bulut kümesi görünce Halk: " Bu dediler, bize bol yağmur getirecek bir bulut kümesi. " Hûd: " Yoo dedi. Bu, sizin büyük bir merakla beklediğiniz acı yüklü bir felaket rüzgarı.

Azap onlara bütün yeryüzünü kaplayan bulut halinde geldi. Yeryüzünü kaplayan bulutu gördüklerinde: "Bu bize yağmur getiren bir buluttur." deyip sevinçlerinden uçtular. "Hayır! O sizin acele gelmesini istediğiniz belâdır. İçinde elem dolu acı bir azabın bulunduğu rüzgârdır."

Sonunda onu (kasırgayı), vadilerine doğru yayılan bir bulut [*] şeklinde görünce (sevinçle) “Bu, bize yağmur yağdıracak yayılan bir buluttur!” demişlerdi. (Hud ise) “Hayır! O, sizin acele istediğiniz şeydir (azaptır). İçinde elem verici azap bulunan bir rüzgârdır!” (demişti).

Buradaki [‘ârıdan] kelimesi “bir tarafı görülen” anlamında ufukta yerden çıktığı sanılan siyah bir “bulut”, “gökyüzünün bir tarafında gözüküp daha son... Devamı..

24,25. Sonunda onlar, o (azabı) vadilerine doğru ufku kaplayarak gelen bir bulut¹ şeklinde görünce: “Bu ufku kaplayan, bize yağmur yağdıracak bir buluttur.” dediler. (Hûd, onlara): “Hayır o, gelmesi için acele ettiğiniz; içerisinde acıklı azap bulunan ve Rabbinin emriyle her şeyi yok eden bir rüz-gârdır.” dedi. Sonunda onların (bomboş) evlerinden başka bir şey kalmadı. İşte Biz günâhkâr toplumları, böyle cezâlandırırız.²

1 Ârız: Bir yanı görünen, ufku örten, dağ, afet ve engel demek olup, mecâzen “ufku kaplayan bulut” anlamında kullanılır.2 Bk. (Hâkka: 6-8)... Devamı..

Sonuçta yoğun bir bulutun vadilerine doğru yaklaştığını fark ettiklerinde, ²⁷ “Bu, bize [bereketli] bir yağmur getirecek olan buluttur!” diye haykırdılar. [Ama Hûd,] “Hayır,” dedi, “o, sizin [bu kadar müstehzî şekilde] çabuklaşmasını istediğiniz acıklı azabı haber veren bir rüzgardır.

27 Yani, onlar bilmeden akibetlerinin yaklaştığını gördükleri zaman.

Günün birinde halk yoğun bir bulut tabakasının vadilerine doğru yaklaştığını görünce: – İşte bize yağmur getiren bir bulut, diye sevinmişlerdi. Hud da: – Hayır. O, hemen gelmesini istediğiniz şey, o bir kasırga hem de acıklı bir azap yüklü kasırga! Dedi. 41/15-16, 51/41-42

Derken, yüklü bir bulutun vadilerine doğru yaklaştığını gördüler ve “Bu bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. Aksine o gelmesini acele istediğiniz şeydir: içinde elem verici bir azabı barındıran bir belâ kasırgası...

Onlar o azabı -vadilerine yayılan bir bulut halinde- gördüklerinde (ilkin çok sevindiler ve) "Bu bize yağmur yağdıracak bereketli bir buluttur" dediler. (Hud ise) "Hayır o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir, bir rüzgardır ki içinde çetin bir azap vardır.”

Ne zaman ki o (azap) bulutunu vadilerine karşı gelmekte olduğunu gördüklerinde dediler ki: “Bu bulut bize yağmur getirecek.” Aksine, o rüzgarla gelen, acele etmekte olduğunuzdur ve onda acıklı bir azap vardır.

Vaktâ ki, onu kendi derelerine karşı gelen bir bulut halinde gördüler. Dediler ki: «İşte bu, bize yağmur yağdırıcı bir buluttur.» «Hayır. O, kendisini alelacele istediğiniz şeydir, bir rüzgardır, onda bir acıklı azab vardır.»

24, 25. Vaktâ ki, bildirilen azabı, vâdilerine doğru enlemesine yayılarak ilerleyen bir bulut halinde görünce: “Bu, dediler, bize yağmur getiren bir bulut! ”Hûd: “Hayır, dedi, bu, sizin gelmesi için acele edip durduğunuz şeydir, yani can yakıcı azap taşıyan bir rüzgârdır! Rabbinin izniyle her şeyi devirip yerle bir eden bir kasırgadır. ”Derken hepsi helâk olup sadece meskenleri kaldı. İşte Biz, suça gömülmüş gürûhu böyle cezalandırırız. [7, 65; 11, 50; 26, 123 vd. ]

Burada yalnız canlıları öldürüp binaları tahrip etmeyen ve yirminci yüzyılın son çeyreğinde icad edilen bir bomba çeşidine işaret bulabiliriz.... Devamı..

Nihayet azabın (ufukta) geniş bir bulut halinde vadilerine doğru geldiğini görünce: "Bu, bize yağmur yağdıracak bir buluttur" dediler. Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şey, içinde acı azab bulunan bir rüzgardır.

Vaktâ ki vâdîlerine gelmekde olan bir bulutı gördiler: "Bu bize yağmur getirecek bulutdur" didiler. O zamân Hûd: "Hayır! öyle değil, belki, isti'câl iylediğiniz şeydir, onda elemli 'azâb olan bir rüzgârdır." didi.

Bütün ufku saran afetin vadilerine yöneldiğini görünce, “Bu bize yağmur getiren bulut kütlesi” dediler. Hayır! O, hemen gelmesini istediğiniz afettir. İçinde acıklı bir azabı barındıran rüzgardır.

Azabın, bir bulut halinde vadilerine doğru gelişini gördükleri zaman:-Bu, bize yağmur getirecek bir bulut! demişlerdi. -Hayır. O, acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı bir azap olan rüzgardır!

Azabın bir bulut şeklinde belirip de vâdilerine yöneldiğini gördüklerinde, “Bu bize yağmur yağdıracak bir bulut” dediler. Hud “Hayır,” dedi. “O, çabuklaştırılmasını istediğiniz şeydir—bir rüzgâr ki, acı bir azap taşır.

Nihayet onu, vadilerine doğru gelen geniş bir bulut halinde görünce: "Ha, dediler, bu bize yağmur getirecek bir bulut!" Hayır, o, aceleden istediğiniz şeyin ta kendisi. Bir rüzgâr ki, içinde acıklı bir azap var.

Bas, qachonki, ular o‘‎sha azobni vodiylariga qarab kelayotgan bir qora bulut holida ko‘‎rganlarida: “Bu bizlarga yomg‘‎ir keltiruvchi bulutdir”, – dedilar. Yo‘‎q, u sizlar kelishini shoshiltirgan bo‘‎rondir va unda alamli azob bordir.

pes ol vaķt kim gördiler anı bulıdken ilerü gelici derelerine anlaruñ eyittiler “uşbu bulıddur yaġdurıcı bize.” “belki ol oldur kim ivdürdüñüz anı yildür anuñ içinde 'aźābdur aġrıdıcı.”

Ol vaḳt ki gördiler bir bulıt, gelür yirlerine ḳarşu. Eyitdiler: Bu bir bulıtdurki bize yaġmur yaġdurur. Bel ki ol siz tizletgen nesnedür. Bir yildür ki ulu‘aẕāb vardur.

Onu (özlərinə və’d olunmuş əzabı) vadilərinə tərəf üz tutub gələn bir bulud (şəklində) gördükləri zaman: “Bu bizə yağış yağdıracaq buluddur!” – dedilər. (Hud isə onlara belə dedi: ) “Xeyr, bu sizin tez gəlməsini istədiyiniz şeydir, bir küləkdir ki, onda şiddətli əzab vardır!

Then when they beheld it a dense cloud coming toward their valleys, they said; Here is a cloud bringing us rain. Nay, but it is that which ye did seek to hasten, a wind wherein is painful torment,

Then, when they saw(4802) the (Penalty in the shape of) a cloud traversing the sky, coming to meet their valleys, they said, "This cloud will give us rain!" "Nay, it is the (Calamity) ye were asking to be hastened!- A wind wherein is a Grievous Penalty!

4802 The Punishment came suddenly, and when they least expected it. They wanted rain, and they saw a cloud and rejoiced. Behold, it was coming towards... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.