21 Nisan 2026 - 3 Zi'l-Ka'de 1447 - Salı

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Gâşiye Suresi 21. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Feżekkir innemâ ente mużekkir(un)

Artık korkut, öğüt ver, sen, ancak bir korkutucusun, bir öğütçü.

Artık Sen, öğüt verip-hatırlat. (Çünkü) Sen, sadece bir öğüt verici-bir uyarıcısın.

İşte böyle ey peygamber! Onlara öğüt ver, senin görevin yalnızca öğüt vermektir.

O halde, tebliğe devam et, Kur'ân ile öğüt ver. Çünkü sen vahyi, Kur'ân'ı tebliğ ile memursun, öğüt vericisin.

Sen öğüt ver. Sen ancak bir öğüt vericisin.

Artık sen, öğüt verip-hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın.

Artık sen (Ey Rasûlüm, deliller göstererek) nasihat et. Sen ancak bir öğüd vericisin.

Sen, onlara mesajı ilet! Sen, ancak uyarıp hatırlatansın.

Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.

Sen ki ancak öğütçüsün

(Ey Resûl!) Sen (Allah’ın nimetlerini) hatırlat ve öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt verensin.

Sen insânlara va’az it. Sen bir peygambersin.

Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir öğütçüsün.

Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.

Artık sen öğüt ver, çünkü sen ancak bir uyarıcısın.

21, 22, 23, 24, 25, 26. O halde (Resûlüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorba değilsin. Ancak yüz çevirip inkâr edene gelince, işte öylesini Allah en büyük azap ile cezalandırır. Şüphesiz onların dönüşü sadece bizedir. Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.

Hatırlat, çünkü sen hatırlatıcısın.

Haydi öğüt ver; sen şimdi sırf bir öğütçüsün.

haydi ıhtar et; sen şimdi sırf bir ögütçüsün

(Habibim!) Sen öğüt ver. Sen ancak bir öğüt vericisin.

Öğüt ver; sen yalnızca öğüt vericisin.

(Habîbim) sen hemen (onlara Allahın ni'metlerini, tevhîd delîllerini) hatırlat. Sen ancak bir hatırlatıcısın.

Öyleyse hatırlat. Sen yalnızca bir hatırlatıcısın.

[51/55; 6/51]

(Habîbim, yâ Muhammed!) O hâlde nasîhat et; çünki sen, ancak bir nasîhat edicisin!

(Resulüm!) Artık sen (insanlara ikna edici delil ve yöntemlerle) öğüt ver (onlara Kur’an’ı tebliğ et). Sen ancak bir öğüt vericisin (senin görevin sadece tebliğ yapmaktır).

Bundan sonra sen, yalnızca hatırlat. Çünkü sen, ancak ve ancak hatırlatıcısın.

Şimdi onlara öğüt ver. Çünkü sen ancak bir öğüt vericisin,

Artık onlara öğüt ver. Çünkü sen ancak bir öğüt vericisin.

Öyleyse (Ey Peygamber!) Öğüt ver! Sen ancak öğüt vericisin.

Artık sen uyarıp hatırlat. Sen, yalnızca bir uyarıp hatırlatıcısın.

O hâlde, ey Peygamber ve onun izinden yürüyen Müslüman! Bu ayetleri okuyarak insanları uyar! Fakat inatçı zâlimleri iknâ edeceğim diye de kendini yiyip bitirme! Çünkü sen, yalnızca bir uyarıcısın.

Artık öğüt ver! Doğrusu sen bir öğüt vericisin / uyarıcısın.

21,22. Resulüm! sen sadece hatırlat, senin görevin bu. // Sen onların başında bir zorba değilsin.

Sen onlara öğüt ver. Verdiğin örnekler üzerinde iyice düşünsünler. Sen onlara sadece öğüt vericisin!

Hatırlat! Sen sadece hatırlatıcısın. [*]

Uyarının amacı vs. ile ilgili mesajlar için bkz. Bakara 2:6; Mâide 5:63, 79; En‘âm 6:69; A‘râf 7:164; Hûd 11:116; Yâsîn 36:10; Zâriyât 51:55; Tûr 52:2... Devamı..

21,22. (Ey Muhammed!) Sen öğüt ver. Zîrâ senin görevin, sadece öğüt vermektir. Çünkü sen, onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin.

İşte böyle, [ey Peygamber,] onlara öğüt ver; senin görevin yalnız öğüt vermektir:

Sen öğüt verip uyarmaya devam et! Zira sen ancak uyarmakla mükellefsin. 13/40, 51/55

İmdi sen (ey Nebî) hatırlat! Çünkü sen sadece bir hatırlatıcısın;

(Ey Muhammed) Sen yine de öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin. (Onları ahiret azabı ile uyarmakla görevlisin, dileyen doğru yola gelir, dileyen küfürde direnir)

Ve hatırlat; sen ancak bir hatırlatıcısın.

Artık sen hatırlat. Şüphe yok ki, sen ancak bir hatırlatıcısın.

İşte böyle. . . Sen insanları irşada devam et! Zaten senin görevin sadece irşad edip düşündürmektir.

Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.

(Yâ Muhammed) Kavmine va'az it ve Allâh'ın 'azâbını hâtırlat. Muhakkak sen va'az ve ihtâr idicisin.

Öyleyse sen doğru bilgi ver (Kur’an’ı tebliğ et); senin görevin sadece bilgi vermektir.

-Hatırlat/uyar!sen ancak uyarıcısın.

Öğüt ver; çünkü sen öğüt vericisin.

Artık uyar/düşündür! Çünkü sen bir uyarıcı/düşündürücüsün.

Bas, ey Muhammad, eslating! Zotan, siz faqat eslatuvchisiz.

pes ögütlemegülsin sen illā ögüdeyici.

Pes ögütle anları, sen ögütleyicisin.

(Ya Peyğəmbər! Mənim bəndələrimə) öyüd-nəsihət ver. Sən ancaq öyüd-nəsihət verənsən!

Remind them, for thou art but a remembrancer,

Therefore do thou give admonition, for thou art one to admonish.


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.