Vekâsemehumâ innî lekumâ lemine-nnâsihîn(e)
Ve yemin ederek şüphe yok ki dedi, ben size öğüt verenlerdenim.
Ve (İblis üstelik): "Gerçekten ben size (iyilik maksatlı) öğüt verenlerdenim" diye (yalan yere) yemin de etmişti. (Maalesef açık-saçıklık şeytanın en etkili şehvet tahrikidir ve ahlâk tahribidir.)
Ve onlara: “Ben gerçekten sizin iyiliğinizi isteyen biriyim” diye de yemin etti.
Ayrıca: "Şüphesiz ki ben size öğüt verenlerdenim" diye onlara karşı yemin etti.
Ve: 'Gerçekten ben size öğüt verenlerdenim' diye yemin de etti.
Bir de onlara: “-Muhakkak ki, ben sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim”, diye yemin etti.
Ve onlara yemin etti ki: “Ben size samimiyetle öğüt verenlerdenim.”
Onlara, “Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim” diye yemin etti.
«Size öğüt veriyorum» diye ant içti
Bir de onlara: “Muhakkak ki, ben sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim” diye yemin etti.
20, 21. Şeytân ânların ol vakte kadar görmedikleri çıplaklarını kendilerine his itdirecek ilkââtda bulundı. Ânlara "Allâh size bu ağacın meyvesini men’ itdi tâ ki iki melek olub da cennetde ilelebed yaşamıyasınız." didi ve kendisinin en iyi nasîhatci oldığına yemîn itdi.
"Doğrusu ben size öğüt verenlerdenim" diye ikisine yemin etti.
“Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim” diye de onlara yemin etti.
Onlara, “Ben gerçekten sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim” diye de yemin etti.
Ve onlara: Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim, diye yemin etti.
Kendilerine yemin de etti: "Ben size öğüt veriyorum."
Ve onlara: "Elbette ben size öğüt verenlerdenim." diye de yemin etti.
Ve her halde ben sizin hayrınızı istiyenlerdenim diye ikisine de yemin etti
20-21. Derken şeytan, (Âdem ve Havvâ’nın cennet elbiseleri ile) örtülü olan avret yerlerini kendilerine göstermek (içinde bulundukları nimetlerden mahrum etmek) için, onlara (cennetin kapısından şöyle) fısıldadı: “Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya (cennette) ebedî kalanlardan olursunuz, diye yasakladı. Şüphesiz ben, sizin (iyiliğiniz) için öğüt verenlerdenim!” diyerek (yalan yere Allah adına) yemin etti.
Ve ikisine: “Ben gerçekten ikinizin de iyiliğini istemekteyim.” diye yemin etti.
Bir de onlara: «Şübhesiz ki ben sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim» diye yemîn etdi.
Ve onlara: “Doğrusu ben size gerçekten (iyiliğiniz için) nasîhat edenlerdenim” diye de yemîn etti.
Bir de ardından, şüphesiz ben, (sizin iyiliğinizi isteyen ve bu bakımdan) size nasihat edenlerdenim!” diye yemin üstüne yemin etti.
“Ben size öğüt verenlerdenim” diyerek Âdem’e ve eşine yemin etmişti.
Gerçekten ben her ikinizin de iyiliğini istiyorum." Diye and içti.
20, 21. Şeytan ise gizli kalan avret yerlerini kendilerine göstermek için [⁵] onlara vesvese verdi. Dedi ki «— Rabbinizin bu ağacı yasak etmesi ancak sizlerin melek [⁶] olmamanız veya daim kalmamanız içindir [⁷]», «— Herhalde sizin hayrıhahlarınızdanım» diye onlara bir de yemin etti.
Onlara, “Elbette ben size öğüt verenlerdenim” diye de yemin etti.
“Doğrusu ben sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim” diye ikisine yemin etti.
Ve “Allah şahidimdir ki, bunu sırf sizin iyiliğiniz için yapıyorum!” diye onlara yemin etti.
Bir de "Ben, sizin için (iyilik isteyerek) Öğüt Verenler’denim" diye onlara yemin etti.
Onlara yeminler etti: " ben sadece sizin iyiliğinizi istiyorum " dedi.
"Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim!" diye yemin etti.
“Doğrusu ben sizin için öğüt verenlerdenim!” diye yemin etmişti.
20,21. Bunun üzerine şeytan o ikisinin, kendilerine örtülmüş olan avret yerlerini meydana çıkarmak için¹ o ikisine² de vesvese³ verdi ve: “Rabbiniz size bu ağacı, sadece sizin birer melek olmamanız ya da ebedî yaşayanlardan olmamanız için yasakladı.” dedi ve: “Doğrusu ben, sizin iyiliğinizi istiyorum.” diye yemin etti.
Ve onlara: “Ben gerçekten sizin iyiliğinizi isteyen biriyim” diye de and verdi.
Ve her ikisine de yemin ederek; Ben sizin, iyiliğiniz için öğüt veriyorum dedi. 14/22
Ve her ikisine yeminler etti: “İnanın ki ben, ikiniz için de kesinlikle samimi duygular besleyen biriyim.”
Onlara: "(inanınız ki) Ben gerçekten sizin hayrınıza, öğüt verenlerdenim" diyerek yemin etmekten de çekinmedi.
Ve onlara yemin etti: “Ben ikiniz için gerçekten bir nasihatçıyım”.
Ve onlara, «Ben muhakkak sizin için elbette hayırhâh olanlardanım.» diye yemin etti.
20, 21. Fakat şeytan onlara, gözlerinden gizlenmiş olan edep yerlerini açığa çıkarmak için vesvese verdi. Onlara şöyle telkinde bulundu: “Rabbinizin size bu ağacın meyvesini yasaklamasının tek sebebi, sizin meleklerden veya ölümsüz hayata kavuşanlardan olmanızı önlemektir” diyerek, kendisinin onların iyiliğini istediğine dair yemin üstüne yemin etti. [20, 120]
Ve onlara: "Elbette ben size öğüt verenlerdenim." diye de yemin etti.
Ve onlara: "Ben sizin içün nâsihlerdenim" diye yemîn iyledi.
Onlara yemin etti: “Ben ikinizin de iyiliğini istiyorum.”
Ben sizin, iyiliğinizi isteyen, size öğüt verenlerdenim, diye onlara yemin etti.
Sonra da “Ben sizin iyiliğiniz için öğüt veriyorum” diye yemin etti.
Ve onlara, "-Ben size öğüt verenlerdenim" diye yemin de etti.
Hamda men, albatta, sizlarning foydangizga nasihat qiluvchilardanman deb, u ikkoviga qasam ichdi.
daħı and içdi ol ikiye “bayıķ ben siz ikiye eyü dileyicilerdenven.”
Daḫı and içdi ikisine ki ben size ögüt viricilerden‐men.
Həm də onlara: “Mən, əlbəttə, sizin xeyirxah məsləhətçilərinizdənəm”,- deyə and içdi.
And he swore unto them (saying): Lo! I am a sincere adviser unto you.
And he swore to them both, that he was their sincere adviser.
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |