5 Haziran 2026 - 18 Zi'l-Hicce 1447 - Cuma

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Câsiye Suresi 18. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Śumme ce’alnâke ‘alâ şerî’atin mine-l-emri fettebi’hâ velâ tettebi’ ehvâe-lleżîne lâ ya’lemûn(e)

Sonra seni, dine ait bir şeriata sahip ettik, artık uy ona ve bilmeyenlerin dileklerine uyma.

(Ey Resulüm!) Sonra Seni de (Hakk Dini ve huzur prensipleri) işinden bir şeriat üzere (memur) kıldık (görevlendirdik). Sen (her hususta) ona (İslam Şeriatına) tâbi ol ve asla bilmeyenlerin (cahillerin) nefsi hevâsına tâbi olma! (Ki İslam Dini Allah’ın adalet ve saadet hükümleridir.)

Sonra da ey Muhammed! Seni her türlü iş ve yönetimde bir yol ve hakhukuk düzeni üzere görevlendirdik. Artık sen de o düzene uy, gerçekleri bilmeyenlerin boş arzu ve heveslerine uyma.

Bir de, seni, din, devlet, ekonomi, sosyal ve ferdî hayat ile ilgili bir şeriatı öğretmeye, yaşamaya, uygulamaya, benimsetmeye memur olarak hazırlayıp görevlendirdik. Bilmeyenlerin, bilgi toplumu olmayanların şahsî arzu ve ihtiraslarına, bâtıla uyma.

bk. Kur’ân-ı Kerim, 42/13-15.

Sonra seni de bu işte bir şeriat üzere kıldık. Ona uy ve bilmeyenlerin arzularına uyma.

Sonra seni bu emirden bir şeriat üzerine kıldık; öyleyse sen ona uy ve bilmeyenlerin heva (istek ve tutku)larına uyma.

Sonra (Ey Rasûlüm), seni dinden bir yol (şeriat) üzere görevli kıldık. Onun için sen o şeriata uy da, ilmi olmıyanların arzu ve isteklerine tabi olma.

Sonra seni vahiyden gelen bir şeriat (yasa) üzere koyduk. Sen artık o şeriata uy ve bilmeyen o cahillerin heva ve heveslerine uyma!

Sonra sana da emrimizden bir yasa belirledik; artık ona uy, bilmeyenlerin arzularına uyma!

Sonra seni, din işinde bir yol üzere kıldık, sen o yolda gidesin, bilgisiz olanların uyma havalarına

Sonra (Ey Muhammed!) Sana da insanların uyacakları bir hayat sistemi (şeriat) verdik. O halde bu (yolu) izle ve (hakikati) bilmeyenlerin boş arzu ve heveslerine uyma! 

Bkz. 3/19 ve dipnotu. 5/48 ve “şeriat” la ilgili dipnotu, 42/13 Bu ayette Allah, Hz. Muhammed’e bildirilen hayat düzeninin—yani şeriatın—insanlar içi... Devamı..

Ândan sonra biz seni rasûl intihâb itdik ve sana bir şerî’at virdik. Sen âna tâbi’ ol, hiçbir şey bilmeyenlerin arzularına tâbi’ olma.

Sonra seni de din konusunda bir şeriat sahibi kıldık, ona uy; bilmeyenlerin heveslerine uyma.

Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma.

Sonra seni de bu konuda ilâhî vahye dayalı bir yola koyduk. Onu izle, bilmeyenlerin arzularına uyma!

Sonra da seni din konusunda bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy; bilmeyenlerin isteklerine uyma.  

 Kureyş ileri gelenleri Hz. Peygamber’i devamlı olarak atalarının dinine dönmeye çağırıyor ve bunda ısrar ediyorlardı. Âyet-i kerime uyulacak dinin İs... Devamı..

Sonra sana da din konusunda bir yasa verdik; sen ona uymalısın, bilmeyenlerin keyfine uyma.

Sonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin hevâ ve heveslerine uyma.

Sonra emirden bir şerîat üzere seni me'mur kıldık, onun için sen o şerîate ittiba' eyle de ılmi olmıyanların hevalarına uyma

Sonra seni de din hususunda bir şeriat sahibi kıldık, ona uy (maya devam et. Allah’a ortaklar koşmak gibi bir sapkınlığı, inanç hâline getirerek, ilâhî hükümleri reddeden, seni kendi bâtıl inançlarına çağıran, o haddi aşmış olan) câhillerin (müşriklerin) isteklerine uyma.

Sonra da seni buyruklardan apaçık bir şeriat¹ sahibi yaptık. Öyleyse ona uy! Bilmeyenlerin² hevalarına³ uyma.

1- Yol, yöntem, yasa. 2- Gerçeği kavramamış olanların. 3- Tutku, istek ve kuruntularına.

Sonra (Habîbim) seni de (dîn) emr (in) den bir şeriatın üstüne me'mur kıldık. O halde sen ona tâbi' ol. Bilmezlerin hevâ (ve heves) lerine uyma.

Ardından seni emir (:din) konusunda bir şeriat üzere kıldık, öyleyse sen ona uy ve bilmeyenlerin hevalarına uyma.

[42/21; 39/19]

Sonra da seni o emir hakkında (din husûsunda) bir şeriat (bir yol ve usûl) üzerinde kıldık.(1) Artık (sen) ona tâbi' ol; ve bilmeyenlerin (nefsânî) arzularına uyma!

(1)“O bürhân-ı Hakk (Hakk’ın delîli) ve sirâc-ı hakīkat (hakīkat güneşi olan Hz. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm), öyle bir din ve şeriat göstermişti... Devamı..

(Ey Resulüm!) Sonra seni de bu emirden (din ve dünya işlerinde insanların uyacakları) bir şeriat (hukuk ve hayat sistemi) üzerinde kıldık; öyleyse sen (yalnız) ona uy ve sakın (hakikati) bilmeyenlerin hevalarına (tutku, istek ve kuruntularına) uyma. *

(*) [Şeriat] kelimesi Arap dilinde sözlük olarak “su kaynağına giden yol”, “insanların ırmaklardan ve benzeri şeylerden su almaya vardıkları yer anlam... Devamı..

Sonra sana da (yeryüzünde) yapacağın işlerde takip edeceğin bir yol (şeriat) belirledik, o yola uy. Bilmeyenlerin arzularına uyma.

Sonra sana din işlerinde bir töre edindirdik. Artık ona uy. Sakın kendini bilmezlerin dürtülerine kapılma.

Sonra seni din işinde şeriat sahibi [⁵] kıldık. Artık sen buna tâbi ol [⁶], tevhidi bilmeyenlerin arzularına uyma.

[5] Veya seni dinin doğru ve açık bir yolunda tuttuk.[6] Bir şey bozmaksızın hem hakkında, hem başkalarında ahkâmını icra et.

(Ey Peygamber!) seni de (din ve dünya) işinde kaynağa götüren bir yola [şeri’at]⁶ sahip kıldık. Öyleyse ona tabi ol, bilmeyenlerin heva ve heveslerine/arzularına tabi olma.

6 Şeriat kelimesi “ş-r-a” kökünden gelir. Bu kök öz Arapçada, “devenin çölde su içmeye gittiği patika yol”a denir. Yani ana yola çıkaran tâli yoldur v... Devamı..

Sonra seni de bu emirden (dinden) bir şeriat üzerinde kıldık; öyleyse sen ona uy ve bilmeyenlerin hevalarına uyma.

Sonra ey Muhammed, seni de bütün Peygamberlerin insanlığa getirdikleri bu dinde yeni bir hukuk düzeni, bir şeriat ile görevlendirdik ve hepinizi, kıyâmete kadar insanlığı aydınlatacak bu yasalara itaat etmekle yükümlü kıldık; o hâlde, ona uy, ilâhî hükümleri reddeden câhillerin arzu ve heveslerine uyma!

Sonra yine seni Emr’den bir şeriat / bir yol üzere kıldık. Bundan böyle ona uy!
Bilmez kimselerin hevâlarına uyma!

Sonra seni de bu yolun yolcusu yaptık. Artık sen de bu yolu izle. Sakın ola cahillerin keyfine göre hareket etme.

Sana da yaşayacağın düzenin yasalarını gönderdik! Gönderdiğimiz yasalara uy! Gerçeklerden habersiz olanların arzularına ve heveslerine uyarak yasalarımızdan ayrılmak gibi bir hataya düşme! Böyle yaparsan kendini zora sokarsın!

Sonra da seni iş (din) konusunda bir [şeriat] [*] (kanun) sahibi kıldık. Sen ona uy; [*] bilmeyenlerin isteklerine uyma!

[Şeriat] kelimesi Arap dilinde sözlük olarak “su kaynağına giden yol”, “insanların ırmaklardan ve benzeri şeylerden su almaya vardıkları yer” anlamına... Devamı..

Sonunda seni de buyruğumuzdan bir şeriat¹ sahibi kıldık. Sen sadece ona uy ve sakın (hakkı) bilmeyenlerin arzularına uyma.²

1 Şerîat: İnsanların ırmaklardan su almaya vardıkları yer, açık ve geniş yol demektir. Din şeriatı da istiâre olarak Allah’ın bir toplum için gerekli ... Devamı..

Ve son olarak ¹⁷ [ey Muhammed,] seni [imanın] hedefini gerçekleştireceğin bir yola ¹⁸ koyduk: O halde bu [yolu] izle ve [hakikati] bilmeyenlerin ¹⁹ boş arzu ve heveslerine uyma.

17 Lafzen, “ondan sonra” veya “sonunda” (sümme) -yani, önceki toplulukların imanın gerçek amacını kendi pratik hayatlarında gerçekleştirememelerinden ... Devamı..

Sonra sana emrimizden din ve dünya işleriyle ilgili konularda bir yol/şeriat gösterdik. Artık sen bu yolu izle sakın hak ve hukuk bilmeyenlerin yoluna uyma! 2/120, 5/48, 42/13

Son olarak seni de, (değişmeyen) evrensel buyruğun parçası olan (değişken) bir şeriat üzere kıldık:[⁴⁴⁸³] o yolu izle, sakın ha (kendini) bilmezlerin keyfî yargılarına uyma!

[4483] el-Emr, değişmez ilâhî yasaları temsil eden “evrensel buyruk”tur. Her yerde, her zaman ve mekânda aynıdır. Fakat o evrensel buyruktan bir parça... Devamı..

(Ey Muhammed) sonra seni de apaçık bir şeriat sahibi kıldık, o halde sen O’na tabi ol (müşriklerden yüz çevir) o kendini bilmezlerin hevâ heveslerine iltifat etme.

(Olur olmaz sözlerine hiç aldırış etme. Çünkü Allah’ın hükümlerini hiçe sayan o kişiler yalnız kendi zevk ve heveslerinin arkasında koşarlar, hevâ ve ... Devamı..

Sonra sana da o emirden (yapılacaklardan) bir şeriat (yol) yaptık; ona (o şeriata) tabi ol, o bilmeyenlerin arzularına uyma.

Sonra seni (din) emrinden bir şeriat üzerine (memur) kıldık. Artık sen ona tâbi ol, bilmezler olanların hevâlarına tâbi olma.

Sonra din işinde, seni ayrı bir şeriat yoluna koyduk. Sen ona tâbi ol, gerçeği bilmeyenlerin keyiflerine uyma. [42, 13-15]

İsrailoğulları bütün insanlara yönelik din hizmetini yürütemeyince Allah bu hizmeti Hz. Muhammed (a.s.)’ın ümmetine verdiğini bildirmektedir.... Devamı..

Sonra seni de buyruk(umuz)dan bir şeriate (bir hukuk düzenine) koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin keyiflerine uyma.

Sonra, Yâ Muhammed! Seni emr-i dînde bir şerî'at üzerine kıldık ki ona tâbi' ol. Müşriklerin hevâlarına tâbi' olma.

Sonra seni bir kurala (şeriata) göre görevlendirdik; sen ona uy; kendini bilmezlerin arzularına uyma.

Sonra sana da, emrimiz ile bir yol gösterdik. Ona uy. Bilmeyenlerin heveslerine uyma.

Biz seni dinde geniş bir yol üzere kıldık. Artık ona tâbi ol; bilmeyenlerin heveslerine uyma.

Daha sonra seni, iş ve yönetimde bir şerîat/bir yol-yöntem üzerine koyduk. Artık ona uy! Bilmeyenlerin keyifleri ardınca gitme!

Ey Muhammad, keyin, Biz sizni din ishida shariatga tayin qildik. Bas, unga ergashing va haqni bilmaydigan kimsalarning havoyi nafslariga ergashmang.

andan eyledük seni bir yol üzere işden işinden pes uy aña daħı uyma nefsi dileklerine anlaruñ kim bilmezler.

Andan ṣoñra ḳılduḳ seni bir şerī‘at üzere dīn emrinde. Pes uy aña. Daḫıhevāsına uyma bilmeyen kişilerüñ.

Sonra (ya Rəsulum!) səni də dində şəriət sahibi (bir şəriət üzrə qaim) etdik. Sən ona (o şəriətə) tabe ol və (haqqı) bilməyənlərin nəfslərindən gələn istəklərə uyma! (Yoxsa özünü məhvə düçar edərsən! Peyğəmbər mə’sum olduğu üçün Muhəmməd əleyhissəlama göndərilən bu əmrlər əslində onun ümmətinə aiddir).

And now have We set thee (O Muhammad) on a clear road of (Our) commandment; so follow it, and follow not the whims of those who know not.

Then We put thee on the (right) Way(4756) of Religion: so follow thou that (Way), and follow not the desires of those who know not.

4756 Shari'ah is best translated the "right Way of Religion", which is wider than the mere formal rites and legal provisions, which mostly came in the... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.