Etutrakûne fî mâ hâhunâ âminîn(e)
Burada emin bir halde bırakılacak mısınız?
(Bu inkâr ve isyanınızla beraber) "Siz burada güvenlik (ve esenlik) içinde bırakılacağınızı mı (sanıyorsunuz?)"
Bu bulunduğunuz hal üzere, hep böyle güvenlik içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?
“Siz burada ölüme ve cezaya maruz kalmadan güven içinde mi bırakılacaksınız?”
Siz burada güven içinde mi bırakılacaksınız?
'Siz burada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız?'
Siz, buradaki nimetler içerisinde emîn olarak bırakılacak mısınız?
146, 147, 148. Siz burada, bağlar ve bostanlar, ekinler, meyveleri ermiş hurmalıklar arasında güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?
“Burada güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?”
Siz burada emniyet içinde
146-147-148. “Siz burada, bahçelerin, pınarların içinde, ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalıkların arasında güven içinde kendi halinize bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?
142-152. Birâderleri Sâlih ânlara "Allâh’dan korkmıyacak mısınız? Ben size emîn bir rasûl olarak geliyorum. Allâh’dan korkınız ve bana itâ’at idiniz. Ben sizden hiç bir ücret istemem, benim ücretimi rabbu’l ’âlemîn virir. Zan idiyor mısınız ki bağçelerinizin, çeşmelerinizin, ekilmiş tarlalarınızın, sık dallı hurmalıklarınızın ortasında ilelebed emniyetde kalacaksınız? Ve kayalardan mutantan hâneler yapmakda devâm ideceksiniz? Allâh’dan korkınız ve bana itâ’at idiniz. Müsriflerin (sû-i harekâtda bulunanların) emrine itâ’at itmeyiniz. Ânlar arzı fesâda virirler ıslâh itmezler." didi.
142,143,144,145,146,147,148,149,150,151,152. Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.
146,147,148. “Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?”
146-149. Siz burada, bahçelerin, pınarların içinde; ekinlerin, meyveleri uç vermiş hurma ağaçlarının arasında güven içinde bırakılacağınızı ve dağlardan ustaca evler oyup yapmaya devam edebileceğinizi mi sanıyorsunuz?
146, 147, 148. Siz burada, bahçelerin, pınarların içinde; ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalıkların arasında güven içinde bırakılacak mısınız (sanırsınız)?
"Şurada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız?"
"Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız?"
Siz burada emn-ü eman ile bırakılacak mısınız?
146-147-148. (Yaptığınız bunca inkâr ve isyanlarınıza rağmen) bahçeler, pınarlar, ekinler ve yumuşak tomurcuklu hoş hurma ağaçlarının arasında (her beladan emin olarak) güven içerisinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?
“Siz burada; bulunduğunuz yerde hep güven içinde bırakılacak mısınız?”
«Siz burada (ki nimetlerin içinde) emîn emîn bırakılacak mısınız»?
Siz burada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız?
146,147,148. “(Siz) burada (her belâdan) emîn kimseler olarak bahçeler, pınarlar, ekinler ve tomurcukları olgunlaşan hurmalıklar içinde bırakılacak mısınız (sandınız)?”
Siz (inkâr, zulüm, isyan ve kötü işleri yapmaya israr ederseniz) burada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız?
”Siz şimdi burada güven içinde.”
Sizi bütün bu varlıkların içinde kendi başınıza bırakırlar mı sanıyorsunuz:
146, 148. Bu bulunduğunuz halde, bahçelerde, pınarlarda, ekinler içinde, tomurcuklan lâtif [²] hurmalıklarda; emin bir halde bırakılacak mısınız?
“Siz burada hiç güven içinde bırakılır mısınız?”
“Siz burada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız?”
“Şu imtihân diyarında sonsuza dek hep böyle huzur ve güven içinde yaşayacağınızı mı zannediyorsunuz?”
Buradaki şeyler içinde güvenli olarak bırakılır mısınız?.
146,147,148. Siz buralarda güvenle oturabilecek misiniz? // bu bağlarda bahçelerde, // şu güzelim ekinler ve salkım salkım hurmalar arasında?
"Sanıyorsunuz ki hayatınız hep böyle devam edecek. Burada güven içinde olacaksınız."
146,147,148. Siz burada, bahçelerde, (su) kaynaklarında, ekinlerin ve salkımları aşağıya sarkmış hurmalıkların içinde güvende bırakılacak mısınız?
(Ve devamla): “(Sanki) siz, bu (bulunduğunuz) yerde güven içerisinde bırakılacak mısınız?”
Bu bulunduğunuz hal üzere ⁶³ hep böyle güvenlik içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?
Siz, buralarda hep böyle güven içinde bırakılacağınızı mı sandınız? 11/61...68
146,147,148. "Siz bu beldede; bağların, bağçelerin ve pınarların içinde; ekinlerin, salkımları sarkan hurmalıkların arasında; (Rabbinizin ayetlerini inkar etmenize rağmen, sonsuza dek) güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?" (Hak davetimi kabul etmediğiniz takdirde, üzerinize bir azap inmesinden korkmuyor musunuz?)
Bulunduğunuz bu yerlerde güven içinde mi bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?
«Siz burada emin kimseler olarak bırakılacak mısınız?»
Siz burada, konfor ve güven içinde kendi rahatınıza bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?
Siz burada güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?
"Burada emîn olarak, terk olunur mısınız?"
Burada güven içinde bırakılacağınızı mı zannediyorsunuz?
Siz, burada güven içinde mi bırakılacaksınız?
“Burada, güven içinde kendi halinize bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz—
"Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız?"
Bu yerdagi narsalar ichida abadiy omon qoluvchilar holida tashlab qo‘yiladi, deb o‘ylaysizmi?
“iy ķoñıla misiz ol nesene içinde kim bu dünyededür imin olıcılar?”
Siz kendüñüzi dāyim ḳalacaḳ mı ṣanursız bu dünyāda iminlik bile
Məgər siz elə burada onların içində arxayınlıqla qalacaqsınız?
Will ye be left secure in that which is here before us,
"Will ye be left secure, in (the enjoyment of) all that ye have here?-
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |