Ve ce’alnâ sirâcen vehhâcâ(n)
Ve yalımyalım yanan bir kandil yarattık.
(Güneş’i) Parıl parıl yanan (ve sizi aydınlatıp ısıtan) bir lamba kıldık.
Güneşi parıl parıl parlayan bir lamba gibi astık oraya.
Tepenizde aydınlatan, ısıtan güneşi yerleştirdik.
Parıl parıl parıldayan bir kandil varettik.
Parıldadıkça parıldayan bir kandil (güneş) kıldık.
İçlerinde parıl parıl ışıldayan bir kandil (güneş) astık.
Güneşi (o saraya) parlak bir lamba yaptık.
Güneşi ışık ve enerji kaynağı olarak yaratmadık mı?
13,14,15,16. Orada parlayıcı bir de çırağ yandırdık; tane bitsin, ot bitsin, ağaçlı bağlar bitsin için, sıkışan bulutlardan bol bol yağmur indirdik
Ve oraya parlak kandiller yerleştirmedik mi?
Ve parlak bir meş’ale (güneş) vaz’ iyledik.
Parlak ışık veren güneşi varettik;
Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık.
Orada ısı ve aydınlık saçan bir lamba yarattık.
(Orada) alev alev yanan bir kandil yarattık.
Parlayan bir lamba yerleştirdik.
İçlerine ışık saçan bir kandil astık.
Ve içlerine şa'şaalı parıl parıl bir kandil astık
(Size ısı ve ışık veren) parıl parıl parıldayan bir kandil (güneş) yarattık.
(Ona) parıl parıl parıldayan bir kandil asdık.
Bir de ışık saçan kandil var ettik.
Ve (orada) çok parlayan bir kandil (bir güneş) kıldık!
Ve (oraya, semaya) son derece güçlü bir ışık ve ısı kaynağı (güneşi) yerleştirdik.
Sürekli ışık veren (güneşi) bir lamba yaptık.
Parıldayan bir ışıldak da astık.
Orada parlak bir çırağ, güneş yaptık,
Çok aydınlatan ve ısıtan bir kandil yerleştirdik.
Parıldadıkça parıldayan bir kandil (güneş) kıldık.
Ve bu kubbeye, ışıl ışıl parlayan bir lâmba gibi, size ihtiyaç duyduğunuz ölçüde ısı ve ışık gönderen Güneş’i yerleştirdik.
Işık saçan bir lamba da yaptık.
Güneşi, hem ışık hem güç kaynağı yaptık.
Alev alev yanan aydınlatıcı yıldızlar ve ısıtıcı güneş yaptık!
(Orada) aydınlatan bir kandil (güneş) yarattık.
(Güneşi) oraya parıl parıl parlayan bir ışık kaynağı¹ kılmadık mı?
ve [oraya güneşi,] parıldayan ışık yüklü lambayı yerleştirdik.
Güneşi de oraya ışık saçan bir kandil olarak asmadık mı? 25/61, 67/5
(Güneşi de gökte) Pırıl pırıl parıldayan bir kandil (olarak) astık.
Ve göğü sürekli parıldayan ışıklarla donattık.
Ve çok parıldayan kandil kıldık.
Orada pırıl pırıl yanan bir lamba koyduk.
Ve (orada) parıl parıl parlayan bir lamba yarattık.
Ve parlak sirâc kıldık.
Bir de ısı ve ışık yayan bir kandil[*] oluşturduk.
Işık saçan bir de lamba yarattık.
Parıl parıl bir kandil astık.
Bir de parıl parıl parlayan kandil yerleştirdik.
Yana quyoshni harorat taratuvchi chiroq qildik.
daħı ķılduķ çıraķ ya'nį güneş ıldırayıcı.
Daḫı güneşi ḳatı nurlu çerāġ eyledük.
Sizin üçün çox parlaq bir çıxar (günəş) yaratdıq.
And have appointed a dazzling lamp,
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |