وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يُقْسِمُ الْمُجْرِمُونَۙ مَا لَبِثُوا غَيْرَ سَاعَةٍۜ كَذٰلِكَ كَانُوا يُؤْفَكُونَ
Türkçe Transcript
Veyevme tekûmu-ssâ’atu yuksimu-lmucrimûne mâ lebiśû ġayra sâ’a(tin)(c) keżâlike kânû yu/fekûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Ve kıyametin koptuğu gün suçlular, ancak bir an yatıp eğlendiklerine and içerler; işte böyle asılsız şeylere kapılıyordu onlar.
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Kıyamet kopacağı gün, (facir takımı olan) suçlu-günahkârlar, tek bir saatin dışında (dünya hayatında kalıp) yaşamadıklarına and içecekler (ömürlerini bu kadar kısa zannedip pişmanlık göstereceklerdir). İşte onlar (hayatta iken de hep) böyle çevrilip (Hakk’tan dönekleşen takımdır).
Abdullah Parlıyan Meali
Ve son saat gelip çattığında, suçlu günahkarlar, yeryüzünde bir saatten fazla kalmadıklarına yemin edeceklerdir. Onlar dünyada hep böyle haktan ve gerçekten yüz çeviriyorlardı.
Ahmet Tekin Meali
Kıyametin kopacağı ânın gerçekleşeceği gün, İslâm'a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsiler, suçlular, günahkârlar, dünyada, kulluk ve ibadet edebilecek yeterli süreye sahip olmadıklarına, ancak pek kısa bir süre kaldıklarına yemin ederler. İşte onlar, dünyada da haktan ayrılıp, küfre böyle döndürülüyorlardı.
Ahmet Varol Meali
Kıyametin koptuğu gün suçlular bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar böyle uzaklaştırılıyorlar.
Ali Bulaç Meali
Kıyamet-saatinin kopacağı gün, suçlu-günahkarlar, tek bir saatin dışında (dünya hayatı) yaşamadıklarına and içerler. İşte onlar böyle çevriliyorlardı.
Ali Fikri Yavuz Meali
Kıyamet kopacağı gün, mücrimler (Allah'a eş koşanlar) bir saatten fazla (kabirde veya dünyada) durmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada iken de, doğruluktan yalan söylemeye), işte böyle çevriliyorlardı.
Bahaeddin Sağlam Meali
Ve kıyamet koptuğu gün, suçlular bir saatten fazla kalmadıklarına yemin edecekler. İşte onlar, (dünyada da) böyle sapıtıyorlardı.
Bayraktar Bayraklı Meali
Kıyamet koptuğu gün, suçlular dünyada ancak pek kısa kaldıklarına yemin ederler. İşte onlar dünyada haktan böyle döndürülüyorlardı.
Besim Atalay Meali (1965)
Kıyamet koptuğunda, günahlı bulunanlar: «Dünyada bir saatten artık beklemedik biz» diyerek ant içerler, böyle yalan söylerler
Cemal Külünkoğlu Meali
Kıyamet koptuğu gün, suçlular dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar (dünyada da) aldatılıp haktan böyle döndürülüyorlardı.
Cemil Said (1924)
Sâ’at geldiği gün mücrimler mezarda ancak bir sâ’at durmuş olduklarına yemîn ideceklerdir (dünyada) da böyle yalan söylerler idi.
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Kıyamet koptuğu gün suçlular sadece çok kısa bir müddet kalmış olduklarına yemin ederler. Böylece onlar dünyada da aldatılıp haktan döndürülüyorlardı.
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kıyametin kopacağı gün suçlular, (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Günaha saplanmış olanlar kıyamet koptuğu gün (dünyada) sadece çok kısa bir süre kaldıklarına yemin ederler. İşte onlar haktan (oradayken de) böyle saptırılıyorlardı.
Diyanet Vakfı Meali
Kıyamet koptuğu gün, günahkârlar, (dünyada) ancak pek kısa bir süre kaldıklarına yemin ederler. İşte onlar, (dünyada da haktan) böyle döndürülüyorlardı.
Edip Yüksel Meali
Saat (dünyanın sonu) gerçekleştiği zaman, suçlular, (dünyada) ancak bir saat kaldıklarına and içerler. Onlar işte böyle yanılıyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Kıyamet kopacağı gün günahkarlar dünyada bir saatten fazla durmadıklarına yemin ederler. Onlar önceden de böyle haktan çevriliyorlardı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
O gün ki saat gelir Kıyamet kopar, mücrimler, bir saatten fazla durmadıklarına yemîn ederler evvel de böyle çeviriliyorlardı
Emrah Demiryent Meali
Diriliş günü suçlular, (kâfirler, dünyada) bir saatten fazla kalmadıklarına dair yemin ederler. İşte onlar, (dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına dair yalan söyledikleri gibi, daha önceleri de biz öldükten sonra diriltilecek değiliz diye yalan söylemekle, haktan/hakikatten) böyle yüz çeviriyorlardı.
Erhan Aktaş Meali
Kıyametin koptuğu gün, mücrimler¹ dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle döndürülüyorlardı.²
Hasan Basri Çantay Meali
Kıyametin kopacağı gün günahkârlar bir sâatden başka kalmadıklarına yemîn eder (ler). İşte onlar (dünyâda da haktan) böyle döndürülüyorlar (yalan söylüyorlar) dı.
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Son saatin gerçekleşeği gün, mücrimler bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar böyle savruluyorlardı.
Hayrat Neşriyat Meali
Kıyâmet koptuğu gün günahkârlar, (dünyada) bir saatten başka kalmadıklarına yemîn eder. İşte (haktan) böyle çevriliyorlardı.
İhsan Aktaş Meali
Ve kıyamet kopup (ahiret günündeki diriliş) gerçekleşeceği gün, suçlu olanlar, (kendi aralarında konuşurlarken birbirlerine, dünyanın yıkılışından bu diriliş anına kadar) bir saat (kısa bir süre) dışında kalmadıklarına yemin ederler. İşte (dünyadayken haktan) böyle döndürülüyorlardı.*
İlyas Yorulmaz Meali
Kıyamet saati meydana geldiğinde suçlular, bir saatten fazla yerde (mezarlarda) kalmadıklarına yemin ederler. Böylece onlar kendi kendilerine uyduruyorlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Kalkış olacağı gün suçlular, biz dünyada bir saatten çok kalmadık diye ant içeceklerdir. Böylece yalan söylemiş olacaklardır.
İsmail Hakkı İzmirli
Kıyamet kopacağı gün, günahkârlar «— Dünyada bir saatten fazla kalmadık» diye yemin ederler. Bunun gibi dünyada da doğru yoldan dönerlerdi [¹].
İsmail Yakıt
Kıyametin koptuğu [es-sâ’at] gün, suçlular/günahkârlar (yeryüzünde) bir saatten fazla kalmadıklarına dair yemin ederler. Onlar (hayat boyu) kendilerini böyle aldatıyorlardı.
Kadri Çelik Meali
Kıyametin kopacağı gün suçlu günahkârlar, tek bir saatin dışında (dünya hayatı) yaşamadıklarına yemin içerler. İşte onlar böyle çevriliyorlardı.
Mahmut Kısa Meali
Diriliş Saati gelip çattığı gün, yattıkları mezarlarından kalkan günahkârlar, yeryüzünde sadece çok kısa bir zaman kaldıklarına yemin edecekler. İşte onlar, vaktiyle hayattayken de böyle aldanıyorlardı. Dünyada kendilerine, hatalarını anlayıp düzeltecek kadar süre tanınmadığını yani ömürlerinin çok kısa olduğunu zannediyorlardı. Oysa orada da olayların hakikatine, özüne nüfuz edemiyor, böylece her şeyin dünya hayatından ibaret olduğunu, Hesap Günü için yeniden dirilişin asla gerçekleşmeyeceğini iddia ediyorlardı.
Mahmut Özdemir Meali
Saat’in kıyam edeceği / gelip çatacağı gün Mücrimler / Suç İşleyenler yemin eder ki bir saatten fazla kalmadılar. İşte böyle (aldanıp) çevriliyorlardı.
Mehmet Çakır Meali
Kıyamet kopunca suçlular, dünyada çok az kaldıklarına yemin ederler. Bunlar eskiden de hep böyle atıp savarlardı.
Mehmet Çoban Meali
Kıyamet günü Rabbine karşı suç işleyenler; dünyada kısa bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Hâlbuki bir ömür yaşamışlardır. Gerçeklere karşı kör sağır olmuşlardır. Arzularına uyarak gerçeklerden uzak durmuşlardır. Şeytan onları haktan böyle döndürüyor. Dünyayı süslü gösteriyor. Gerçeklerimizi yalan saydırıyordu.
Mehmet Okuyan Meali
O (Son) Saat gerçekleştiği gün, suçlular (dünyada) ancak kısa bir süre kaldıklarına dair yemin edecekler. [*] İşte onlar (dünyada da gerçeklerden) böyle döndürülüyorlardı.
Mehmet Türk Meali
Kıyametin koptuğu gün, günâhkârlar (dünyada) ancak bir saat kadar yaşadıklarına yemin ederler. İşte onlar (dünyada haktan) böyle çevriliyorlardı!
Muhammed Esed Meali
[Size ölümü veren ve zamanı geldiğinde yeniden diriltecek olan O’dur!] ⁴⁹ Ve Son Saat gelip çattığında, günaha saplanmış olanlar, [yeryüzünde] bir saatten fazla kalmadıklarına yemin edeceklerdir: onlar kendilerini böylece [hayat boyu] kandırırlar! ⁵⁰
Mustafa Çavdar Meali
Ve son saatin gelip çattığı o gün suça batmış olanlar dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına dair yemin ederler. İşte onlar dünyadayken de hakikati böyle çarpıtırlardı. 10/45, 20/103, 79/46
Mustafa İslamoğlu Meali
Ve Son Saat gelip çattığı gün suça batmış olanlar, dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin edecekler; böylece kendilerine (dahi) yalan söylemiş olacaklar.[³⁶²⁰]
Orhan Kuntman Meali
Kıyamet koptuğu gün günahkarlar (kabirlerinde) ancak bir saat kaldıklarına yemin ederler! (Böylece bilmedikleri bir şey için yalan yere yemin ederler, oysa onlar kabirlerinde, asırlarca kalmışlardır) İşte onlar (dünyada da, putları ilah sanarak, bilmedikleri şeyler peşinde sürükleniyorlar ve) Hak davete karşı yalan söylüyorlardı! (Onların dünyada ve ahirette işleri güçlerinin hepsi yalandır)
Osman Fırat Meali
Saatin (kıyametin) icra edildiği gün suçlular yemin ederler ki bir saatten başka dünyada kalmadık. İşte böylece aldanıyorlardı.
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Ve o gün ki, Kıyamet kopar; günahkârlar (dünyada) bir saatten başka kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar (doğru sözden) böylece çevrilir kimseler olmuşlardı.
Suat Yıldırım Meali
Kıyamet (duruşma) saati gelip çattığında suçlu kâfirler yemin ederek dünyada sadece bir saat kaldıklarını ileri sürerler. Onlar (dünyada iken de doğruluktan) işte böyle döndürülüyorlardı.
Süleyman Ateş Meali
(Duruşma) Sa'at(i) başladığı gün, suçlular, (dünyada veya Berzahta) bir sa'atten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar, (dünyada da haktan) böyle çevriliyorlardı.
Süleyman Tevfik (1927)
Kıyâmet kopdığı günde mücrimler dünyâda bir sâ'atden ziyâde kalmadıklarına yemîn iderler. Dünyâda oldığı gibi âhiretde de böyle yalan söylerler.
Süleymaniye Vakfı Meali
Kıyamet saati geldiği gün suçlular, dünyada bir saatten fazla kalmadık diye yemin ederler. Onlar (dünyada da) bu şekilde yalana sürüklenirlerdi.
Şaban Piriş Meali
Kıyamet saatinin geldiği gün, suçlular, bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte böyle yalan söylerlerdi.
Ümit Şimşek Meali
Kıyametin koptuğu gün, mücrimler dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Önceden de onların böyle tersleri dönüveriyordu.
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Saat gelip kıyamet koptuğu gün, günahkârlar dünyada bir saatten başka kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle çevriliyorlardı.
Sardorxon Jahongir
Qiyomat soati qoim bo‘ladigan kunda jinoyatchi kimsalar dunyo hayotida bir soatdan ortiq turmaganlariga doir qasam ichadilar. Ular dunyoda ham mana shunday haqdan yuz o‘giruvchi edilar.
Eski Anadolu Türkçesi
daħı ol gün kim ŧura ķıyāmet vaķtı and içerler yazuķlular dölenmediler bir sa'atdan ayruķ. ancılayın oldılar döndürinürler.
Satıraltı Meal (1534)
Ol gün ki ḳıyāmet ḳopar, and içer kāfirler ki durmaduḳ tevbede birsā‘atden özge, dirler. Anuñ gibi bühtān idüp yalan söylerlerdi.
Bunyadov-Memmedeliyev
Qiyamət qopacağı gün (saat) günahkarlar (qəbirlərində və dünyada) bir saatdan artıq qalmadıqlarına and içərlər. Onlar (axirətdə belə yalan danışdıqları kimi, dünyada da batilə uyub haqdan) belə döndərilirdilər (yoldan çıxardılırdılar).
M. Pickthall (English)
And on the day when the Hour riseth the guilty will vow that they did tarry but an hour thus were they ever deceived.
Yusuf Ali (English)
On the Day that the Hour (of Reckoning) will be established,(3573) the transgressors will swear that they tarried not but an hour: thus were they used to being deluded!
Designed by ÖFK