فَمَهِّلِ الْـكَافِر۪ينَ اَمْهِلْهُمْ رُوَيْداً
Türkçe Transcript
Femehhili-lkâfirîne emhilhum ruveydâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Artık mühlet ver kafirlere mühlet ver onlara az bir müddet.
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
(Öyle ise) Sen o kâfirlere (ve hain nankörlere şimdilik) mühlet ver ve biraz süre tanı. (Allah’ın va’adini ve kudretini ileride ve kesinlikle herkes görüp anlayacaklardır!)
Abdullah Parlıyan Meali
O halde sen onları kendi hallerine bırak. Onlara ne yapacağımı göreceksin.
Ahmet Tekin Meali
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere, nankörlere mühlet ver. Onları biraz daha kendi hallerine bırak.
Ahmet Varol Meali
Sen inkârcılara biraz mühlet ver; onlara biraz süre tanı.
Ali Bulaç Meali
Sen kâfirlere bir mühlet ver, az bir süre tanı.
Ali Fikri Yavuz Meali
Onun için, o kâfirlere mühlet ver. Onlara az bir mühlet ver...
Bahaeddin Sağlam Meali
Artık o kâfirlere, az bir mühlet ver. (Kimin üstün geleceğini görecekler.)
Bayraktar Bayraklı Meali
11,12,13,14,15,16,17. Andolsun o dönüşlü göğe, o yarılıp çatlayan yeryüzüne. Şüphesiz Kur'ân, hak ile bâtılı ayıran bir sözdür. O asla bir şaka değildir. Kafirler hep hile/tuzak kuruyorlar. Ben de hilelerine karşılık veririm. Onun için sen kâfirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı![747]
Besim Atalay Meali (1965)
İmdi, kâfirlere ara veresin, Biraz bırak onları
Cemal Külünkoğlu Meali
Onun için, sen o inkârcılara biraz daha mühlet ver, onları kendi hallerine bırak (pek yakında desteğimiz sana gelecektir).
Cemil Said (1924)
Kâfirlere bir mühlet vir, bir müddet ânları rahat bırak!
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Sen inkarcılara mehil ver; onlara mukabeleyi biraz geri bırak.*
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Artık sen inkârcılara mühlet ver; onlara biraz zaman tanı!
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Sen o inkârcılara süre ver, onlara biraz zaman tanı.
Diyanet Vakfı Meali
11, 12, 13, 14, 15, 16, 17. Dönüş sahibi olan (yağmur yağdıran) göğe, (nebat ile) yarılan yere yemin ederim ki Kur'an, (hak ile bâtılı) ayıran bir sözdür. O, asla bir şaka değildir. Onlar bir tuzak kurarlar, ben de bir tuzak kurarım. Kâfirlere mühlet ver, onları biraz kendi hallerine bırak (pek yakında desteğimiz sana gelecek).
Edip Yüksel Meali
Öyleyse inkarcılara az bir süre daha tanı.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Onun için sen kâfirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
Onun için kâfirleri imhal eyle: mühlet ver onlara biraz
Emrah Demiryent Meali
(Resûlüm!) O kâfirlere çok az bir mühlet ver, onları kendi hâllerine bırak (onlara aldırış etme, kimin üstün geleceğini ve akıbetlerinin ne olduğunu yakında görecekler.)
Erhan Aktaş Meali
Gerçeği yalanlayan nankörlere biraz daha süre tanı, onları kendi hallerine bırak.
Hasan Basri Çantay Meali
(Habîbim) sen şimdilik o kâfirlere mühlet ver, onları biraz gecikdiriver.
Hayrat Neşriyat Meali
(Ey Habîbim!) O hâlde kâfirlere (azâb edeceğimiz vakte kadar) mühlet ver; onlara azıcık süre tanımakla, biraz (kendi hâllerine) bırak!
İhsan Aktaş Meali
(Resulüm!) O hâlde sen (tebliğ görevini ihmal etmeden) o inkârcılara biraz daha süre tanı, onları kendi hallerine bırak. *
İlyas Yorulmaz Meali
Doğruları inkâr edenlere zaman tanı, onlara az bir mühlet ver.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Artık sen tanımazlara gün ver, onları biraz geciktiriver.
İsmail Hakkı İzmirli
Artık kâfirlere mühlet ver, onları biraz bırakıver.
İsmail Yakıt
(Ey Peygamber!) Artık sen inkârcılara mühlet ver, onlara biraz süre tanı⁷.
Kadri Çelik Meali
Sen şimdi kâfirlere bir mühlet ver, kendilerine az bir süre tanı.
Mahmut Kısa Meali
Öyleyse, ey Peygamber ve ey Müslüman! Rabb’inin hükmü gelinceye kadar, inkârcılara biraz süre tanı; ilâhî gazâb başlarına çökmeden önce, azıcık daha mühlet ver onlara!
Mahmut Özdemir Meali
Kâfirler’e süre tanı; onlara biraz süre ver!
Mehmet Çakır Meali
Resulüm! Artık inkarcılara süre tanı. Biraz daha ağırdan al.
Mehmet Çoban Meali
Onun için Ey Resulüm, sen inkâr edenlere süre ver! Onları kendi hallerine bırak! Belki düşünüp öğüt alırlar!
Mehmet Okuyan Meali
Kâfirlere mühlet ver, onlara biraz zaman tanı.
Mehmet Türk Meali
Onun için sen kâfirlere mühlet ver ve onlara biraz zaman tanı.
Muhammed Esed Meali
Öyleyse bırak, hakikati inkar edenler dilediklerini yapsınlar, yapsınlar kısa bir süre!
Mustafa Çavdar Meali
Sen o kâfirlere biraz mühlet ver ve onları biraz kendi hallerine bırak. 16/61, 35/45
Mustafa İslamoğlu Meali
Şu halde kâfirlere süre ver, sadece kısa bir süre…
Orhan Kuntman Meali
Onun için (Ey Muhammed) Sen o kâfirlere biraz mühlet ver. Onlara az bir zaman tanı!
Osman Fırat Meali
Öyle ise kafirlere zaman tanı, birazcık zaman ver.
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Artık kâfirlere mühlet ver, onları biraz bırak.
Suat Yıldırım Meali
Öyleyse o kâfirleri [31, 24]kendi hallerine bırak! (yakında sana desteğimiz gelecektir. )
Süleyman Ateş Meali
Hele sen o kafirlere mühlet ver, biraz bırak onları (bildiklerine gitsinler).
Süleyman Tevfik (1927)
İmdi (Yâ Muhammed) Kâfirlerin helâklerini 'acele itmeyüb bir mikdâr mühlet vir.
Süleymaniye Vakfı Meali
Öyleyse o kâfirlere[*] süre (fırsat) ver. Evet, onlara biraz süre (fırsat) ver.
Şaban Piriş Meali
-Kafirlere mühlet ver, onlara biraz süre tanı.
Ümit Şimşek Meali
Onun için sen o kâfirlere mühlet ver; bir süre onları kendi hallerine bırak.
Yaşar Nuri Öztürk Meali
O halde, o küfre batmışlara mühlet ver, süre tanı onlara birazcık...
Sardorxon Jahongir
Bas, ey Muhammad, kofirlarga muhlat bering. Ha, ularga ozgina muhlat bering.
Eski Anadolu Türkçesi
pes mühlet vir kāfirlere mühlet vir anlara az [314a] mühlet virmek.
Satıraltı Meal (1534)
pes mühlet vir kāfirlere, helāk olmaġa tizletme. Az zamān anlara mühlet vir.Pes anları [helāk idecegim].
Bunyadov-Memmedeliyev
Elə isə (ya Peyğəmbər!) kafirlərə möhlət ver! Onlara azacıq möhlət ver!
M. Pickthall (English)
So give a respite to the disbelievers. Deal thou gently with them for a while.
Yusuf Ali (English)
Therefore grant a delay to the Unbelievers: Give respite to them gently (for awhile).(6079)
Designed by ÖFK