12 Mayıs 2026 -
24 Zi'l-Ka'de 1447 - Salı
ANA SAYFA
|
SURELER
|
AYET KARŞILAŞTIRMA
|
KUR'AN'DA ARA!
|
FİHRİST
|
DOWNLOAD
|
MOBİL
Kullanıcı :
Şifre :
Şifremi Unuttum
KAYDOL
Diğer Mealler...
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Sure Seçiniz
Abese(80/42)
Âdiyât(100/11)
Ahkâf(46/35)
Ahzâb(33/73)
Âl-i İmrân(3/200)
Alak(96/19)
Ankebût(29/69)
Asr(103/3)
A’lâ(87/19)
A’râf(7/206)
Bakara(2/286)
Beled(90/20)
Beyyine(98/8)
Bürûc(85/22)
Câsiye(45/37)
Cin(72/28)
Cum’a(62/11)
Duhâ(93/11)
Duhân(44/59)
Enbiyâ(21/112)
Enfâl(8/75)
En’âm(6/165)
Fâtiha(1/7)
Fâtır(35/45)
Fecr(89/30)
Felâk(113/5)
Fetih(48/29)
Fil(105/5)
Furkân(25/77)
Fussilet(41/54)
Gâşiye(88/26)
Hac(22/78)
Hadîd(57/29)
Hâkka(69/52)
Haşr(59/24)
Hicr(15/99)
Hucurât(49/18)
Hûd(11/123)
Hümeze(104/9)
İbrahim(14/52)
İhlâs(112/4)
İnfitâr(82/19)
İnsan(76/31)
İnşikâk(84/25)
İnşirâh(94/8)
İsrâ(17/111)
Kadr(97/5)
Kâf(50/45)
Kâfirûn(109/6)
Kalem(68/52)
Kamer(54/55)
Kâri’a(101/11)
Kasas(28/88)
Kehf(18/110)
Kevser(108/3)
Kıyâme(75/40)
Kureyş(106/4)
Leyl(92/21)
Lokman(31/34)
Mâide(5/120)
Mâ’ûn(107/7)
Meryem(19/98)
Me’âric(70/44)
Mücâdele(58/22)
Müddessir(74/56)
Muhammed(47/38)
Mülk(67/30)
Mümtehine(60/13)
Münâfikûn(63/11)
Mürselât(77/50)
Mutaffifîn(83/36)
Müzzemmil(73/20)
Mü’min(40/85)
Mü’minûn(23/118)
Nahl(16/128)
Nâs(114/6)
Nasr(110/3)
Nâzi’ât(79/46)
Nebe’(78/40)
Necm(53/62)
Neml(27/93)
Nisâ(4/176)
Nûh(71/28)
Nûr(24/64)
Rahmân(55/78)
Ra’d(13/43)
Rûm(30/60)
Sâd(38/88)
Saff(61/14)
Sâffât(37/182)
Sebe’(34/54)
Secde(32/30)
Şems(91/15)
Şûrâ(42/53)
Şu’arâ(26/227)
Tâ-Hâ(20/135)
Tahrîm(66/12)
Talâk(65/12)
Târık(86/17)
Tebbet(111/5)
Teğâbun(64/18)
Tekâsür(102/8)
Tekvîr(81/29)
Tevbe(9/129)
Tîn(95/8)
Tûr(52/49)
Vâkı’a(56/96)
Yâsîn(36/83)
Yûnus(10/109)
Yûsuf(12/111)
Zâriyât(51/60)
Zilzâl(99/8)
Zuhruf(43/89)
Zümer(39/75)
Satırarası Meal
A’râf Suresi
◄
171
►
Cüz 9
(Abdullah-Ahmet Akgül Meali)
164.
O vakit onlardan
(fasık ve gafil)
bir topluluk
(peygamberlerine)
: "Allah’ın kendilerini helak etmek veya şiddetli bir azap
(ve akıbete)
düşürmek istediği
(ni bildiğiniz bizim gibi)
bir kavme,
(hâlâ)
ne diye
(boşuna)
öğüt veriyorsunuz?
(Bizi niye rahatsız ediyorsunuz?)
" diye
(sorduklarında)
; "Rabbinize karşı hiçbir mazeretiniz
(kalmasın ya da özür dileyip ıslah olasınız)
diye ve olur ki
(söz dinleyip)
sakınırlar ümidiyle..."
(yanıtını vermişlerdi.)
165.
Vaktâki onlar kendilerine hatırlatılan uyarıları unuttuklarında ise, Biz de
(içlerinden)
kötülükten sakındıranları
(nehy-i ani’l münker yapanları)
kurtarmış, zulmedenleri ise yaptıkları fısk-u fücur
(günah ve azgınlıkları)
dolayısıyla pek zorlu bir azap ile yakalayıvermiştik.
166.
Ne zaman ki bunlar
(sapkın Yahudiler ve onları takip edenler)
, kendisinden yasaklanıp nehyolundukları ‘şeyi yapmada ısrar edip başkaldırınca’ onlara: “Aşağılık maymunlar olunuz” dedik.
(Onları taklitçi ve bâtılın takipçisi şahsiyetsiz kimseler haline getirdik.)
167.
İşte o zaman Rabbin
(her dönemde ve ülkede)
onların üzerlerine en kötü azabı yapacak kimse
(leri)
kıyamet gününe kadar mutlaka göndereceğini de yeminle bildirdi.
(Bu yüzden Yahudiler fitne ve hile ile her azdıklarında, onları rezil ve zelil edecek kimseler gönderildi ve gönderilecektir.)
Şüphesiz, Rabbin
(suçlu isyankârları ceza ile)
sonuçlandırması kesin ve çevik
(ibretli ve hayret verici)
olandır ve gerçekten O,
(samimi tevbekârları)
Bağışlayandır, Esirgeyendir.
168.
Onları
(İsrailoğullarını hile ve hıyanetleri, isyan ve fitneleri sebebiyle)
yeryüzünde ayrı ayrı topluluklar halinde paramparça edip
(farklı bölgelere)
dağıttık.
(Bunların)
Kimileri salih
(davranışlar içerisindedir, ama genellikle)
onların dışında kalanlar aşağılık kimselerdir. Olur ki dönerler
(ve tevbe ederler)
diye onları iyiliklerle ve kötülüklerle imtihan ettik.
169.
Onların ardından yerlerine, kitaba mirasçı
(İlahi kurallardan haberi ve payı)
olan
(Tevrat’ı -daha sonra Kur’an’ı- okuyan ama uymayan)
birtakım ’
(kötü)
kimseler’ geçti.
(Bunlar imkân ve iktidar fırsatı bulunca)
Şu değersiz olan
(dünya)
nın geçici yararını alıyor ve:
(Nasıl olsa)
"İleride bağışlanacağız" diyerek
(her türlü zulüm ve ahlâksızlığı yapıyorlardı,)
bunun benzeri bir yarar
(haram ve haksız bir kazanç fırsatı)
gelince onu da
(hemen)
alıyorlardı. Halbuki kendilerinden Allah’a karşı hakkı söylemekten başka bir şeyi konuşmayacaklarına
(din adına yalan uydurmayacaklarına ve halkı aldatmayacaklarına)
ilişkin Kitap sözü alınmamış mıydı? Ve maalesef onlar
(Kitabın)
içinde olanı okudular
(ama hükümlerine uymadılar. Oysa Allah’tan)
Korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdirmeyecek misiniz?
170.
Kitaba sımsıkı sarılanlar ve namazı dosdoğru kılanlar ise
(kutluluk ve kurtuluş ehlidir)
. Elbette Biz
(halkı ve nizamı ıslah edici olan, yanlışlık ve haksızlıkları düzeltmeye çalışan)
muslihlerin ecrini asla zayi etmeyiz.
(Emeklerini boşa vermeyiz.)
سُورَةُ الاٴعرَاف
◄
١٧١
►
الجزء٩
وَاِذْ
قَالَتْ
اُمَّةٌ
مِنْهُمْ
لِمَ
تَعِظُونَ
قَوْمًاۨۙ
اللّٰهُ
مُهْلِكُهُمْ
اَوْ
مُعَذِّبُهُمْ
عَذَابًا
شَد۪يدًاۜ
قَالُوا
مَعْذِرَةً
اِلٰى
رَبِّكُمْ
وَلَعَلَّهُمْ
يَتَّقُونَ
﴿١٦٤﴾
فَلَمَّا
نَسُوا
مَا
ذُكِّرُوا
بِه۪ٓ
اَنْجَيْنَا
الَّذ۪ينَ
يَنْهَوْنَ
عَنِ
السُّٓوءِ
وَاَخَذْنَا
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُوا
بِعَذَابٍ
بَـ۪ٔيسٍ
بِمَا
كَانُوا
يَفْسُقُونَ
﴿١٦٥﴾
فَلَمَّا
عَتَوْا
عَنْ
مَا
نُهُوا
عَنْهُ
قُلْنَا
لَهُمْ
كُونُوا
قِرَدَةً
خَاسِـ۪ٔينَ
﴿١٦٦﴾
وَاِذْ
تَاَذَّنَ
رَبُّكَ
لَيَبْعَثَنَّ
عَلَيْهِمْ
اِلٰى
يَوْمِ
الْقِيٰمَةِ
مَنْ
يَسُومُهُمْ
سُٓوءَ
الْعَذَابِۜ
اِنَّ
رَبَّكَ
لَسَر۪يعُ
الْعِقَابِۚ
وَاِنَّهُ
لَغَفُورٌ
رَح۪يمٌ
﴿١٦٧﴾
وَقَطَّعْنَاهُمْ
فِي
الْاَرْضِ
اُمَمًاۚ
مِنْهُمُ
الصَّالِحُونَ
وَمِنْهُمْ
دُونَ
ذٰلِكَۘ
وَبَلَوْنَاهُمْ
بِالْحَسَنَاتِ
وَالسَّيِّـَٔاتِ
لَعَلَّهُمْ
يَرْجِعُونَ
﴿١٦٨﴾
فَخَلَفَ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
خَلْفٌ
وَرِثُوا
الْكِتَابَ
يَأْخُذُونَ
عَرَضَ
هٰذَا
الْاَدْنٰى
وَيَقُولُونَ
سَيُغْفَرُ
لَنَاۚ
وَاِنْ
يَأْتِهِمْ
عَرَضٌ
مِثْلُهُ
يَأْخُذُوهُۜ
اَلَمْ
يُؤْخَذْ
عَلَيْهِمْ
م۪يثَاقُ
الْكِتَابِ
اَنْ
لَا
يَقُولُوا
عَلَى
اللّٰهِ
اِلَّا
الْحَقَّ
وَدَرَسُوا
مَا
ف۪يهِۜ
وَالدَّارُ
الْاٰخِرَةُ
خَيْرٌ
لِلَّذ۪ينَ
يَتَّقُونَۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ
﴿١٦٩﴾
وَالَّذ۪ينَ
يُمَسِّكُونَ
بِالْكِتَابِ
وَاَقَامُوا
الصَّلٰوةَۜ
اِنَّا
لَا
نُض۪يعُ
اَجْرَ
الْمُصْلِح۪ينَ
﴿١٧٠﴾
◄
١٧١
►
Designed by
ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.