2 Nisan 2026 -
13 Şevval 1447 - Perşembe
ANA SAYFA
|
SURELER
|
AYET KARŞILAŞTIRMA
|
KUR'AN'DA ARA!
|
FİHRİST
|
DOWNLOAD
|
MOBİL
Kullanıcı :
Şifre :
Şifremi Unuttum
KAYDOL
Sure Seçiniz
Abese(80/42)
Âdiyât(100/11)
Ahkâf(46/35)
Ahzâb(33/73)
Âl-i İmrân(3/200)
Alak(96/19)
Ankebût(29/69)
Asr(103/3)
A’lâ(87/19)
A’râf(7/206)
Bakara(2/286)
Beled(90/20)
Beyyine(98/8)
Bürûc(85/22)
Câsiye(45/37)
Cin(72/28)
Cum’a(62/11)
Duhâ(93/11)
Duhân(44/59)
Enbiyâ(21/112)
Enfâl(8/75)
En’âm(6/165)
Fâtiha(1/7)
Fâtır(35/45)
Fecr(89/30)
Felâk(113/5)
Fetih(48/29)
Fil(105/5)
Furkân(25/77)
Fussilet(41/54)
Gâşiye(88/26)
Hac(22/78)
Hadîd(57/29)
Hâkka(69/52)
Haşr(59/24)
Hicr(15/99)
Hucurât(49/18)
Hûd(11/123)
Hümeze(104/9)
İbrahim(14/52)
İhlâs(112/4)
İnfitâr(82/19)
İnsan(76/31)
İnşikâk(84/25)
İnşirâh(94/8)
İsrâ(17/111)
Kadr(97/5)
Kâf(50/45)
Kâfirûn(109/6)
Kalem(68/52)
Kamer(54/55)
Kâri’a(101/11)
Kasas(28/88)
Kehf(18/110)
Kevser(108/3)
Kıyâme(75/40)
Kureyş(106/4)
Leyl(92/21)
Lokman(31/34)
Mâide(5/120)
Mâ’ûn(107/7)
Meryem(19/98)
Me’âric(70/44)
Mücâdele(58/22)
Müddessir(74/56)
Muhammed(47/38)
Mülk(67/30)
Mümtehine(60/13)
Münâfikûn(63/11)
Mürselât(77/50)
Mutaffifîn(83/36)
Müzzemmil(73/20)
Mü’min(40/85)
Mü’minûn(23/118)
Nahl(16/128)
Nâs(114/6)
Nasr(110/3)
Nâzi’ât(79/46)
Nebe’(78/40)
Necm(53/62)
Neml(27/93)
Nisâ(4/176)
Nûh(71/28)
Nûr(24/64)
Rahmân(55/78)
Ra’d(13/43)
Rûm(30/60)
Sâd(38/88)
Saff(61/14)
Sâffât(37/182)
Sebe’(34/54)
Secde(32/30)
Şems(91/15)
Şûrâ(42/53)
Şu’arâ(26/227)
Tâ-Hâ(20/135)
Tahrîm(66/12)
Talâk(65/12)
Târık(86/17)
Tebbet(111/5)
Teğâbun(64/18)
Tekâsür(102/8)
Tekvîr(81/29)
Tevbe(9/129)
Tîn(95/8)
Tûr(52/49)
Vâkı’a(56/96)
Yâsîn(36/83)
Yûnus(10/109)
Yûsuf(12/111)
Zâriyât(51/60)
Zilzâl(99/8)
Zuhruf(43/89)
Zümer(39/75)
Cüz Seçiniz
1. Cüz
2. Cüz
3. Cüz
4. Cüz
5. Cüz
6. Cüz
7. Cüz
8. Cüz
9. Cüz
10. Cüz
11. Cüz
12. Cüz
13. Cüz
14. Cüz
15. Cüz
16. Cüz
17. Cüz
18. Cüz
19. Cüz
20. Cüz
21. Cüz
22. Cüz
23. Cüz
24. Cüz
25. Cüz
26. Cüz
27. Cüz
28. Cüz
29. Cüz
30. Cüz
Sayfa Düzeni
سُورَةُ الزُّمَر
/ Zümer Suresi
◄
٤٦٢
- 462
►
24. Cüz /
الجزء ٢٤
اِنَّٓا
biz
اَنْزَلْنَا
indirdik
عَلَيْكَ
sana
الْكِتَابَ
Kitabı
لِلنَّاسِ
insanlar için
بِالْحَقِّۚ
hak ile
فَمَنِ
artık kim
اهْتَدٰى
doğru yola gelirse
فَلِنَفْسِه۪ۚ
kendi yararınadır
وَمَنْ
kim de
ضَلَّ
saparsa
فَاِنَّمَا
şüphesiz
يَضِلُّ
sapmış olur
عَلَيْهَاۚ
kendi zararına
وَمَٓا
değilsin
اَنْتَ
sen
عَلَيْهِمْ
onların üzerinde
بِوَك۪يلٍ۟
vekil
﴿٤١﴾
اَللّٰهُ
Allah
يَتَوَفَّى
vefat ettirir
الْاَنْفُسَ
canları
ح۪ينَ مَوْتِهَا
ölmekte olan
وَالَّت۪ي لَمْ تَمُتْ
ölmeyenleri de
ف۪ي مَنَامِهَاۚ
uykularında
فَيُمْسِكُ
sonra yanında tutar
الَّت۪ي قَضٰى
hükmettiğini
عَلَيْهَا
üzerlerinde
الْمَوْتَ
ölümüne
وَيُرْسِلُ
ve salıverir
الْاُخْرٰٓى
ötekilerini
اِلٰٓى
kadar
اَجَلٍ
bir süreye
مُسَمًّىۜ
belli
اِنَّ
şüphesiz
ف۪ي ذٰلِكَ
bunda vardır
لَاٰيَاتٍ
ibretler
لِقَوْمٍ
bir toplum için
يَتَفَكَّرُونَ
düşünen
﴿٤٢﴾
اَمِ
yoksa
اتَّخَذُوا
-mi edindiler?
مِنْ دُونِ
başka
اللّٰهِ
Allah'tan
شُفَعَٓاءَۜ
şefa'atçiler
قُلْ
de ki
اَوَلَوْ كَانُوا
olsalar da mı?
لَا يَمْلِكُونَ
onlar malik olmayan
شَيْـٔاً
hiçbir şeye
وَلَا يَعْقِلُونَ
ve düşünmeyen
﴿٤٣﴾
قُلْ
de ki
لِلّٰهِ
Allah'ındır
الشَّفَاعَةُ
şefa'at
جَم۪يعاًۜ
tamamen
لَهُ
O'nundur
مُلْكُ
mülkü
السَّمٰوَاتِ
göklerin
وَالْاَرْضِۜ
ve yerin
ثُمَّ
sonra
اِلَيْهِ
O'na
تُرْجَعُونَ
döndürüleceksiniz
﴿٤٤﴾
وَاِذَا
zaman
ذُكِرَ
anıldığı
اللّٰهُ
Allah
وَحْدَهُ
tek olarak
اشْمَاَزَّتْ
ürker
قُلُوبُ
kalbleri
الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ
inanmayanların
بِالْاٰخِرَةِۚ
ahirete
وَاِذَا
zaman
ذُكِرَ
anıldığı
الَّذ۪ينَ مِنْ دُونِه۪ٓ
O'ndan başkaları da
اِذَا
hemen
هُمْ
onlar
يَسْتَبْشِرُونَ
sevinirler
﴿٤٥﴾
قُلِ
de ki
اللّٰهُمَّ
Allah'ım
فَاطِرَ
yoktan var eden
السَّمٰوَاتِ
gökleri
وَالْاَرْضِ
ve yeri
عَالِمَ
bilen
الْغَيْبِ
görülmeyeni
وَالشَّهَادَةِ
ve görüleni
اَنْتَ
ancak sen
تَحْكُمُ
hükmedersin
بَيْنَ
arasında
عِبَادِكَ
kullarının
ف۪يمَا
şeylerde
كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düştükleri
﴿٤٦﴾
وَلَوْ اَنَّ
eğer olsaydı
لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا
zulmedenlerin
مَا
bulunanların
فِي الْاَرْضِ
yeryüzünde
جَم۪يعاً
tümü
وَمِثْلَهُ
ve bir misli daha
مَعَهُ
onunla beraber
لَافْتَدَوْا
mutlaka fidye verirlerdi
بِه۪
onu
مِنْ سُٓوءِ
kötü
الْعَذَابِ
azabdan (kurtulmak için)
يَوْمَ
günü
الْقِيٰمَةِۜ
kıyamet
وَبَدَا
karşılarına çıkmıştır
لَهُمْ
onların
مِنَ اللّٰهِ
Allah'tan
مَا
şeyler
لَمْ يَكُونُوا يَحْتَسِبُونَ
hiç hesabetmedikleri
﴿٤٧﴾
◄
٤٦٢
- 462
►
Designed by
ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.