3 Mayıs 2026 -
15 Zi'l-Ka'de 1447 - Pazar
ANA SAYFA
|
SURELER
|
AYET KARŞILAŞTIRMA
|
KUR'AN'DA ARA!
|
FİHRİST
|
DOWNLOAD
|
MOBİL
Kullanıcı :
Şifre :
Şifremi Unuttum
KAYDOL
Sure Seçiniz
Abese(80/42)
Âdiyât(100/11)
Ahkâf(46/35)
Ahzâb(33/73)
Âl-i İmrân(3/200)
Alak(96/19)
Ankebût(29/69)
Asr(103/3)
A’lâ(87/19)
A’râf(7/206)
Bakara(2/286)
Beled(90/20)
Beyyine(98/8)
Bürûc(85/22)
Câsiye(45/37)
Cin(72/28)
Cum’a(62/11)
Duhâ(93/11)
Duhân(44/59)
Enbiyâ(21/112)
Enfâl(8/75)
En’âm(6/165)
Fâtiha(1/7)
Fâtır(35/45)
Fecr(89/30)
Felâk(113/5)
Fetih(48/29)
Fil(105/5)
Furkân(25/77)
Fussilet(41/54)
Gâşiye(88/26)
Hac(22/78)
Hadîd(57/29)
Hâkka(69/52)
Haşr(59/24)
Hicr(15/99)
Hucurât(49/18)
Hûd(11/123)
Hümeze(104/9)
İbrahim(14/52)
İhlâs(112/4)
İnfitâr(82/19)
İnsan(76/31)
İnşikâk(84/25)
İnşirâh(94/8)
İsrâ(17/111)
Kadr(97/5)
Kâf(50/45)
Kâfirûn(109/6)
Kalem(68/52)
Kamer(54/55)
Kâri’a(101/11)
Kasas(28/88)
Kehf(18/110)
Kevser(108/3)
Kıyâme(75/40)
Kureyş(106/4)
Leyl(92/21)
Lokman(31/34)
Mâide(5/120)
Mâ’ûn(107/7)
Meryem(19/98)
Me’âric(70/44)
Mücâdele(58/22)
Müddessir(74/56)
Muhammed(47/38)
Mülk(67/30)
Mümtehine(60/13)
Münâfikûn(63/11)
Mürselât(77/50)
Mutaffifîn(83/36)
Müzzemmil(73/20)
Mü’min(40/85)
Mü’minûn(23/118)
Nahl(16/128)
Nâs(114/6)
Nasr(110/3)
Nâzi’ât(79/46)
Nebe’(78/40)
Necm(53/62)
Neml(27/93)
Nisâ(4/176)
Nûh(71/28)
Nûr(24/64)
Rahmân(55/78)
Ra’d(13/43)
Rûm(30/60)
Sâd(38/88)
Saff(61/14)
Sâffât(37/182)
Sebe’(34/54)
Secde(32/30)
Şems(91/15)
Şûrâ(42/53)
Şu’arâ(26/227)
Tâ-Hâ(20/135)
Tahrîm(66/12)
Talâk(65/12)
Târık(86/17)
Tebbet(111/5)
Teğâbun(64/18)
Tekâsür(102/8)
Tekvîr(81/29)
Tevbe(9/129)
Tîn(95/8)
Tûr(52/49)
Vâkı’a(56/96)
Yâsîn(36/83)
Yûnus(10/109)
Yûsuf(12/111)
Zâriyât(51/60)
Zilzâl(99/8)
Zuhruf(43/89)
Zümer(39/75)
Cüz Seçiniz
1. Cüz
2. Cüz
3. Cüz
4. Cüz
5. Cüz
6. Cüz
7. Cüz
8. Cüz
9. Cüz
10. Cüz
11. Cüz
12. Cüz
13. Cüz
14. Cüz
15. Cüz
16. Cüz
17. Cüz
18. Cüz
19. Cüz
20. Cüz
21. Cüz
22. Cüz
23. Cüz
24. Cüz
25. Cüz
26. Cüz
27. Cüz
28. Cüz
29. Cüz
30. Cüz
Sayfa Düzeni
سُورَةُ يُونُسَ
/ Yûnus Suresi
◄
٢١٨
- 218
►
11. Cüz /
الجزء ١١
قَالَ
(Allah) dedi ki
قَدْ
muhakkak
اُج۪يبَتْ
kabul edildi
دَعْوَتُكُمَا
duanız
فَاسْتَق۪يمَا
doğru yolda devam edin
وَلَا تَتَّبِعَٓانِّ
uymayın
سَب۪يلَ
yollarına
الَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ
bilmeyenlerin
﴿٨٩﴾
وَجَاوَزْنَا
geçirdik
بِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ
İsrailoğullarını
الْبَحْرَ
denizden
فَاَتْبَعَهُمْ
onların peşlerine düştüler
فِرْعَوْنُ
Firavun
وَجُنُودُهُ
ve askerleri de
بَغْياً
taşkınlık
وَعَدْواًۜ
ve düşmanlıkla
حَتّٰٓى
sonunda
اِذَٓا اَدْرَكَهُ
onu yakaladığında
الْغَرَقُۙ
boğulma
قَالَ
dedi
اٰمَنْتُ
iman ettim
اَنَّهُ
elbette
لَٓا
olmadığına
اِلٰهَ
ilah
اِلَّا
başka
الَّـذ۪ٓي اٰمَنَتْ
iman ettiğinden
بِه۪
kendisine
بَنُٓوا اِسْرَٓائ۪لَ
İsrailoğullarının
وَاَنَا۬
ve ben de
مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ
Müslümanlardanım
﴿٩٠﴾
آٰلْـٰٔنَ
şimdi mi?
وَقَدْ
oysa
عَصَيْتَ
isyan etmiştin
قَبْلُ
daha önce
وَكُنْتَ
ve olmuştun
مِنَ الْمُفْسِد۪ينَ
bozgunculardan
﴿٩١﴾
فَالْيَوْمَ
bugün
نُنَجّ۪يكَ
kurtaracağız
بِبَدَنِكَ
senin bedenini
لِتَكُونَ
olman için
لِمَنْ خَلْفَكَ
kendinden sonrakilere
اٰيَةًۜ
bir ibret
وَاِنَّ
gerçekte ise
كَث۪يراً
çoğu
مِنَ النَّاسِ
insanların
عَنْ اٰيَاتِنَا
ayetlerimizden
لَغَافِلُونَ۟
habersizdirler
﴿٩٢﴾
وَلَقَدْ
andolsun
بَوَّأْنَا
yerleştirdik
بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ
İsrailoğullarını
مُبَوَّاَ
bir yere
صِدْقٍ
iyi
وَرَزَقْنَاهُمْ
ve onları rızıklandırdık
مِنَ الطَّيِّبَاتِۚ
temiz şeylerle
فَمَا اخْتَلَفُوا
ayrılığa düşmediler
حَتّٰى
kadar
جَٓاءَهُمُ
kendilerine gelinceye
الْعِلْمُۜ
ilim
اِنَّ
şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
يَقْض۪ي
hükmünü verir
بَيْنَهُمْ
aralarında
يَوْمَ
günü
الْقِيٰمَةِ
kıyamet
ف۪يمَا
hususlarda
كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düştükleri
﴿٩٣﴾
فَاِنْ
eğer
كُنْتَ
isen
ف۪ي شَكٍّ
kuşkuda
مِمَّٓا اَنْزَلْـنَٓا
indirdiğimizden
اِلَيْكَ
sana
فَسْـَٔلِ
sor
الَّذ۪ينَ يَقْرَؤُ۫نَ
okuyanlara
الْكِتَابَ
kitap
مِنْ قَبْلِكَۚ
senden önce
لَقَدْ
andolsun ki
جَٓاءَكَ
sana geldi
الْحَقُّ
gerçek
مِنْ رَبِّكَ
Rabbinden
فَلَا تَكُونَنَّ
sakın olma
مِنَ الْمُمْتَر۪ينَۙ
şüpheye düşenlerden
﴿٩٤﴾
وَلَا تَكُونَنَّ
sakın olma
مِنَ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا
yalanlayanlardan
بِاٰيَاتِ
ayetlerini
اللّٰهِ
Allah'ın
فَتَكُونَ
yoksa olursun
مِنَ الْخَاسِر۪ينَ
hüsrana uğrayanlardan
﴿٩٥﴾
اِنَّ
şüphesiz
الَّذ۪ينَ حَقَّتْ
kesinleşmiş olanlar
عَلَيْهِمْ
haklarında
كَلِمَتُ
sözü
رَبِّكَ
Rabbinin
لَا يُؤْمِنُونَۙ
iman etmezler
﴿٩٦﴾
وَلَوْ جَٓاءَتْهُمْ
gelse bile
كُلُّ
bütün
اٰيَةٍ
ayetler
حَتّٰى
kadar
يَرَوُا
görünceye
الْعَذَابَ
azabı
الْاَل۪يمَ
acıklı
﴿٩٧﴾
◄
٢١٨
- 218
►
Designed by
ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.