29 Nisan 2026 -
11 Zi'l-Ka'de 1447 - Çarşamba
ANA SAYFA
|
SURELER
|
AYET KARŞILAŞTIRMA
|
KUR'AN'DA ARA!
|
FİHRİST
|
DOWNLOAD
|
MOBİL
Kullanıcı :
Şifre :
Şifremi Unuttum
KAYDOL
Sure Seçiniz
Abese(80/42)
Âdiyât(100/11)
Ahkâf(46/35)
Ahzâb(33/73)
Âl-i İmrân(3/200)
Alak(96/19)
Ankebût(29/69)
Asr(103/3)
A’lâ(87/19)
A’râf(7/206)
Bakara(2/286)
Beled(90/20)
Beyyine(98/8)
Bürûc(85/22)
Câsiye(45/37)
Cin(72/28)
Cum’a(62/11)
Duhâ(93/11)
Duhân(44/59)
Enbiyâ(21/112)
Enfâl(8/75)
En’âm(6/165)
Fâtiha(1/7)
Fâtır(35/45)
Fecr(89/30)
Felâk(113/5)
Fetih(48/29)
Fil(105/5)
Furkân(25/77)
Fussilet(41/54)
Gâşiye(88/26)
Hac(22/78)
Hadîd(57/29)
Hâkka(69/52)
Haşr(59/24)
Hicr(15/99)
Hucurât(49/18)
Hûd(11/123)
Hümeze(104/9)
İbrahim(14/52)
İhlâs(112/4)
İnfitâr(82/19)
İnsan(76/31)
İnşikâk(84/25)
İnşirâh(94/8)
İsrâ(17/111)
Kadr(97/5)
Kâf(50/45)
Kâfirûn(109/6)
Kalem(68/52)
Kamer(54/55)
Kâri’a(101/11)
Kasas(28/88)
Kehf(18/110)
Kevser(108/3)
Kıyâme(75/40)
Kureyş(106/4)
Leyl(92/21)
Lokman(31/34)
Mâide(5/120)
Mâ’ûn(107/7)
Meryem(19/98)
Me’âric(70/44)
Mücâdele(58/22)
Müddessir(74/56)
Muhammed(47/38)
Mülk(67/30)
Mümtehine(60/13)
Münâfikûn(63/11)
Mürselât(77/50)
Mutaffifîn(83/36)
Müzzemmil(73/20)
Mü’min(40/85)
Mü’minûn(23/118)
Nahl(16/128)
Nâs(114/6)
Nasr(110/3)
Nâzi’ât(79/46)
Nebe’(78/40)
Necm(53/62)
Neml(27/93)
Nisâ(4/176)
Nûh(71/28)
Nûr(24/64)
Rahmân(55/78)
Ra’d(13/43)
Rûm(30/60)
Sâd(38/88)
Saff(61/14)
Sâffât(37/182)
Sebe’(34/54)
Secde(32/30)
Şems(91/15)
Şûrâ(42/53)
Şu’arâ(26/227)
Tâ-Hâ(20/135)
Tahrîm(66/12)
Talâk(65/12)
Târık(86/17)
Tebbet(111/5)
Teğâbun(64/18)
Tekâsür(102/8)
Tekvîr(81/29)
Tevbe(9/129)
Tîn(95/8)
Tûr(52/49)
Vâkı’a(56/96)
Yâsîn(36/83)
Yûnus(10/109)
Yûsuf(12/111)
Zâriyât(51/60)
Zilzâl(99/8)
Zuhruf(43/89)
Zümer(39/75)
Cüz Seçiniz
1. Cüz
2. Cüz
3. Cüz
4. Cüz
5. Cüz
6. Cüz
7. Cüz
8. Cüz
9. Cüz
10. Cüz
11. Cüz
12. Cüz
13. Cüz
14. Cüz
15. Cüz
16. Cüz
17. Cüz
18. Cüz
19. Cüz
20. Cüz
21. Cüz
22. Cüz
23. Cüz
24. Cüz
25. Cüz
26. Cüz
27. Cüz
28. Cüz
29. Cüz
30. Cüz
Sayfa Düzeni
سُورَةُ التَّوْبَةِ
/ Tevbe Suresi
◄
١٩٢
- 192
►
10. Cüz /
الجزء ١٠
اِنَّمَا
şüphesiz
النَّس۪ٓيءُ
ertelemek
زِيَادَةٌ
daha ileri gitmektir
فِي الْكُفْرِ
küfürde
يُضَلُّ
saptırılır
بِهِ
onunla
الَّذ۪ينَ كَفَرُوا
inkar edenler
يُحِلُّونَهُ
onu helal sayarlar
عَاماً
bir yıl
وَيُحَرِّمُونَهُ
haram sayarlar ki
عَاماً
bir yıl
لِيُوَاطِؤُ۫ا
denk getirip
عِدَّةَ
sayısını
مَا حَرَّمَ
haram kıldığının
اللّٰهُ
Allah'ın
فَيُحِلُّوا
helal yapsınlar
مَا حَرَّمَ
haram kıldığını
اللّٰهُۜ
Allah'ın
زُيِّنَ
süslü gösterildi
لَهُمْ
kendilerine
سُٓوءُ
kötülüğü
اَعْمَالِهِمْۜ
yaptıkları işin
وَاللّٰهُ
Allah
لَا يَهْدِي
yol göstermez
الْقَوْمَ
toplumuna
الْكَافِر۪ينَ۟
kafirler
﴿٣٧﴾
يَٓا اَيُّهَا
Ey
الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inananlar
مَا لَكُمْ
size ne oldu ki
اِذَا
zaman
ق۪يلَ
dendiği
لَكُمُ
size
انْفِرُوا
savaşa çıkın
ف۪ي سَب۪يلِ
yolunda
اللّٰهِ
Allah
اثَّاقَلْتُمْ
çakılıp kaldınız
اِلَى الْاَرْضِۜ
yere
اَرَض۪يتُمْ
razı mı oldunuz?
بِالْحَيٰوةِ
hayatına
الدُّنْيَا
dünya
مِنَ الْاٰخِرَةِۚ
ahirete karşılık
فَمَا
ama
مَتَاعُ
geçimi
الْحَيٰوةِ
hayatının
الدُّنْيَا
dünya
فِي الْاٰخِرَةِ
ahirete göre
اِلَّا قَل۪يلٌ
pek azdır
﴿٣٨﴾
اِلَّا تَنْفِرُوا
eğer topluca (savaşa) çıkmazsanız
يُعَذِّبْكُمْ
size azabeder
عَذَاباً
bir azapla
اَل۪يماً
acı
وَيَسْتَبْدِلْ
ve yerinize getirir
قَوْماً
bir topluluk
غَيْرَكُمْ
sizden başka
وَلَا تَضُرُّوهُ
O'na zarar veremezsiniz
شَيْـٔاًۜ
hiçbir
وَاللّٰهُ
Allah
عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ
herşeyi
قَد۪يرٌ
yapabilendir
﴿٣٩﴾
اِلَّا تَنْصُرُوهُ
eğer siz ona yardım etmezseniz
فَقَدْ
iyi bilin ki
نَصَرَهُ
ona yardım etmişti
اللّٰهُ
Allah
اِذْ
hani
اَخْرَجَهُ
(Mekke'den) çıkardıklarında
الَّذ۪ينَ كَفَرُوا
inkar edenler
ثَانِيَ
ikincisiydi
اثْنَيْنِ
iki kişiden
اِذْ
iken
هُمَا
ikisi
فِي الْغَارِ
mağarada
اِذْ يَقُولُ
diyordu ki
لِصَاحِبِه۪
arkadaşına
لَا تَحْزَنْ
üzülme
اِنَّ
şüphesiz
اللّٰهَ
Allah
مَعَنَاۚ
bizimle beraberdir
فَاَنْزَلَ
(İşte o zaman) indirdi
اللّٰهُ
Allah
سَك۪ينَتَهُ
sekinesini
عَلَيْهِ
onun üzerine
وَاَيَّدَهُ
ve onu destekledi
بِجُنُودٍ
askerlerle
لَمْ تَرَوْهَا
sizin görmediğiniz
وَجَعَلَ
ve kıldı
كَلِمَةَ
sözünü
الَّذ۪ينَ كَفَرُوا
inanmayanların
السُّفْلٰىۜ
alçak
وَكَلِمَةُ
sözü ise
اللّٰهِ
Allah'ın
هِيَ
o
الْعُلْيَاۜ
yüce olandır
وَاللّٰهُ
Allah
عَز۪يزٌ
daima üstündür
حَك۪يمٌ
hüküm ve hikmet sahibidir
﴿٤٠﴾
◄
١٩٢
- 192
►
Designed by
ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.