13 Mayıs 2026 -
25 Zi'l-Ka'de 1447 - Çarşamba
ANA SAYFA
|
SURELER
|
AYET KARŞILAŞTIRMA
|
KUR'AN'DA ARA!
|
FİHRİST
|
DOWNLOAD
|
MOBİL
Kullanıcı :
Şifre :
Şifremi Unuttum
KAYDOL
Sure Seçiniz
Abese(80/42)
Âdiyât(100/11)
Ahkâf(46/35)
Ahzâb(33/73)
Âl-i İmrân(3/200)
Alak(96/19)
Ankebût(29/69)
Asr(103/3)
A’lâ(87/19)
A’râf(7/206)
Bakara(2/286)
Beled(90/20)
Beyyine(98/8)
Bürûc(85/22)
Câsiye(45/37)
Cin(72/28)
Cum’a(62/11)
Duhâ(93/11)
Duhân(44/59)
Enbiyâ(21/112)
Enfâl(8/75)
En’âm(6/165)
Fâtiha(1/7)
Fâtır(35/45)
Fecr(89/30)
Felâk(113/5)
Fetih(48/29)
Fil(105/5)
Furkân(25/77)
Fussilet(41/54)
Gâşiye(88/26)
Hac(22/78)
Hadîd(57/29)
Hâkka(69/52)
Haşr(59/24)
Hicr(15/99)
Hucurât(49/18)
Hûd(11/123)
Hümeze(104/9)
İbrahim(14/52)
İhlâs(112/4)
İnfitâr(82/19)
İnsan(76/31)
İnşikâk(84/25)
İnşirâh(94/8)
İsrâ(17/111)
Kadr(97/5)
Kâf(50/45)
Kâfirûn(109/6)
Kalem(68/52)
Kamer(54/55)
Kâri’a(101/11)
Kasas(28/88)
Kehf(18/110)
Kevser(108/3)
Kıyâme(75/40)
Kureyş(106/4)
Leyl(92/21)
Lokman(31/34)
Mâide(5/120)
Mâ’ûn(107/7)
Meryem(19/98)
Me’âric(70/44)
Mücâdele(58/22)
Müddessir(74/56)
Muhammed(47/38)
Mülk(67/30)
Mümtehine(60/13)
Münâfikûn(63/11)
Mürselât(77/50)
Mutaffifîn(83/36)
Müzzemmil(73/20)
Mü’min(40/85)
Mü’minûn(23/118)
Nahl(16/128)
Nâs(114/6)
Nasr(110/3)
Nâzi’ât(79/46)
Nebe’(78/40)
Necm(53/62)
Neml(27/93)
Nisâ(4/176)
Nûh(71/28)
Nûr(24/64)
Rahmân(55/78)
Ra’d(13/43)
Rûm(30/60)
Sâd(38/88)
Saff(61/14)
Sâffât(37/182)
Sebe’(34/54)
Secde(32/30)
Şems(91/15)
Şûrâ(42/53)
Şu’arâ(26/227)
Tâ-Hâ(20/135)
Tahrîm(66/12)
Talâk(65/12)
Târık(86/17)
Tebbet(111/5)
Teğâbun(64/18)
Tekâsür(102/8)
Tekvîr(81/29)
Tevbe(9/129)
Tîn(95/8)
Tûr(52/49)
Vâkı’a(56/96)
Yâsîn(36/83)
Yûnus(10/109)
Yûsuf(12/111)
Zâriyât(51/60)
Zilzâl(99/8)
Zuhruf(43/89)
Zümer(39/75)
Cüz Seçiniz
1. Cüz
2. Cüz
3. Cüz
4. Cüz
5. Cüz
6. Cüz
7. Cüz
8. Cüz
9. Cüz
10. Cüz
11. Cüz
12. Cüz
13. Cüz
14. Cüz
15. Cüz
16. Cüz
17. Cüz
18. Cüz
19. Cüz
20. Cüz
21. Cüz
22. Cüz
23. Cüz
24. Cüz
25. Cüz
26. Cüz
27. Cüz
28. Cüz
29. Cüz
30. Cüz
Sayfa Düzeni
سُورَةُ الاٴنفَال
/ Enfâl Suresi
◄
١٧٧
- 177
►
9. Cüz /
الجزء ٩
اِذْ
hani
تَسْتَغ۪يثُونَ
siz yardım istiyordunuz
رَبَّكُمْ
Rabbinizden
فَاسْتَجَابَ
karşılık vermişti
لَكُمْ
size
اَنّ۪ي
şüphesiz ben
مُمِدُّكُمْ
size yardım edeceğim
بِاَلْفٍ
bin
مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ
melek ile
مُرْدِف۪ينَ
birbiri ardınca
﴿٩﴾
وَمَا جَعَلَهُ
bunu yapmıştı
اللّٰهُ
Allah
اِلَّا
ancak
بُشْرٰى
müjde olsun
وَلِتَطْمَئِنَّ
ve yatışsın diye
بِه۪
bununla
قُلُوبُكُمْۚ
kalbiniz
وَمَا النَّصْرُ
yardım
اِلَّا
yalnız
مِنْ عِنْدِ
katındandır
اللّٰهِۜ
Allah
اِنَّ
şüphesiz
اللّٰهَ
Allah
عَز۪يزٌ
daima üstün
حَك۪يمٌ۟
hüküm ve hikmet sahibidir
﴿١٠﴾
اِذْ
O zaman
يُغَشّ۪يكُمُ
sizi bürüyordu
النُّعَاسَ
hafif bir uyku
اَمَنَةً
bir güven olmak üzere
مِنْهُ
O'ndan (Allah'tan)
وَيُنَزِّلُ
indiriyordu
عَلَيْكُمْ
üzerinize
مِنَ السَّمَٓاءِ
gökten
مَٓاءً
bir su
لِيُطَهِّرَكُمْ
sizi temizlemek için
بِه۪
onunla
وَيُذْهِبَ
ve gidermek için
عَنْكُمْ
sizden
رِجْزَ
pisliğini
الشَّيْطَانِ
şeytanın
وَلِيَرْبِطَ
ve (birbirine) bağlamak için
عَلٰى قُلُوبِكُمْ
kalblerinizi
وَيُثَبِّتَ
ve pekiştirmek için
بِهِ
onunla
الْاَقْدَامَۜ
ayakları(nızı)
﴿١١﴾
اِذْ
hani
يُوح۪ي
vahyediyordu
رَبُّكَ
Rabbin
اِلَى الْمَلٰٓئِكَةِ
meleklere
اَنّ۪ي
şüphesiz ben
مَعَكُمْ
sizinle beraberim
فَثَبِّتُوا
siz pekiştirin
الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۜ
inananları
سَاُلْق۪ي
ben salacağım
ف۪ي قُلُوبِ
yüreklerine
الَّذ۪ينَ كَفَرُوا
inkar edenlerin
الرُّعْبَ
korku
فَاضْرِبُوا
vurun
فَوْقَ
üstüne
الْاَعْنَاقِ
boyunların(ın)
وَاضْرِبُوا
vurun
مِنْهُمْ
onların
كُلَّ
her
بَنَانٍۜ
parmağına
﴿١٢﴾
ذٰلِكَ
böyle (olacak)
بِاَنَّهُمْ
çünkü onlar
شَٓاقُّوا
karşı geldiler
اللّٰهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۚ
ve Elçisine
وَمَنْ
kim
يُشَاقِقِ
karşı gelirse
اللّٰهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُ
ve Elçisine
فَاِنَّ
muhakkak ki
اللّٰهَ
Allah'ın
شَد۪يدُ
çetin olur
الْعِقَابِ
cezası
﴿١٣﴾
ذٰلِكُمْ
işte siz
فَذُوقُوهُ
şimdi tadın onu
وَاَنَّ
ve şüphesiz
لِلْكَافِر۪ينَ
kafirler için vardır
عَذَابَ
azabı
النَّارِ
ateş
﴿١٤﴾
يَٓا اَيُّهَا
ey
الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا
inananlar
اِذَا لَق۪يتُمُ
karşılaşırsanız
الَّذ۪ينَ كَفَرُوا
inkar edenlerle
زَحْفاً
toplu halde
فَلَا تُوَلُّوهُمُ
onlara döndürmeyin
الْاَدْبَارَۚ
arkalar(ınız)ı
﴿١٥﴾
وَمَنْ
kim
يُوَلِّهِمْ
döner(kaçar)sa
يَوْمَئِذٍ
o gün
دُبُرَهُٓ
arkasını
اِلَّا
dışında
مُتَحَرِّفاً
bir tarafa çekilmek
لِقِتَالٍ
savaşmak için
اَوْ
ya da
مُتَحَيِّزاً
katılmak
اِلٰى فِئَةٍ
başka bir birliğe
فَقَدْ
muhakkak
بَٓاءَ
uğrar
بِغَضَبٍ
bir gazaba
مِنَ اللّٰهِ
Allah'tan
وَمَأْوٰيهُ
onun yeri
جَهَنَّمُۜ
cehennemdir
وَبِئْسَ
o ne kötü
الْمَص۪يرُ
varılacak bir yerdir
﴿١٦﴾
◄
١٧٧
- 177
►
Designed by
ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.