20 Mayıs 2024 - 12 Zi'l-ka'de 1445 Pazartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Kıyâme Suresi 25. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Tezunnu en yuf’ale bihâ fâkira(tun)

Bellerini kıracak bir felaketi bekler.

Artık kendisine, bel kemiklerini kıracak (dayanılmaz) işlerin (ve işkencelerin) yapılacağını anlamıştır.

Kendisine, belini bükecek işlerin yapılacağını anlar.

O gün, bel kemiklerini kıran bir felâkete uğratılacaklarını anlayacaklar.

bk. Kur’ân-ı Kerim, 3/106; 80/37-42; 88/2-10.

Kendisine bel kemiğini kıracak bir uygulamada bulunulacağını anlar.

Kendisine, beli büken işlerin yapılacağını anlamaktadır.

(Böyle kararmış yüzler, başlarına gelecek felâketle) bel kemiklerinin kırılacağını anlar.

Bellerini kıracak bir belanın başlarına gelmesini bekliyorlar.

22,23,24,25. Yüzler vardır o gün, parıltılı, Rabbinden beklenti içindedir ve yüzler vardır o gün, asıktır. Bel kemiklerini kıran bir felâkete uğrayacağını anlar.

Sanır ki, kemikleri kırılmaktadır !

Çünkü (onlar) bellerini bükecek bir felakete uğratılacaklarını anlayacaklar.

24,25. Yine o gün bir kısmı da ’abûsu’l veche olacaklar ve kendilerine büyük bir felâket geleceğini his iyleyeceklerdir.

Kendisinin belkemiğinin kırılacağını sanır.

Bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacaklarını anlarlar.

24-25. Bir kısım yüzler ise o gün insanın belini kıracak bir felâketi sezerek sararıp solacaktır.

Kendilerinin, bel kemiklerini kıran bir felâkete uğratılacağını sezeceklerdir.

Belkemiğinin kırılacağının endişesi içindedir.

Anlar ki kendisine belkıran (bel kemiklerini kıran belalı bir iş) yapılır.

Anlar ki kendilerine bel kıran yapılır

24-25. O gün birtakım yüzler de asıktır ki (onlar, dünyada iken yaptıkları yüzünden) bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacaklarını anlarlar.

Belini bükecek bir felaketle karşı karşıya kaldığını anlar.

Anlar ki kendisine bel kemiklerini kıracak çok belâ (lı bir iş) yapılacak.

(Çünki) kendilerinin bel kıran bir belâya uğratılacaklarını sezerler (iyice anlarlar)!

Artık (cennet nimetlerinden) mahrum bırakıldığını tahmin eder/ bilir.

bel kemiğini kırıyorlar sanacak.

Sahibi belkemiklerini kıracak bir felâket gelecek zannedecek.

Bel kemiklerini kıracak (bir felâkete uğrayacaklarını) zannederler.

Kendisine, omurgayı kıran bir azabın yapılacağını anlar.

Çünkü insanın belkemiğini kıran o korkunç bir azâbın pençesine atılacağını anlayacaktır.

Sanırsın ki onlara “çok ağır bir azap” yapılacak!

24,25. Yüzler vardır sıkıntılı, // beli kırılacakmış gibi.

Anlarlar ki sonları gelmiştir. Verecekleri hesabın ağırlığından belleri bükülür. Kaçacak yerleri yoktur. Onları savunacak kimse de yoktur. Bütün zalimler, zulme destek verenler, inkârcılar hep oradadır. Hepsinin beli bükülmüştür. Hepsinin yüzleri kapkara kesilmiştir. Yeryüzünde insanları kandıranlar, Allah’la, Resullerle, İslam’la, İslam’ın yasalarıyla, Müslümanlarla alay edenler perişan vaziyettedir.

24,25. O gün bazı asık yüzler de vardır ki bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacağını anlayacaktır.

24,25. O gün, öyle yüzler de vardır ki burnunun sürtüleceğini anlayıp, somurtur kalırlar.

çatırdatan bir felaketin başlarına gelmek üzere olduğunu bilerek.

Çünkü belini kıracak darbeyi yiyeceğini anlayacak. 23/99...108

başlarına dehşet bir felaketin geldiğine iyice kâni olacaklar.

Bel kemiklerini kıracak bir azaba uğrayacaklarını anlarlar.

Bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacakları zannındadırlar.

Sanır ki, ona arka kemiklerini kıracak bir muamele yapılacaktır.

Belini kıran darbeyi yediğini hisseder. [3, 106; 80, 37-42; 88, 2-10]

Kendisine bel kemiklerini kıran(bela)nın yapılacağını anlar.

24,25. Ve yüzler vardır ki çirkin ve buruşuk olub onları üzerlerindeki yükden bel kemiklerini kırılmış zan idersin.

bellerinin kırılacağını sanırlar.

Bellerini bükecek bir felakete uğrayacağını anlayacak.

Belini kıracak birşeye uğrayacağını bilir.

Kendisine, bel kıracak bir hesap yöneleceğini sezinler.

bilürler gümānsuz kim eylenile anlara ķatı iş.

Mütevaḳḳı‘ olur, özine ulu dāhiye ine.

(Sahiblərinin) bel sümüklərinin (dəhşətli bir əzabla) qırılacağını anlayacaqdır!

Thou wilt know that some great disaster is about to fall on them.

In the thought that some back-breaking calamity was about to be inflicted on them;


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.