28 Temmuz 2021 - 18 Zi'l-Hicce 1442 Çarşamba

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
A’râf Suresi 107. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1962)
Cemal Külünkoğlu Meali
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmail Hakkı İzmirli (1926)
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.

Feelkâ ‘asâhu fe-iżâ hiye śu’bânun mubîn(un)

Böylelikle (Musa) asasını fırlatınca, anında apaçık bir ejderha oluverdi.

Musa, sopasını yere attı, derken sopa apaşikar kocaman bir yılan oldu.

Bunun üzerine Musa asasını yere attı. “Oo bir de ne görsünler!” koskoca bir ejderha!

Bunun üzerine Mûsâ asâsını yere attı. Asâ hemen, âşikâre bir ejderha oluverdi.

Bunun üzerine (Musa) asasını attı ve bir anda apaçık bir yılan oluverdi.

Böylelikle (Musa) asasını fırlatınca, anında apaçık bir ejderha oluverdi.

Bunun üzerine Mûsa, asâsını yere bıraktı. Hemen o anda asâ, kocaman bir ejderha oluverdi.

Musa, asasını atar atmaz ortaya apaçık bir ejderha olarak çıkıverdi.

Bunun üzerine Mûsâ asâsını yere attı, o hemen tam anlamıyla bir ejderha oluverdi.

Musa değneğini yere atınca, hemen açıkça bir ejderha oluvermişti

Bunun üzerine Musa, asasını yere bırakıverdi, o da birdenbire kocaman bir ejderha oldu.

107,108. Musa, asasını yere atar atmaz apaçık bir yılan (ejderha) oluverdi; elini çıkardı, bakanlar bembeyaz olduğunu gördüler.

Bunun üzerine Mûsâ, asasını yere attı. Bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha.

Bunun üzerine Musa asasını yere attı. O hemen apaçık bir ejderha oluverdi!

Asasını attı, iri bir yılan oluverdi.

Bunun üzerine Musa, asâsını yere bırakıverdi, o da birdenbire kocaman bir ejderha kesiliverdi.

Bunun üzerine asasını bırakıverdi, ne baksın o koskoca bir ejderha kesiliverdi

Bunun üzerine, Musa asasını yere bıraktı, asa sahici büyük bir yılan¹ oldu.*

Bunun üzerine (Musa) asasını bırakdı, bir de ne görsünler: O, apaçık bir ejderhâdır.

Bunun üzerine (Mûsâ) asâsını (yere) bıraktı. Bir de baktılar ki, o, apaçık bir ejderhâ!(1)*

Musa asasını yere atınca, asa birden bire açık bir şekilde yılan oldu.

Bunun üzerine Musa asasını bıraktı. Asa besbelli ejderha oluverdi;

Musa, asasını yere atar atmaz apaçık bir ejderha oluverdi.

Bunun üzerine Mûsâ asâsını atıverdi yere; bir de ne görsünler, o cansız değnek, kocaman bir yılana dönüşmüş!

Derken, asâsını attı; hemen o açıkça bir yılan!

(Musa) asasını atmıştı. Bir de ne görsünler, o (asa) apaçık bir yılan (olmuş)! [*]*

(Bunun üzerine Mûsa) âsâsını bıraktı. Bir de baktılar ki âsâ, gerçek bir yılan (oluvermiş.)¹*

Bunun üzerine [Musa], asâsını yere bıraktı: Oo! [bir de ne görsünler!] düpedüz bir yılandı, bu;

Bunun üzerine Musa asasını yere bıraktı. O anda ne görsünler! Asa apaçık bir yılan oluvermiş! 26/30...33

Bunun üzerine (Musa) asâsını yere bıraktı: Fakat o da ne? Düpedüz bir yılandı o!

Bunun üzerine âsâsını bıraktı. Âsâ hemen apaçık bir ejderha oluverdi.

107, 108. Bunun üzerine Mûsâ, asasını yere bırakıverdi, bir de ne görsün: o koskoca bir ejderha kesilmiş! Elini sıyırıp çıkardı, bir de ne görsün: Bakan kimseler için parlak mı parlak, ışık saçan bir el haline gelmiş! [20, 18-22] {KM, Çıkış 4, 2-8}

Bunun üzerine (Musa), asasını attı, birden o, açıkça bir ejderha (oluverdi).

Musa hemen değneğini yere attı. Birden bire tam bir yılan oluverdi.

O anda Musa bastonunu attı. Şimdi o apaçık bir ejderha olmuştu.

Musa asâsını attığında o koca bir yılan kesiliverdi.

Bunun üzerine Mûsa, asasını yere attı; birden korkunç bir ejderha oluverdi o.

pes bıraķdı aśasını pes ol vaķt kim ol ejderhādur bellü.

Pes bıraḳdı Mūsā ‘aṣāsını ol vaḳtda ol ulu yılan oldı.

(Fir’on bunu deyən kimi) Musa əsasını (yerə atdı) və o, dərhal (hamının gözünə) aşkar görünən bir əjdaha oldu.

Then he flung down his staff and lo! it was a serpent manifest;

Then (Moses) threw his rod, and behold! it was a serpent, plain (for all to see)!(1075)*


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.