27 Temmuz 2021 - 17 Zi'l-Hicce 1442 Salı

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
A’râf Suresi 106. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1962)
Cemal Külünkoğlu Meali
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmail Hakkı İzmirli (1926)
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.

Kâle in kunte ci/te bi-âyetin fe/ti bihâ in kunte mine-ssâdikîn(e)

(Firavun) Dedi ki: "Eğer gerçekten bir ayet (mucize) getirmişsen ve doğru sözlülerden isen, bu durumda onu getir (ve göster bakalım) ."

Firavun, apaçık delille geldiysen ve doğru söz söyleyenlerdensen göster o delili dedi.

Firavun: “Bir belge getirdiysen göster bakalım, eğer doğru sözlü biriysen” dedi.

Firavun:
“Eğer peygamberliğinin tasdiki ile ilgili bir mûcize getirdiysen, şâyet iddianda da doğru isen, mûcizeni göster bakalım!" dedi.

(Firavun): "Eğer bir mucize getirdiysen; doğru sözlülerden isen, onu ortaya koy" dedi.

(Firavun) Dedi ki: 'Eğer gerçekten bir ayet getirmişsen ve doğru söylüyrsan, bu durumda onu getir (bakalım).'

(Firavun, Mûsa'ya şöyle) dedi: “- Eğer sen mû'cize getirdiysen ve sadık kimselerden isen onu (getir) göster.”

Firavun: “Eğer bir mucize getirdiysen, getir bakalım; eğer doğru söylüyorsan.” dedi.

Firavun şöyle dedi: “Eğer bir mûcize getirdiysen ve gerçekten doğru söylüyorsan, onu ortaya çıkar.”

Firavun dedi ki: «Sözünde gerçeksen, varsa bir belgen? getir görelim !»

(Firavun) dedi ki: “Eğer bir mucize getirdiysen ve gerçekten doğru söylüyorsan onu göster bakalım.”

Firavun: "Bir mucize getirdiysen ortaya koy bakalım, doğru sözlülerden isen bunu yaparsın" dedi.

Firavun, “Eğer açık bir delil getirdiysen haydi göster onu bakalım, şayet doğru söyleyenlerden isen” dedi.

(Firavun) dedi ki: Eğer bir mucize getirdiysen ve gerçekten doğru söylüyorsan onu göster bakalım.

Dedi: "Bir ayet (mucize) ile gelmişsen ve gerçekten doğru sözlüysen getir onu bakalım."

Firavun: "Eğer bir mucize getirdiysen ve eğer doğru söyleyenlerden isen onu göster" dedi.

Eğer, dedi: Bir âyet ile geldinse getir onu bakalım sadıklardan isen

Firavun: “Eğer gerçekten bir âyet¹ getirdiysen ve doğru söyleyenlerdensen onu göster bakalım.” dedi.*

(Fir'avn şöyle) dedi: «Eğer sen bir âyet (mu'cize) getirdiysen göster onu, eğer sadıklardan isen».

(Fir'avun) dedi ki: “Eğer bir delil getirdiysen (ve) doğru söyleyenlerden isen haydi onu getir!”

Firavun “Mademki sen mucizelerle birlikte geldin, eğer doğru söylüyorsan onu bize göster bakalım” dedi.

Firavun dedi ki: «— Mucize getirmişsen, gerçek isen, haydi mucizeyi getir».

Firavun, “Bir mucize getirdiysen ve doğru sözlülerden isen onu getir (de bir bakalım)” dedi.

Firavun, “Gerçekten bir mûcize getirdiysen, haydi onu göster bakalım, eğer doğru söylüyorsan!” dedi.

(Firavun): -“Sadıklar’dan / Özü-Sözü Doğrular’dan isen, eğer bir âyet ile gelmişsen, onu getir!” dedi.

(Firavun) şöyle demişti: “Bir delil getirdiysen, doğru söyleyenlerdensen onu getir (göster)!”

(Firavun): “Eğer bir mûcize getirdiysen ve gerçekten de doğru söylüyorsan, haydi onu göster bakalım.” dedi.

[Firavun]: “Bir işaret, bir alamet getirdiysen, göster bakalım; tabii, doğru sözlü biriysen!” dedi.

– (Firavun) Eğer bir belge/mucize ile geldiysen ve eğer doğru söylüyorsan haydi getir onu ortaya koy dedi. 20/47...69, 26/30- 31

(Firavun) dedi ki: “Madem ki (mucizevi) bir delille geldin, o hâlde ortaya koy, tabii ki sözünün arkasında duruyorsan”

Dedi ki: «Eğer sen bir mûcize ile gelmiş isen onu getir, sen sâdıklardan isen.»

“Eğer” dedi Firavun, “Gerçekten getirdiğin bir belge varsa ve sen doğru söyleyen biri isen, onu ortaya koy da görelim. ”

(Fir'avn) dedi. "Eğer bir ayet (mu'cize) getirmiş isen, hakikaten doğru söylüyorsan göster onu bakalım!"

Firavun dedi ki “Bir mucize(ayet) getirdiysen göster; tabii doğru sözlü biri isen.”

-Eğer bir belge ile geldiysen, haydi doğru söyleyen biriysen onu ortaya koy, dedi.

Firavun “Delil getirdiysen göster, eğer doğru söylüyorsan” dedi.

Firavun dedi: "Bir mucize getirdinse, doğru sözlülerden isen onu ortaya çıkar!"

eyitti: fir'avn “eger getürdüñ-ise bir nişān götür anı eger olduñ-ise girçeklerden.”

Fir‘avn eyitdi: Eger sen mu‘cizāt‐ıla geldüñ‐ise getür anı görelüm, eger sengirçeklerden‐iseñ.

(Fir’on Musaya) dedi: “Əgər mö’cüzə ilə gəlmisənsə və doğru deyirsənsə, onu gətir göstər!”

(Pharaoh) said : If thou comest with a token, then produce it, if thou art of those who speak the truth.

(Pharaoh) said: "If indeed thou hast come with a Sign, show it forth,- if thou tellest the truth."(1074)*


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.