25 Ekim 2021 - 19 Rebiü'l-Evvel 1443 Pazartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Tûr Suresi 29. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Seç/Sil

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.

Feżekkir femâ ente bini’meti rabbike bikâhinin velâ mecnûn(in)

Artık öğüt ver, gerçekten de Rabbinin nimeti sayesinde sen, ne kahinsin, ne deli.

Şu halde Sen (ey Nebim!) öğüt verip-hatırlat; çünkü Sen, Rabbinin nimetiyle ne kâhinsin, ne mecnun. (Sana iftira edenler, asıl kendileri delidir ve nasipsizdir.)

Öyleyse ey Muhammed! Sen bütün insanlara öğüt ver. Çünkü sen, Rabbinin nimeti sayesinde, inkârcıların dedikleri gibi ne bir kahinsin, ne de bir deli.

Öğüt ver, tebliğ görevini yapmaya devam et. Rabbinin, sana ihsan ettiği vahyi, peygamberlik nimeti sebebiyle, sana kâhin de, cinlere mahkûm olmuş biri de, deli de diyemezler. Sen kâhin de, cinlere mahkûm olmuş biri de, deli de değilsin.

Öğüt ver, tebliğ görevini yapmaya devam et. Rabbinin, sana ihsan ettiği vahiy, peygamberlik nimeti sebebiyle, kâhin de, cinlere mahkûm olmuş biri de, deli de değilsin, senin kimliğin sıradan biri gibi gizli-meçhul de kalmayacak;

Şu halde sen, öğüt verip-hatırlat; çünkü sen, Rabbinin nimetiyle ne kahinsin, ne mecnun.

O halde (Ey Rasûlüm, sen) öğüd ve nasihata devam et; çünkü sen, Rabbinin (nübüvvet ve İslâm) nimeti sayesinde ne kâhinsin, ne mecnûn...

Artık sen uyar (tebliğ et.) Sen, Rabbinin sana verdiği nimet sayesinde, ne kâhinsin ne de deli.

Sen öğüt ver! Rabbinin nimeti sayesinde sen ne kâhinsin ne de bir deli.

Öğüt ver, sana nimeti yüzünden Tanrının; sen ne bir bakıcısın, ne de bir deli !

(Ey Resul!) Sen tebliğ ve irşada devam et! Çünkü sen Rabbinin sana (elçilik) lütfettiği birisin. (Onların iddia ettiği gibi) ne kâhinsin ne de mecnun.

(Yâ Muhammed!) Rabbinin lütfuyla sen va’zında devâm it, sen ne bir kâhin ne de bir mecnûnsun.

Öğüt ver; Rabbinin nimetiyle sen, ne kahinsin ne de delisin.

(Ey Muhammed!) O hâlde, sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde, sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.

(Resûlüm!) Sen öğüt ver. Rabbinin lütfuyla sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.

Sen öğüt ver. Rabbinin sana olan iyiliği sayesinde sen ne bir kahinsin, ne de deli.

(Ey Muhammed!) sen hatırlat, öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde sen ne kâhinsin, ne de mecnûn.

O halde va'z-u tezkire devam et, çünkü sen, rabbının ni'meti hakkı için, ne kâhinsin ne de mecnun

O halde öğüt vermeye devam et. Rabb'inin nimeti sayesinde ne kâhin ne de mecnûnsun.

(Habîbim) sen hemen öğüt vermekde devam et. Öyle ya, sen Rabbinin ni'meti sayesinde ne bir kâhin, ne de bir mecnun değilsin.

(Ey Resûlüm!) O hâlde nasîhat et; çünki Rabbinin ni'meti hakkı için, sen ne bir kâhinsin, ne de bir mecnun!

(Ey elçi) Düşün. Sen Rabbi’nin nimeti ile ne bir kehanette bulunan, nede deli olan birisi idin.

Öyleyse durma öğüt ver. Evet, sen çalabının iyiliği yüzünden, ne bilinmeyeni bildiren bir falcısın, ne de bir delisin.

Artık yine öğütte bulun. Sen Rabbinin inayet ve nimeti sayesinde falcı da değilsin, deli de değilsin.

O halde sen, öğüt verip hatırlat; çünkü sen, Rabbinin nimetiyle ne bir kâhinsin, ne de bir mecnun.

O hâlde, ey şanlı Elçi! Sen bunları haber vererek insanlara öğüt ver! Onlar ne derlerse desinler; Rabb’inin sonsuz şefkat ve nîmeti sayesinde, sen ne kâhinsin, ne de deli!

Öğüt ver! Sen, rabbinin nimeti sebebiyle ne bir kâhinsin, ne bir mecnûn!

Sen (gerçeği) hatırlat! Rabbinin lütfuyla sen kâhin [*] de değilsin; cinlenmiş [*] de değilsin. [*]*

(Ey Muhammed!) Sen sadece hatırlat. Çünkü Rabbinin nîmeti sayesinde sen kâhin de değilsin, mecnun da değilsin.

ÖYLEYSE [ey Muhammed, bütün insanlara] öğüt ver: çünkü, Rabbinin rahmetiyle, sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.

– Sen, öğüt vermeye devam et zira sen Rabbinin nimet ve lütfuna mazhar olmuş birisin onun için sen ne bir kâhinsin ne de cinlerden ilham alan dengesiz bir kişi. 51/55, 87/9-10

(EY NEBİ!) Öğüt vermeyi (sürdür); şüphesiz, -Rabbinin nimeti sayesinde- senin bir kâhin ve bir mecnun olma ihtimalin asla bulunmamaktadır.[4758]*

Artık sen öğüt vermeğe devam et. Çünkü sen Rabbin nîmeti hakkı için ne bir kâhînsin ve ne de bir mecnûn.

Ey Resulüm, sen irşad ve nasihatina devam et! Sen Rabbinin ihsanı sayesinde kâfirlerin iddia ettikleri gibi kâhin de değilsin, deli de değilsin. *

(Ey Muhammed), Sen hatırlat, öğüt ver. Rabbinin ni'meti sayesinde sen ne kahinsin, ne de mecnun.

Onları bilgilendirmeye devam et. Sahibinin nimeti sayesinde sen, ne geleceği bildiğini sanan birisin (kâhin[*]) ne de cinlerin (şeytanların) etkisindesin.*

-Sen, öğüt ver. Kesinlikle sen Rabbinin nimeti sayesinde ne medyumsun ne de mecnun (dinlenmiş)

Sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde sen ne kâhinsin, ne de deli.

Artık hatırlat, öğüt ver! Rabbinin nimetine yemin olsun ki, sen ne kâhinsin ne de cin çarpmış.

pes ögütle degülsin sen çalabuñ ni'met iyile vaḥysuz ġaybdan söyleyici daħı degülsin delü.

Pes ögütle sen Tañrı raḥmeti‐le. Müneccim degülsin, delü daḫı degülsin.

Elə isə (ya Peyğəmbər! Sən müşriklərə) öyüd-nəsihət ver. Sən öz Rəbbinin ne’məti (nübüvvət və islam dini) sayəsində nə kahinsən, nə də divanə!

Therefor warn (men, O Muhammad). By the grace of Allah thou art neither soothsayer nor madman.

Therefore proclaim thou(5063) the praises (of thy Lord): for by the Grace of thy Lord, thou art no (vulgar) soothsayer, nor art thou one possessed.*


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.