26 Şubat 2024 - 16 Şaban 1445 Pazartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Âl-i İmrân Suresi 178. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Velâ yahsebenne-lleżîne keferû ennemâ numlî lehum ḣayrun li-enfusihim(c) innemâ numlî lehum liyezdâdû iśmâ(en)(c) velehum ‘ażâbun muhîn(un)

Küfredenler, kendilerine mühlet ve fırsat vermemizi, kendileri için hayırlı sanmasınlar. Onlara mühlet ve fırsat verişimiz, suçlarını arttırmaları içindir ve onlaradır horhakir edici azap.

(Allah’ın rızasını ve Hakk davayı bırakıp) O küfre ve nankörlüğe sapanlar (var ya); onlar kendilerine tanıdığımız fırsat ve mühleti, sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar. Biz onlara, ancak günahları (ve sorumlulukları) daha da artsın diye süre (ve fırsat) vermekteyiz. (Sonunda mutlaka) Onlar için aşağılatıcı (pişman ve perişan kılıcı) bir azap (ve kötü bir akıbet) vardır.

Ve o Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, kendilerine zaman ve imkan vermemizi kendilerinin iyiliğinedir diye sanmasınlar. Onlara fırsat vermemiz, ancak günahlarını artırmaları içindir. Onları utanç verici bir azap beklemektedir.

Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler, kendilerine vereceğimiz mühletin, haklarında hayırlı olduğunu sanmasınlar. Bilerek işledikleri günahlarını, zararlarını artırsınlar diye, biz onlara mühlet veriyoruz. Onlara, alçaltıcı, zillete düşürücü ruhi bir azap da vardır.

bk. Kur’ân-ı Kerim, 9/55; 23/55-56; 68/44.

Kâfirler kendilerine mühlet vermemizin kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Onlara günahlarını artırmaları için mühlet veriyoruz. Onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.

O küfre sapanlar, kendilerine tanıdığımız süreyi sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar, biz onlara, ancak günahları daha da artsın, diye süre vermekteyiz. Onlar için aşağılatıcı bir azab vardır.

Bir de küfredenler, kendilerine ömür ve mühlet verişimizi, sakın kendileri için hayırlı sanmasın. Biz onları sırf günahlarını artırsınlar diye bırakıyoruz. Hem onlara, hor ve hakîr bırakan bir azap vardır.

O kâfirler, onlara verdiğimiz mühletin kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Ancak günahları artsın diye kendilerine mühlet veriyoruz. Ve (sonuçta) onlar için alçaltıcı bir azap olacaktır.

Kâfirler sanmasınlar ki kendilerine mühlet vermemiz onların hayrınadır; onlara mühlet vermemiz günahlarını arttırmaları içindir. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Kâfirler sanmaya ki, onlara iylikçin zaman veririz, ancak zaman veririz ki, günahları çoğala, onlar için horlayıcı azap var

O küfre sapanlar, onlara tanıdığımız süreyi sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar. Biz onlara, ancak (kendi iradeleriyle çoğaltmak istedikleri) günahlarını artırmaları (ve dünyadaki çılgınlıkları yaşamaları) için mühlet vermekteyiz. Sonuçta onlara utanç verici/alçaltıcı bir azap vardır.

Kâfirler zan itmesünler ki ânlara tûl-u ’ömür virir isek haklarında hayırlıdır, ’ömürlerini temdîd idiyoruz ki günâhlarını da artdırsunlar. Kahhâr bir ’azâb ânlar içündir.

İmanı inkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar.. Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye mühlet veriyoruz. Küçültücü azab onlaradır.

İnkâr edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin, sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

İnkâr edenler, kendilerine vermiş olduğumuz fırsatın sakın onlar için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Onlara verdiğimiz fırsat ancak günahlarını arttırmaya yarıyor. Onlar için alçaltıcı azap vardır.

İnkâr edenler sanmasınlar ki, kendilerine mühlet vermemiz onlar için daha hayırlıdır. Onlara ancak günahlarını arttırmaları için fırsat veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

İnkarcılar, vermiş bulunduğum sürenin kendileri için iyi olduğunu sanmasınlar. Günahlarının artması için kendilerine süre veriyoruz. Onlara alçaltıcı bir azap var

Kâfirler, kendilerine mühlet vermemizin, şahısları için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara bu mühleti, ancak günahlarını artırsınlar diye veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

bir de o küfredenler kendilerini bırakışımızı zinhar kendileri için bir hayır sanmasınlar biz onları sırf günahlarını artsınlar diye bırakıyoruz, hem onlara zillet verici bir azab var

İnkâr edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin, sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Bizim onlara verdiğimiz bu mühleti, günahlarının artması için kullanırlarsa âhirette onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Gerçeği yalanlayan nankörler, kendilerine süre tanımamızın, yararlarına olduğunu sanmasınlar. Onlara süre tanımamızın nedeni, günahlarının artması içindir. Onlar için, alçaltıcı bir azap vardır.

O küfredenler kendilerine zaman (ve meydan) vermenizi nefisleri için zînhâr hayırlı sanmasın (lar). Onlara fırsat verişimiz, ancak günâh (ların) ı artırmaları içindir. Onlara hor ve hakıyr edici bir azâb vardır.

O hâlde inkâr edenler, gerçekten onlara mühlet vermemizi kendileri için sakın bir hayır sanmasınlar! Onlara ancak, (pek istedikleri şekilde) günahlarının artması için mühlet veriyoruz! Hâlbuki onlara aşağılayıcı bir azab vardır.(3)

(3)“Büyük hatâlar ve cinâyetler te’hîr ile (ertelenmekle) büyük merkezlerde ve küçücük cinâyetler ta‘cîl ile (acele ederek) küçük merkezlerde verildiğ... Devamı..

Gerçekleri inkâr edenler kendilerine zaman tanımamızı, kendileri için hayırlı zannetmesinler. Onlara zaman tanımamız, yalnızca günahlarının artması içindir. Onlar için alçaltıcı bir azap var.

O kimseler ki Allah’ı tanımazlar, sanmasınlar ki kendilerine uzun bir ömür sağlamamız onlar için yeydir. Bizim onları uzun yaşatmamız suçları artsın diyedir. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Sakın kâfir olanlar kendilerine mühlet [⁷] vermekliğimizi haklarında hayırlı sanmasınlar. Onlara mühlet vermekliğimiz günahlarını artırmak içindir. Onlar için kendilerini hor kılıcı bir azap vardır.

[7] Ömür, zafer, iyi yaşayış gibi.[7] Şerayi ve ahkâmı beyan eden kitap. Veya Tevrat ve İncil ve Zebur.

İnkâr edenler kendilerine mühlet vermemizi, kendileri için hayırlı bir şey saymasınlar. Biz onlara mühlet veriyoruz; sonuçta onlar günahlarını artırıyor.⁴⁶ Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

46 Birçok meâllerde gözüken anlam; “Biz onlara günahları artsın diye mühlet veriyoruz” veya “günahlarını artırsınlar” yani “bol bol günah işlesinler” ... Devamı..

Küfre sapanlar, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye mühlet veriyoruz. Küçültücü azap onlaradır.

Allah’ın ayetlerini inkâr edenler sanmasınlar ki, onlara mühlet vermemiz kendileri için hayırlıdır. Hayır! Sanki Biz onlara, sırf günaha iyice batsınlar diye süre veriyoruz. Hâlbuki kendilerine tanınan bu süreyi fırsat bilip günahlardan tövbe etmeleri gerekirdi. İşte onlar için, alçaltıcı bir azap vardır!
Bazı müminler, “Allah, sürekli fitnelere sebep olan bu münâfıkları neden bize ismen bildirmiyor, neden onları aramızdan çıkarıp atmıyor?” diyorlar. Onlara de ki:

İnkâr edenler saymasın ki kendi nefisleri için onlara mühlet veriyoruz!
Doğrusu onlara, günah artırmaları için mühlet veriyoruz.
Onlar için alçaltan bir azap da vardır.

İnkarcılar, bizim iplerini biraz uzatmış olmamızı, sakın kendileri için hayra yormasınlar. Onları biraz salıyorsak bu, suçları çoğalsın diyedir. İlerdeki cezaları daha da aşağılayıcı.

İnkâr edenler kendilerine verilen mühletin kendileri için hayırlı olduğunu sanmasın. Biz onlara günahları artsın, hesap günü cezalarının ne olduğunu görsünler diye mühlet veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Kâfir olanlar sanmasınlar ki kendilerine zaman tanımamız, onlar için hayırlıdır. Onlara zaman tanıyoruz; sonunda günahlarını artıracaklar. Onlar için küçük düşürücü bir azap vardır. [*]

İnkârcılara zaman tanınmasıyla ilgili olarak bkz. A‘râf 7:183; Kalem 68:45; Müzzemmil 73:11; Târık 86:17.

O kâfirler, kendilerine süre tanımamızın¹ kendileri hakkında daha hayırlı olduğunu sanmasınlar. Bizim, onlara süre tanımamız, ancak günâhlarını artırmaları içindir. Zîrâ (âhirette) onlara, rezil edici bir azap vardır.

1 Yani; onlara uzun ömür vermemizi veya Uhud savaşında kendilerini helâk etmeyip de biraz daha yaşamalarına müsaade etmemizi…

Ve onlar -ha-kikati inkara şartlanmış olanlar- sanmasınlar ki kendilerine mühlet vermemiz onların hayrınadır, onlara mühlet verdik ki günahkarlıkları artsın; sonuçta onları utanç verici bir azap beklemektedir. ¹³⁵

135 Bu ayet, insanın eğilimlerinin ve eylemlerinin -ve evrendeki diğer bütün olayların- tâbi olduğu tabiat kanunu (Kur’an terminolojisinde sünnetullâh... Devamı..

Gerçekleri örtbas eden kâfirlere yanlıştan dönmeleri için verdiğimiz mühleti hayır sanmasınlar. Bizim onlara verdiğimiz bu mühleti günahlarının artması için kullanırlarsa ahirette onlar için rezil edici azap vardır. 2/96, 19/75, 16/61, 35/45

Ve inkârda direnenler sanmasınlar ki, onlara mühlet vermemiz kendi hayırlarınadır. Onlara yalnızca günahlarını artırsınlar diye mühlet veriyoruz; sonunda onları da alçaltıcı bir azap bekler.

Küfürde direnenler, -kendilerine mühlet vermemizi- sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar. Biz onlara mühleti sırf günahları çoğalsın diye veriyoruz. Onlar için de (ahirette) alçaltıcı bir azap vardır.

İnkâr edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin, sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Küfredenler asla sanmasınlar ki, onlara mühlet verişimiz onların nefisleri için bir hayırdır. Biz onlara mühlet veriyoruz ki günahlarını arttırsınlar. Ve onlar için zillet verici bir azap vardır.

O kâfirler kendilerine mühlet vermemizin kendileri hakkında hayır olduğunu sanmasınlar. Onlara mühlet vermemiz, günahlarının artması içindir. Onlara zelil ve perişan eden bir azap vardır. [23, 55-56; 68, 44; 9, 55]

İnkar edenler sanmasınlar ki, kendilerine süre vermemiz, kendileri için hayırlıdır. Biz onlara süre veriyoruz ki günahı artırsınlar. Onlar için alçaltıcı bir azab vardır.

Kâfirler bizim onlara imhâlimizi (dünyâda mal, mülk, uzun 'ömür, rahat ve refâh virmek sûretiyle derhâl 'azâb itmediğimizi) kendi nefisleriyçün hayırlıdır zan itmesünler. Bizim onlara bu mühlet virişimiz günâhlarının artması içündir. Onlara rezîl ve rüsvay idici 'azâb ve 'ikâb vardır.

Ayetleri örtenler, verdiğimiz fırsatın kendi iyiliklerine olduğunu sanmasınlar. Fırsatı günahlarını artırsınlar diye veriyoruz. Onların hak ettiği alçaltıcı bir azaptır.

Kafirler kendilerine mühlet vermemizi hayırlı sanmasınlar. Biz onlara ancak günahlarını artırmaları için mühlet veriyoruz/ ömürlerini uzatıyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

İnkâr edenler, onlara mühlet verişimizi kendilerinin hayrına sanmasınlar. Biz onlara, günahlarını arttırsınlar diye mühlet veriyoruz. Sonunda onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.

Küfre sapanlar, onlara süre tanımamızın kendileri için hayırlı olduğunu asla düşünmesinler. Onlara, biraz daha günah işlesinler diye süre veriyoruz. Yere geçirecek bir azap var onlar için.

daħı śanmasuñ anlar kim kāfir oldılar: bayıķ ol kim mühlet virürüz anlara, yigrekdür gendüzilerine. bayıķ mühlet virürüz anlara, tā arturalar yazuġı; daħı anlaruñdur 'aźāb ħor eyleyici.

Ṣanmasunlar ol kişiler kim kāfir oldılar ki biz anlara mühlet virdük ḫayr‐ıçun nefslerine. Mühlet virmez‐biz anlara illā arıtmaġ‐ıçun yazuḳları. Daḫı varanlara ẕelīl eyleyici ‘aẕāb.

Küfr edənlər onlara verdiyimiz möhləti heç də özləri üçün xeyirli sanmasınlar! Bizim onlara verdiyimiz möhlət ancaq günahlarını daha da artırmaları üçündür. Onlar alçaldıcı bir əzab görəcəklər!

And let not those who disbelieve imagine that the rein We give them bodeth good unto their souls. We only give them rein that they may grow in sinfulness. And theirs will be a shameful doom.

Let not the Unbelievers think that our respite to them is good for themselves: We grant them respite that they may grow(480) in their iniquity: But they will have a shameful punishment.

480 That the cup of their iniquity may be full. The appetite for sin grows with what it feeds on. The natural result is that the sinner sinks deeper i... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.