14 Mayıs 2026 - 26 Zi'l-Ka'de 1447 - Perşembe

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Âl-i İmrân Suresi 171. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Yestebşirûne bini’metin mina(A)llâhi vefadlin veenna(A)llâhe lâ yudî’u ecra-lmu/minîn(e)

Allah'ın nimet ve ihsanına nail olduklarından dolayı sevinç içindedir onlar ve Allah, inananların ecrini zayi etmez.

Onlar (şehit olanlar ve Allah’ın rızasına ulaşanlar), Allah’tan bir nimeti, bir fazilet ve bereketi ve kesinlikle Allah’ın mü’minlerin ecrini asla boşa vermeyeceği (gerçeğini) müjdeleyip durmaktadırlar.

Allah'ın nimet ve ikramıyla ve bir de Allah'ın, inananların hak ettiği ödülü zayi etmeyeceği gerçeğini müjdeleyerek sevinirler.

Onlar Allah'tan gelen nimet ve lütfun, Allah'ın, mü'minlerin mükâfatını zâyi etmeyeceği müjdesinin sevincini duymaktadırlar.

Allah'tan olan bir nimet, lütuf ve Allah'ın mü'minlerin ecirlerini zayi etmeyeceği müjdesiyle sevinirler.

Onlar, Allah'tan bir nimeti, bir fazlı (bolluğu) ve gerçekten Allah'ın mü'minlerin ecrini boşa çıkarmadığını müjdelemektedirler.

Onlar, Allah'dan gelen bir nimet ve daha üstün bir ihsan sebebiyle sevinirler ve müminlerin mükâfatını Allah'ın zayi etmediği neş'esi içinde bulunurlar.

Allah’ın nimet ve ikramından ve Allah’ın inananların ücretini zayi etmediğinden dolayı sevinirler. (Ve sevindirirler.)

Onlar Allah'tan gelecek olan nimet ve keremin, Allah'ın müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içinde olacaklardır.

Allahın erdemiyle, nimetlerini müjdelerler, Allah inananların sevapların yitirmez

Onlar (ayrıca) Allah’ın (şehitler için hazırladığı muhteşem) nimeti ve lütfu haber vermek ve Allah’ın mü’minlerin çabalarını boşa çıkarmayacağını müjdelemek isterler.

Allâh’ın ihsân itdiği ni’met ve lütufdan ve mü’minlerin mükâfâtsız kalmamaları(ndan) dolayı memnûndurlar.

Onlar Allah'tan olan bir nimeti, bolluğu ve Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.*

(Şehitler) Allah’ın nimetine, keremine ve Allah’ın, mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.

Onlar Allah’tan gelen bir nimet, bir lütuf sebebiyle ve Allah’ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesi ile de sevinç içerisindedirler.

Onlar, Allah'tan gelen nimet ve keremin; Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler.

ALLAH'ın bol nimetini ve ALLAH'ın inananların ödülünü yitirmeyeceği gerçeğini müjdelemek isterler

Onlar, Allah'ın nimetini, keremini ve Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini müjdelerler.

Allahın bir ni'metini bir de fazlını ve Allah mü'minlerin ecrini zayi' etmiyeceğini istibşar ederler

(Ve ayrıca şehitler) Allah’ın nimetini, lütfunu ve Allah’ın mü’minlerin ecirlerini zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.

Onlar; Allah'ın nimetini, lütfunu ve Allah'ın mü'minlerin ecirlerini¹ zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.

1- Yaptıklarının karşılığını.

Onlar Allahdan (gelen) bir ni'metle, (hattâ) daha fazlasıyle ve Allah'ın, mü'minlere olan mükâfatını zaayi etmeyeceği müjdesiyle de sevinirler.

Onlar Allah’tan bir nimeti, lütfu ve Allah’ın mü’minlerin mükâfatını zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.

[46/13; 36/26, 27]

(Onlar) Allah'dan (gelen) bir ni'meti ve bir ihsânı ve şübhesiz Allah'ın, mü'minlerin mükâfâtını zâyi' etmeyeceğini (de) müjdelemek isterler.

Onlar, Allah’tan olan bir nimet, lütuf ve şüphesiz Allah’ın mü’minlerin ecirlerini zayi etmeyeceği müjdesiyle sevinirler. *

(*) Âyet hem bir önceki âyeti pekiştirmekte hem de şehitlerin sadece arkada bıraktıkları müminler için korku ve tasa olmadığını öğrenmeleri sebebiyle ... Devamı..

Onlar, Allah’ın verdiği nimetler ve lütfundan bağışladıkları ile (henüz hayatta olanları) müjdeleme isteği duyarlar. Allah inananların hak ettikleri karşılığı zayi etmez.

Onlara Allah’dan bol iyilik gelecektir. "Gerçekten Allah inananların karşılığını yitirmiyecektir." Müjdesini alınca da sevinirler.

Allah tarafından verilen nimet ve inayet ve Allah/ın müminlere olan mükâfatı zayi etmeyeceği müjdesiyle mesrur olurlar [⁸].

[8] Yahut nimet ve inayet müjdesiyle mesrur olurlar; çünkü Allah mücahitlerin mükâfatını zayi kılmaz.

Ayrıca onlar, Allah’ın nimetini, lütfunu müjdelemeye de can atarlar. Allah elbette inananların ecrini zayi etmez.

Onlar Allah'tan olan nimet ve bol bağışa sevinirler ve şüphesiz Allah iman edenlerin ecrini asla zayi etmez.

Allah’ın şehitler için hazırladığı muhteşem lütuf ve nîmetlerini onlara haber vermek ve Allah’ın, inananların çabalarını boşa çıkarmadığını, onların mükâfâtını asla zayi etmediğini müjdelemek isterler.

Allah’tan bir nimeti ve lütfu müjdelemek istiyorlar.
Allah, Müminler’in ücretini / ödülünü yitirmez. ***

şehitlik Allah tarafından hem bir nimet hem de ayrıcalıkmış, Allah, inananların ecrini zayi etmiyormuş derler...

Onlar bilgileriyle, bilinçleriyle, inançlarıyla Allah’ın nimetine ulaşacaklarına, yaptıkları hiçbir şeyin Allah katında karşılıksız kalmayacağına inanırlar.

Onlar, Allah’tan gelen nimet ve iyiliğin, (yani) Allah’ın, müminlerin ödülünü elbette ziyan etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedir.

171,172. Onlar, (ayrıca) Allah’tan bir nîmet ve bir lütuf olarak Allah’ın; yaralandıktan sonra Allah ve Peygamberin davetine uyan mü’minlerin, (yaptıklarının) karşılığını kesinlikle boşa çıkarmayacağını ve onlardan Allah’ı görüyormuş gibi ibâdet edenlere ve Allah’tan hakkıyla sakınanlara büyük bir mükâfatın olduğunu da müjdelerler.¹

1 Rivayet olunur ki; Ebu Süfyan ve arkadaşları Uhud’dan çekilip “Ravha” denilen yere vardıklarında pişman olmuşlar ve “çoğunu öldürdük azı kalmıştı ni... Devamı..

Onlar, Allah katından ulaşan bir lütfu, bir nimeti ve Allah’ın inananların hak ettiği ödülü zayi etmeyeceği [vaadini] müjdelemek isterler.

Ve bunlar, Allah’ın nimeti ve lütfu ile Allah’ın inananların ödülünü zayi etmeyeceğini de müjdelemek isterler. 11/115, 18/30

Onlar, Allah’ın nimeti ve keremiyle, Allah’ın mü’minlere ait ecri zayi etmeyeceğini müjdelerler.

Onlar (Ayrıca), Allah'tan gelen nimet ile Allah'ın müminlerin mükâfâtını zayi etmeyeceği müjdesi ile sevinirler.

Allah’ın nimetini ve fazlından verdiklerini müjdelemek isterler. Allah, mü’minlerin ecrini kaybetmeyecektir.

Ve onlar Allah Teâlâ'dan bir nîmet ile ve bir fazl ile mü'minlerin mükâfaatını Allah Teâlâ'nın elbette zâyi etmeyeceği ile müjdelenip mesrûr bir halde bulunurlar.

Onlar Allah'ın nimeti ve lütfu ile ve Allah'ın müminlere olan mükâfatını zayi etmeyeceği müjdesiyle de sevinirler.

Allah'ın ni'metine, lutfuna ve Allah'ın mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.

Allâh Te'âlâ tarafından fazl ve ni'met ile istibşâr iylerler ve Allâh Te'âlâ'nın, mü'minlerin ecir ve mükâfâtını zâyi' iylemediğini anlarlar.

Allah'ın nimetini ve ikramını da müjdelemek isterler. Allah, inanıp güvenenlerin ödülünü azaltmaz.

Onlar, Allah'ın nimetini ve fazlını ve Allah'ın müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini de müjdelemek isterler.

Onlar, Allah'ın nimetini ve lütfunu, bir de mü'minlerin ecrini Allah'ın asla zayi etmeyeceğini müjdeliyorlar.

Allah'tan bir nimeti, bir lütfu ve Allah'ın müminlerin ödülünü vermezlik etmeyeceğini de müjdelerler.

Shuningdek, ular Allohdan keladigan ne’mat va fazlni hamda albatta, Alloh mo‘‎minlarning ajrini zoye qilmasligi haqida ham xushxabar bermoqdalar.

şād olurlar-iken bir ni'mete Tañrı’dan, daħı eylük; [36b] daħı bayıķ Tañrı żāyı' eylemez mü’minler müzdini.

Beşāret iderler Tañrı Ta‘ālā ni‘metlerini, fażlını ve keremini. Daḫı TañrıTa‘ālā żāyi‘ eylemez ẟevābını mü’minlerüñ.

Onlar Allahdan gələn ne’mət və mərhəmətə görə, həm də Allahın mö’minlərin mükafatını puça çıxarmayacağına görə sevincək olurlar.

They rejoice because of favour from Allah and kindness, and that Allah wasteth not the wage of the believers.

They glory in the Grace and the bounty from Allah, and in the fact that Allah suffereth not the reward of the Faithful to be lost (in the least).


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.